>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Ekonomiden Güvene, Güvenden Devlete

Yazının Giriş Tarihi: 26.12.2025 01:23
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.12.2025 01:27

Spot:
Millet geçinemiyor, devlet ciddiyeti zedeleniyor; sorun rakamlarda değil, yönetim anlayışındadır.

Türkiye’nin içinde bulunduğu tabloyu yalnızca rakamlar, istatistikler ya da geçici ekonomik göstergelerle açıklamak mümkün değildir. Artan hayat pahalılığı, asgari ücretin ve emekli maaşlarının açlık sınırının altında kalması, toplumun geniş kesimlerini derinden etkilemektedir. Ancak asıl sorun, bu ekonomik tablonun yarattığı güvensizlik duygusudur.

Bugün vatandaş çalışmasına rağmen geçinememekte; emekli, ömrünü verdiği devletten insanca yaşam talep edememektedir. Açıklanan maaş artışları ile mutfaktaki yangın arasındaki uçurum, yönetim anlayışı ile milletin gerçekliği arasındaki kopuşu açıkça göstermektedir. Ekonomi, gelir-gider meselesi olmaktan çıkıp toplumsal adalet sorunu hâline gelmiştir.

Bu adaletsizlik algısı, siyasete olan güveni de sarsmaktadır. Milletin verdiği vekâletin millet adına kullanılmadığı kanaati her geçen gün güçlenmektedir. Siyaset, sorun çözen bir alan olmaktan uzaklaşıp kendi varlığını koruma refleksiyle hareket eden dar bir yapıya dönüşmüştür. Oysa temsil makam değil sorumluluktur. Milletin yükünü hafifletmeyen her siyasal yapı, meşruiyetini tartışmalı hâle getirir.

İçeride zayıflayan güven ortamı, dış politikaya da yansımaktadır. Devlet ciddiyeti ve kurumsal diplomasi, kişisel söylemler ile günlük siyasi hesapların gölgesinde kaldığında Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası itibarı zarar görmektedir. Devlet şahıslarla özdeşleştirilemez. Devletin itibarı anlık çıkışlarla değil, akıl, denge ve saygın üslupla korunur.

Dışarıdaki itibar kaybı, içeride toplumsal huzuru daha kırılgan hâle getirmektedir. Ekonomik sıkıntılarla birleşen adaletsizlik duygusu; suç oranlarının artmasına, uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmasına ve özellikle gençler arasında derin gelecek kaygısına neden olmaktadır. Gençler artık yalnızca işsizliği değil, adaletsiz bir geleceği konuşmaktadır. Güvenlik sorunu tam burada başlar: Umut kaybolduğunda.

Bütün bu gelişmeler yaşanırken, rahmet ve bereket ikliminin başlangıcı olan üç ayların ilk mübarek gecesi Regaip Kandili, toplum için önemli bir vicdan muhasebesi fırsatı sunmaktadır. Ancak bu muhasebenin samimi olabilmesi için maneviyatın adaletsizliği örten bir perdeye dönüştürülmemesi gerekir. İnanç, yoksulluğu kabullendiren değil, haksızlığa karşı durmayı emreden bir değerdir. Manevi iklim, ancak adaletle birleştiğinde toplumu ayakta tutar.

Türkiye’nin bugün ihtiyacı; süslü söylemler, geçici çözümler ya da hamasi nutuklar değildir. İhtiyacımız; adalet, liyakat, hesap verebilirlik ve millet ile devlet arasındaki güven bağının yeniden inşasıdır. Bu bağ kurulmadan ne ekonomi düzelir ne de toplumsal huzur sağlanabilir.

Bu vesileyle; rahmet, bereket ve arınma ikliminin başlangıcı olan mübarek üç ayların, başta aziz milletimiz olmak üzere tüm inanan Türk-İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor; Regaip Kandili’ni tebrik ediyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.