>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Korkunun Saltanatı, Vicdanın Mücadelesi

Yazının Giriş Tarihi: 05.06.2026 18:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.06.2026 18:51

Korkunun Saltanatı, Vicdanın Mücadelesi

Siyaset, millete hizmet etmenin aracı olmaktan çıkıp iktidarı korumanın tek amacı haline geldiğinde, demokrasinin ruhu yara alır. Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri de budur.

Yıllardır devletin imkanlarını elinde bulunduran siyasi iktidar, sadece seçim kazanmanın değil, aynı zamanda rakipsiz kalmanın yollarını aramaktadır. Medyanın büyük bölümü aynı merkezden konuşurken, ekonomik güç belirli çevrelerin elinde toplanırken ve devletin kurumları üzerindeki tartışmalar büyürken, vatandaşın aklındaki soru giderek daha yüksek sesle sorulmaktadır: Bu düzen kimin için işlemektedir?

Muhalefetin parçalanması, itibarsızlaştırılması ve etkisiz hale getirilmesi için kullanılan yöntemler artık gizlenemeyecek kadar görünür hale gelmiştir. Karalama kampanyaları, algı operasyonları, yargı tartışmaları ve ekonomik baskılar, demokratik rekabetin yerini alan araçlar olarak toplumun hafızasına kazınmaktadır.

Demokrasi, rakibinizi susturarak değil, onu sandıkta yenerek güçlenir. Eğer bir iktidar sürekli olarak rakiplerini etkisizleştirmeye ihtiyaç duyuyorsa, aslında kendi meşruiyet zeminini tartışmaya açıyor demektir.

Türkiye’nin geleceği, birkaç siyasi aktörün ikbal hesaplarından çok daha değerlidir. Bu millet, tarih boyunca vesayetlere de boyun eğmedi, dış müdahalelere de teslim olmadı. Bugün de milletin önündeki en büyük görev, olaylara sloganlarla değil, gerçeklerle bakabilmektir.

Vatandaş, duyduğuna değil gördüğüne inanmalıdır. Kim zenginleşiyor, kim fakirleşiyor? Kim hesap veriyor, kim vermiyor? Kim hukukun üstünlüğünü savunuyor, kim hukuku kendi çıkarına göre yorumluyor? Sorulması gereken sorular bunlardır.

Vatandaşın konuşmaktan çekindiği, gazetecinin yazarken iki kez düşündüğü, yargının tarafsızlığına ilişkin şüphelerin arttığı bir ortamda demokrasi yalnızca şeklen varlığını sürdürür. Oysa demokrasi sadece seçim günü kullanılan oydan ibaret değildir. Demokrasi, adaletin güçlüye göre değil hukuka göre işlemesidir.

Bugün milyonlarca insan ekonomik sıkıntılarla mücadele ederken, gençler gelecek kaygısıyla yaşarken, emekliler hayatlarının en zor dönemlerinden birini geçirirken, siyaset kurumu gerçek sorunları çözmek yerine çoğu zaman algılarla gündem oluşturmaktadır.

Oysa millet gerçeği görmektedir.
Millet, televizyon ekranlarında anlatılanlarla mutfaktaki gerçek arasındaki farkı görmektedir.
Millet, adalet söylemleri ile yaşananlar arasındaki farkı görmektedir.
Millet, demokrasi nutukları ile uygulamalar arasındaki farkı görmektedir.
Tarih bize göstermiştir ki hiçbir iktidar sonsuz değildir. Gücüne güvenerek milletin sesini duymayanlar, gün gelir milletin sessizliğinin altında biriken öfkeyle karşılaşırlar.
Bugün yapılması gereken,parti fanatizmini bir kenara bırakıp ülkenin geleceğine odaklanmaktır. Adaletin herkese eşit uygulanmasını istemek bir parti meselesi değil, bir vicdan meselesidir. Hukukun üstünlüğünü savunmak bir ideoloji değil, bir medeniyet ölçüsüdür.
Gerçekler bazen gecikir.
Bazen yıllarca üzerleri örtülür.
Bazen medya gücüyle bastırılır.
Bazen ekonomik imkanlarla görünmez kılınır.
Ama gerçeklerin bir huyu vardır.
Er ya da geç ortaya çıkarlar.
Ve ortaya çıktıklarında sadece yalanları değil, o yalanların üzerine kurulmuş bütün düzenleri de beraberlerinde yıkarlar.

Mahmut Kara
Zafer Partisi
Genel İdare Kurulu Üyesi

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.