>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Terörle Mücadele

NEWSTURK - Terörle Mücadele haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Terörle Mücadele haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ahlaki Çöküş ve Devlet Düzenindeki Büyük Tehlike Haber

Ahlaki Çöküş ve Devlet Düzenindeki Büyük Tehlike

Türkiye bugün ekonomi, güvenlik, adalet ve demografi krizleriyle karşı karşıyadır ancak bu başlıkların hiçbiri asıl sebep değil; hepsi birer sonuçtur. Zafer Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Mahmut Kara, yaptığı kapsamlı açıklamalarda Türkiye'nin asıl meselesinin son 25 yılda sistemli biçimde derinleşen Ahlaki Çöküş süreci olduğunu vurguladı. Devleti ayakta tutan temel sütunların sadece kanunlar değil, aynı zamanda o kanunlara ruh veren ahlaki değerler olduğunu belirten Kara, ahlak çöktüğünde kurumların da kaçınılmaz olarak çökeceğini ifade etti. Kara’ya göre, bugün yaşanan toplumsal ve siyasal krizlerin her birinin kökeninde, kamu vicdanını yaralayan bu etik erozyon yatmaktadır. ​Ekonomik Krizin Altında Yatan Ahlaki Çöküş ​Ekonomik alanda yaşanan büyük çöküşün sadece yanlış faiz veya bütçe politikalarıyla açıklanamayacağını belirten Mahmut Kara, ekonomik yıkımın temelinde ahlaki bir çürüme olduğunu dile getirdi. Kamu kaynaklarının israf edilmesinin, liyakat yerine sadakatin ödüllendirilmesinin ve yandaş şirketlerin her koşulda korunmasının ekonomiyi içten içe kemirdiğini savunan Kara, "Fakirleşen milletin karşısında zenginleşen bir azınlık varsa, orada sadece ekonomik değil, derin bir ahlaki sorun vardır" ifadelerini kullandı. Bu süreçte emeğin değersizleştirilmesi ve alın terinin karşılığının verilmemesi, piyasanın işleyişinden ziyade adaletin ve ahlakın terazisinin bozulması olarak nitelendirildi. ​Siyasetin millete hizmet etme amacından koparılarak bir imtiyaz ve güç elde etme alanına dönüştürülmesi, Kara’nın en çok üzerinde durduğu noktalardan biri oldu. Kamu kaynaklarının belirli dar çevrelere aktarılmasına itiraz edenlerin susturulduğu veya "hain" ilan edildiği bir ortamda, yolsuzluk dosyalarının üzerinin örtülmesinin normalleştiğini vurgulayan Kara, "Bizden olan her zaman haklıdır" anlayışının devlet katına yerleşmiş bir yozlaşma hali olduğunu söyledi. Bu zihniyetin, devletin bir hukuk düzeni olmaktan çıkarılarak adeta bir ganimet alanı olarak görülmesine yol açtığı ve kamu malının kutsallığının yitirildiği belirtildi. ​Milli Güvenlik ve Gençliği Hedef Alan Ahlaki Çöküş ​Mahmut Kara, toplumsal yapıyı ve devletin geleceğini tehdit eden unsurlar arasında uyuşturucu sorununun çok kritik bir yer tuttuğunu belirtti. Uyuşturucunun sadece bir sağlık veya asayiş sorunu olmadığını, doğrudan bir milli güvenlik tehdidi olduğunu savunan Kara, bunun bir milleti silahla değil, gençliğini çürüterek teslim almanın en sinsi yolu olduğunu ifade etti. Okul önlerine ve mahalle aralarına kadar sızan uyuşturucu trafiğinin, terör ve organize suç örgütleriyle iç içe geçtiğini belirten Kara, bu durumun ancak bir devletin ahlaki ve güvenlik zafiyetiyle bu seviyeye gelebileceğini vurguladı. Gençliğini kaybeden bir milletin geleceğini de kaybedeceği uyarısında bulunan Kara, uyuşturucuyla mücadelenin tavizsiz bir milli politika haline getirilmesi gerektiğini söyledi. ​Bu güvenlik zafiyetinin bir diğer boyutunun ise geçmişte yaşanan "açılım" süreçleri olduğunu hatırlatan Kara, terörle mücadele edilmesi gereken yerde terör odaklarıyla müzakere edilmesinin devlet ciddiyetini ve milli vicdanı derin şekilde yaraladığını dile getirdi. Şehitlerin hatırasının yok sayıldığı, terör örgütünün siyasi bir muhatap haline getirildiği bu sürecin, devletin ahlaki omurgasına vurulmuş bir darbe olduğunu savundu. Zafer Partisi’nin duruşunun net olduğunu belirten Kara, terörle pazarlık yapılamayacağını, yalnızca mücadele edilebileceğini ve üniter devlet yapısının asla tartışmaya açılamayacağını yineledi. ​Adalet ve Kurumsal Kimliğin Erozyonu ​Devlet mekanizmalarının işleyişinde adaletin temel taş olması gerektiğini belirten Mahmut Kara, bugünkü tabloda hukukun yerine talimatların, utanma duygusunun yerine ise pervasızlığın hakim olduğunu belirtti. Yolsuzluğun "hizmet", kayırmacılığın "tecrübe", hukuksuzluğun ise "güçlü liderlik" adı altında topluma pazarlanmaya çalışıldığını ifade eden Kara, ahlakın yerini propagandanın, vicdanın yerini ise korkunun aldığını söyledi. Bir devletin hukuk düzeni olmaktan çıkıp keyfiyete teslim edilmesinin, o devletin varlık sebebini inkar etmek olduğunu vurgulayan Kara, ahlaki bir toparlanma olmadan ne ekonominin düzelebileceğini ne de milli güvenliğin tam anlamıyla sağlanabileceğini belirtti. ​Kara'ya göre, devletin yeniden bir hukuk düzeni haline gelmesi için ilk adım, liyakatin her alanda en üst değer olarak kabul edilmesidir. Sadakatin liyakatin önüne geçtiği her sistem, kendi çöküşünü de içinde taşır. Kurumlarda biriken bu nitelik kaybı, Türkiye'nin küresel rekabette geriye düşmesine ve toplumsal huzurun bozulmasına neden olmaktadır. Bu noktada Kara, adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, hayatın her alanında, özellikle de fırsat eşitliğinde tecelli etmesi gerektiğini savunmaktadır. ​Zafer Partisi'nin Milli Yeniden İnşa Vizyonu ​Mahmut Kara, Zafer Partisi'nin mücadelesinin basit bir koltuk kavgası değil, ahlaki ve milli bir yeniden inşa mücadelesi olduğunu belirtti. Temsil ettikleri çizginin; devleti tarikatlara, cemaatlere, uyuşturucu baronlarına ve küresel projelere teslim etmeyen, Türk milletini yeniden devletin sahibi yapan bir duruş olduğunu vurguladı. Hukukun üstün olduğu, emeğin korunduğu ve her türlü suç odağıyla tavizsiz mücadele edilen bir Türkiye'nin mümkün olduğunu söyleyen Kara, "Ahlak olmadan devlet olmaz, devlet olmadan millet yaşayamaz" dedi ve sözlerine şöyle devam etti; ​Bu yeniden inşa süreci, sadece siyasi bir değişim değil, aynı zamanda toplumsal bir uyanış olarak kurgulanmaktadır. Kara, Türk milletinin kendi değerlerine sahip çıkarak bu Ahlaki Çöküş sarmalından kurtulacağına olan inancını dile getirdi. Devletin her bir hücresine sızan bu yozlaşmanın temizlenmesi için kararlı, cesur ve milli bir iradenin şart olduğunu belirten Kara, bu iradenin temsilcisinin de Zafer Partisi olduğunu ifade etti. ​Sınır güvenliğinden finansal şeffaflığa kadar her alanda atılacak adımların, ahlaki bir temel üzerine oturtulması gerektiğini hatırlatan Mahmut Kara, Türkiye’nin bu karanlık dönemi ancak kendi köklerine ve cumhuriyetin kuruluş felsefesine dönerek aşabileceğini söyledi. Kara, özellikle gençlerin uyuşturucu ve umutsuzluk sarmalından kurtarılmasının, vatan savunmasının en öncelikli cephesi olduğunun bir kez daha altını çizdi.

Yalova terör operasyonu: 3 polis şehit oldu, 6 terörist öldü Haber

Yalova terör operasyonu: 3 polis şehit oldu, 6 terörist öldü

Yalova Terör Operasyonu: 3 Polis Şehit Oldu, 6 Terörist Öldü ​Türkiye, Yalova’dan gelen acı haberle sarsıldı. Sabahın erken saatlerinde terör örgütü DEAŞ’a yönelik gerçekleştirilen Yalova terör operasyonu sırasında çıkan çatışmada, üç kahraman polis memuru şehit düştü. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamalar ve bağımsız haber kaynaklarından edinilen bilgiler, operasyonun bir hücre evine yönelik düzenlendiğini ve çatışmanın şiddetli geçtiğini ortaya koyuyor. Çatışma sonucunda 6 teröristin etkisiz hale getirildiği, operasyonun Türkiye genelindeki geniş çaplı bir terörle mücadele stratejisinin parçası olduğu bildiriliyor. ​Yalova Terör Operasyonu ve Çatışmanın Ayrıntıları ​Güvenlik kaynaklarının ortak görüşüne göre, operasyon Yalova merkeze bağlı Elmalık köyü yolu üzerinde bulunan ve terör örgütü DEAŞ mensuplarının barındığı tespit edilen bir adrese yönelik gerçekleştirildi. Saat 05:30 sularında başlayan baskın sırasında, içerideki teröristlerin güvenlik güçlerinin "teslim ol" çağrılarına ateşle karşılık vermesi üzerine sıcak çatışma çıktı. Raporların ortak görüşü, teröristlerin uzun namlulu silahlarla ilk ateşi açtığını ve bu ilk saldırı anında kayıpların yaşandığını gösteriyor. ​Bölgedeki durumun kontrol altına alınması amacıyla olay yerine çok sayıda Özel Harekat ekibi sevk edildi. Operasyonun yürütüldüğü bölge tamamen kordon altına alınırken, güvenlik gerekçesiyle çevredeki doğal gaz ve elektrik akışı kesildi. Yalova Valiliği, çatışmanın yaşandığı bölgeye yakın 5 okulda eğitime bir gün süreyle ara verildiğini duyurdu. Yetkililer, operasyonun saat 09:40 itibarıyla tamamen sona erdiğini ve bölgede geniş çaplı arama-tarama faaliyetlerinin devam ettiğini belirtti. ​Operasyonda Şehit ve Yaralı Bilgileri ​Bu kanlı çatışmada maalesef 3 polis memuru görevleri başında şehitlik mertebesine ulaştı. Yaralılar arasında ise 8 polis memuru ve 1 mahalle bekçisinin bulunduğu, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edilerek tedavi altına alındığı öğrenildi. Tıbbi kaynaklardan alınan ilk bilgilere göre, yaralı personelin çoğunun hayati tehlikesinin bulunmadığı ancak tedavilerinin titizlikle sürdüğü bildiriliyor. Şehit olan polis memurlarından Turgut Külünk’ün acı haberi, memleketi Düzce’deki baba ocağına ulaştı. ​Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, operasyon sırasında evde bulunan sivil vatandaşların korunması için büyük bir hassasiyet gösterildi. İçişleri Bakanlığı, teröristlerin bulunduğu adreste bulunan 5 kadın ve 6 çocuğun operasyon sırasında sağ olarak tahliye edildiğini açıkladı. Bu durum, güvenlik güçlerinin sivillerin zarar görmemesi için çatışma anında dahi stratejik bir plan dahilinde hareket ettiğini gösteriyor. ​Etkisiz Hale Getirilen Teröristlerin Kimlikleri ​Yalova terör operasyonu kapsamında etkisiz hale getirilen 6 teröristin tamamının Türk vatandaşı olduğu açıklandı. Yapılan incelemeler, bu şahısların radikal örgütlerle geçmişten gelen bağlantıları olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle dikkat çeken bir ayrıntı, öldürülen teröristlerden ikisinin (Zafer Umutlu ve Haşem Sordabak) daha önce terör örgütü üyeliği suçlamasıyla tutuklandığı ancak sadece 7 ay cezaevinde kaldıktan sonra Nisan 2025'te tahliye edildikleri bilgisidir. ​Teröristlerin ifadeleri ve geçmiş kayıtları incelendiğinde, radikal ideolojilere bağlılıkları ve devlet yapılarını reddeden görüşleri dikkat çekiyor. Örneğin, öldürülen militanlardan birinin geçmişteki savcılık ifadesinde anayasal düzene ve kolluk kuvvetlerine yönelik ağır tehditler savurduğu raporlara yansımış durumda. Bu durum, terörle mücadelede adli süreçlerin ve takip mekanizmalarının önemini bir kez daha gündeme taşıdı. ​Türkiye Genelinde Geniş Çaplı Mücadele ​Yalova'daki bu olay, münferit bir baskın değil, 15 ilde eş zamanlı olarak yürütülen dev bir operasyonun parçasıydı. Toplamda 108 ayrı adrese düzenlenen baskınlarda, yılbaşı öncesi sansasyonel eylem hazırlığında olduğu değerlendirilen hücre yapılanmalarının hedef alındığı belirtiliyor. Güvenlik stratejistleri, terör örgütü DEAŞ'ın özellikle belirli kutlama dönemlerini hedef alan saldırı planları içerisinde olduğunu ve Yalova'daki hücre evinin bu ağın kritik bir noktası olduğunu ifade ediyor. ​Yalova terör operasyonu sonrasında devletin en üst kademelerinden taziye ve kararlılık mesajları geldi. Cumhurbaşkanlığı ve İçişleri Bakanlığı, şehitlerin kanının yerde kalmayacağını ve terörün her türlüsüne karşı mücadelenin sınırlar içinde ve ötesinde tavizsiz süreceğini vurguladı. NewsTurk ekibinin ulaştığı bilgilere göre, bölgedeki güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarılırken, olayla ilgili adli soruşturma Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından derinleştirilerek devam ettiriliyor. ​Toplumsal Tepki ve Güvenlik Önlemleri ​Saldırının ardından sosyal medyada dezenformasyon içerikli paylaşımların yapılması üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatıldı. "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçundan yürütülen bu soruşturma, kriz anlarında bilgi kirliliğinin önlenmesi açısından kritik önem taşıyor. RTÜK ise konuyla ilgili geçici bir yayın yasağı kararı alarak, operasyonun detaylarının ve görüntülerinin terör örgütlerinin propagandasına alet edilmemesi gerektiğini hatırlattı. ​Sonuç olarak, Yalova terör operasyonu Türkiye’nin terörle mücadelesindeki kararlılığını bir kez daha gösterirken, verilen kayıplar tüm ülkeyi yasa boğdu. Güvenlik güçleri, hücre yapılanmalarına karşı operasyonlarını sürdürürken, vatandaşların şüpheli durumlara karşı dikkatli olması ve resmi açıklamalara itibar etmesi gerektiği vurgulanıyor. Bölgedeki yaraların sarılması ve huzurun tesisi için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve Yaralılarımıza da Allah'tan şifa diliyoruz.

Savunma sanayine casusuluk operasyonu! Haber

Savunma sanayine casusuluk operasyonu!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinasyonunda gerçekleştirilen soruşturmada, önemli savunma sanayi kuruluşlarında görevli bazı yöneticilerin yabancı ülkelerin görevlileriyle iletişim kurarak biyografik bilgi toplama çabasında oldukları belirlendi. Bu kapsamda yapılan operasyonda 3 kişi gözaltına alınırken, yurt dışında bulunan 1 şüpheli hakkında yakalama kararı verildi. İSTANBUL (İGFA) - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, savunma sanayisindeki casusluk faaliyetlerinin aydınlatılması amacıyla yürütülen soruşturma çerçevesinde geniş kapsamlı bir operasyonun yapıldığını açıkladı. Başsavcılığın açıklamasına göre, soruşturma İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) işbirliğiyle sürdürüldü. Gerçekleştirilen çalışmalar neticesinde, Türkiye'nin stratejik öneme sahip savunma sanayi kurumlarında görev yapan bazı yönetici konumundaki kişilerin, kamu kurumları ve yabancı ülke temsilcileriyle bağlantı kurarak biyografik veri toplamaya çalıştıkları saptandı. 4 ŞÜPHELİ BELİRLENDİ, 3’Ü YAKALANDI Soruşturma dahilinde kimlikleri tespit edilen 4 şüpheliye yönelik operasyon yapılırken, bu operasyonda 3 kişi yakalanarak gözaltına alındı. Hakkında yakalama kararı bulunan diğer bir şüphelinin ise yurt dışında olduğu belirlendi. Yetkililer, operasyonlarda suç ve suç unsurlarının ele geçirildiğini kaydederken, casusluk faaliyetlerine yönelik soruşturmanın çok yönlü ve dikkatli bir şekilde sürdürüldüğünü vurguladı.

Zafer Partisi’nden Sert İmralı Ziyareti Tepkisi Haber

Zafer Partisi’nden Sert İmralı Ziyareti Tepkisi

Zafer Partisi'nden Olaylı İmralı Ziyareti Açıklaması ​Bursa siyasetinin gündemi, Zafer Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından Mudanya'da gerçekleştirilen ve oldukça sert mesajların verildiği basın açıklamasıyla hareketlendi. İmralı Adası'na ulaşımın sağlandığı feribot iskelesinin önünde toplanan partililer, son günlerde kamuoyunda tartışılan yeni çözüm süreci iddiaları ve gündeme gelen imralı ziyareti haberlerine karşı net bir duruş sergiledi. Zafer Partisi Bursa İl Başkanı Cihat Gazi'nin liderliğinde düzenlenen bu kritik açıklamaya, Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Mahmut Kara, ilçe başkanları, il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda partili ve Mudanyalı vatandaş katılım sağladı. İskele önünde yapılan açıklama, hem seçilen mekanın sembolik önemi hem de içeriğindeki sert eleştirilerle dikkat çekti. ​İmralı Ziyareti ve Çözüm Süreci Tartışmaları ​Mudanya iskelesi önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında, Türkiye'nin milli yapısını hedef aldığı öne sürülen senaryolara dikkat çekildi. İl Başkanı Cihat Gazi, yaptığı konuşmada bugün gelinen noktayı bir "çözüm" değil, aksine bir "çözülme ve yıkım" süreci olarak nitelendirdi. Türkiye Cumhuriyeti'nin terörle mücadelede en kararlı olması gereken bir dönemde, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında terör örgütü ile görüşme amacı taşıyan girişimlerin bulunulması ve bu kapsamda gerçekleştirildiği iddia edilen imralı ziyareti gibi temasların milletten gizlenmesi, parti yetkilileri tarafından vicdanlarda derin bir yara olarak tanımlandı. ​Zafer Partisi heyeti, bu sürecin milli birliği tesis etmek bir yana, Türkiye'nin üniter yapısını bozmayı hedefleyen tehlikeli bir proje olduğunu savundu. Kamuoyunun önüne ısıtılarak getirildiği belirtilen bu planın nihai hedeflerinin ise oldukça açık olduğu vurgulandı. Parti kaynaklarına göre bu hedefler; binlerce şehidin kanını elinde bulunduran terörist başı Abdullah Öcalan'a af yolunun açılması, Türkçe'nin yanında başka dillerin "resmi dil" statüsüne sokularak dil birliğinin parçalanması ve Türkiye'nin eyaletlere bölünerek federasyonlaşmaya götürülmesi olarak sıralandı. ​Devlet Ciddiyeti ve İmralı Ziyareti Eleştirisi ​Basın açıklamasının odak noktasını, devletin terörle mücadeledeki geleneksel duruşundan taviz verildiği iddiası oluşturdu. NewsTurk gibi kaynakların da mercek altına aldığı açıklamada, Türk devletinin tarih boyunca hiç bu kadar aciz bir duruma düşürülmediği savunuldu. 27 yıldır hapishanede tutulan ve etkisi kalmadığı belirtilen bir teröristten medet umulmasının devlet aklının iflası olduğu ifade edilirken, devleti yönetenlerin terörü bitiremedikleri gerekçesiyle bir "bebek katilinin" ayağına giderek yardım dilenmesi sert bir dille eleştirildi. ​Yapıldığı öne sürülen imralı ziyareti, Zafer Partisi tarafından Türk devletinin gücünü inkar etmek ve terör örgütünü meşrulaştırmak olarak yorumlandı. "Terörle müzakere edilmez, mücadele edilir" sloganının öne çıktığı açıklamada, bu görüşmelerin devlet teamüllerine, milli güvenlik anlayışına ve milletin talep ettiği şeffaflığa aykırı şekilde gizli yürütülmesinin kabul edilemez olduğu belirtildi. Özellikle terörle mücadele eden güvenlik güçlerinin ve kamu görevlilerinin fedakarlıkları ortadayken, bu tür pazarlıkların masaya yatırılmasının Türk milletinin iradesiyle alay etmek anlamına geldiği vurgulandı. ​Siyasi iktidarın ve ortağının geçmişteki söylemleri ile bugünkü eylemleri arasındaki derin uçurum da eleştirilerin hedefindeydi. Dün "Terörle pazarlık olmaz" diyenlerin bugün teröristlerle pazarlık masasında olduğu, "İmralı'nın kapısını kapattık" diyenlerin ise bugün imralı ziyareti gerçekleştirmek için adeta sıraya girdiği ifade edildi. "Bölücü odaklarla masaya oturmayız" diyen siyasilerin bugün masayı bizzat kurduklarını belirten Gazi, bu tutarsızlığın sadece siyasi bir çelişki değil, devletin itibarı ve milletin güvenliğiyle oynanması anlamına geldiğini söyledi. ​Öğretmenler Günü'nde Gizli Görüşme İddiası ​Açıklamada vicdanları yaralayan en önemli detaylardan biri, söz konusu gizli görüşmelerin tarihine ilişkindi. İddialara göre bu görüşmelerin 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde yapılmış olması, tepkilerin dozunu artırdı. Zafer Partisi yetkilileri, bu topraklarda Aybike Yalçın, Necmettin Yılmaz, Fikret Can ve Neşe Alten gibi onlarca öğretmenin PKK tarafından şehit edildiğini hatırlattı. Onlarca gencecik öğretmenin vatanına hizmet ettiği için hedef alındığı bir coğrafyada, devletin şehit öğretmenlerine sahip çıkacağı bir günde onların katilleriyle pazarlık masasına oturmasının, milletin onuruna ve şehitlerin hatırasına ağır bir saygısızlık olduğu dile getirildi. ​Bilgi Kaynağı Olarak Terör Örgütü Ajansları ​Sürecin şeffaflıktan uzak yürütülmesi, basın açıklamasında bir diğer eleştiri konusu oldu. Zafer Partisi, aylardır "Kurdukları Terörsüz Türkiye Komisyonu'nda ne konuşulduğunu halktan saklıyorlar" uyarısında bulunduklarını hatırlattı. "Türk Milleti bilmiyor ama PKK her detayı biliyor" diyen parti yetkilileri, imralı ziyareti gerçekleştiren heyetin bilgisini devlet kurumlarından değil, terör örgütünün sözde haber ajanslarından öğrendiklerini belirtti. ​Ankara'daki yetkililerin görüşmeleri inkar ettiği bir ortamda, terör örgütünün ajansının görüşmeleri dakika dakika paylaştığına dikkat çekildi. Türk devletinin meclisinde kurulan bir komisyonun faaliyetlerini Türk milletinin bilmemesine rağmen Kandil'in biliyor olması, "Bu nasıl bir devlet ciddiyetidir?" sorusuyla eleştirildi. Ayrıca, görüşme tutanaklarının 10 yıl gizli kalacağı yönündeki açıklamalar da, "PKK'nın bildiğini Türk Milleti'nden gizlemek devlet sırrı değildir, ayıptır, ihanettir" sözleriyle protesto edildi. ​Zafer Partisi, Türk milletinin hiçbir ferdinin terörle yapılan gizli pazarlıkları kabul etmeyeceğini belirterek, TBMM'yi pazarlık masasının aracı haline getiren bu sürecin derhal durdurulması çağrısında bulundu. Açıklama, hiçbir siyasi çıkarın şehitlerin kanından değerli olmadığı ve ülkenin bir karış toprağının dahi pazarlık konusu yapılamayacağı vurgusuyla son buldu.

Prof.Dr. Ümit Özdağ'dan Basın Açıklaması. Sert Mesajlar Haber

Prof.Dr. Ümit Özdağ'dan Basın Açıklaması. Sert Mesajlar

Zafer Partisi Genel Merkezi'nde düzenlenen haftalık toplantıda konuşan Prof. Dr. Ümit Özdağ, ülke gündemine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Ümit Özdağ basın açıklaması kapsamında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kuruluş yıl dönümünden toplumsal asayiş olaylarına, anayasa tartışmalarından terörle mücadele stratejilerine kadar geniş bir yelpazede eleştirilerini dile getirdi. Özdağ, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu "güvenlik ve asayişin kalmadığı bir dönem" olarak nitelendirirken, hükümetin dış politika hamlelerini de sert bir dille eleştirdi. ​Kıbrıs'ta "İki Devletli Çözüm" Israrı ve Mavi Vatan Uyarısı ​Toplantının ilk gündem maddesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) 42. kuruluş yıl dönümüydü. Özdağ, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık mücadelesini ve kurucu liderler Dr. Fazıl Küçük ile Rauf Denktaş'ı anarak başladığı konuşmasında, adadaki siyasi çözüm süreçlerine değindi. Raporların ortak görüşü, Özdağ'ın federasyon temelli çözüm önerilerini kesin bir dille reddettiğini ve "tek yolun iki ayrı bağımsız devlet" olduğunu vurguladığını gösteriyor. ​Özdağ, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) silahlanma faaliyetlerine ve bölgedeki askeri hareketliliğe dikkat çekti. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Rum kesimine yönelik silah ambargosunu kaldırması ve İsrail ile yapılan askeri tatbikatların Türkiye için bir tehdit unsuru olduğunu belirtti. Açıklamada, Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki adalar üzerindeki egemenlik iddialarına karşı hükümetin sessiz kaldığı savunulurken, "Mavi Vatan'ın unutulduğu" eleştirisi öne çıktı. ​Toplumsal Travmalar: İstanbul ve Şanlıurfa'daki Ölümler ​Basın toplantısının en dikkat çeken bölümlerinden biri, son günlerde Türkiye'yi sarsan iki ayrı trajediye ayrıldı. Özdağ, İstanbul'da yaşanan ve "Böcek ailesi" olarak bilinen dört kişilik bir ailenin şüpheli ölümüne değindi. İstanbul Fatih'te meydana gelen olayda, anne, baba ve iki çocuğun hayatını kaybetmesi, kamuoyunda derin bir üzüntü yaratmıştı. Adli Tıp Kurumu raporlarına da yansıyan olayda, kimyasal zehirlenme şüpheleri üzerinde durulurken, Özdağ bu durumu ekonomik ve sosyal çöküşün bir yansıması olarak değerlendirdi. ​Bir diğer vahim olay ise Şanlıurfa'da yaşandı. Bir marangoz atölyesinde çalışan 15 yaşındaki çırak Muhammed Kendirci'nin, ustası tarafından maruz kaldığı şiddet sonucu hayatını kaybetmesi, toplantıda "toplumsal vicdanın kanadığı" bir örnek olarak sunuldu. Basına yansıyan bilgilere göre, çocuğun kompresörle hava verilerek işkenceye uğraması ve hastanede yaşamını yitirmesi, çocuk işçiliği ve şiddet sarmalı tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Özdağ, bu olayları "Türkiye'de artık güven ve asayişin kalmadığının kanıtı" olarak sundu. ​"Yeni Süreç" ve Anayasa Tartışmalarına Sert Tepki ​Ümit Özdağ basın açıklamasının siyasi ayağında ise, son dönemde alevlenen "yeni çözüm süreci" ve anayasa değişikliği tartışmaları vardı. Özdağ, iktidar kanadından ve MHP lideri Devlet Bahçeli'den gelen, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın mecliste konuşma yapmasına yönelik çağrıları "tarihi bir hata" olarak nitelendirdi. Özdağ, bu tür girişimlerin "devletin terör örgütü karşısında diz çökmesi" anlamına geleceğini savundu. ​Özdağ, mecliste kurulması planlanan komisyonlara üye verecek milletvekillerine de seslendi. NewsTurk tarafından takip edilen süreçte, Özdağ'ın "Tarihe teröristin ayağına giden vekil olarak geçmeyin" çağrısı, siyasi kulislerde yankı uyandırdı. Ayrıca, hükümetin "İkinci Cumhuriyet" veya "Yeni Devlet" adı altında anayasal düzeni değiştirmeyi hedeflediğini iddia eden Özdağ, Zafer Partisi'nin bu süreçte üniter devlet yapısını ve anayasanın ilk dört maddesini savunmaya devam edeceğini belirtti. ​Bölgesel Tehditler ve "Teröristan" İddiası ​Konuşmanın dış politika bölümünde, Suriye ve Irak'ın kuzeyindeki gelişmeler ele alındı. Özdağ, bölgede bir "Teröristan" kurulmaya çalışıldığını ve bunun Türkiye'nin toprak bütünlüğünü tehdit ettiğini öne sürdü. ABD ve İsrail'in bölgedeki stratejik hamlelerinin, Türkiye'nin güney sınırlarında fiili bir durum yarattığını belirten Özdağ, hükümetin bu gelişmelere karşı daha kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini ifade etti. Golan Tepeleri örneğini vererek sınır güvenliğindeki zafiyetlere dikkat çekti. ​Zafer Partisi lideri, konuşmasını Türk milletine birlik çağrısı yaparak sonlandırdı. Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve siyasi krizden çıkışın ancak ulusal egemenliğe sahip çıkılarak mümkün olacağını vurguladı.

Suriye'de 702 kilometre tünel imha edildi. Haber

Suriye'de 702 kilometre tünel imha edildi.

Milli Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadele ile sınır güvenliği faaliyetlerinin kararlılıkla sürdüğünü bildirdi. Suriye’de yapılan tünel imha çalışmalarında şu ana kadar toplamda 702 kilometre tünel imha edilmiş olup, yıl başından itibaren hudutlarda yasa dışı geçiş yapmaya çalışan 8 bin 24 kişi yakalanmıştır. ANKARA (İGFA) - Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) faaliyetlerine ve güncel gelişmelere ilişkin Haftalık Basın Bilgilirme Toplantısı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirildi. Toplantıda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadelesini, sınır güvenliği ve ülke savunması alanlarında karada, denizde ve havada sürdürdüğü azim ve kararlılık vurgulandı. SURİYE’DE 702 KİLOMETRE TÜNEL YOK EDİLDİ Tuğamiral Aktürk, Suriye harekât alanlarında 8 Ocak’tan bu yana sürdürülen tünel imha çalışmalarında ciddi ilerleme kaydedildiğini vurguladı. Şu ana kadar, Tel Rıfat ve Menbic bölgelerinde toplamda 702 kilometre uzunluğunda tünel imha edildiği açıklandı. Ayrıca mağara, sığınak ve barınak arama-tarama faaliyetleri ile mayın ve el yapımı patlayıcı (EYP) tespit ve imha çalışmalarının da kesintisiz sürdüğü ifade edildi. T.C. Millî Savunma Bakanlığı @tcsavunma Suriye harekât alanlarında 8 Ocak’tan bu yana sürdürülen tünel imha çalışmaları... (İlgili videoyu görmek için tıklayın) Videoyu X (Twitter) üzerinde görüntüle HUDUTLARDA KAÇAK GEÇİŞLERE İZİN YOK Sınır güvenliğinin uluslararası standartlardaki kademeli güvenlik sistemi ile oluşturulduğunu belirten Aktürk, hafta boyunca 281 kişinin yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalandığını, yıl başından itibaren yakalanan toplam kişi sayısının ise 8 bin 24’e ulaştığını açıkladı. Buna ek olarak, bu hafta tespit edilen 827 kişi ile birlikte yıl içerisinde yasa dışı geçişleri engellenen toplam kişi sayısı 54 bin 719 oldu. Sınır güvenliği kapsamında yapılan operasyonlarda önemli miktarda silah ve mühimmat ele geçirildi. Hatay hudut hattında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde, uçaksavar mühimmatı, el bombaları, füzeler, piyade tüfekleri, roketatarlar ile yaklaşık 3,5 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi.

Arıkan: Asgari ücret en az 33 bin lira olmalı Haber

Arıkan: Asgari ücret en az 33 bin lira olmalı

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM'de yapılan Yeni Yol Partisi Grup Toplantısında dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Arıkan, güncel konular arasında asgari ücret, KKTC seçimleri, terörle mücadele ve Gazze’deki durumla ilgili önemli mesajlar verdi. ANKARA (İGFA) - TBMM'nin Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, gündemdeki başlıkları değerlendirirken, 2026 yılı için belirlenmesi öngörülen asgari ücretin açlık sınırının altında kalmaması gerektiğini ifade ederek, "Açlık sınırını karşılamayan bir zam, gerçek bir zam değildir" dedi ve "Asgari ücretin en az yüzde 50 artışla 33 bin lira olması zorunludur, aksi herhangi bir rakam kabul edilemez" ifadesinde bulundu. https://twitter.com/mahmutarikansp/status/1980890266442633597 "KKTC'NİN TANINMASI ÖNCELİK OLMALIDIR" Konuşmasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine değinen Arıkan, seçim sonuçlarının hayırlı olmasını dileyerek, "KKTC’nin en önemli önceliği, öncelikle dost ülkeler olmak üzere tüm dünya tarafından tanınmasını sağlamak olmalıdır. 1974 Barış Harekatı ile elde edilen kazanımlar tartışmaya açık olamaz." şeklinde konuştu. Türkiye ile Kıbrıs’ın birbirinden ayrılması düşünülemeyeceğini belirten Mahmut Arıkan, Türkiye’nin her koşulda KKTC’nin yanında yer alması gerektiğini bildirdi. Terörden arınmış bir Türkiye için çalışmalara destek verdiklerini fakat sürecin farklı amaçlar için kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Arıkan, “Bu durumu Öcalan’ın özgürlüğüyle sınırlamak ihanettir” diyerek, "Toplumsal birliğin, kardeşliği sağlamanın amaçlandığı bu yolda gerçek kazanım bir kişinin özgürlüğü olmamalıdır" dedi. DEM Parti’nin Diyarbakır'daki yürüyüşlerinde yaşananlara da değinen Arıkan, “Emniyet güçlerine karşı 'düşman' diye bağırmak çözüm getirmez” dedi. Ayrıca, İsrail’in Gazze'de ateşkesi bozduğunu ve saldırılarına devam ettiğini vurguladı.

Bursa'daki Öcalan Komisyonu Paneli Gerçekleri Ortaya Koydu Haber

Bursa'daki Öcalan Komisyonu Paneli Gerçekleri Ortaya Koydu

Bursa'da düzenlenen Öcalan Komisyonu paneli, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde (AKKM) yüzlerce vatandaşın katılımıyla gerçekleştirildi. "Öcalan Komisyonu Ne Yapıyor?" başlığı altında düzenlenen etkinlik, milli güvenlik konularına dair önemli analizlerin ve daha önce kamuoyunda az bilinen detayların paylaşılmasına sahne oldu. Panele konuşmacı olarak Prof. Dr. Süheyl Batum, Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı ve Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ katıldı. Yaklaşık üç saat süren ve ara verilmeyen oturumda, konuşmacılar komisyonun faaliyetlerine ilişkin kapsamlı sunumlar yaparak, konunun farklı boyutlarını ele aldılar. ​Etkinlik, Bursalı vatandaşlar tarafından yoğun bir ilgiyle karşılandı. Bine yakın dinleyicinin takip ettiği panelde, katılımcıların milli güvenlik meselesine olan duyarlılığı dikkat çekti. Konuşmacılar, komisyonun çalışmaları, olası sonuçları ve Türkiye'nin geleceğine etkileri üzerine kendi uzmanlık alanlarından getirdikleri perspektifleri dinleyicilerle paylaştı. Sunumlar sırasında paylaşılan analizler ve veriler, salonda bulunanlar tarafından dikkatle dinlendi. Panelistlerin aktardığı bilgilerin, katılımcılar arasında önemli bir farkındalık yarattığı ve konunun daha önce bilinmeyen yönlerini aydınlattığı gözlemlendi. Özellikle, dinleyiciler arasında bulunan farklı siyasi partilerin il ve ilçe başkanlarının dahi yapılan sunumlar karşısında konuya dair "Biz bunları böyle bilmiyorduk, hayret ettik" dedikleri duyuldu, panelin en dikkat çekici anlarından biri olarak kaydedildi. ​​​​ Bursa'daki Öcalan Komisyonu Paneli Milli Duruşu Gündeme Taşıdı​ Panelin organizatörleri, etkinliğin Bursa'da yarattığı bu etkiyi bir başlangıç olarak gördüklerini ve benzer bilgilendirme toplantılarının Türkiye geneline yayılmasının hedeflendiğini belirtti. Katılımcıların gösterdiği yoğun ilgi ve milli duruşun önemine vurgu yapılırken, bu tür etkinliklerin toplumsal bilinçlenme açısından kritik bir rol oynadığı ifade edildi. Prof. Dr. Batum, Prof. Dr. Yaycı ve Prof. Dr. Özdağ’ın değerlendirmeleri, Türkiye'nin önemli milli güvenlik konularından birine dair kamuoyunda daha geniş bir tartışma platformu oluşturulmasına katkı sağladı. Panel, konuşmacıların sunumlarının ardından sona ererken, katılımcıların gösterdiği ilgi ve alaka için teşekkür edildi. Bu önemli Öcalan Komisyonu paneli, şehirde uzun süre konuşulacak bir gündem maddesi oluşturdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.