>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yapay Zeka

NEWSTURK - Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akıllı Telefonda Yerli Üretim İçin Kritik Eşik Haber

Akıllı Telefonda Yerli Üretim İçin Kritik Eşik

Türkiye, yıllık 14,8 milyon adetlik akıllı telefon üretim kapasitesiyle bölgesinin önde gelen üretim merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Buna karşın 2025 yılında IMEI kaydı gerçekleştirilen yaklaşık 11,7 milyon akıllı telefonun sadece 5,27 milyon adedi yerli üretimle karşılanırken, sektördeki kapasite kullanım oranı yüzde 35,7 seviyesinde gerçekleşti. Son yıllarda küresel teknoloji devlerinin Türkiye'de üretim yatırımlarına yönelmesi, ülkenin üretim altyapısına duyulan güvenin somut bir göstergesi olarak görülüyor. Ancak bu yatırımların kalıcı ekonomik değere dönüşmesi için mevcut kapasitenin daha etkin kullanılması, yüksek katma değerli üretimin desteklenmesi ve yerli teknoloji ekosisteminin tahkim edilmesi kritik bir önem taşıyor. General Mobile İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlkay Cihaner, Türkiye'nin akıllı telefon üretiminde son yıllarda önemli bir yetkinlik kazandığını ancak mevcut potansiyelin henüz tam kapasiteyle değerlendirilemediğini belirterek şu açıklamalarda bulundu: “Türkiye son yıllarda akıllı telefon üretiminde ciddi bir altyapı ve bilgi birikimi inşa etti. General Mobile olarak yüzde 70'e ulaşan yerlilik oranımızla, yıllık 4,2 milyon adetlik kapasiteye sahip tesisimizde hem kendi markamız hem de farklı markalar adına üretim yapabiliyoruz. Ne var ki sektör genelinde kurulu kapasitenin büyük bir kısmı atıl kalmış durumda. Mevcut kapasitenin daha verimli kullanılması, yerli üretimi teşvik edecek politikaların devreye alınması ve teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesi durumunda Türkiye'de yaratılan katma değer belirgin şekilde artabilir. Bu sayede hem yatırımların sürdürülebilirliği sağlanabilir hem de elektronik üretimindeki bilgi birikimi daha geniş bir sanayi ağına yayılabilir.” 5G dönüşümü için finansmana erişimin ulaşılabilir olması gerekiyor Türkiye'nin 5G dönüşüm sürecine güçlü adımlarla hazırlandığını ifade eden Cihaner, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın verilerine göre 5G mobil abone sayısının yaklaşık 42 milyona ulaştığını belirtti. “Bu rakamlar, Türkiye'deki tüketicilerin yeni nesil haberleşme teknolojilerine adaptasyon hızının oldukça yüksek olduğunu kanıtlıyor. Gelecek dönemde 5G'nin yaygınlaşmasıyla birlikte, kullanıcıların bu teknolojiden maksimum düzeyde yararlanabilmesi için 5G uyumlu yeni nesil cihazlara erişimin kolaylaştırılması şart. Günümüzde 12 ay vadeli tüketici kredilerinde uygulanan 20 bin TL'lik üst sınır, ortalama 39 bin TL'yi bulan akıllı telefon fiyatlarının oldukça altında kalmış durumda. Mevcut düzenleme, tüketicilerin yeni teknolojilere ulaşımını zorlaştırırken iç pazardaki talebi de baskılıyor. Türkiye'nin 5G dönüşümünü hızlandırmak ve teknolojiye erişimi açmak adına, kredi üst limitlerinin güncel piyasa koşulları doğrultusunda en az 40 bin TL seviyesine çıkarılmasının değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber sürdürülebilirlik vizyonu çerçevesinde, yenilenmiş akıllı telefonlarda uygulanan 12 ay kredi kartı taksit imkanının, yerli üretim 5G akıllı telefonlar için de hayata geçirilmesi önemli bir itici güç olacaktır. Böyle bir adım, tüketicilerin yeni nesil cihazlara erişimini kolaylaştırırken, 5G cihazların geleneksel satış kanalları başta olmak üzere daha geniş kitlelerce tercih edilmesini sağlayacaktır. Bu sayede yerli üretim desteklenirken, 5G cihaz penetrasyonu ve Türkiye'nin dijital dönüşüm hızı ivme kazanacaktır.” Yerli üretime yönelik vergi teşvikleri kayıt dışılığı azaltabilir Akıllı telefonların artık lüks bir tüketim ürünü olmaktan çıkıp günlük yaşamın temel bir gereksinimi haline geldiğini vurgulayan Cihaner, mevcut vergi sisteminin hem tüketiciyi hem de yerli üreticiyi zorladığını dile getirdi. “Bugün akıllı telefonlar; eğitimden sağlığa, bankacılıktan kamu hizmetlerine, iş dünyasından sosyal hayata kadar her alanda kullanılan temel bir ihtiyaç ürünüdür. Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş İnsanları Derneği'nin (MOBİSAD) verilerine göre sektördeki kayıt dışılık oranı yüzde 35 seviyelerinde seyrediyor. Bu tabloya bakıldığında, her yıl yaklaşık 3 ila 3,5 milyon cihazın kayıt dışı yollarla ülkeye girdiği ve bunun ülke ekonomisine yaklaşık 2,6 milyar dolarlık kayıp yaşattığı hesaplanıyor. Yerli üretimi yapılan cihazlara yönelik vergi indirimleri veya belirli istisnaların uygulanması, hem teknolojiye erişimi kolaylaştıracak hem de talebi canlandıracaktır. Bu uygulamanın yalnızca yerli üretim cihazları kapsaması durumunda, hem yerli üretim teşvik edilecek hem de kayıt dışılıkla mücadele mümkün olacaktır. Neticede kapasite kullanım oranları yükselirken, sektörün ekonomiye sağladığı katkı da önemli ölçüde artacaktır.” Yüksek teknoloji üretimi için 200 dolar gözetim uygulaması güncellenmeli Akıllı telefon ithalatındaki 200 dolarlık gözetim uygulamasının güncel maliyetleri yansıtmadığını belirten Cihaner, özellikle yapay zeka yatırımlarının elektronik sektöründe ciddi maliyet değişimlerine yol açtığını söyledi. “Yapay zeka yatırımlarıyla birlikte yüksek bant genişlikli belleklerin küresel talebi hızla arttı. Veri merkezleri ve yapay zeka altyapı çalışmaları nedeniyle tüketici elektroniği belleklerinde arz sıkışıklığı oluşurken, bazı ürün gruplarında bellek maliyetleri geçen yıla oranla altı kata kadar yükseldi. Günümüzde pek çok akıllı telefonda bellek maliyetinin, toplam cihaz maliyetinin yaklaşık yüzde 50'sine ulaştığını görmekteyiz. Bu durum ürünlerin maliyet yapısını temelden değiştirmiştir. Mevcut 200 dolarlık gözetim uygulaması, üreticileri ağırlıklı olarak giriş ve alt-orta segment ürünlere yönlendirirken, yüksek teknoloji içeren cihazların Türkiye'de üretilmesini yeterince teşvik etmemektedir. Gözetim uygulamasının en az 300 dolar seviyesine yükseltilmesi, daha üst segment ürünlerin Türkiye'de üretilmesine, yüksek katma değerli yatırımların artmasına ve ülkemizin teknolojik rekabet gücünün pekişmesine katkı sağlayacaktır.” Türkiye, değişen küresel tedarik zincirlerinde önemli bir konuma sahip Küresel şirketlerin son dönemde üretim ve tedarik zincirlerini çeşitlendirme stratejisi izlediğini belirten Cihaner, Türkiye'nin bu değişimden en çok faydalanabilecek ülkeler arasında yer aldığını ifade etti. “Doğu ve Batı arasındaki jeopolitik dengelerin değişmesi ve küresel tedarik zincirlerindeki dönüşüm, Türkiye için büyük fırsatlar barındırıyor. Avrupa pazarına olan yakınlığımız, Gümrük Birliği avantajlarımız, güçlü lojistik ağımız, nitelikli iş gücümüz ve üretim kabiliyetimizle Türkiye, teknoloji yatırımları için stratejik bir merkezdir. Özellikle Avrupa, Orta Doğu ve Afrika pazarlarına erişim avantajlarımız, yeni teknoloji yatırımlarının ülkemize çekilmesinde belirleyici olabilir. Bugün mevcut olan üretim kapasitesinin daha verimli kullanılması, sadece iç pazarın karşılanması için değil, Türkiye'nin bölgesel bir teknoloji üretim ve ihracat üssüne dönüşmesi için kritik bir fırsattır.” Kritik haberleşme teknolojilerinde yerli üretim stratejik önem taşıyor Günümüzde telekom altyapılarının enerji ve savunma sistemleri kadar kritik hale geldiğini vurgulayan Cihaner, pek çok ülkenin haberleşme ekipmanlarını artık ticari bir ürünün ötesinde, stratejik bir milli güvenlik unsuru olarak gördüğüne dikkat çekti. “Hindistan başta olmak üzere birçok ülke, kritik haberleşme altyapılarında güvenilir tedarikçi modellerini destekleyerek yerli üretimi teşvik ediyor. Avrupa'da da telekom altyapıları artık sadece maliyet değil, siber güvenlik ve stratejik bağımsızlık ekseninde değerlendiriliyor. Türkiye'nin üretim altyapısını sadece akıllı telefonlarla sınırlı tutmaması gerekiyor. Modemler, fiber erişim cihazları, kurumsal ağ çözümleri ve IoT haberleşme ürünleri gibi kritik teknolojilerde yerli üretimin desteklenmesi, dışa bağımlılığı azaltacak ve ülkemizin siber güvenlik ile milli teknoloji hedeflerine hizmet edecektir. Akıllı telefon üretimindeki gözetim mekanizmasına benzer şekilde, kritik haberleşme ekipmanlarında da yerli üretimi destekleyecek gözetim uygulamalarının ve gümrük politikalarının değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu sayede Türkiye, sadece tüketici elektroniğinde değil, stratejik haberleşme teknolojilerinde de bölgesel bir merkez haline gelebilir.” Güçlü bir yan sanayi ekosistemi yeni yatırımların önünü açabilir Türkiye'de akıllı telefon üretimi sayesinde oluşan deneyimin elektronik sektörünün diğer dallarına da aktarılabileceğini belirten Cihaner, yerli tedarik zincirinin güçlendirilmesinin hayati önemde olduğunu söyledi. “Otomotiv sektöründe bugün oldukça güçlü bir yan sanayi yapısı mevcut. Benzer bir gelişimin elektronik sektöründe de yaşanması gerekiyor. Elektronik bileşenler, mekanik parçalar ve diğer kritik komponentlerde yerli üretimin artırılması; sadece akıllı telefon sektörüne değil, otomotiv elektroniğinden IoT cihazlarına kadar pek çok alana katkı sunacaktır. Türkiye'nin üretim altyapısı ve mühendislik kapasitesi doğru adımlarla desteklendiğinde; yalnızca tüketen değil, teknoloji geliştiren, üreten ve ihraç eden ülke konumunu daha da pekiştirecektir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BTSO Meclisi Bursa Business School’da Toplandı Haber

BTSO Meclisi Bursa Business School’da Toplandı

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ekonomideki değişim ve dönüşüme karşı geliştirdikleri stratejik hamleleri değerlendirerek, “İşletmelerimizin en büyük sermayesi artık fiziki varlıkları değil, bilgi birikimi ve adaptasyon kabiliyetleridir.” dedi. BURSA (İGFA) - BTSO’nun Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı, iş dünyasının referans eğitim merkezi Bursa Business School’da düzenlendi. Meclis üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleşen toplantıda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ölçekte dengelerin hızla değiştiğini, iş dünyasının bu dönüşüme uyum sağlamak zorunda olduğunu belirtti. Bir yandan teknolojinin üretim modellerini değiştirdiğini, diğer yandan tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğini vurgulayan Başkan Burkay, “Yapay zekâ, veri ekonomisi, yeşil mutabakat, savunma ve uzay teknolojilerindeki gelişmeler artık gündelik hayatın parçası haline geldi. Böyle bir çağda şirketlerimizi dünün alışkanlıklarıyla yönetemeyiz. Bilgiye yatırım yapmadığımız takdirde ciddi sonuçlarla karşılaşabiliriz. İşletmelerin en büyük sermayesi artık fiziki varlıkları değil, bilgi birikimi ve adaptasyon kabiliyetidir.” dedi. “MEKANLAR BETONLA DEĞİL İÇİNDEKİ FİKİRLERLE BÜYÜR” Bu süreçte kentin sanayi ve ticaret hafızasını geleceğin diliyle buluşturan projelerin önemine dikkat çeken İbrahim Burkay, BTSO çatısı altında ortak aklı harekete geçirerek gerçekleştirdikleri TEKNOSAB, GUHEM, BUTEKOM ve Model Fabrika gibi projelerin bu vizyonun birer parçası olduğunu söyledi. “Biz mekânları betonla değil, içindeki fikirlerle büyütmeyi amaçladık.” diyen İbrahim Burkay, özellikle Bursa Business School’un iş dünyasının strateji geliştirdiği, yöneticilerin küresel trendleri analiz ettiği ve şirketlerin dönüşüm programlarını kurguladığı bir merkez olarak tasarlandığını belirtti. Uludağ’ın dört mevsim yaşayan bir çekim merkezi haline gelmesinin de aynı vizyonun bir parçası olduğunu ifade eden İbrahim Burkay, eğitim, kongre ve sektör buluşmalarıyla bölgenin 12 ay boyunca aktif kalmaya başladığını dile getirdi. “TEKSTİLDEN VAZGEÇME LÜKSÜMÜZ YOK” Küresel ölçekte tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu kritik dönemde, kentin üretim kapasitesini bir üst lige taşıma kararlılığında olduklarını ifade eden Başkan Burkay, stratejik dönüşümün lokomotif sektörlerdeki etkisine değindi. Başta tekstil ve hazır giyim olmak üzere emek yoğun kolların zorlu bir dönemden geçtiğini ancak bu alanların ekonominin omurgası olmaya devam ettiğini hatırlatan Burkay, yıllık 30-35 milyar dolarlık ihracat katkısı ve 1 milyona yaklaşan istihdam gücüyle tekstilin ekonominin temel taşlarından biri olduğunu vurguladı. “‘Bitti, bitiyor’ denilen bu devasa sektör bugün hâlâ dünyanın en güçlü markalarının en güvenilir iş ortağı konumunda. Yüzyıllara dayanan bu birikimi kaybetme lüksümüz yok. Geleneksel üretim gücümüzü teknik ve fonksiyonel tekstillerle harmanlayarak sektörü daha üst bir lige taşımak zorundayız.” ifadelerini kullanan Başkan İbrahim Burkay, şöyle devam etti: “Türkiye ve özellikle Bursa, dünyanın en köklü üretim merkezleri arasında. Bizim bu kazanımlarımızı kaybetme lüksümüz yok. Yapmamız gereken; yeni iş modellerini hızla sistemimize entegre etmektir. Geleneksel üretim gücümüzü teknik ve fonksiyonel tekstillerle harmanlayarak sektörü çok daha nitelikli, dirençli ve vazgeçilmez bir küresel güce dönüştürmeliyiz. BUTEKOM bünyesindeki Türkiye’nin en büyük mükemmeliyet merkezleri, konvansiyonel üretim yapan firmalarımızın teknik alanlara geçişinde önemli bir itici güçtür. Bu stratejik dönüşümle tekstil başta olmak üzere tüm üretim değerlerimizi çok daha nitelikli, dirençli ve küresel ölçekte vazgeçilmez bir konuma taşıyacağımıza inanıyorum.” KFA FUARCILIK İLE SAVUNMA SANAYİNDE KÜRESEL ROL BTSO’nun iştirakleriyle birlikte Türkiye’nin en büyük ticaret platformlarında etkin rol üstlendiğini belirten Burkay, “IDEF, dünyanın en büyük savunma sanayi fuarlarından biri. 3-9 Mayıs 2027 tarihlerinde fuarımızı iştirakimiz KFA Fuarcılık organizasyonunda gerçekleştireceğiz. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı ile iş birliği protokolümüzü imzaladık. Savunma sanayi, ülkelerin stratejik gücünü belirleyen en kritik alanların başında geliyor. Yüksek teknoloji üretme kabiliyeti, mühendislik altyapısı ve ihracat potansiyeli ekonomik bağımsızlığın temel unsurlarıdır. KFA organizasyonuyla 2025’te elde ettiğimiz başarıyı 2027’de daha ileri taşımayı hedefliyoruz.” dedi. “ORTAK AKIL VE DAYANIŞMA EN BÜYÜK GÜCÜMÜZ” Ekonomide zorlu bir dönemden geçildiğini ancak Bursa iş dünyasının güçlü bir dayanışma kültürüne sahip olduğunu belirten Burkay, “Odamızın son yıllardaki en önemli kazanımlarından biri ortak akıl iradesidir. Farklı görüşleri aynı masada buluşturabilme olgunluğumuz var. Bursa iş dünyasının ortak menfaatini kişisel önceliklerin önüne koyabilme iradesine sahibiz. Bu meclis her zaman birlik ve beraberliğini en güçlü şekilde ortaya koydu. Bu duruşu koruduğumuz sürece Bursa’mızın potansiyelini daha ileri taşıyacağımıza yürekten inanıyorum. Dağınık duruşlar zayıflık üretir, ortak duruş ise güç üretir. BTSO’nun en büyük sermayesi işte bu birlik ve beraberlik ruhudur. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da 60 bini aşkın üyemizin yanında olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu. MECLİS BAŞKANI ALİ UĞUR’DAN İŞ DÜNYASINA YARDIM TEŞEKKÜRÜ Toplantıda ayrıca BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da Ramazan ayının birlik ve dayanışma duygularını pekiştirmesini temenni ederek, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayının manevi iklimini paylaşmanın sorumluluğuyla, ihtiyaç sahiplerine yönelik erzak kolisi desteklerimizi gerçekleştirdik. Katkı sunan, destek veren tüm meclis üyelerimize gönülden teşekkür ediyorum. BTSO olarak 70 meslek komitemizle birlikte ortak akıl, istişare ve iş birliği kültürüyle çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

Yapay Zekâyla DİSLEKSİ yüzde 99,6 doğrulukla tespit edilebiliyor Haber

Yapay Zekâyla DİSLEKSİ yüzde 99,6 doğrulukla tespit edilebiliyor

Bahçeşehir Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nden Dr. Günet Eroğlu ve Raja Abou Harb’ın gerçekleştirdiği bir araştırma, disleksinin beyin dalgalarıyla yapay zeka kullanılarak yüzde 99,6 doğrulukla tespit edilebileceğini gösterdi. İSTANBUL (İGFA) - Disleksi, bireylerin okuma-yazma ve dil becerilerine yönelik öğrenme sürecini zorlaştıran nörogelişimsel bir fark olarak biliniyor. Okulda ve sosyal çevrede sıkça yanlış anlaşılmalara neden olabilecek bu durum, doğru teşhis ve destekle aşılabilir. Bahçeşehir Üniversitesi'nden Dr. Günet Eroğlu ve Raja Abou Harb’ın Dyslexia Dergisi’nde yayımlanan incelemesine göre, disleksi, beyin dalgaları üzerinden yapay zeka algoritmalarıyla yüzde 99,6 doğruluk oranında anlaşılabiliyor. Araştırmada 200 çocuktan toplanan QEEG verileri değerlendirilmiş ve disleksi yaşayan çocuklarda Theta dalgalarının yüksek, Beta-1 dalgalarının ise düşük olduğu belirlenmiştir. Araştırma, disleksi tedavisinde nöro geribildirim teknolojisinin etkinliğini de vurgulamaktadır. 100 seans sonrasında çocukların yaklaşık %48'inin beyin dalgaları normal seviyelere ulaşmıştır. Bu durum, erken tanı ve doğru teknoloji aracılığıyla disleksinin engel olmaktan çıkıp başarıya dönüştürülebileceğini işaret ediyor. Dr. Günet Eroğlu, "Makine öğrenimi ve QEEG verileri yardımıyla disleksi tespiti mümkün olmanın ötesinde, hangi çocukların terapiden daha fazla yarar sağlayabileceği de öngörülebiliyor. Böylece aileler daha bilinçli seçim yapabiliyor. Disleksi sabit bir durum değildir; uygun yöntemlerle gelişim desteklenebilir." şeklinde konuştu. Araştırma, yapay zekanın ve nöro geribildirim yöntemlerinin disleksinin erken teşhisi ve kişiye özel müdahaleler için devrim yaratacak yeteneğe sahip olduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin stratejik buluşma noktası Bursa Business School Haber

Türkiye’nin stratejik buluşma noktası Bursa Business School

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) vizyoner adımlarıyla kurulan Bursa Business School (BBS), 2025 yılında ulusal ve uluslararası düzeyde ses getiren etkinliklere ev sahipliği yaparak iş dünyasında yeni nesil eğitim ve dönüşüm merkezi olma konumunu sağlamlaştırdı. Uludağ'ın doğal potansiyelini kaliteli içeriklerle birleştiren BBS, yıl boyunca Türkiye'nin gündemine yön veren stratejik zirve, forum ve eğitim programlarının merkezi haline geldi. BURSA (İGFA) - BTSO'nun vizyonu doğrultusunda çevre, enerji, gıda, otomotiv, şehircilik, dijital dönüşüm ve liderlik gibi birçok alanda düzenlenen üst düzey etkinlikler, kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerini Bursa'da bir araya topladı. Bursa Business School, bu özelliğiyle yalnızca bir eğitim merkezi değil, aynı zamanda ortak aklın üretildiği, politika ve stratejilerin şekillendiği bir platform olarak ön plana çıktı. 2025 yılında gerçekleştirilen bu zirvelerle yalnızca sektörlerin güncel sorunları ele alınmadı, aynı zamanda ulusal ölçekte iş dünyası, kamu ve akademik çevreler arasında köprüler kuran bir platform haline dönüştü. Stratejik Zirveler Geleceği Şekillendiriyor 2025 yılı çerçevesinde gerçekleştirilen forum ve zirveler; yeşil dönüşüm, sürdürülebilirlik, yapay zekâ, dirençli şehirler, enerji dönüşümü ve gıda arz güvenliği gibi kritik konularda detaylı değerlendirmelere zemin hazırladı. Ulusal ve uluslararası katılımcı profiline sahip organizasyonlar, Türkiye'nin farklı sektörlerindeki dönüşüm sürecine katkıda bulunurken, Bursa Business School'u önemli bir buluşma noktası haline getirdi. İş Dünyası, Kamu ve Akademi Aynı Platformda Bursa Business School'da gerçekleştirilen etkinlikler, iş dünyasının ihtiyaçları, kamu politikaları ve akademik bilgiyi aynı ortamda buluşturdu. Sürdürülebilir Gıda ve Arz Güvenliği temasıyla düzenlenen Uludağ Gıda Zirvesi, Yapay Zeka ve Otomotiv Sektöründe Gelecek Stratejilerinin ele alındığı Next Level Uludağ Zirvesi ve 'Şimdi Dönüşüm: Yenilikçi Yarınlar' başlıklı Uludağ Dirençli Kentler Zirvesi ile Geleceğin Enerji Stratejisine vurgu yapılan Uludağ Enerji Zirvesi, Bursa Business School'da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Türkiye'nin çevre, iklim değişikliği ve kalkınma hedefleri doğrultusunda ikinci kez düzenlenen Uludağ Çevre Forumu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un katılımıyla gerçekleşti. Bu etkinliklerde, bakanlık temsilcileri, sektör liderleri, uzmanlar ve akademisyenler yer aldı ve karar alıcılara yol gösterici öneriler sunuldu. Eğitimden Tedarik Zincirine Güçlü Bir Ekosistem BBS, 2025 yılında yalnızca zirvelere değil, aynı zamanda tedarikçi buluşmaları, sektörel eşleştirme programları ve yeni nesil eğitimlere de ev sahipliği yaptı. Savunma, otomotiv, turizm ve hizmet sektörlerine yönelik düzenlenen programlar, firmalar arası iş birliklerini güçlendirirken, B2B pazarlama ve satış programı, kadın liderlik ve veri odaklı yönetim gibi alanlardaki eğitimler iş dünyasının insan kaynağına doğrudan katkı sağladı. Dünya çapında markaların lansmanlarından üst düzey yönetici eğitimlerine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren Bursa Business School, Uludağ'ı küresel ölçekte cazibe merkezi yapma yolunda ilerliyor. "BBS, Kongre Turizminde Çekim Merkezi Olacak" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Uludağ'ın kalbinde, tarihi kimliği ve sahip olduğu eşsiz fiziki olanaklarla kurulan Bursa Business School'un, kentin ve bölgenin dönüşüm vizyonunda stratejik bir rol üstlendiğini belirtti. İbrahim Burkay, Bursa Business School'un bugün dünya genelinde öne çıkan ilk üç destinasyon arasında bulunduğunu ve merkezin Türkiye'nin ve yakın çevrenin önemli eğitim merkezlerinden biri haline geldiğini ifade etti. İbrahim Burkay, Bursa Business School'un kongre turizmi açısından da güçlü bir çekim noktası olmayı hedeflediğini belirtti ve bu yapının turizm sektörünün dönüşümü için atılan en önemli adımlardan biri olduğunu vurguladı. Dört Mevsim Uludağ Hedefine Ulaşılacak İbrahim Burkay, önümüzdeki beş yıl içinde Bursa ve Uludağ'ın, içerik ve işlevsellik açısından sahip olduğu marka değerini hak eden bir konuma ulaşacağını ve yılın 365 günü dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlayan bir merkez haline geleceğini ifade etti. Bu yıl da Bursa Business School'un ev sahipliğinde en az 10 zirve düzenleyeceklerini açıklayan Burkay, bu etkinliklerin Uludağ ve Bursa'nın bölgesel ve uluslararası ölçekte etkisini artıracağını belirtti. İbrahim Burkay, Bursa Business School'un önümüzdeki süreçte başta eğitim ve sağlık programları olmak üzere değişim, dönüşüm ve yenilenmenin en güçlü sahalarından biri olacağını ve BBS'nin dört mevsim Uludağ hedefinde önemli bir rol oynayacağını belirtti. Uludağ'daki tüm otel ve tesislerin de bu dönüşümün ana merkezleri haline geleceğini söyledi.

 Ege Ordusu ve DEÜ’den “Yapay Zekâ ve İnsan” paneli Haber

 Ege Ordusu ve DEÜ’den “Yapay Zekâ ve İnsan” paneli

Ege Ordusu Komutanlığı ve Dokuz Eylül Üniversitesi'nin (DEÜ) ortaklaşa düzenlediği "Yapay Zekâ ve İnsan: Savunma Sanayi Perspektifi" panelinde, yapay zekânın güncel savaş stratejilerine olan etkisi, savunma sanayinde yerli üretim hedefleri ve insan-makine etkileşimi çok yönlü bir şekilde incelendi. İZMİR (İGFA) - Ege Ordusu Komutanlığı ile Dokuz Eylül Üniversitesi işbirliğiyle "Yapay Zekâ ve İnsan: Savunma Sanayi Perspektifi" konulu bir panel organize edildi. Ege Ordusu Komutanlığının ev sahipliğindeki panele; Orgeneral İrfan Özsert, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, akademisyenler ve askerî personel katılım sağladı. Açılış konuşmasını yapan Orgeneral İrfan Özsert, bu anlamlı etkinliğe katkıları sebebiyle Dokuz Eylül Üniversitesi'ne teşekkür ederek, yapılan bilgilendirmelerin askerî personel ve akademik çevre arasındaki ilişkiyi güçlendireceğini ve Türk askerinin daha bilinçli bireyler olmasını sağlayacağını dile getirdi. “GELECEĞİN MUHAREBELERİNDE ÜSTÜNLÜK, YAPAY ZEKÂ’NIN DONANIM GÜCÜYLE BELİRLENECEK” Özsert, konuşmalarına şu sözlerle devam etti: “Günümüz savaş alanında yapay zekâ destekli insansız hava araçları, geleneksel caydırıcılık yöntemlerini zayıflattı. Ukrayna ile Rusya arasındaki bu çatışma, yapay zekâ laboratuvarına dönüşmüş, adeta yapay zekâların savaşı olmuştur. Yapay zekâ destekli, asgari insan gücüne gereksinim duyan silahlar savaş anlayışını kökten değiştirmiştir. Geleceğin savaşlarında üstünlük, klasik silah üstünlüğünden ziyade, yapay zekâların donanım kapasitesine göre belirlenecektir.” “YAPAY ZEKÂNIN KARAR VERME YETİSİ İNSAN KADAR GÜÇLÜ DEĞİL” Panelin açılış sunumunu yapan DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, "Yapay Zekâ ve İnsan Fizyolojisi" adlı sunumunda, yapay zekânın insan ve savunma sanayi üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Yapay zekânın ortaya çıkışı ve tarihsel gelişimine ilişkin bilgileri paylaşan Prof. Dr. Yılmaz, yapay zekânın veri, enformasyon ve bilgi birleşimiyle oluştuğunu belirtti. Yapay zekânın en büyük eksiklerinden birisinin, karar verme mekanizmasının insan kadar güçlü olmaması olduğunu vurgulayan Yılmaz, insan beyninin karar verme süreçlerindeki üstünlüğüne dikkat çekti. Rektör Yılmaz'ın ardından panele çevrim içi katılan Dokuz Eylül Üniversitesi mezunu Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Sadullah Uzun, Resmî Gazete'de yayımlanan kararla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na bağlı Millî Teknoloji Genel Müdürlüğü'nün adının "Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü" olarak değiştiğini hatırlattı. Uzun, yapay zekânın sosyal, akademik ve askerî alanlardaki doğru kullanımına ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Panel kapsamında akademisyenler şu sunumları gerçekleştirdiler: Prof. Dr. Mehmet Kuntalp: Agentic Yapay Zekâ ve Savunma Alanında Kullanımı Prof. Dr. Derya Birant: Yapay Zekâ ve İnsan Aktivitesi Tanıma Prof. Dr. Yavuz Şenol: Giyilebilir Kablosuz Çoklu Sensör İzleme Sistemi ve Derin Öğrenme ile Aktivite Tanıma Prof. Dr. Güleser Kalaycı Demir: Yapay Zekâ Tanımlı Anomali Tespiti ve Kestirimci Bakım Prof. Dr. Arif Engin Çetin: Yapay Zekâ Tabanlı Biyomedikal Uygulamalar Doç. Dr. Ufuk Nalbantoğlu: Sürü Zekâsı, Öz Organizasyon ve Sürü Otonomisi Doç. Dr. Burçin Özsaydan: Otonomi İçin Takviyeli Öğrenme – Derin Sinir Ağları İle Geliştirilen Yöntemler Doç. Dr. Serhat Tozburun: Yapay Zekâ Destekli Görüntü Analizi HATIRA OBJESİ TAKDİM EDİLDİ Program, Orgeneral İrfan Özsert tarafından DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz ve sunum gerçekleştiren akademisyenlere katkılarından ötürü hatıra objesi takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

Geleceğe Teknolojik ve Metafizik Bakış Konferansı Haber

Geleceğe Teknolojik ve Metafizik Bakış Konferansı

Kayseri'de Talas Belediyesi E-Spor ve İnovasyon Merkezi, geleceğin Türkiye’sini şekillendirecek genç yetenekleri, savunma sanayimizde öne çıkan BAYKAR mühendisleri ile buluşturdu. "Geleceğe Teknolojik ve Metafizik Bakış" başlıklı konferans, teknolojiyle birlikte düşünüp üretirken, anlam arayışına vurgu yapan önemli mesajlar sundu. KAYSERİ (İGFA) - Abdussamed Acar, Yusuf Erkan Balık, Çağdaş Gül ve Abdulmelik Bekmez’in katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, mühendisliğin sadece teknik değil, aynı zamanda etik ve vicdani bir sorumluluk taşıdığına dikkat çekildi. Gençler, teknolojinin görünen yüzünün ardındaki değerlerin, bilincin ve perspektifin önemini alanın uzmanlarından öğrenme olanağı yakaladı. HAYALLERİN YEŞERDİĞİ MERKEZ Talas Belediyesinin gençlere yönelik projelerinden biri olan E-Spor ve İnovasyon Merkezi, bu anlamlı toplantıyla yalnızca bir mekan olmadığını, aynı zamanda hayallerin şekillendiği, vizyonların genişlediği bir merkez olduğunu bir kez daha kanıtladı. BAŞKAN YALÇIN: “DEĞERLERLE BULUŞAN BİR NESİL YETİŞTİRİYORUZ” Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, programla ilgili yaptığı değerlendirmede gençlere duyduğu güveni şu şekilde ifade etti: “Geleceği inşa edecek olanlar, sadece iyi kod yazabilen değil, neyi ve neden yaptığını bilen gençlerdir. Talas'ta teknolojiyi değerlerle, aklı vicdanla birleştiren bir zihniyeti geliştiriyoruz. BAYKAR'ın kıymetli mühendislerini gençlerimizle buluşturmak, onların hayallerine dokunmak bizim için oldukça değerli. Programda emeği geçen herkese ve katılım gösteren tüm gençlere gönülden teşekkür ediyoruz.” MERKEZİN TEKNOFEST BAŞARILARI Talas Belediyesi E-Spor ve İnovasyon Merkezi, gençler için sunduğu eğitim ve vizyonun sonuçlarını TEKNOFEST Kıbrıs ve TEKNOFEST İstanbul'da elde ettiği büyük başarılarla aldı. Merkezin öğrencileri, TEKNOFEST Kıbrıs finallerinde ilkokul kategorisinde Türkiye birincisi olurken, TEKNOFEST İstanbul'da yapay zeka tabanlı projeleriyle Türkiye çapında dereceler kazanarak Talas'ın adını gururla duyurdu. Bu başarılar, Talas Belediyesinin gençliğe yaptığı yatırımların düşünen, üreten ve geleceğe yön veren bir nesil yetiştirilmesine nasıl katkıda bulunduğunun somut bir kanıtı oldu. Talas Belediyesi, gençlerin bilim, teknoloji ve inovasyon alanlarında kendilerini geliştirmelerine destek veren projeleriyle, umut dolu bir geleceğe yürüyen bir neslin yanında olmaya devam ediyor.

Dijital reklam harcamaları 4 kat arttı Haber

Dijital reklam harcamaları 4 kat arttı

Kasım ayında başlayıp yıl sonuna kadar süren alışveriş dönemi, hem globalde hem de Türkiye'de tüketiciler tarafından en çok beklenen dönem haline geldi ve 2025 verilerine göre bu dönem tüm zamanların rekorunu kırdı. Türkiye'de dijital reklam yatırımlarında önemli bir artış gözlemlendi. Ev-yaşam ürünleri kategorisinde yoğun bir talep görüldü. İSTANBUL (İGFA) - Kasım ayındaki global indirim döneminde, dünya genelinde e-ticaret ve perakende satışlar rekor seviyelere ulaştı. Bu dönemde perakende ve e-ticaret sektörlerinde hareketlilik en yüksek düzeye çıktı. Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, Kasım ayında dünya genelinde toplam harcamaların 14,6 milyar dolara ulaştığını belirtti. Kaplan, "Geçen yıla göre yüzde 27'lik bir artış, tüm zamanların en yüksek seviyesinin göstergesidir. Dönem boyunca 81 milyondan fazla eşsiz kullanıcı alışveriş yaptı" diye konuştu. Türkiye'de Kasım ayının ilk 15 gününde e-ticaret siteleri toplamda 52 milyon ziyaret aldı. 2025'te reklam gösterim sayısı 13 milyara yükselirken, sipariş adedinde yüzde 16'lık bir artış yaşandı. Kaplan, "Dakikada 532 ürün satıldı ve siparişlerin yüzde 90'ı mobil uygulamalar yoluyla gerçekleşti. Bu da mobil ticaretin e-ticaret ekosistemindeki belirleyici rolünü bir kez daha kanıtlıyor" dedi. Kasım ayında en fazla alışveriş yapılan şehirler İstanbul, Ankara ve İzmir olurken, Bursa, Kocaeli ve Antalya da yoğun ilgiyle karşılaştı. Satış artışında ise Ardahan, Hakkari ve Osmaniye dikkat çeken iller oldu. Ev & Yaşam ürünleri kategori bazında liderliğini sürdürdü. Züccaciye, yastık ve mutfak kategorilerinde düdüklü tencereler ciddi bir satış artışı gördü. Temel tüketim ürünlerinde tuvalet kâğıdı ve fındık kreması, kozmetik ürünlerde ise nemlendirici kremler en fazla tercih edilen ürünlerdi. Kaplan, Kasım döneminde markaların reklam bütçelerini diğer aylara kıyasla ortalama dört kat artırdığını vurgulayıp, "Yıllık toplam reklam bütçelerinin yüzde 34'ü yalnızca Kasım-Aralık döneminde harcandı. Dijital reklamlarda yapay zekâ destekli içerik ve optimizasyon kullanımı artarken, kullanıcılar ürün aramalarını klasik arama motorları yerine yapay zekâ platformları üzerinden yapmayı daha çok tercih etti" ifadelerini kullandı. Kaplan, e-ticaret platformlarında kullanıcıların ortalama 75 dakika geçirdiğini ve video reklamlarının ön plana çıktığını, toplam 13 milyar reklam gösteriminin 6 milyarının video formatında gerçekleştiğini kaydetti.

Nasdaq Verafin, Küresel Dolandırıcılıkla Mücadele İttifakı'na (GASA) katıldı Haber

Nasdaq Verafin, Küresel Dolandırıcılıkla Mücadele İttifakı'na (GASA) katıldı

Nasdaq Verafin, Küresel Dolandırıcılıkla Mücadele İttifakı'nın (GASA) Kurucu Üyesi oldu ve bu hamle, finansal suçlarla küresel mücadeleyi güçlendiriyor. Şirket, Brezilya ve Meksika'da finansal suçlarla mücadelede iş birliğini artırmayı hedefliyor. ACCESS Newswire / LAHEY, HOLLANDA (İGFA) - Küresel Dolandırıcılıkla Mücadele İttifakı (GASA - Global Anti-Scam Alliance), dolandırıcılık, finansal suçlar ve dijital sahtekarlıkla küresel mücadelenin güçlenmesi amacıyla Nasdaq Verafin'in GASA'ya (Küresel Dolandırıcılıkla Mücadele İttifakı) Kurucu Üye olarak katılımını duyurdu. Dolandırıcılık yöntemleri sınırları ve dijital platformları aşarken, tüketicileri koruma ve daha güvenli finansal ekosistemler kurma amacıyla sektörler arası iş birliği şart olmuştur. Nasdaq Verafin'in bu adımı, dünya genelinde güven, saydamlık ve dayanıklılığı artırmayı hedefleyen ortak bir misyonun önemli bir kısmını oluşturuyor. Küresel çabaya katılmanın yanı sıra, Nasdaq Verafin, Latin Amerika'daki finansal sektördeki paydaşlarla iş birliği yaparak finansal suçlarla mücadelede bölgesel girişimleri desteklemek için GASA'nın (Küresel Dolandırıcılıkla Mücadele İttifakı) Brezilya ve Meksika bölümlerine de dahil olacak. Nasdaq Verafin Uluslararası Ödeme Dolandırıcılığı Başkanı Mauriceo Castanheiro, "Suçlular, bilgi siloları ve eski teknolojilerden faydalanarak tespit edilmekten kaçınan taktiklerde yenilik yapıyor. Finansal suçlarla mücadelede dönüm noktasındayız; bu nokta, savunma mekanizmalarını güçlendirmek ve küresel tüketicilerin korunmasını sağlamak için ortak aklın gücünü kullanarak tüm ekosistemi bir araya getirmeyi gerektiriyor. GASA (Küresel Dolandırıcılıkla Mücadele İttifakı) ile yakın çalışarak yenilikçi çözümleri, istihbaratı ve küresel bilgi birikimini Brezilya ve Meksika'daki finansal kurumların karşılaştığı eşsiz zorluklarla paylaşmayı sabırsızlıkla bekliyoruz," şeklinde konuştu. Nasdaq Verafin, dünya genelinde 2.700'den fazla finans kuruluşu tarafından güvenilen, finansal suç yönetimi teknolojileri çözümlerinde lider konumdadır. Şirketin yenilikçi yaklaşımı, suç faaliyetlerini önlemeye yönelik olarak konsorsiyum verileri, yapay zeka ve makine öğrenimini bir araya getirir. Nasdaq Verafin'in konsorsiyum stratejisi, dolandırıcılık tespitini ve önlenmesini iyileştirirken yanlış pozitifleri azaltmak adına 800 milyon farklı kaynaktan gelen veri ve içgörüleri kullanarak finansal sistemdeki gizli tehlikeleri açığa çıkarır. GASA (Küresel Dolandırıcılıkla Mücadele İttifakı) Genel Müdürü Jorij Abraham, "Nasdaq Verafin'in Küresel Dolandırıcılıkla Mücadele İttifakı'na Kurucu Üye olarak katılımı, kuruluşumuz ve dolandırıcılıkla küresel mücadelede bir dönüm noktasıdır. Suç eylemlerini daha verimli ve etkili bir şekilde tespit etme konusundaki teknik uzmanlıkları, misyonumuza yeni bir bakış açısı ve etki seviyesi katıyor. Nasdaq Verafin'in katılımıyla, Brezilya ve Meksika Bölümlerimizin yönetim kurullarında daha güçlü bir iş birliği yaparak, küresel bilgi ve yerel eylemi bir araya getirme kapasitemizi artırıyoruz. Birlikte daha güçlü politikalar belirleyebilir, sektör iş birliğini güçlendirebilir ve dolandırıcılıktan arınmış bir gelecek oluşturabiliriz," şeklinde konuştu. Brezilya Direktörü Renata Salvini, "Nasdaq Verafin'in Kurucu Üye olarak katılması yalnızca Brezilya Bölümü için bir dönüm noktası değil, aynı zamanda pazarımızın güvenilirliğine ve oluşturduğumuz çalışmaların ciddiyetine güçlü bir onaydır. Mükemmellik, yenilikçilik ve dürüstlüğe olan derin bağlılığıyla tanınan, dünya çapında bir kurumla iş birliğine başlıyoruz. Bu ortaklık, küresel bilgi birikimini yerel etkiye dönüştürme kabiliyetimizi artırıyor ve Brezilya'da dolandırıcılık ve finansal suçlarla mücadelede iş birliği standardımızı yükseltme hedefimizi hızlandırıyor," dedi. Meksika Direktörü Sissi de la Peña, "Meksika'daki Dolandırıcılık Durumu 2025 Raporu'na göre, Meksikalı yetişkinlerin yüzde 76'sı dolandırıcılığa maruz kalıyor ve yıllık 139 milyar peso kaybediliyor, 2026 yılı zararlarının artacağı görülüyor. Yapay Zeka üretkenliği kolaylaştırdı ancak dolandırıcılığı da yaygın hale getirdi; bu sadece bir tahmin değil, bir gerçektir. Bu krizle savaşmak, dijital platformlar, telekomünikasyon, finans ve yetkililer arasında erken tespiti sağlayacak koordineli bir savunma gerektiriyor. Nasdaq Verafin'in GASA (Küresel Dolandırıcılıkla Mücadele İttifakı) Meksika'ya katılımı, teknoloji ile koordinasyon arasındaki uçurumu kapatıyor. Sistematik iş birliği olmadan ekonomimiz savunmasız kalır. Bu durum, temel stabilite konusundaki çok paydaşlı taahhüdümüzü pekiştiriyor," diye ekledi. Bu ortaklık sayesinde, Nasdaq Verafin yöneticileri GASA (Küresel Dolandırıcılıkla Mücadele İttifakı) Meksika ve Brezilya Danışma Kurulları'na dahil olacaklar. Kurucu Üye olarak Nasdaq Verafin, tüketicileri dolandırıcılık ve sahtekarlıktan koruyacak yenilikçi stratejiler geliştirmek için finansal suçlarla mücadelede yirmi yılı aşkın deneyiminden gelen içgörüleri paylaşarak GASA ve üyeleriyle iş birliği yapacak. Nasdaq Verafin'in finansal suç tespit ve önleme yaklaşımı hakkında daha fazla bilgi için www.verafin.com adresini ziyaret edebilirsiniz. KÜRESEL DOLANDIRICILIKLA MÜCADELE İTTİFAKI (GASA) HAKKINDA Küresel Dolandırıcılıkla Mücadele İttifakı, küresel tüketicileri dolandırıcılıktan koruma misyonu olan kar amacı gütmeyen bir kuruluştur. GASA (Küresel Dolandırıcılıkla Mücadele İttifakı); politikacılardan, kolluk kuvvetlerinden, tüketici yetkililerinden, STK'lardan (Sivil Toplum Kuruluşları), finans sektörü temsilcilerinden, telekom operatörlerinden, internet platformlarından, hizmet sağlayıcılarından ve siber güvenlik kuruluşlarından bilgi paylaşmak, ortaya çıkan dolandırıcılıkları açığa çıkarmak ve sahtekarlıkla ortak bir mücadele ruhu oluşturmak amacıyla bir araya geliyor. Daha fazla bilgi için https://www.gasa.org adresine bakabilirsiniz. NASDAQ VERAFİN HAKKINDA Nasdaq Verafin; Dolandırıcılık Tespiti ve Yönetimi, AML/CFT (Kara Para Aklamanın Önlenmesi/Terörizmin Finansmanıyla Mücadele) Uyumluluğu ve Yönetimi, Yüksek Riskli Müşteri Yönetimi, Yaptırım Taraması ve Yönetimi ve Bilgi Paylaşımı gibi Finansal Suç Yönetimi Teknolojisi çözümleri sunar. 11 trilyon dolarlık toplam varlıkları temsil eden 2.700'den fazla finans kurumu, dolandırıcılığı önlemek ve AML/CFT (Kara Para Aklamanın Önlenmesi/Terörizmin Finansmanıyla Mücadele) çalışmaları için Nasdaq Verafin'e güvenir. Daha fazla bilgi almak için www.verafin.com adresini ziyaret ediniz. İleriye Dönük İfadelerle İlgili Uyarı Notu: Bu bültende yer verilen bilgiler, değişken birçok risk ve belirsizlik içeren ileriye dönük beyanlar içermektedir. Nasdaq, okuyucularını, ileriye yönelik ifadelerin gelecekteki performansı garanti etmediği ve gerçek sonuçların ileriye dönük bilgilerde ifade edilenlerden farklı olabileceği konusunda uyarıyor. İleriye dönük beyanlar, "olacak", "olabilir" gibi kelimelerle ve benzer anlamdaki diğer terimlerle tanımlanabilir. Bu tür ileriye dönük beyanlar, örnekle sınırlı olmamak üzere, gelecekteki hareketler ve beklentilerle ilgili açıklamaları kapsar. İleriye dönük beyanlar, Nasdaq'ın kontrolü dışında olan birçok risk, belirsizlik ve diğer faktörleri bulunur. Bu riskler ve belirsizlikler, Nasdaq'ın ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) sunduğu belgelerde, Form 10-K yıllık raporlar ve Form 10-Q üç aylık raporları dahil detaylı olarak açıklanmıştır; bunlara Nasdaq'ın yatırımcı ilişkileri web sitesi http://ir.nasdaq.com veya SEC'in web sitesi www.sec.govadresi üzerinden ulaşabilirsiniz. Nasdaq, yeni veriler, gelecekteki olaylar ya da başka sebeplerle herhangi bir ileriye yönelik ifadeyi güncelleme sorumluluğunu üstlenmez. © 2005 Nasdaq, Inc. Nasdaq logosu ve Nasdaq 'şerit' logosu, ABD ve diğer ülkelerde Nasdaq, Inc.'in kayıtlı ve kayıtsız ticari markaları ya da hizmet markalarıdır. Tüm haklar saklıdır. Bu iletişim ve bağlantı adreslerini takip ederek ulaşılan içerikler yalnızca Nasdaq, Inc. ve/veya bağlı kuruluşları (toplu olarak "Nasdaq") tarafından bilgi amaçlı sağlanmaktadır. Nasdaq, bu iletişim ya da içeriklerin hiçbir şekilde garanti vermez ve yasal kapsamda ima edilen herhangi bir garantiyi açıkça reddeder. Yayınlandığı tarihte bu bilgilerin doğru olduğuna inanılmakta, ancak önceden bilgi verilmeksizin değiştirilebilir. Bu içerik, herhangi bir yatırım ürünü alımı ya da satışı için öneri, talep, davet, teşvik, promosyon ya da teklif niteliği taşımaz; ayrıca bu materyal, yatırım, hukuk ya da vergi önerisi olarak ya da Nasdaq tarafından bir tavsiye, referans veya onay olarak değerlendirilmez. KAYNAK: Global Anti-Scam Alliance

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.