>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ümit Özdağ

NEWSTURK - Ümit Özdağ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ümit Özdağ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zafer Partisi Teşkilat Eğitimi İstanbul’da Yapıldı Haber

Zafer Partisi Teşkilat Eğitimi İstanbul’da Yapıldı

Zafer Partisi Teşkilat Eğitimi İstanbul'da Büyük İlgiyle Başladı ​Zafer Partisi, Türkiye’nin siyasi geleceğine yön verecek kadrolarını hazırlamak ve teşkilat yapısını modern siyasetin gerekliliklerine uygun hale getirmek amacıyla başlattığı kapsamlı eğitim faaliyetlerine İstanbul’da devam etti. 25 Ocak Pazar günü yoğun bir katılımla gerçekleştirilen ve NewsTurk ekibinin bizzat yerinde takip ettiği program, Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın açılış hitabıyla başladı. Parti içi eğitim faaliyetlerinin hız kesmeden süreceğini belirten Özdağ, teşkilat mensuplarına yönelik yaptığı konuşmada hem Türkiye’nin geleceğine dair seçim öngörülerini paylaştı hem de partisine yönelik sistematik saldırılara karşı izlenecek yeni yol haritasını açıkladı. Bu kapsamda düzenlenen Zafer Partisi teşkilat eğitimi, partinin orta ve uzun vadeli stratejilerinin tabana en doğru şekilde aktarılması açısından hayati bir önem taşıyor. ​Programın İstanbul ayağında, teşkilat yapısının profesyonelleşmesi ve saha çalışmalarında tek sesliliğin sağlanması adına akademik bir disiplin ön plana çıkarıldı. Raporların ortak görüşü gösteriyor ki, partinin bu eğitim modeli sadece teorik bir bilgilendirme süreci değil, aynı zamanda Türkiye'nin temel sorunlarına getirilen bilimsel çözümlerin halka arz edilmesi sürecidir. NewsTurk muhabirlerinin gözlemlediği üzere, katılımcıların motivasyonu ve programın içeriği, partinin önümüzdeki döneme ne kadar hazırlıklı olduğunun somut bir göstergesi niteliğindeydi. ​Zafer Partisi Teşkilat Eğitimi ve 2027 Kasım Seçim Öngörüsü ​Programın en çok dikkat çeken ve siyaset kulislerinde yankı uyandıran bölümü, Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın seçim tarihine ilişkin yaptığı projeksiyon oldu. Özdağ, konuşmasında Türkiye’nin bir sonraki genel seçim sürecine 2027 yılının Kasım ayında gireceğini öngördüğünü ifade etti. Bu tarihin stratejik bir hedef olduğunu vurgulayan Özdağ, teşkilatın şimdiden bu takvime odaklanarak tüm hazırlıklarını tamamlaması gerektiğini belirtti. Zafer Partisi teşkilat eğitimi oturumlarında da bu seçim takvimine uygun olarak yerel yönetimler, genel siyaset stratejileri ve seçmenle kurulacak iletişim modelleri üzerinde duruldu. ​Ümit Özdağ, seçim sath-ı mailine girilirken partinin karşılaşacağı zorluklara da değinerek, 2027 Kasım tarihinin rastgele seçilmediğini, ülkenin ekonomik ve sosyolojik verilerinin bu dönemi işaret ettiğini savundu. NewsTurk tarafından analiz edilen bu stratejik yaklaşım, partinin saha çalışmalarını ve üye kazanım süreçlerini önümüzdeki iki yıl boyunca kademeli olarak artıracağına işaret ediyor. Uzman görüşleri de partinin bu "hızlandırılmış" eğitim modeliyle Türkiye genelindeki tüm il ve ilçe başkanlıklarını ortak bir doktrin etrafında birleştirmeyi ve olası bir erken seçime karşı en hazır yapı olmayı hedeflediğini gösteriyor. ​Dijital Kuşatma ve Dezenformasyona Karşı Strateji ​Genel Başkan Özdağ, konuşmasının önemli bir kısmını kendisine ve partisine yönelik artan sistematik dijital saldırılara ayırdı. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen operasyonlarda AKP, MHP, FETÖ ve PKK iltisaklı olduğu belirtilen trol hesapların şaşırtıcı bir fikir birliğiyle hareket ettiğine dikkat çeken Özdağ, bu durumu siyasi mücadelenin bir parçası olarak gördüğünü belirtti. Bu saldırıların kendisini ve partisini yıldırmadığını aksine "saldırılar azaldığında bir şeyleri eksik yaptığını düşünerek üzüldüğünü" esprili fakat kararlı bir dille ifade eden Özdağ, bu baskıların doğru yolda olduklarının en net kanıtı olduğunu vurguladı. ​Zafer Partisi teşkilat eğitimi sırasında gündeme getirilen bir diğer kritik konu ise FETÖ elebaşının talimatıyla başlatılan ve hala devam ettiği iddia edilen PKK iftiraları oldu. Özdağ, kendisine yönelik atılan bu asılsız iddiaların Türk milliyetçiliği zeminini zayıflatmaya yönelik dış destekli operasyonlar olduğunu savundu. Teşkilat üyelerine bu tür provokasyonlara karşı bağışıklık kazanmaları ve soğukkanlılıklarını korumaları gerektiğini hatırlatan Özdağ, dijital dezenformasyonla mücadelenin artık bir vatan savunması kadar önemli hale geldiğini ifade etti. ​Program Odaklı Siyaset: Çözüm Önerileriyle Halkın Karşısına Çıkmak ​Ümit Özdağ, teşkilat mensuplarına yönelik yaptığı konuşmada saldırılara karşı izlenecek yeni stratejiyi de net bir şekilde çizdi. Saldırılara aynı sertlikte veya kişisel polemiklerle karşılık vermek yerine, enerjinin tamamen halka partinin programlarını anlatmaya harcanması gerektiğini söyledi. Özdağ, "Hiçbir partinin programı bizimki kadar dolu değil; ülkenin kangrenleşmiş sorunlarına yönelik bu kadar kapsamlı çözümler başka hiçbir yapıda bulunmuyor" diyerek teşkilatın elindeki en büyük gücün "çözüm odaklı siyaset" olduğunu vurguladı. ​NewsTurk ekibinin notlarına göre Özdağ, Türkiye'nin ekonomik buhranından sığınmacı meselesine, eğitimdeki nitelik kaybından bölgesel kalkınma planlarına kadar her alanda Zafer Partisi'nin hazır projeleri olduğunu belirtti. Teşkilat üyelerine verilen talimatta, "Trol saldırılarıyla uğraşmak yerine kapı kapı gezerek partimizin programını anlatın, Türkiye'nin çıkış yolunun bu programlarda olduğunu insanlara gösterin" denildi. Bu yaklaşım, partinin önümüzdeki dönemde reaksiyonel siyasetten aksiyonel siyasete geçeceğinin ve gündemi çözüm önerileriyle belirleyeceğinin sinyallerini verdi. ​Akademik Kadro ile Stratejik Eğitim Oturumları ​Eğitim programının teknik kısmında Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Ali Şehirlioğlu ve beraberindeki uzman heyet görev aldı. Teşkilat mensuplarına yönelik verilen derslerde kriz yönetimi, toplumsal iletişim teknikleri ve stratejik planlama gibi başlıklar ele alındı. Zafer Partisi teşkilat eğitimi sürecinin bir parçası olarak gerçekleştirilen bu oturumlarda, Prof. Dr. Ali Şehirlioğlu’nun disiplin ve saha organizasyonu konusundaki sunumları katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. ​Bu eğitimlerin temel amacı, partinin çözüm önerilerini bilimsel temellere dayandıran bir kadro hareketi olduğunu göstermek olarak özetlendi. Programda yer alan profesörler, teşkilat üyelerine hızlandırılmış bir müfredat sunarak, sahadaki vatandaşın sorularına en doğru ve verimli yanıtların nasıl verilmesi gerektiğini uygulamalı olarak gösterdi. Raporların ortak görüşü, partinin bu akademik desteği sayesinde siyasi söylemlerini daha rasyonel ve ikna edici bir zemine oturttuğu yönündedir. ​Sonuç: Sahada Bilinçli ve Eğitimli Bir Hareket ​İstanbul'da düzenlenen bu dev organizasyon, Zafer Partisi'nin sadece meydanlarda değil, aynı zamanda veri odaklı siyasetin yapılacağı masalarda da etkin olacağını gösterdi. Zafer Partisi teşkilat eğitimi serisinin İstanbul ayağı, kadroların motivasyonunu artırırken, Genel Başkan Ümit Özdağ'ın "2027 Kasım" hedefi partinin yol haritasını netleştirdi. ​Trol saldırıları ve dezenformasyon kampanyalarına karşı "programla direnme" kararı alan teşkilat, İstanbul'dan edindiği bu akademik birikimi Anadolu'nun dört bir yanına taşımaya hazırlanıyor. NewsTurk olarak izlediğimiz bu süreç, Türk siyasetinde akademik kadroların parti teşkilatlarıyla bu denli yoğun temas kurduğu ve polemik yerine proje odaklı bir dile yöneldiği nadir örneklerden biri olarak kayıtlara geçti.

Prof.Dr. Ümit Özdağ'dan Basın Açıklaması. Sert Mesajlar Haber

Prof.Dr. Ümit Özdağ'dan Basın Açıklaması. Sert Mesajlar

Zafer Partisi Genel Merkezi'nde düzenlenen haftalık toplantıda konuşan Prof. Dr. Ümit Özdağ, ülke gündemine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Ümit Özdağ basın açıklaması kapsamında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kuruluş yıl dönümünden toplumsal asayiş olaylarına, anayasa tartışmalarından terörle mücadele stratejilerine kadar geniş bir yelpazede eleştirilerini dile getirdi. Özdağ, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu "güvenlik ve asayişin kalmadığı bir dönem" olarak nitelendirirken, hükümetin dış politika hamlelerini de sert bir dille eleştirdi. ​Kıbrıs'ta "İki Devletli Çözüm" Israrı ve Mavi Vatan Uyarısı ​Toplantının ilk gündem maddesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) 42. kuruluş yıl dönümüydü. Özdağ, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık mücadelesini ve kurucu liderler Dr. Fazıl Küçük ile Rauf Denktaş'ı anarak başladığı konuşmasında, adadaki siyasi çözüm süreçlerine değindi. Raporların ortak görüşü, Özdağ'ın federasyon temelli çözüm önerilerini kesin bir dille reddettiğini ve "tek yolun iki ayrı bağımsız devlet" olduğunu vurguladığını gösteriyor. ​Özdağ, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) silahlanma faaliyetlerine ve bölgedeki askeri hareketliliğe dikkat çekti. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Rum kesimine yönelik silah ambargosunu kaldırması ve İsrail ile yapılan askeri tatbikatların Türkiye için bir tehdit unsuru olduğunu belirtti. Açıklamada, Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki adalar üzerindeki egemenlik iddialarına karşı hükümetin sessiz kaldığı savunulurken, "Mavi Vatan'ın unutulduğu" eleştirisi öne çıktı. ​Toplumsal Travmalar: İstanbul ve Şanlıurfa'daki Ölümler ​Basın toplantısının en dikkat çeken bölümlerinden biri, son günlerde Türkiye'yi sarsan iki ayrı trajediye ayrıldı. Özdağ, İstanbul'da yaşanan ve "Böcek ailesi" olarak bilinen dört kişilik bir ailenin şüpheli ölümüne değindi. İstanbul Fatih'te meydana gelen olayda, anne, baba ve iki çocuğun hayatını kaybetmesi, kamuoyunda derin bir üzüntü yaratmıştı. Adli Tıp Kurumu raporlarına da yansıyan olayda, kimyasal zehirlenme şüpheleri üzerinde durulurken, Özdağ bu durumu ekonomik ve sosyal çöküşün bir yansıması olarak değerlendirdi. ​Bir diğer vahim olay ise Şanlıurfa'da yaşandı. Bir marangoz atölyesinde çalışan 15 yaşındaki çırak Muhammed Kendirci'nin, ustası tarafından maruz kaldığı şiddet sonucu hayatını kaybetmesi, toplantıda "toplumsal vicdanın kanadığı" bir örnek olarak sunuldu. Basına yansıyan bilgilere göre, çocuğun kompresörle hava verilerek işkenceye uğraması ve hastanede yaşamını yitirmesi, çocuk işçiliği ve şiddet sarmalı tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Özdağ, bu olayları "Türkiye'de artık güven ve asayişin kalmadığının kanıtı" olarak sundu. ​"Yeni Süreç" ve Anayasa Tartışmalarına Sert Tepki ​Ümit Özdağ basın açıklamasının siyasi ayağında ise, son dönemde alevlenen "yeni çözüm süreci" ve anayasa değişikliği tartışmaları vardı. Özdağ, iktidar kanadından ve MHP lideri Devlet Bahçeli'den gelen, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın mecliste konuşma yapmasına yönelik çağrıları "tarihi bir hata" olarak nitelendirdi. Özdağ, bu tür girişimlerin "devletin terör örgütü karşısında diz çökmesi" anlamına geleceğini savundu. ​Özdağ, mecliste kurulması planlanan komisyonlara üye verecek milletvekillerine de seslendi. NewsTurk tarafından takip edilen süreçte, Özdağ'ın "Tarihe teröristin ayağına giden vekil olarak geçmeyin" çağrısı, siyasi kulislerde yankı uyandırdı. Ayrıca, hükümetin "İkinci Cumhuriyet" veya "Yeni Devlet" adı altında anayasal düzeni değiştirmeyi hedeflediğini iddia eden Özdağ, Zafer Partisi'nin bu süreçte üniter devlet yapısını ve anayasanın ilk dört maddesini savunmaya devam edeceğini belirtti. ​Bölgesel Tehditler ve "Teröristan" İddiası ​Konuşmanın dış politika bölümünde, Suriye ve Irak'ın kuzeyindeki gelişmeler ele alındı. Özdağ, bölgede bir "Teröristan" kurulmaya çalışıldığını ve bunun Türkiye'nin toprak bütünlüğünü tehdit ettiğini öne sürdü. ABD ve İsrail'in bölgedeki stratejik hamlelerinin, Türkiye'nin güney sınırlarında fiili bir durum yarattığını belirten Özdağ, hükümetin bu gelişmelere karşı daha kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini ifade etti. Golan Tepeleri örneğini vererek sınır güvenliğindeki zafiyetlere dikkat çekti. ​Zafer Partisi lideri, konuşmasını Türk milletine birlik çağrısı yaparak sonlandırdı. Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve siyasi krizden çıkışın ancak ulusal egemenliğe sahip çıkılarak mümkün olacağını vurguladı.

Bahçeli'den İmralı açıklaması: "Gerekirse Ben Giderim" Haber

Bahçeli'den İmralı açıklaması: "Gerekirse Ben Giderim"

Ankara'da siyasi gündem, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin grup toplantısında yaptığı tarihi çıkışla sarsıldı. "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda Abdullah Öcalan ile görüşme tartışmalarına son noktayı koyan Bahçeli, sürecin tıkanması durumunda inisiyatif alarak bizzat İmralı'ya gidebileceğini duyurdu. Bahçeli'den İmralı açıklaması, İYİ Parti'nin ardından Zafer Partisi ve Yeniden Refah Partisi liderlerinden de sert ve manidar tepkiler aldı. ​"Gerekirse Yanıma Üç Arkadaşımı Alır Giderim" ​MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, çözüm süreci tartışmalarında geri adım atmayacağının sinyalini verdi. İmralı ziyaretleri konusundaki "ayak sürüme" iddialarına tepki gösteren Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: ​"İmralı'ya gidilmesine ayak sürmenin manası yok. Açık açık söylüyorum. Gerekirse alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı'ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem." ​MHP grubuna dönerek "İmralı'ya gitmeme izin veriyor musunuz?" diye soran ve ayakta alkışlarla onay alan Bahçeli, bu hamlesiyle sürecin ciddiyetini ve kararlılığını ortaya koydu. ​Liderlerden Yaylım Ateşi: Özdağ ve Erbakan'dan Sert Çıkışlar ​Bahçeli'nin bu beklenmedik "Ben giderim" çıkışı, milliyetçi ve muhafazakar muhalefet kanadında geniş yankı buldu. İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu'nun "Salın gitsin" çıkışının ardından, Ümit Özdağ ve Fatih Erbakan da tartışmaya dahil oldu. ​Ümit Özdağ: "Tarihi Bir Kırılma Noktası" ​Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Bahçeli'den İmralı açıklaması sonrası yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin tehlikeli bir sürece girdiğini savundu. Özdağ, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: ​"Türkiye Cumhuriyeti bir tarihi kırılma noktasına sürükleniyor. Tüm vatansever yurttaşları Zafer Partisi'ne davet ediyorum. Korkma! Zafer Partisi'ne üye ol, aileni ve vatanını savun." ​Özdağ'ın bu sözleri, sürecin milliyetçi tabanda yarattığı endişeyi ve tepkiyi organize etme çabası olarak yorumlandı. ​Fatih Erbakan: "Kendisine ve Heyetine Hayırlı Yolculuklar" ​Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ise Bahçeli'nin açıklamalarına ironik bir dille yanıt verdi. Daha önce "Meclis'e gelemiyorsa teklif sahibi Bahçeli gitsin" diyen Erbakan, Bahçeli'nin bugünkü "Giderim" sözleri üzerine şu değerlendirmeyi yaptı: ​"TBMM Abdullah Öcalan'ın ayağına gitmemelidir dedik. Gidilecekse de teklif sahibi Sayın Bahçeli gitsin dedik. Sayın Bahçeli bugün İmralı'ya gitmeye hazır olduğunu açıkladı. Kendisine ve heyetine hayırlı yolculuklar diliyoruz!" ​Müsavat Dervişoğlu: "Salın Gitsin!" ​Tartışmanın fitilini ateşleyen ilk tepkilerden biri İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'ndan gelmişti. Dervişoğlu, Bahçeli'nin gitme isteğine atıfta bulunarak sosyal medyadan sadece "Salın gitsin!" ifadesini paylaşmıştı. ​Hükümet Kanadından İlk Ses: Yetki Komisyonda ​Siyasi liderlerin bu sert polemiği sürerken, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç sürecin resmi prosedürlerine dikkat çekti. Bakan Tunç, İmralı ziyaretleri konusundaki takdir yetkisinin TBMM'deki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'na ait olduğunu belirterek, "Ziyaret konusu komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir" açıklamasını yaptı. ​Raporların ortak görüşü gösteriyor ki, Bahçeli'nin bu hamlesi sadece bir niyet beyanı olmanın ötesinde, muhalefet partilerini pozisyon almaya zorlayan stratejik bir adım olarak siyasi tarihe geçti.

Emekli Albay Orkun Özeller'e tahliye kararı verildi Haber

Emekli Albay Orkun Özeller'e tahliye kararı verildi

Emekli Albay Orkun Özeller'e Tahliye Kararı: 57 Günlük Tutukluluk Sona Erdi ​Bugün görülen davada Emekli Albay Orkun Özeller'e tahliye kararı çıktı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin şikayeti üzerine sosyal medya paylaşımları nedeniyle 57 gündür tutuklu bulunan Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan emekli Kurmay Albay, İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmasında serbest bırakıldı. Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, mahkeme Özeller'in bir suçtan beraatine, "kamu görevlisine hakaret" suçundan ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) hükmederek tutukluluğunu sonlandırdı. Karar, adliye koridorunda bekleyen destekçileri tarafından sloganlarla karşılandı. ​Çağlayan Adliyesi'nde Kritik Duruşma: Yoğun İlgi ​Emekli Albay Özeller'in yargılandığı davanın ilk duruşması, 12 Kasım 2025 (bugün) tarihinde İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde bulunan 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nde gerçekleştirildi. Duruşma, kamuoyunda ve özellikle gazi ile şehit yakını çevrelerinde yakından takip ediliyordu. Duruşmayı izlemek üzere Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Şehit Anneleri Derneği Başkanı Pakize Akbaba ve çok sayıda gazi ile şehit yakını adliyeye gelerek Özeller'e destek verdi. ​Salona olan yoğun ilgi nedeniyle, izleyicilerin bir kısmı için SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) bağlantısıyla karşı salonun da açıldığı teyit edildi. Bu yoğun destek, davanın sadece hukuki bir süreç olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir hassasiyeti de yansıttığını gösterir nitelikteydi. ​Davanın temelini, Özeller'in sosyal medya üzerinden yaptığı ve "çözüm süreci" olarak bilinen döneme ilişkin eleştirilerini içeren paylaşımları oluşturuyordu. İddianamede, emekli albay için iki ayrı suçlama yöneltiliyordu: "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "kamu görevlisine görevinden dolayı sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile alenen hakaret". Özeller, bu suçlamalar nedeniyle 16 Eylül'den bu yana, yani 57 gündür tutuklu bulunuyordu. ​Özeller'in Kapsamlı Savunması ve Davanın Gidişatı ​Duruşmanın en kritik anlarından biri, Emekli Albay Orkun Özeller'in yaptığı savunmaydı. Raporların ortak görüşü gösteriyor ki, Özeller mahkemede yaklaşık 35 dakika süren, kapsamlı ve etkili bir savunma gerçekleştirdi. Savunmasına başlarken, ömrünün büyük bir bölümünü terörle mücadeleye adadığını ve Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde girmediği çatışma türünün kalmadığını vurguladı. Üniformasının "şehit kanıyla bezendiğini" belirten Özeller, vatan savunmasındaki kararlılığının ve bu uğurda yaşadıklarının altını çizdi. ​Özeller, davaya konu olan paylaşımlarının anayasal ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu savundu. Amacının "çözüm süreci" eleştirileri üzerinden toplumu bir kez daha aynı hataya düşmemesi için uyarmak ve terörle mücadelenin sekteye uğradığı o döneme dair "gerçeği göstermek" olduğunu ifade etti. Paylaşımlarının terörü meşrulaştırmak gibi bir amacı olmadığını, tam tersine terörle mücadeledeki tecrübelerini ve yaşananları aktarmak olduğunu belirtti. ​Savunmasını, "Beni PKK'lar, NATO'cular, FETÖ ve FETÖ vari yapılar sevmez. Beni gaziler, şehit yakınları, komutanlar ve aziz Türk Milleti sever," sözleriyle tamamlayarak duruşunu net bir şekilde ortaya koydu. Özeller'in avukatları da müvekkilinin ifadelerinde herhangi bir suç unsuru bulunmadığını, eleştirilerinin sert olmakla birlikte ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığını Yargıtay'ın emsal kararlarına atıfta bulunarak destekledi. ​Savcılık Mütalaası Orkun Özeller'e Tahliye Kararı Talebi ​Savunmaların tamamlanmasının ardından, duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcının mütalaası, davanın seyri açısından belirleyici oldu ve tahliye yolunu açtı. Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, savcılık, Özeller'in "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" suçlaması yönünden beraatını talep etti. Bu, iddianamedeki en ciddi suçlamalardan birinin savcılık makamı tarafından da desteklenmediği anlamına geliyordu. ​Bununla birlikte savcı, "kamu görevlisine hakaret" suçundan ise Özeller'in cezalandırılmasını istedi. Ancak mütalaanın en kritik noktası, savcının, ceza talebine rağmen Özeller'in tutuklulukta geçirdiği 57 günlük süreyi dikkate alarak derhal tahliyesini talep etmesiydi. Savcının bu talebi, mahkemenin nihai kararının da habercisi oldu ve salonda bekleyenler arasında olumlu bir hava yarattı. ​Mahkemeden Orkun Özeller'e Tahliye Kararı: Beraat ve HAGB ​Mahkeme heyeti, mütalaanın ardından karar için kısa bir ara verdi. Aranın ardından açıklanan kararda, Emekli Albay Orkun Özeller'e tahliye kararı resmen duyuruldu. Heyet, savcılık mütalaasına büyük ölçüde uyarak, Özeller'in "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" suçundan beraatine hükmetti. Bu kararla, paylaşımlarının toplumsal bir infiale yol açmadığı veya böyle bir kastı bulunmadığı mahkeme tarafından tescillenmiş oldu. ​İkinci suçlama olan "kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret" konusunda ise mahkeme, Özeller'i suçlu buldu ve bir ceza takdir etti. Ancak mahkeme, bu ceza için "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" (HAGB) kararı uyguladı. Hukuki olarak HAGB kararı, sanığın belirli bir denetim süresi içinde (genellikle 5 yıl) kasıtlı yeni bir suç işlememesi halinde, açıklanan hükmün ortadan kaldırılması ve davanın düşmesi anlamına gelmektedir. Bu karar, Özeller'in siciline bir mahkumiyet işlemediği gibi, cezaevinde kalmasını gerektiren bir yaptırım da içermiyordu. ​Bu iki kararın birleşimi sonucunda, 16 Eylül'den bu yana 57 gündür Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan Özeller'in derhal tahliyesine karar verildi. Kararın açıklanmasıyla birlikte adliye koridorlarında bekleyen destekçileri arasında büyük bir sevinç yaşandı ve "Orkun Albay onurumuzdur" şeklinde sloganlar atıldı. ​Tahliye Sonrası İlk Açıklama ​Akşam saatlerinde Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nden serbest bırakılan Emekli Albay Orkun Özeller, çıkışta kendisini bekleyen yakınları ve destekçilerine kısa bir açıklama yaptı. Özeller, "hukukun gereğinin tecelli ettiğini" belirterek, adalete olan inancını dile getirdi. Verdiği mücadelenin kişisel olmadığını, bu mücadeleyi vatan uğruna canlarını veren şehit arkadaşları adına sürdürdüğünü vurguladı. Özeller'in serbest kalması, özellikle gazi ve şehit yakını dernekleri tarafından memnuniyetle karşılandı.

Ümit Özdağ Öcalan İddiası: 'Sürecin Sonu Af ve Özgürlük Haber

Ümit Özdağ Öcalan İddiası: 'Sürecin Sonu Af ve Özgürlük

Ümit Özdağ Öcalan İddiası: 'Sürecin Sonu Af ve Özgürlük' ​Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, NOW TV'de katıldığı Çalar Saat programında İlker Karagöz'ün konuğu olarak siyaset gündemini sarsan açıklamalarda bulundu. Özdağ, PKK'nın son dönemdeki geri çekilme hamlesinin bir "halkla ilişkiler çalışması" olduğunu öne sürdü. En dikkat çekici Ümit Özdağ Öcalan iddiası ise, terörist başı Abdullah Öcalan'ın serbest kalacağı ve bu sürecin anayasal değişikliklerle sonuçlanacağı yönündeki sözleri oldu. Özdağ, sürecin sonunda Öcalan'ın 'fiilen DEM Genel Başkanı' olacağını iddia etti. ​PKK'nın Geri Çekilmesi: 'Bir PR Çalışması' ​Özdağ, terör örgütü PKK'nın 28 kişilik bir grubu geri çekmesinin bir "göstermelik" adım olduğunu savundu. Daha önce Türkiye içinde 60 örgüt üyesinin hareket halinde olduğunu belirttiğini hatırlatan Özdağ, 28 kişinin çekilmesinin bu iddiasını doğruladığını ve geride hala 32 örgüt üyesinin bulunduğunu öne sürdü. ​Bu adımların, Fatih Altaylı'nın Abdullah Öcalan ile yıllar önce yapılmış ancak yeni yayınlanan röportajıyla aynı döneme denk gelmesine dikkat çeken Özdağ, tüm bunların bir "PR çalışması" olduğunu belirtti. Bu sürecin, Hakan Fidan, Yılmaz Tunç ve İbrahim Kalın'ın Meclis'te yapacağı toplantılar öncesinde kamuoyunu hazırlamak için tasarlandığını iddia etti. ​Ümit Özdağ Öcalan İddiası: 'Serbest Kalacak' ​Özdağ, konuşmasının en çarpıcı bölümünde, yürütüldüğünü iddia ettiği sürecin "olmazsa olmazı" olarak Abdullah Öcalan'ın serbest kalmasını gösterdi. Bu iddiasını, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin geçmişte "umut hakkı" ile ilgili yaptığı açıklamalara dayandırdı. Özdağ, sürecin sonunda Öcalan'ın kesinlikle serbest kalacağını savundu. ​'İmralı Tahsis Ediliyor: Evlenecek, Özel Kalemi Olacak' ​Serbest kalma sürecinden önce İmralı'daki koşulların değiştirileceğini iddia eden Özdağ, adanın fiilen Öcalan'a "tahsis edileceğini" öne sürdü. Bu kapsamda Öcalan'ın uluslararası görüşmeler yapacağını, adada evleneceğini ve kendisine bir "özel kalem müdürü" atanacağını iddia etti. Özdağ, bu değişikliklerle Öcalan'ın "fiilen DEM Genel Başkanı" haline getirileceğini belirtti. ​Anayasa Değişikliği: Yeni Ümit Özdağ Öcalan İddiası ​Zafer Partisi lideri, sürecin nihai hedefinin anayasal değişiklikler olduğunu belirtti. Örgütün "bireysel haklar" değil, "kolektif haklar" talep ettiğini ifade eden Özdağ, bu doğrultuda Anayasa'nın 66. (Türk Vatandaşlığı) ve 42. (Eğitim Dili) maddelerinin değiştirilmek istendiğini savundu. ​Özdağ, 66. madde değişikliğiyle Anayasa'nın giriş bölümüne "Türk, Kürt, Arap" ifadelerinin eklenerek "çok uluslu devlet" yapısına geçilmesinin hedeflendiğini öne sürdü. 42. madde ile "Kürtçe eğitim" yolunun açılacağını belirten Özdağ, bu durumun "Kürt tarihi" adı altında, Öcalan'ın "Sultan Alparslan Kürt'tü" gibi direktiflerine dayalı bir eğitim sistemini getireceğini iddia etti. Özdağ, "federasyon" kelimesinin kullanılmadan, "Avrupa Özerklik Şartı" aracılığıyla yerel yönetimler üzerinden özerklik verileceğini de sözlerine ekledi. ​Ankara Seçimlerinde Mansur Yavaş'a Şartlı Destek ​Özdağ, yaklaşan yerel seçimlere de değinerek, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın adaylığına ilişkin soruları yanıtladı. 2022 yılının Nisan ayında Yavaş'ın cumhurbaşkanlığı adaylığını ilk kez kendisinin dile getirdiğini hatırlatan Özdağ, CHP'nin Yavaş'ı Ankara için tekrar aday göstermesi durumunda Zafer Partisi'nin tutumunun ne olacağını açıkladı. Özdağ, "Yetkili kurullarımızda değerlendiririz. Genel kanaat ve tabanımızın talebi doğrultusunda destek olabiliriz" ifadelerini kullanarak, Yavaş'ın adaylığına yeşil ışık yaktı. ​'Davutoğlu ve Babacan Geri Dönmek İçin Can Atıyor' ​Meclis resepsiyonunda ortaya çıkan ve AK Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi liderlerini bir arada gösteren fotoğrafı da yorumlayan Özdağ, bu fotoğrafı bir "ittifak fotoğrafı" veya "Öcalan komisyonu ittifakı" olarak nitelendirdi. Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu'nun AK Parti'ye "geri dönmek için can attığını" iddia eden Özdağ, bu liderlerin siyasi ağırlıklarını sadece Recep Tayyip Erdoğan'a borçlu olduklarını anladıklarını savundu. Özdağ, bu iki ismin, kendilerini Meclis'e taşıyan CHP seçmeninin oylarına "ihanet ederek" AK Parti'ye geçme hevesinde olduklarını öne sürdü. ​Sosyal Çöküntü Uyarısı: '9 Milyon Bağımlı Var' ​Programın son bölümünde Türkiye'deki sosyal sorunlara dikkat çeken Özdağ, ülkede 9 milyon uyuşturucu ve kumar bağımlısı olduğunu iddia etti. Futbol dünyasındaki bahis skandalına da değinen Özdağ, 154 hakem ve gözlemcinin bahis oynadığının ortaya çıkmasının utanç kaynağı olduğunu belirtti. Bu sorunlarla mücadele etmek için Zafer Partisi bünyesinde "Tertemiz Türkiye Projesi"ni başlattıklarını, bu projenin emekli emniyet müdürleri Mahmut Karaslan ve Fatih Eryılmaz ile psikiyatri profesörü Sertaç Ak tarafından yürütüldüğünü açıkladı.

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ'dan Mansur Yavaş'a Destek Haber

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ'dan Mansur Yavaş'a Destek

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ'dan Mansur Yavaş'a destek ziyareti gerçekleşti. Özdağ, hakkında soruşturma izni talep edilen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı makamında ziyaret ederek parti olarak tam destek verdiklerini kamuoyuna duyurdu. Ziyaretin ardından yapılan basın açıklamasında Özdağ, mevcut yargı girişimlerinin siyasi olduğunu ve "düşman ceza hukuku" uygulaması niteliği taşıdığını belirtti. ​Özdağ, açıklamasının temelini Anayasa'nın eşitlik ilkesine dayandırdı. "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesi, bütün yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu belirler. Siyasi görüşü, dili, mezhebi ne olursa olsun," diyen Özdağ, bu ilkenin son dönemde iktidar tarafından erozyona uğratıldığını ifade etti. Yargının, muhalefete yönelik siyasi bir araç olarak kullanıldığını vurgulayan Zafer Partisi lideri, bu durumun anayasal düzenle çeliştiğini dile getirdi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'a yönelik başlatılan sürecin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. ​Ümit Özdağ'dan Mansur Yavaş'a Destek: "Hukuku Gözettiğinden Eminiz" ​Mansur Yavaş'ın Türk halkı tarafından tanındığını ve sevildiğini belirten Ümit Özdağ, Yavaş'ın uzun yıllar hukukçu kimliğiyle hizmet ettiğini hatırlattı. Özdağ, "Yapmış olduğu her şeyde hukuku gözeterek yaptığından biz eminiz, kendisini yıllardan beri tanıyoruz. Aynı partide de bir dönem siyaset yaptık," ifadelerini kullanarak Yavaş'ın hukuka bağlılığına olan güvenini dile getirdi. Bu ziyaretin amacının, Zafer Partisi'nin tüm kadrolarıyla birlikte Mansur Yavaş'a olan desteğini net bir şekilde ortaya koymak olduğunu söyledi. Özdağ, "Bugün de Mansur Bey'in yanındayız. Yarın da olumlu olumsuz olacak gelişmelerde Mansur Bey'in arkasında olmaya devam edeceğiz. Ta ki düşman ceza hukuku uygulamalarına son verilene kadar," diyerek desteklerinin koşulsuz ve sürekli olacağının altını çizdi. Bu açıklama, hukuki sürecin siyasi boyutuna dikkat çekerken, partiler arası bir dayanışma örneği olarak kaydedildi.

Mahmut Kara: Uyuşturucu ve sanal kumar milli bir tehdittir Haber

Mahmut Kara: Uyuşturucu ve sanal kumar milli bir tehdittir

Zafer Partisi: Uyuşturucu ve Sanal Kumar Gençliği Hedef Alıyor ​Zafer Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) ve Kurucular Kurulu Üyesi Mahmut Kara, yaptığı basın açıklamasında uyuşturucu ve sanal kumar sorununa dikkat çekerek bu iki tehdidin Türk gençliğini hedef alan küresel bir bela olduğunu vurguladı. Kara, bu sorunların toplumsal yapıyı, aileleri ve gençlerin geleceğini derinden yaraladığını ifade etti. ​Mahmut Kara, yaptığı açıklamada uyuşturucu ve sanal kumarın bireysel bir bağımlılık meselesi olmanın ötesinde, terör örgütleri, mafya yapılanmaları ve uluslararası suç şebekeleri için önemli bir finans kaynağı haline geldiğini belirtti. Gençlerin bu ağların doğrudan hedefi olduğunu vurgulayan Kara, “Sınır güvenliğinde yaşanan açıklar nedeniyle zehir ülkemize kolayca sokulmaktadır. Yasadışı sanal kumar platformları gençleri borç batağına ve suç örgütlerinin ağına düşürmektedir,” dedi. Açıklamada, Milli Piyango’nun resmî internet sitesi üzerinden sanal kumar oynatılması eleştirilerek, bunun devlet eliyle gençleri bağımlılığa yönlendirmek olduğu iddia edildi. Uyuşturucu baronları ve kumar şebekelerinin aileleri parçaladığını ve milli birliği zedelediğini ifade eden Kara, bu durumun küresel bir tehdit olduğunu ve uyuşturucu ve sanal kumar ile mücadelenin önemini belirtti. Zafer Partisi'ne Göre Uyuşturucu ve Sanal Kumar ile Mücadele Yol Mahmut Kara, açıklamasında 22 yıllık AKP iktidarının konuya ilişkin bilinçli bir ihmal içinde olduğunu savundu. Gençleri koruyacak ciddi bir devlet politikasının üretilmediğini belirten Kara, "Meclis'te uyuşturucu ile ilgili verilen önergelerin AKP milletvekilleri tarafından reddedilmesi, sorunun çözülmek istenmediğinin en somut göstergesidir," ifadelerini kullandı. Bu kapsamda, uyuşturucu ve sanal kumar sorununa karşı atılması gereken adımları 7 maddede sıraladı: ​Sınır Güvenliği: Sınırlarda ileri teknoloji destekli etkin denetim sistemleri kurulmalıdır. Adalet ve Cezalandırma: Suç şebekeleri ve yerli işbirlikçileri en ağır şekilde cezalandırılmalı, af ve indirim yolları kapatılmalıdır. Eğitim ve Bilinçlendirme: Okullarda ve üniversitelerde uyuşturucu ve sanal kumar karşıtı programlar uygulanmalıdır. Aile Desteği: Ailelere yönelik bilgilendirme ve rehberlik çalışmaları artırılmalıdır. Kurumsal İşbirliği: İlgili tüm güvenlik, istihbarat ve yargı birimleri arasında tam eşgüdüm sağlanmalıdır. Toplumsal Seferberlik: Devlet, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve medya aktif rol almalıdır. Sığınmacı ve Kaçak Sorunu: Kontrolsüz göç politikaları son bulmalı ve uyuşturucu ağlarını besleyen sığınmacı ve kaçak sorunu kökten çözülmelidir. ​Kara, açıklamasını "Türk gençliği ne uyuşturucuya ne de sanal kumara teslim edilemeyecek kadar değerlidir. Bu mücadele yalnızca güvenlik güçlerinin değil, milletimizin tamamının ortak görevidir," sözleriyle tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.