>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Stratejik Düşmanlık

Yazının Giriş Tarihi: 23.03.2026 13:29
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.03.2026 13:56

Stratejik Düşmanlık: ABD ve İsrail’in İran Çıkmazı

​Bölgedeki yüksek gerilim hattında sular durulmuyor. ABD ve İsrail’in İran’da gerçekten rejim değişikliği isteyip istemediği sorusu, bugün her zamankinden daha kritik bir noktada duruyor. Görünürdeki sert retoriğe rağmen, arka plandaki jeopolitik ve ekonomik dengeler bambaşka bir hikâye anlatıyor.

​Ortadoğu’daki mevcut dengeler, Washington için devasa bir askeri pazarın kapılarını açıyor. İran’ın bölge ülkeleri için oluşturduğu "tehdit" algısı, komşu Arap devletlerini savunma harcamalarını artırmaya zorluyor. Mart 2026 verilerine göre ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Ürdün’e toplam 23 milyar dolarlık yeni silah satışını onayladı. Bu durum, savunma sanayii devleri için sürdürülebilir bir kâr döngüsü anlamına geliyor.

Stokholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, Ortadoğu küresel silah ithalatının yüzde 26'sını oluşturuyor. Suudi Arabistan, 2026 yılı itibarıyla dünyanın en büyük üçüncü silah ithalatçısı konumunda kalmaya devam ediyor. Riyad yönetimi, sadece Ocak 2026'da Patriot füze savunma sistemleri için 9 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladı. İran tehdidi ortadan kalktığında, bu devasa satışların gerekçesi de büyük oranda zayıflayacaktır.

​İsrail cephesinde ise durum sadece güvenlik değil, aynı zamanda teolojik bir boyut kazanmış durumda. İsrail siyasetinde son yıllarda etkisi artan Mesihçi Siyonizm hareketi, bölgedeki büyük bir çatışmayı dini bir zaferin öncüsü olarak görüyor. Üçüncü Tapınak hareketine bağlı radikal gruplar, Ortadoğu’da yaşanacak geniş çaplı bir savaşı "nihai kurtuluşun" hızlandırıcısı olarak değerlendiriyor. Bu inanç sistemi, stratejik rasyonalitenin önüne geçerek çatışma riskini diri tutuyor.

​Sonuç olarak, mevcut statüko her iki aktör için de kontrollü bir istikrarsızlık sağlıyor. Demokratik ve Batı ile entegre olmuş bir İran, bölgedeki Amerikan askeri hegemonyasına olan ihtiyacı azaltabilir. Bu nedenle, rejim değişikliği söylemi genellikle bir hedef değil, bölgesel silahlanmayı ve siyasi kontrolü tetikleyen bir araç olarak kalıyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.