© 2025 Newsturk.net – Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede yer alan haber, yazı, fotoğraf, video ve diğer tüm içerikler Newsturk.net’e aittir. İzinsiz kullanılamaz, kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
Newsturk.net, doğru, tarafsız ve ilkeli habercilik anlayışıyla Basın Meslek İlkeleri’ne uymayı taahhüt eder.
Ziyaretçilerimizin kişisel verileri, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında gizli tutulur ve korunur. Detaylı bilgi için KVKK Aydınlatma Metni, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Politikası sayfalarımızı inceleyebilirsiniz.
📧 İletişim: iletisim@newsturk.net -
Copyright© 2006-2025 Tüm hakları saklıdır.
HABER YAZILIMI ve
TURKTICARET.NET projesidir
Hacı Filik
500 Bin TL Maaş Yetmiyorsa, Asgari Ücretle Yaşayan Ne Yapsın?
500 Bin TL Maaş Yetmiyorsa, Asgari Ücretle Yaşayan Ne Yapsın?
Bir milletvekili çıkıp, 500 bin TL’ye varan maaşı için “geçinemiyorum” diyebiliyorsa, bu artık kişisel bir serzeniş değildir.
Bu cümle, milletle bağını koparmış bir zihniyetin açık itirafıdır.
Ben bu ülkenin sokaklarında yaşayan, pazara çıkan, fatura ödeyen, çalışan bir Türk vatandaşıyım.
Ve soruyorum:
Migros kasasında saatlerce ayakta duran işçi ne yapsın?
Depolarda alın teri döken emekçi ne yapsın?
Ayın ilk haftasında maaşı eriyen asgari ücretli ne yapsın?
Markete girerken fiyat etiketinden kaçan emekli ne yapsın?
Milletin vekil olarak yetki verdiği bazı isimler, bugün vatandaşın yaşadığı gerçeklikten kopmuş durumdadır.
Millete “sabredin” diyenler, kendi maaşları söz konusu olduğunda “yetmiyor” diyebilmektedir.
Bu ülkede vatandaş, daha ücretini almadan vergisini ödemektedir.
Maaş cebe girmeden gelir vergisi kesilir;
ekmek alırken KDV,
fatura öderken ÖTV alınır.
Vergiyle kuşatılmış bir millet vardır;
bir de bu düzeni kurup hâlâ konuşabilenler…
Asgari ücret meselesi ise başlı başına bir yapısal soruna dönüşmüştür.
Asgari ücret, olması gerektiği gibi en alt sınır olmaktan çıkmış;
birçok yerde verilebilecek en yüksek ücret haline getirilmiştir.
Emeğin hakkını veren, adil davranan işletmeler başımızın tacıdır.
Ancak “asgari belirlendi, fazlası verilmez” anlayışı;
emeği değersizleştirir, üretimi zayıflatır, toplumsal adaleti bozar.
Bu tersine işleyen sistem üretimi öldürür.
Üretmeyen, sadece tüketen bir toplum;
günü kurtaran politikalarla ve söylemlerle yönetilmeye devam ederse;
bu tür fütursuz cümleler sıradanlaşır.
Bu sözler bir gaf değildir.
Bu sözler, bu zihniyetin geldiği noktayı açıkça göstermektedir.
Türk Milleti şunu artık net biçimde bilmelidir:
Vekil, milletin efendisi değildir.
Vekil, milletin emanetçisidir.
Yıllardır hesap vermeden konuşan,
milletin alın teriyle bağını koparan anlayışa karşı;
vatandaş artık sadece izleyen değil, sorgulayan olmak zorundadır.
Migros işçilerinin hak arayışı sürecinde yaşananlar hafızalardadır.
Bir yanda emeğinin karşılığını isteyen işçiler,
diğer yanda “milletvekili ödeneği bana yetmiyor” diyebilen bir pişkinlik…
Artık susma dönemi bitmiştir.
Bekleme dönemi bitmiştir.
Sorgulayan, hesap soran, araştıran bir toplum olmak zorundayız.
Sessiz kalan değil, ses çıkaran;
boyun eğen değil, hakkını arayan bir toplum…
Çünkü bu devletin gerçek sahibi millettir.
Ve Türk Milleti, artık kendisiyle alay edilmesine izin vermeyecektir.