>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Mehmet Âkif Ersoy: Bir Milletin Ahlâkı, Vicdanı ve İstiklâli

Yazının Giriş Tarihi: 27.12.2025 09:30
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.12.2025 01:39

Mehmet Âkif Ersoy’u anlamak, bir şairi tanımaktan öte; Türk milletinin çöküşten dirilişe uzanan ahlâk mücadelesini kavramaktır. O, kelimeleri süslemek için değil, bir milleti ayağa kaldırmak için yazdı.

Bir Şairi Değil, Bir Vicdanı Anlamak

Mehmet Âkif Ersoy’u anlamak, yalnızca edebiyat tarihine ait bir ismi tanımak değildir. Âkif’i anlamak; bir milletin yıkım ile diriliş arasındaki o ince hatta nasıl ayakta kaldığını, hangi ahlâk ve imanla varlığını sürdürdüğünü idrak etmektir. O, kalemini estetik kaygılarla değil; milletini uyandırmak, silkelenmeye çağırmak ve ayağa kaldırmak için kullanmıştır.

1873 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Mehmet Âkif, hiçbir zaman “rahat” bir aydın profili çizmemiştir. Hayatını milletinden kopuk salonlarda değil; camilerde, cephelerde, Anadolu’nun köylerinde geçirmiştir. Vaazlar vermiş, halkla iç içe yaşamış, milletin acısını yerinde görmüştür. Şiirini masa başında değil, yangın yerinde yazmıştır.

Onun sanata bakışı nettir ve bu duruşu kendi sözüyle özetlenir:

“Benim sanatım cemiyet içindir.”

Bu anlayış, Safahat’ın her satırında hissedilir.

Bir Çöküşün Tanığı, Bir Dirilişin Şairi

Mehmet Âkif; Osmanlı’nın çözülüşüne, Balkan bozgununa, işgallere ve Anadolu’nun harap hâline birebir tanıklık etmiştir. Ancak bu tablo karşısında susmamış, geri çekilmemiştir. En sert eleştirilerini bile milletini aşağılamak için değil; ayağa kaldırmak için dile getirmiştir.

Safahat’ta yer alan şu dizeler, bu duruşun açık ifadesidir:

“Âtîyi karanlık görerek azmi bırakmak…

Alçak bir ölüm varsa, eminim budur ancak.”

Bu mısralar yalnızca bir şiir değildir; umutsuzluğa karşı yazılmış bir karakter manifestosudur. Âkif’e göre asıl felaket, düşman orduları değil; yılgınlık, tembellik ve teslimiyettir.

Yine milletine seslenirken şu uyarıyı yapar:

“Ye’s öyle bataktır ki, düşersen boğulursun;

Ümide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!”

Bu dizeler, aradan geçen on yıllara rağmen bugün de güncelliğini korumaktadır.

İstiklâl Marşı: Bir Şiir Değil, Bir Yemin

İstiklâl Marşı, Mehmet Âkif’in kaleminden çıkan sıradan bir edebî metin değildir. O marş; milletin imanla yazılmış istiklâl senedidir. Âkif, bu eseri para ödülü için değil, milletine duyduğu sorumluluğun gereği olarak kaleme almıştır.

Marşın ilk kelimesi tesadüf değildir:

“Korkma!”

Bu hitap; cephedeki askere, evladını şehit vermiş anaya, işgal altındaki bir millete yöneltilmiştir.

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.”

Bu dizelerde vatan, bayrak, ocak ve millet tek bir ruh hâline gelir. Âkif için vatan, yalnızca bir toprak parçası değil; inançla yoğrulmuş bir varoluştur.

Marşın en çarpıcı satırı ise milletin karakterini tarif eder:

“Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!”

Bu cümle, Mehmet Âkif’in dünya görüşünü tek satırda özetler:

Bağımsızlık bir lütuf değil; inanan, çalışan ve ahlâkını koruyan milletin hakkıdır.

Ahlâk, İman ve Sorumluluk

Mehmet Âkif’in şiirlerinde din; şekilci bir anlayışla değil, ahlâk ve sorumluluk bilinciyle ele alınır. O, tembelliği ve kaderciliği açıkça eleştirir:

“Çalış dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun,

Onun hesabına birçok hurafe uydurdun.”

Bu dizeler, sahte dindarlığa karşı güçlü bir itirazdır. Âkif’e göre iman; yalnızca sözde değil, emekte, ahlâkta ve fedakârlıkta görünmelidir.

Bu anlayışı şu dizelerle tamamlar:

“Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete ram ol;

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.”

Bu satırlar, onun milletine sunduğu hayat felsefesidir:

İnanç + Emek + Akıl.

Bir Şairden Fazlası

Mehmet Âkif Ersoy; sürgün yaşamış, yokluk çekmiş, fakat hiçbir zaman eğilmemiştir. Ne iktidarların ne de geçici rüzgârların şairi olmuştur. Hayatı boyunca kabul ettiği tek makam vardır: Milletin vicdanı olmak.

Ömrünün sonuna doğru söylediği şu söz, onun şahsiyetini özetler:

“Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın.”

Çünkü o marş, bir işgalin, bir felaketin ve bir varoluş mücadelesinin ürünüdür.

Mehmet Âkif Ersoy, geçmişte kalmış bir şair değildir. O, bugün de aramızda olması gereken bir vicdandır. Şiirleri hâlâ sorular sorar, hâlâ rahatsız eder, hâlâ ayağa kalkmaya çağırır.

Onu anlamak;

istiklâli, ahlâkı, sorumluluğu ve millet olma bilincini birlikte düşünmektir.

Ruhu şad olsun.

İstiklâlimizin şairini rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.