>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mahmut Kara

NEWSTURK - Mahmut Kara haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mahmut Kara haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ahlaki Çöküş ve Devlet Düzenindeki Büyük Tehlike Haber

Ahlaki Çöküş ve Devlet Düzenindeki Büyük Tehlike

Türkiye bugün ekonomi, güvenlik, adalet ve demografi krizleriyle karşı karşıyadır ancak bu başlıkların hiçbiri asıl sebep değil; hepsi birer sonuçtur. Zafer Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Mahmut Kara, yaptığı kapsamlı açıklamalarda Türkiye'nin asıl meselesinin son 25 yılda sistemli biçimde derinleşen Ahlaki Çöküş süreci olduğunu vurguladı. Devleti ayakta tutan temel sütunların sadece kanunlar değil, aynı zamanda o kanunlara ruh veren ahlaki değerler olduğunu belirten Kara, ahlak çöktüğünde kurumların da kaçınılmaz olarak çökeceğini ifade etti. Kara’ya göre, bugün yaşanan toplumsal ve siyasal krizlerin her birinin kökeninde, kamu vicdanını yaralayan bu etik erozyon yatmaktadır. ​Ekonomik Krizin Altında Yatan Ahlaki Çöküş ​Ekonomik alanda yaşanan büyük çöküşün sadece yanlış faiz veya bütçe politikalarıyla açıklanamayacağını belirten Mahmut Kara, ekonomik yıkımın temelinde ahlaki bir çürüme olduğunu dile getirdi. Kamu kaynaklarının israf edilmesinin, liyakat yerine sadakatin ödüllendirilmesinin ve yandaş şirketlerin her koşulda korunmasının ekonomiyi içten içe kemirdiğini savunan Kara, "Fakirleşen milletin karşısında zenginleşen bir azınlık varsa, orada sadece ekonomik değil, derin bir ahlaki sorun vardır" ifadelerini kullandı. Bu süreçte emeğin değersizleştirilmesi ve alın terinin karşılığının verilmemesi, piyasanın işleyişinden ziyade adaletin ve ahlakın terazisinin bozulması olarak nitelendirildi. ​Siyasetin millete hizmet etme amacından koparılarak bir imtiyaz ve güç elde etme alanına dönüştürülmesi, Kara’nın en çok üzerinde durduğu noktalardan biri oldu. Kamu kaynaklarının belirli dar çevrelere aktarılmasına itiraz edenlerin susturulduğu veya "hain" ilan edildiği bir ortamda, yolsuzluk dosyalarının üzerinin örtülmesinin normalleştiğini vurgulayan Kara, "Bizden olan her zaman haklıdır" anlayışının devlet katına yerleşmiş bir yozlaşma hali olduğunu söyledi. Bu zihniyetin, devletin bir hukuk düzeni olmaktan çıkarılarak adeta bir ganimet alanı olarak görülmesine yol açtığı ve kamu malının kutsallığının yitirildiği belirtildi. ​Milli Güvenlik ve Gençliği Hedef Alan Ahlaki Çöküş ​Mahmut Kara, toplumsal yapıyı ve devletin geleceğini tehdit eden unsurlar arasında uyuşturucu sorununun çok kritik bir yer tuttuğunu belirtti. Uyuşturucunun sadece bir sağlık veya asayiş sorunu olmadığını, doğrudan bir milli güvenlik tehdidi olduğunu savunan Kara, bunun bir milleti silahla değil, gençliğini çürüterek teslim almanın en sinsi yolu olduğunu ifade etti. Okul önlerine ve mahalle aralarına kadar sızan uyuşturucu trafiğinin, terör ve organize suç örgütleriyle iç içe geçtiğini belirten Kara, bu durumun ancak bir devletin ahlaki ve güvenlik zafiyetiyle bu seviyeye gelebileceğini vurguladı. Gençliğini kaybeden bir milletin geleceğini de kaybedeceği uyarısında bulunan Kara, uyuşturucuyla mücadelenin tavizsiz bir milli politika haline getirilmesi gerektiğini söyledi. ​Bu güvenlik zafiyetinin bir diğer boyutunun ise geçmişte yaşanan "açılım" süreçleri olduğunu hatırlatan Kara, terörle mücadele edilmesi gereken yerde terör odaklarıyla müzakere edilmesinin devlet ciddiyetini ve milli vicdanı derin şekilde yaraladığını dile getirdi. Şehitlerin hatırasının yok sayıldığı, terör örgütünün siyasi bir muhatap haline getirildiği bu sürecin, devletin ahlaki omurgasına vurulmuş bir darbe olduğunu savundu. Zafer Partisi’nin duruşunun net olduğunu belirten Kara, terörle pazarlık yapılamayacağını, yalnızca mücadele edilebileceğini ve üniter devlet yapısının asla tartışmaya açılamayacağını yineledi. ​Adalet ve Kurumsal Kimliğin Erozyonu ​Devlet mekanizmalarının işleyişinde adaletin temel taş olması gerektiğini belirten Mahmut Kara, bugünkü tabloda hukukun yerine talimatların, utanma duygusunun yerine ise pervasızlığın hakim olduğunu belirtti. Yolsuzluğun "hizmet", kayırmacılığın "tecrübe", hukuksuzluğun ise "güçlü liderlik" adı altında topluma pazarlanmaya çalışıldığını ifade eden Kara, ahlakın yerini propagandanın, vicdanın yerini ise korkunun aldığını söyledi. Bir devletin hukuk düzeni olmaktan çıkıp keyfiyete teslim edilmesinin, o devletin varlık sebebini inkar etmek olduğunu vurgulayan Kara, ahlaki bir toparlanma olmadan ne ekonominin düzelebileceğini ne de milli güvenliğin tam anlamıyla sağlanabileceğini belirtti. ​Kara'ya göre, devletin yeniden bir hukuk düzeni haline gelmesi için ilk adım, liyakatin her alanda en üst değer olarak kabul edilmesidir. Sadakatin liyakatin önüne geçtiği her sistem, kendi çöküşünü de içinde taşır. Kurumlarda biriken bu nitelik kaybı, Türkiye'nin küresel rekabette geriye düşmesine ve toplumsal huzurun bozulmasına neden olmaktadır. Bu noktada Kara, adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, hayatın her alanında, özellikle de fırsat eşitliğinde tecelli etmesi gerektiğini savunmaktadır. ​Zafer Partisi'nin Milli Yeniden İnşa Vizyonu ​Mahmut Kara, Zafer Partisi'nin mücadelesinin basit bir koltuk kavgası değil, ahlaki ve milli bir yeniden inşa mücadelesi olduğunu belirtti. Temsil ettikleri çizginin; devleti tarikatlara, cemaatlere, uyuşturucu baronlarına ve küresel projelere teslim etmeyen, Türk milletini yeniden devletin sahibi yapan bir duruş olduğunu vurguladı. Hukukun üstün olduğu, emeğin korunduğu ve her türlü suç odağıyla tavizsiz mücadele edilen bir Türkiye'nin mümkün olduğunu söyleyen Kara, "Ahlak olmadan devlet olmaz, devlet olmadan millet yaşayamaz" dedi ve sözlerine şöyle devam etti; ​Bu yeniden inşa süreci, sadece siyasi bir değişim değil, aynı zamanda toplumsal bir uyanış olarak kurgulanmaktadır. Kara, Türk milletinin kendi değerlerine sahip çıkarak bu Ahlaki Çöküş sarmalından kurtulacağına olan inancını dile getirdi. Devletin her bir hücresine sızan bu yozlaşmanın temizlenmesi için kararlı, cesur ve milli bir iradenin şart olduğunu belirten Kara, bu iradenin temsilcisinin de Zafer Partisi olduğunu ifade etti. ​Sınır güvenliğinden finansal şeffaflığa kadar her alanda atılacak adımların, ahlaki bir temel üzerine oturtulması gerektiğini hatırlatan Mahmut Kara, Türkiye’nin bu karanlık dönemi ancak kendi köklerine ve cumhuriyetin kuruluş felsefesine dönerek aşabileceğini söyledi. Kara, özellikle gençlerin uyuşturucu ve umutsuzluk sarmalından kurtarılmasının, vatan savunmasının en öncelikli cephesi olduğunun bir kez daha altını çizdi.

Zafer Partili Kara’dan Türkiye’nin su egemenliği uyarısı Haber

Zafer Partili Kara’dan Türkiye’nin su egemenliği uyarısı

Zafer Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Mahmut Kara, Newstürk’e verdiği özel röportajda, Türkiye’nin su egemenliği konusunda kritik iddialarda bulunarak su kaynaklarının “sessiz bir özelleştirme” ile sermayenin kontrolüne geçtiğini belirtti. Kara, suyun milli bağımsızlığın en hayati unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak mevcut politikaların ülkenin geleceği için ciddi riskler barındırdığını ifade etti. ​Mahmut Kara, 2011 yılında yürürlüğe giren Sulama Birlikleri Yasası’nın, tarımsal suyu küçük çiftçinin elinden alarak bürokrasinin ve sermayenin yönetimine bıraktığını savundu. Kara'ya göre bu yasa, "görünürde tarımsal verimliliği artırma" amacı taşısa da, asıl sonuç köylünün kendi toprağındaki suya bile ancak izinle erişebildiği bir sistemin kurulması oldu. Devlet Su İşleri’nin (DSİ) rolünün azaltıldığını belirten Kara, “katılımcı özelleştirme” adı altında kurulan birliklerin artık hangi tarlanın sulanacağına, hangi ürünün ekileceğine ve hangi tohumun kullanılacağına karar verdiğini iddia etti. Bu durumun, üreticinin kendi toprağı üzerindeki kontrolünü kaybetmesi anlamına geldiğini söyledi. Uluslararası Anlaşmalar ve Türkiye'nin Su Egemenliği Riski ​Röportajda dış baskılara da dikkat çeken Mahmut Kara, Avrupa Birliği tarafından gündeme getirilen Espoo, Aarhus ve Helsinki gibi sözleşmelerin Türkiye’ye “uluslararası su” kavramını dayattığını ileri sürdü. Bu tanımın kabul edilmesinin, Fırat ve Dicle gibi sınır aşan nehirlerin yönetimini Türkiye’nin egemenliğinden çıkarıp çok uluslu denetim mekanizmalarına devretme riski taşıdığını belirtti. Kara, “Dağımıza düşen karın, o karın oluşturduğu ırmağın yönetimi artık bizim değil, Brüksel’in onayıyla yapılacaktır. Dahası, bu masalarda yalnızca Avrupa değil, İsrail gibi bölgesel aktörler de söz sahibi olacaktır,” diyerek tehlikenin boyutuna işaret etti. Kara, bu tablonun sadece suyun değil, Türkiye’nin su egemenliği ile birlikte milli egemenliğin de paylaşılması anlamına geldiğini vurguladı. Sözlerini, "Bir ülkenin suyunu kontrol eden, geleceğini de kontrol eder. Türk’ün suyu Türk toprağında kalmadıkça, bu milletin bağımsızlığı da susuz kalır," ifadeleriyle tamamladı. NewsTurk Özel Röportaj: Turgay Şimşek

Mahmut Kara: Uyuşturucu ve sanal kumar milli bir tehdittir Haber

Mahmut Kara: Uyuşturucu ve sanal kumar milli bir tehdittir

Zafer Partisi: Uyuşturucu ve Sanal Kumar Gençliği Hedef Alıyor ​Zafer Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) ve Kurucular Kurulu Üyesi Mahmut Kara, yaptığı basın açıklamasında uyuşturucu ve sanal kumar sorununa dikkat çekerek bu iki tehdidin Türk gençliğini hedef alan küresel bir bela olduğunu vurguladı. Kara, bu sorunların toplumsal yapıyı, aileleri ve gençlerin geleceğini derinden yaraladığını ifade etti. ​Mahmut Kara, yaptığı açıklamada uyuşturucu ve sanal kumarın bireysel bir bağımlılık meselesi olmanın ötesinde, terör örgütleri, mafya yapılanmaları ve uluslararası suç şebekeleri için önemli bir finans kaynağı haline geldiğini belirtti. Gençlerin bu ağların doğrudan hedefi olduğunu vurgulayan Kara, “Sınır güvenliğinde yaşanan açıklar nedeniyle zehir ülkemize kolayca sokulmaktadır. Yasadışı sanal kumar platformları gençleri borç batağına ve suç örgütlerinin ağına düşürmektedir,” dedi. Açıklamada, Milli Piyango’nun resmî internet sitesi üzerinden sanal kumar oynatılması eleştirilerek, bunun devlet eliyle gençleri bağımlılığa yönlendirmek olduğu iddia edildi. Uyuşturucu baronları ve kumar şebekelerinin aileleri parçaladığını ve milli birliği zedelediğini ifade eden Kara, bu durumun küresel bir tehdit olduğunu ve uyuşturucu ve sanal kumar ile mücadelenin önemini belirtti. Zafer Partisi'ne Göre Uyuşturucu ve Sanal Kumar ile Mücadele Yol Mahmut Kara, açıklamasında 22 yıllık AKP iktidarının konuya ilişkin bilinçli bir ihmal içinde olduğunu savundu. Gençleri koruyacak ciddi bir devlet politikasının üretilmediğini belirten Kara, "Meclis'te uyuşturucu ile ilgili verilen önergelerin AKP milletvekilleri tarafından reddedilmesi, sorunun çözülmek istenmediğinin en somut göstergesidir," ifadelerini kullandı. Bu kapsamda, uyuşturucu ve sanal kumar sorununa karşı atılması gereken adımları 7 maddede sıraladı: ​Sınır Güvenliği: Sınırlarda ileri teknoloji destekli etkin denetim sistemleri kurulmalıdır. Adalet ve Cezalandırma: Suç şebekeleri ve yerli işbirlikçileri en ağır şekilde cezalandırılmalı, af ve indirim yolları kapatılmalıdır. Eğitim ve Bilinçlendirme: Okullarda ve üniversitelerde uyuşturucu ve sanal kumar karşıtı programlar uygulanmalıdır. Aile Desteği: Ailelere yönelik bilgilendirme ve rehberlik çalışmaları artırılmalıdır. Kurumsal İşbirliği: İlgili tüm güvenlik, istihbarat ve yargı birimleri arasında tam eşgüdüm sağlanmalıdır. Toplumsal Seferberlik: Devlet, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve medya aktif rol almalıdır. Sığınmacı ve Kaçak Sorunu: Kontrolsüz göç politikaları son bulmalı ve uyuşturucu ağlarını besleyen sığınmacı ve kaçak sorunu kökten çözülmelidir. ​Kara, açıklamasını "Türk gençliği ne uyuşturucuya ne de sanal kumara teslim edilemeyecek kadar değerlidir. Bu mücadele yalnızca güvenlik güçlerinin değil, milletimizin tamamının ortak görevidir," sözleriyle tamamladı.

​Zafer Partili Mahmut Kara'dan İklim Yasası Açıklaması Haber

​Zafer Partili Mahmut Kara'dan İklim Yasası Açıklaması

Zafer Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Mahmut Kara, yaptığı basın açıklamasında İklim Yasası Dayatması olarak nitelendirdiği düzenlemelerin Türkiye'nin egemenliğine, ekonomisine ve refahına yönelik ciddi tehditler barındırdığını ifade etti. Kara, "çevreyi koruma" başlığı altında sunulan bu yasaların, Türk milletinin sırtına ağır yükler bindirmeyi amaçlayan küresel bir projenin parçası olduğunu savundu. ​Mahmut Kara, açıklamasına göre, iklim düzenlemeleri adı altında Türkiye'nin kömür ve linyit gibi yerli ve milli enerji kaynaklarını kullanmasının engellenmek istendiğini belirtti. Bu durumun sanayi üretim maliyetlerini artırarak Türkiye'nin uluslararası rekabet gücünü zayıflattığını vurgulayan Kara, "Kendi kaynaklarımızla daha ucuza enerji üretebilecekken, ülkemizin pahalı ve ithal teknolojilere mahkûm edilmesi, ekonomik büyüme ve kalkınma hedeflerimizi baltalamaktadır," ifadelerini kullandı. Enerji üretimine getirilen kısıtlamaların elektrik, doğalgaz ve akaryakıt fiyatlarına zam olarak yansıyacağını ve hayat pahalılığını körükleyeceğini de sözlerine ekledi. Mahmut Kara'ya Göre İklim Yasası Dayatması ve Ulusal Güvenlik Riskleri ​Açıklamasında tarımsal üretimin de hedef alındığını belirten Mahmut Kara, mazot ve gübre gibi temel girdilere getirilmesi planlanan karbon vergilerinin çiftçiyi üretimden koparacağını ve Türkiye'yi gıda güvenliği alanında dışa bağımlı hale getireceğini iddia etti. Bu politikaların sanayisizleşme ve işsizlik tehlikesini beraberinde getirdiğini ifade eden Kara, maden ve ağır sanayi tesislerinin kapatılmasıyla on binlerce kişinin işsiz kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Dayatılan yasaların, Türkiye'nin enerji ve sanayi politikalarını belirleme hakkını ulusötesi kurullara devrederek milli egemenliği tehdit ettiğini savundu. Kara, ayrıca "karbon ayak izi" gibi gerekçelerle vatandaşların seyahat özgürlüğünün kısıtlanmasının planlandığını ve bu yasalardan ABD Rusya ve Çin gibi ülkelerin kendileri bu yasadan çekilip Türkiye gibi ülkelere dayatarak çifte standart uyguladığını ve kendilerine daha fazla bağımlı hale getirdiğini belirtti. ​Zafer Partisi'nin çözüm yoluna da değinen Kara, çevreyi korumanın yolunun milli kaynakları yok etmekten değil, bu kaynakları milli teknolojiyle, akılcı ve tam bağımsız bir anlayışla kullanmaktan geçtiğini vurgulayarak, "Türk milletinin refahına ve geleceğine ipotek koyacak bu küresel dayatmalara ve kirli oyunlara asla boyun eğmeyeceğiz," dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.