>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknoloji

NEWSTURK - Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Bozbey akıllı şehir yolculuğunu dünyaya tanıttı Haber

Başkan Bozbey akıllı şehir yolculuğunu dünyaya tanıttı

Dünya Akıllı Şehircilik Topluluğu'nun 'İlk 7' sıralamasına Türkiye'den giren ilk şehir unvanıyla tarihi bir başarı yakalayan Bursa, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınmada gelecekteki etkisini daha da pekiştirdi. VİETNAM (İGFA) - Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin, dünya çapındaki şehirlerin akıllı şehircilik, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınmadaki performanslarını değerlendiren ICF'ye yaptığı başvurunun ardından Bursa, 'Smart21 Communities of 2025' (2025'in en iyi 21 kenti) listesine girmeyi başarmıştı. Bursa Büyükşehir Belediyesi, yürüttüğü dijital dönüşüm çalışmaları sonucunda ICF tarafından 2025 'Top7 Intelligent Communities' (2025'in en iyi 7 Topluluğu) listesindeki yerini aldı ve bu Türkiye açısından önemli bir başarı olarak kaydedildi. Bursa, bu başarıyla ICF’nin Akıllı Topluluklar Ağı'na da katıldı. 6 kıtadan 37 ülke/bölgeyi kapsayan ve 200'den fazla topluluğu bir araya getiren bu küresel ağ, şehirler için iyi uygulama paylaşımı, uluslararası iş birliği geliştirme, görünürlük ve kıyaslama gibi alanlarda sağlam bir platform sunuyor. 2025 Yılın Akıllı Topluluğu ödülü ise Vietnam’da gerçekleştirilen törende Kanada'nın Durham Region bölgesine takdim edildi. BAŞKAN BOZBEY, BURSA'YI TANITTI Vietnam’ın Ho Chi Minh City ve Binh Duong bölgelerinde 2-3 Aralık 2025 tarihlerinde düzenlenen ICF Küresel Zirveye katılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 'Top7 Sunumu: Bursa Büyükşehir Belediyesi (Türkiye)' oturumunda Bursa’nın akıllı şehir vizyonunu, önceliklerini ve örnek çalışmaları uluslararası katılımcılarla paylaştı. 'Liderler Yuvarlak Masa' oturumunda ise Top7 ve Smart21 topluluklarının temsilcileriyle buluşan Başkan Mustafa Bozbey, karşılaşılan sorunlar, iş birliği fırsatları ve yerel yönetimlerin dönüşümdeki rolleri üzerine görüş alışverişinde bulundu. Zirvede ayrıca 'Denetçi Raporları' oturumunda ICF Kurucu Ortağı John Jung, 'Bursa Üzerine' temasıyla Bursa hakkında yaptığı gözlemleri katılımcılarla paylaştı. “BAĞLANTILAR BURSA’NIN KÜRESEL İŞ BİRLİĞİNİ GÜÇLENDİRECEK” Elde ettikleri uluslararası başarının, akademi-sanayi-yerel yönetim iş birliğiyle güçlenen Bursa ortak çalışma ekosisteminin bir ürünü olduğunun altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın zengin tarihî mirasını korurken sanayi, tarım, turizm ve ticaret temelli kalkınma alanlarını teknoloji ve inovasyonla bütünleştirdiğini belirtti. Akıllı şehir çözümlerinin kentsel hizmetlerin verimliliğini artırdığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, "Dijital altyapımızın gelişimi, özellikle turizm ve hizmet sektörlerinde yeni kapılar açtı. Bursa, dijitalleşme ve kapsayıcı yönetim yaklaşımıyla geleceğe hazırlanan bir şehir modeli sunuyor. Zirve boyunca sağladığımız bağlantılar Bursa'nın uluslararası iş birliğini ve ağlarını güçlendirecektir. Yatırım, teknoloji transferi, girişimcilik ve pazar bağlantılarıyla kentin tüm kalkınma başlıklarına katkı sağlayacaktır. Bu süreçte emeği geçen BTSO, ULUTEK, Bursa Teknopark, Bursa Uludağ Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi ve Bursa Mudanya Üniversitesi başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.

Runway 4.5: Video Üretiminde Gerçekçi Bir Devrim Haber

Runway 4.5: Video Üretiminde Gerçekçi Bir Devrim

Runway 4.5 Lansmanı ve Video Teknolojisinin Geleceği ​Dijital medya ve yapay zeka dünyasında gözler, sektörün öncü şirketlerinden biri olan Runway'in en yeni güncellemesine çevrilmiş durumda. Video üretim teknolojilerinde sınırları zorlayan şirket, runway 4.5 sürümüyle kullanıcıların karşısına çıkarak beklentileri bir üst seviyeye taşıdı. NewsTurk editörlerinin teknoloji forumlarından ve bağımsız analiz raporlarından derlediği bilgilere göre, bu yeni model sadece görsel kaliteyi artırmakla kalmıyor, aynı zamanda video üretim süreçlerindeki iş akışını kökten değiştirmeyi hedefliyor. Özellikle film yapımcıları, reklamcılar ve dijital sanatçılar için geliştirilen runway 4.5, fotogerçekçilik ve fiziksel tutarlılık konularında iddialı vaatlerde bulunuyor. Sektördeki tartışmaların odağında yer alan bu gelişme, yapay zekanın yaratıcı endüstrilerdeki rolünü yeniden tanımlama potansiyeline sahip. ​ Runway 4.5 ile Gelen Yenilikler ve Teknik Özellikler ​Teknoloji dünyasındaki raporların ortak görüşü, runway 4.5 modelinin en belirgin özelliğinin "anlamsal tutarlılık" konusundaki başarısı olduğu yönünde. Önceki nesil modellerde (Gen-2 ve Gen-3 Alpha) zaman zaman karşılaşılan nesne kaymaları veya karakterlerin yüz hatlarındaki bozulmalar, bu yeni sürümde minimize edilmiş durumda. Uzmanlar, yeni modelin karmaşık ışıklandırma senaryolarını ve gölge hesaplamalarını, fizik kurallarına çok daha yakın bir hassasiyetle işlediğini belirtiyor. ​Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, runway 4.5 şu temel teknik iyileştirmeleri sunuyor: ​Gelişmiş Hareket Kontrolü: Kullanıcılar, videodaki belirli objelerin hızını ve yönünü, "Motion Brush" gibi araçların güncellenmiş versiyonlarıyla çok daha hassas bir şekilde yönetebiliyor.​Yüksek Çözünürlük ve Detay: Doku kalitesindeki artış, özellikle yakın plan çekimlerde (close-up) insan cildi veya kumaş dokusu gibi detayların ayırt edilemez derecede gerçekçi olmasını sağlıyor.​Uzun Süreli Tutarlılık: Videonun süresi uzadıkça ana karakterin veya ortamın değişmesi sorunu, runway 4.5 altyapısındaki yeni bellek yönetimi algoritmalarıyla büyük ölçüde aşılmış görünüyor. ​Bu özellikler, yapay zeka ile üretilen videoların sadece kısa sosyal medya klipleri olmaktan çıkıp, profesyonel prodüksiyonların bir parçası haline gelmesine olanak tanıyor. ​Runway 4.5 ve Sektörel Dönüşüm ​Yaratıcı endüstrilerdeki profesyoneller, runway 4.5 modelinin yayınlanmasıyla birlikte iş yapış şekillerinde önemli değişiklikler öngörüyor. Geleneksel CGI (Bilgisayar Üretimli İmgeleme) süreçleri, yüksek maliyetleri ve uzun render süreleriyle bilinirken, yapay zeka tabanlı çözümler bu bariyerleri yıkıyor. NewsTurk tarafından analiz edilen sektör raporlarına göre, reklam ajansları şimdiden taslak (storyboard) aşamasında veya animatik üretiminde bu teknolojiyi yoğun bir şekilde kullanmaya başladı. ​Runway 4.5 modelinin sunduğu hız, "fikirden videoya" geçen süreyi dakikalara indiriyor. Bu durum, özellikle hızlı tüketilen dijital içerik pazarında markalara büyük bir rekabet avantajı sağlıyor. Ancak, bu teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte etik kullanım ve telif hakları konuları da gündemdeki sıcaklığını koruyor. Bağımsız gözlemciler, runway 4.5 gibi güçlü araçların, deepfake veya manipülatif içerik üretiminde kullanılma riskine karşı da uyarıda bulunuyor. Şirketin bu konuda aldığı güvenlik önlemleri ve filigran sistemleri, teknolojinin sorumlu kullanımı açısından kritik bir rol oynuyor. ​Erişilebilirlik ve Kullanıcı Deneyimi ​Yeni modelin bir diğer önemli yönü ise kullanıcı arayüzü ve erişilebilirliği. Runway 4.5, sadece teknik bilgiye sahip mühendislerin değil, görsel sanatlarla ilgilenen herkesin kullanabileceği bir sadelikte tasarlandı. Komut istemi (prompt) mühendisliğinin giderek önem kazandığı bu dönemde, modelin doğal dili anlama kapasitesinin artırıldığı bildiriliyor. Kullanıcılar, çok daha karmaşık ve soyut betimlemeler yapsalar dahi, runway 4.5 bu istekleri görsel bir anlatıya dönüştürme konusunda yüksek bir başarı oranı sergiliyor. ​Sonuç olarak, yapay zeka destekli video üretimi, runway 4.5 ile yeni bir olgunluk evresine giriyor. Henüz teknolojinin sınırları tam olarak keşfedilmemiş olsa da, mevcut veriler ve kullanıcı deneyimleri, bu modelin video prodüksiyon dünyasında kalıcı bir iz bırakacağını gösteriyor. Profesyonellerin ve meraklıların bu yeni aracı nasıl kullanacakları, önümüzdeki dönemde dijital sanatın seyrini belirleyecek en önemli faktörlerden biri olacak. Runway 4.5 Erişim Paketleri ve Fiyatlandırma Politikası Runway 4.5 modelinin sunduğu sinematik gerçekçilik ve fiziksel tutarlılık, kullanıcıların zihninde tek bir soruyu ön plana çıkarıyor: "Bu güce erişmenin bedeli ne?" NewsTurk editörlerinin resmi platform verileri ve kullanıcı panelleri üzerinden yaptığı incelemelere göre, şirket "Kredi Tabanlı" bir ekonomi modeli uygulamaya devam ediyor. Yeni nesil modellerin işlem gücü gereksinimleri arttıkça, saniye başına harcanan kredi miktarı da önceki sürümlere kıyasla yükseliş gösteriyor. Runway Abonelik Seçenekleri ve Kapsam Resmi fiyatlandırma sayfalarında yer alan ve Runway 4.5 özelliklerini de kapsayan güncel abonelik katmanları, hobi kullanıcılarından büyük prodüksiyon stüdyolarına kadar geniş bir yelpazeye hitap edecek şekilde yapılandırılmış durumda. Paket Adı Aylık Ücret (Yıllık Ödeme) Aylık Kredi Öne Çıkan Özellikler Ücretsiz $0 / Ay 125 (Tek Seferlik) Filigranlı çıktı, ticari kullanım yok, 720p çözünürlük. Standard $12 / Kullanıcı 625 Kredi Filigran yok, 4K upscale, ticari lisans, 1080p çıktı. Pro $28 / Kullanıcı 2.250 Kredi 500GB depolama, tüm araçlara erişim, öncelikli sıra. Unlimited $76 / Kullanıcı Sınırsız* Keşif Modu ile sınırsız üretim, en yüksek esneklik. "Kredi" Ekonomisi ve Gen-4.5 Maliyeti Runway ekosisteminde para birimi "Kredi"dir ve her modelin saniye başına yaktığı kredi miktarı farklıdır. Raporlara göre, Runway 4.5 (veya eşdeğeri yüksek fideliteli Gen-4 modelleri), eski modellere göre daha maliyetlidir. Standart Video Üretimi: Gen-3 Alpha gibi modeller saniyesi 10 kredi harcarken, daha gelişmiş Gen-4 ve üzeri modellerin (Gen-4 Aleph vb.) saniyesi 15 krediye kadar çıkabilmektedir. Turbo Modlar: Hız odaklı "Turbo" modelleri ise daha ekonomiktir ve genellikle saniyesi 5 kredi civarında ücretlendirilir. Upscale (Çözünürlük Yükseltme): Videoyu 4K kalitesine yükseltmek için saniye başına ek 2 kredi maliyet yansıtılmaktadır. Bu veriler ışığında, Pro paketi kullanan bir içerik üreticisi, ayda yaklaşık 3-4 dakikalık yüksek kaliteli, 4K (Gen 4.5 seviyesinde) video üretebilirken; Standard paket kullanıcıları için bu süre 1 dakikanın altına düşebilmektedir. Sınırsız Planın (Unlimited) Stratejik Önemi Sektör analizlerine göre, profesyonel ajanslar ve yoğun içerik üreten YouTuber'lar için en mantıklı seçenek Unlimited planı olarak öne çıkmaktadır. Bu plan, kullanıcılara "Explore Mode" (Keşif Modu) adı verilen bir özellik sunar. Bu modda, işlem sırası biraz daha yavaş olsa da (relaxed rate), kullanıcılar kredi harcamadan sınırsız sayıda video denemesi yapabilir. Özellikle Runway 4.5 gibi karmaşık prompt mühendisliği gerektiren modellerde, istenilen sonucu alana kadar yapılan onlarca denemenin maliyeti, Unlimited plan sayesinde sabit bir fiyata sabitlenmiş olur. NewsTurk teknoloji ekibi, ticari projeler için "Pro" yerine doğrudan "Unlimited" seçeneğinin uzun vadede %60'a varan maliyet tasarrufu sağladığını öngörmektedir.

Kızılay'dan hayati ilaçlarda yerli ve milli hamle Haber

Kızılay'dan hayati ilaçlarda yerli ve milli hamle

Türk Kızılay ile Güney Kore merkezli SK Plasma, Türkiye'nin ilk plazma tabanlı ilaç üretim merkezini Ankara’da kurmak amacıyla bir iş birliği anlaşmasına vardı. Bu merkezde immünoglobulin, albümin ve Faktör VIII gibi hayati ilaçların yerli ve güvenilir olarak üretilmesi sağlanacak. ANKARA (İGFA) - Türk Kızılay, Türkiye’nin plazma türevli ilaç bağımlılığını sonlandırmak hedefiyle önemli bir adım attı ve Güney Kore merkezli SK Plasma ile Türkiye’nin ilk plazma bazlı ilaç üretim merkezinin kurulması için iş birliği anlaşması gerçekleştirdi. Anlaşma, Ankara’da düzenlenen Türkiye-Kore Zirvesi sırasında resmen kabul edildi. Projenin ana paydaşları olarak Kızılay Yatırım ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bulunurken, SK Plasma, uluslararası deneyimi ve ileri plazma türevli ilaç üretim teknolojisi ile projeye katkı verecek. Merkez, Ankara’nın Çubuk ilçesinde inşaa edilecek. Türkiye açısından stratejik önem taşıyan bu yatırım, immünoglobulin, albümin ve Faktör VIII gibi hayati plazma türevli ilaçların Türkiye'de ilk defa yerli üretimini mümkün kılarak sağlık güvenliğine ve tedarik sürekliliğine önemli katkılar sunacak. TÜRK KIZILAY’DAN STRATEJİK YATIRIM İmza töreninde açıklamalarda bulunan Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, ortaklığın Türkiye için önemine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Bu proje, Türkiye’nin hayati önem taşıyan plazma tabanlı ilaçlarda kendi kendine yeterlilik sağlaması yönünde atılmış büyük bir adımdır. Türk Kızılay olarak milletimiz adına böyle bir stratejik yatırımı üstlenmiş olmaktan büyük gurur duyuyoruz.” SK Plasma CEO’su Seungjoo Kim, Türkiye ile iş birliğinin önemini vurgulayarak, “Türk Kızılay ile milli ölçekte önemi olan böyle bir projede yer almaktan onur duyuyoruz. Türkiye’nin immünoglobulin, albümin ve Faktör VIII gibi önemli ilaçların üretiminde modern bir kapasiteye ulaşması için tüm teknik birikimimizi aktarmaya hazırız.” diye konuştu. Kurulacak merkez, Türkiye’nin sağlık altyapısını güçlendirmeyi, kritik ilaçlara erişimde dirençliliği artırmayı ve plazma ilaçlarındaki dışa bağımlılığı azaltmayı amaçlıyor.

Çin’de organik sektörü 15 milyar dolarlık hacme ulaştı Haber

Çin’de organik sektörü 15 milyar dolarlık hacme ulaştı

1980 sonrası Türkiye, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen taleplerle büyüyen, ihracatta 1 milyar doları aşarak 2 milyar dolarlık ihracat hedefini yakalamaya çalışan Türk organik sektörü, yönünü Asya’ya çevirmiş durumda. İZMİR (İGFA) - Son yıllarda organik sektörünün hızla geliştiği Çin ile Türk organik sektörü, iş birliklerini kuvvetlendirerek Asya ve Batı ülkeler arasında bir köprü kurmayı hedefliyor. Çin’in organik tarım sektörünün son yıllardaki büyüme performansını vurgulayan Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, 2024 yılı Çin Organik Ürün Sertifikasyonu ve Organik Sanayi Gelişimi Raporu’na göre Çin’de organik ürün etiket sayısının ilk defa 5 milyarı geçtiğini ifade etti. Işık, Çin’de organik ürün satışlarının 15 milyar dolara ulaştığını ve bu pazardan pay almak istediklerini belirtti. Çin’de organik sektörünün 2018’e göre 1,6 kat arttığını vurgulayan Işık, “Çin’de 2018–2024 arasında organik ürün satışlarının yılık büyüme oranının yüzde 9,3 olduğunu gördük. Gelişmeler, Çin’i dünyanın üçüncü büyük organik pazarı konumuna getirdi. Çin ile daha güçlü organik bağlar kurmak amaçlı, Ege İhracatçı Birlikleri olarak IFOAM Organics Asia tarafından ‘Expanding Sino-Turkish Organic Food Trade’ başlıklı bir sunum yapmak üzere konferansa davet edildik. Bu iş birliklerinden olumlu sonuçlar alacağımıza inanıyoruz.” dedi. Çin’de organik tarımın 3,42 milyon hektarlık alana ulaştığını ve Asya’da Hindistan’dan sonra ikinci sırada olduğunu belirten Başkan Işık, şunları kaydetti: “Çin, iç pazar büyümesi ve uluslararası iş birlikleriyle organik ticarette stratejik bir merkez oldu. Konferans, organik sektöründe küresel iş birliğini artırmayı, sürdürülebilir ticaret stratejilerini geliştirmeyi hedefliyor. Ana tema, ‘Organik Ticareti Genişletmek: Fırsatlar, Yenilik ve Küresel Ortaklıklar’ olarak belirlendi. Çin, organik tarımı ekonomik bir girişimden öte ülkeler arasında iş birliği ve iletişim aracı olarak görüyor. ‘Bir Kuşak, Bir Yol’ girişimi organik değerlerle örtüşüyor. Organik sektörde genç girişimciler, teknoloji ve yenilik büyük önem taşıyor. Türkiye, Asya ve Avrupa arasında köprü kurma ve yeni ticari modeller geliştirme potansiyeline sahip.” Konferans boyunca organik ticaretin büyümesi, sertifikasyonun karşılıklı tanınması, sürdürülebilir üretim modelleri, e-ticaretin etkisi, tüketici bilinci ile izlenebilirlik sistemlerinin güçlendirilmesi gibi konular tartışıldı. Üç gün süren organizasyonda, farklı ülkelerden gelen temsilciler organik pazarın mevcut durumlarını paylaştı, yeni iş birlikleri için görüşmeler gerçekleştirdi ve organik tarımın geleceği üzerine fikir alışverişinde bulundu. EİB tarafından sunulan “Expanding Sino-Turkish Organic Food Trade” başlığında, Türkiye ile Çin arasında organik gıda ticaretinin sürdürülebilir kalkınma kapsamında geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye’nin sağlam tarım ve sanayi altyapısı, AB uyumluluğu organik sertifikasyon sistemi ve stratejik konumu, iki ülke arasındaki iş birliğini güçlendiren önemli fırsatlar sunduğu belirtildi. Ege İhracatçı Birlikleri tarafından yapılan uluslararası fuar katılımları, tanıtım projeleri, sürdürülebilirlik çalışmaları ve global kuruluşlarla yürütülen iş birlikleriyle Türk organik ürünlerinin küresel pazardaki görünürlüğü güçleniyor. Türkiye’nin 36 bin üreticiyle 200 üzerinde organik üründe 1,3 milyon ton üretime ulaştığı, Çin ile karşılıklı sertifikasyon tanıma mekanizmalarının oluşturulması, e-ticaret kanallarının gelişmesi ve B2B iş birliklerinin artırılması önerildi.

Genç İMSİAD ’dan inşaatta finansal riskler çalıştayı Haber

Genç İMSİAD ’dan inşaatta finansal riskler çalıştayı

Genç İMSİAD tarafından düzenlenen ‘İnşaat Projelerinde Finansman ve Mali Riskler’ başlıklı çalıştay, İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İMSİAD) ve Genç İMSİAD üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. BURSA (İGFA) - Çalıştay, Genç İMSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Osman Yıldız’ın açılış konuşmasıyla başladı. Osman Yıldız konuşmasında, “Sektörümüzün geleceğini belirleyecek önemli bir konuyu konuşmak üzere buradayız. Ülke ekonomimizin lokomotif sektörlerinden biri olan inşaatın alt dallarının önemini de düşününce, bunun ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Bu bağlamda inşaat sektöründeki finansal risklerin analizi çok mühim. Destekleri için İMSİAD yönetimine ve organizasyon için emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. Çalıştayın ilk bölümünde, Bursa Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Abdülkadir Kaya, ‘Finansal Risklerin Teorik Çerçevesi ve Analiz Yöntemleri’ üzerine sunum yaptı. Prof. Dr. Abdülkadir Kaya, inşaat sektörünün Türkiye’nin gayri safi milli hasılasına yüzde 7-9, istihdama yüzde 9-10, üretime ise yüzde 40 civarında katkısı olduğunu belirtti. Konuşmasında inşaat sektörünün ciddi bir maliyet sorunuyla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kaya, “Yüksek enflasyon, satın alma gücündeki kayıplar ve yüksek faiz oranları sektördeki daralmanın sebepleri arasında gösterilebilir. En büyük problem, girdi fiyatlarındaki artış. Sektör gelir açısından ciddi bir kayıpla karşı karşıya. Makroekonomik ortamda, hükümetin dezenflasyon politikaları ve faiz oranlarının düşmesi gibi olumlu gelişmeler de var. Talep gerilemesi ciddi boyutta, arz maliyeti ise bir diğer sıkıntı. Fon kaynakları arayışında farklı yöntemlere başvurmak gerekiyor. Burada bankaların desteği önemli. Firmaların borç ve öz kaynaklarına dikkat etmesi, finansal planlamada nakit bütçeleri oluşturması gerekiyor. Artacak konut talebine yetişebilmek için şirketler tüm önlemleri almalı” dedi. Prof. Dr. Abdülkadir Kaya, sunumunun ardından katılımcıların sorularını yanıtladı. Programın ikinci bölümünde İMSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir’in moderatörlüğünde bir panel düzenlendi. Panelin açılışında konuşan Şeref Demir, “Bugün burada, bizim dönemimizde kurulan Genç İMSİAD’ın önemli bir etkinliğinde bir aradayız. Bu tür etkinliklerin niteliği açısından Genç İMSİAD’ı kurmanın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha görüyoruz. Başta Osman Yıldız Başkanım olmak üzere tüm Genç İMSİAD yönetimine ve üyelerine teşekkür ederim.” dedi. Panelde Adiloğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve İMSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Muhammet Adiloğlu, inşaat sektörünün karlılık oranlarının gitgide azaldığını belirterek, arsa maliyetlerinin yüksekliği, girdi maliyetlerindeki artışlar ve birim fiyatlarının bu durumun önemli sebepleri arasında olduğunu söyledi. Adiloğlu, “Rekabetin, teknoloji ve sosyal medyanın sektör üzerindeki etkileri büyüyor, bu da bizi daha nitelikli projeler üretmeye zorluyor. Projelerimizi zamanında teslim etmek bu açıdan çok önemli ve kendimizi sürekli geliştirerek çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi. Bakılan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Atakan Bakılan ise, “Kentsel dönüşüm derken asıl yapılan parsel dönüşüm. Yani, parsel hızında mevcut yapıları yıkıp yeni yapılar inşa ediyoruz. Gerçekte bir kentsel dönüşüm değil, parsel dönüşümü yapıyoruz. Şehirlerin doğru dönüşümü için gerekli bilinci oluşturmalı ve bütüncül bir bakış açısıyla hareket etmeliyiz” şeklinde konuştu. Yüksek İnşaat Mühendisi Ahmet Kale, firmaların kendilerini ve projelerini sürekli geliştirmeleri gerektiğini vurguladı ve yaşanan sorunların sektör temsilcileri, mahalli idareler, devlet ve hükümetin iş birliğiyle aşılabileceğini belirtti. Panel, katılımcıların sorularına verilen cevaplarla sona erdi.

BTSO’dan yapay zekâ hamlesi Haber

BTSO’dan yapay zekâ hamlesi

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Bursa iş dünyasının yapay zekâ ekosistemine daha etkili bir şekilde dahil olmasını sağlamak amacıyla, MEXT Teknoloji Merkezi ve BUTEKOM ortaklığıyla Yapay Zekâ Olgunluk Değerlendirme Programı’nı başlattı. BURSA (İGFA) - BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleşen toplantıya BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, Bilgi İşlem ve Otomasyon Teknolojileri Konseyi Başkanı Osman Akın ve BTSO Meclis ve Komite Üyeleri’nin yanı sıra, Bursa Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Aydın Bakoğlu ve KOSGEB Bursa Batı Müdürü Erkan Güngör katılım gösterdi. Toplantıda, Yapay Zekâ Olgunluk Değerlendirme metodolojisi ve içerikleri, sektörlerden başarı hikayeleri ve uygulama deneyimleri, değerlendirme süreci ve raporlama detayları ile Bursa firmalarına özgü uygulama planları katılımcılarla paylaşıldı. Toplantıya BTSO üyeleri yoğun ilgi gösterdi. “Küresel Rekabette Yeni Bir Dönem” BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, küresel ekonominin teknoloji odaklı bir değişim sürecinde olduğunu belirtti ve yapay zekânın bu dönüşümde kritik bir rol oynadığına dikkati çekti. Batmaz, “Küresel ekonomi, teknolojinin öncülüğünde baş döndürücü bir hızla yeniden şekilleniyor. Güç dengeleri değişiyor, ticaretin kuralları yeniden yazılıyor. Yapay zekâ, yeşil enerji, dijitalleşme ve veri ekonomisi, her sektörü yeniden tanımlıyor. 2030 yılına kadar iş süreçlerinin yüzde 60’ından fazlası otomasyon ve yapay zekâ destekli sistemlerle yürütülecek. Dijital ekonominin küresel ekonomideki payı yüzde 20’yi aşmış durumda. İş dünyası liderlerinin yüzde 61’i dijital dönüşümü en önemli öncelik olarak görüyor, büyük kuruluşların ise yüzde 94’ü bir dijital dönüşüm stratejisine sahip. Günümüz rekabeti, veri analizi ve hızlı öğrenme üzerine kurulu. Eğer bir işlemi rakibinizden daha yavaş yapıyorsanız, maliyetiniz ne kadar düşük olursa olsun, er ya da geç sahneden çekilirsiniz.” ifadelerini kullandı. “Tehdit Değil Fırsat Olarak Görülmeli” Batmaz, Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusunu dijitalleşmeye yatkın olmasına karşın, üretim, enerji ve lojistik gibi kilit sektörlerdeki dijital gelişmişlik seviyesinin dünya ölçeğinde geride kaldığını belirtti. BTSO’nun Bursa’da yapay zeka ve dijital dönüşüme öncülük ettiğini dile getiren Batmaz, “Bugün başlattığımız Yapay Zekâ Olgunluk Değerlendirme Programı, MEXT ve BUTEKOM iş birliğiyle işletmelerimizin dijitalleşme seviyesini bilimsel olarak ortaya koyacak ve geleceğe yönelik bir operasyonel kılavuz sunacak. Yapay zekâ, yavaş kalanlar için tehdit, hızlı adapte olanlar için ise bir sıçrama tahtası. Bursa iş dünyasını bu potansiyeli somut bir değere dönüştürmeye davet ediyorum.” dedi. “Yapay Zekâ Dönüşümüne Rehberlik Edeceğiz” BTSO Bilgi İşlem ve Otomasyon Teknolojileri Konseyi Başkanı Osman Akın, Yapay Zekâ Olgunluk Değerlendirme Programı’nın temellerinin 18-19 Haziran tarihlerinde Bursa Business School’da düzenlenen Next Level Yapay Zekâ Zirvesi’nde atıldığını ifade etti. Akın, “Bursa’da ilk kez düzenlenen bu zirve, otomotiv sektörüne odaklanarak iki gün boyunca çok değerli firmaları ve geniş bir katılımcı kitlesini bir araya getirdi. MEXT ile stratejik bir iş birliği gerçekleştirdik. Yapay zekânın önemi artık herkes tarafından biliniyor. İlk zirvemiz farkındalık oluşturmayı hedefliyordu. Bu programda ise o farkındalığı somut bir dönüşüme taşıyoruz. Yapay zekâ ile nasıl bir dönüşüm gerçekleştirmeliyiz, bu süreci kimler yönetecek ve şu an ne aşamadayız gibi sorulara yanıt arayacağız.” ifadelerine yer verdi. Dönüşüm İçin Destekler Önemli BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın da programa tam destek verdiğini belirten Akın, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “MEXT ile iş birliği içinde örnek projeler geliştiriyoruz. Ben tüm sanayicilerimize MEXT ve BUTEKOM’u görmelerini tavsiye ediyorum. Bundan 15 yıl önce bu konuları anlattığımızda bize gülüyordu. Ancak şimdi sektörde kalıcı olmak istiyorsanız bu değişime ayak uydurmak zorundasınız. O dönemde bu bilinç seviyesinde olsaydık bugün yaşadığımız birçok sorunun önüne geçebilirdik. Bursa’da yapay zekâ ile ilişkili otomotiv ve makine gibi güçlü sektörlerimiz var. Sağlık ve hizmet sektörlerini de bu çalışmalara dahil edebiliriz. Yine özellikle 48, 50 ve 69’uncu meslek komitelerimizde önemli teknoloji üreticileri bulunuyor. Bu çalışmalar bu firmalarımıza da yeni iş alanları açacak ve umarım başarılı projeler uluslararası platformlara taşınacak.” şeklinde konuştu. Yapay Zekânın Amacı Verimlilik BUTEKOM Genel Müdürü Murat Kurtlar, dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamalarının öncelikli amacının verimlilik artışı olduğunu vurguladı. Kurtlar, “Dijitalleşme ya da yapay zekâ uygulamalarına yalnızca bu teknolojileri kullanmak için adım atmak yanıltıcı olur. Bunların tek amacı işletmelerde verimlilik sağlamaktır. BTSO Eğitim ve Teknoloji Kampüsü’nde bu doğrultuda, gelişen teknolojilerle sürekli kendimizi yeniliyoruz. BUTEKOM, Bursa Model Fabrika, Enerji Verimliliği Merkezi, BTSO MESYEB ve BUTGEM’de sürdürülebilirlik, sosyal gelişim, çevre koruma ve ekonomik büyüme gibi temel alanlara odaklanıyoruz.” dedi. “Yol Haritasına İhtiyacımız Vardı” BUTEKOM olarak çok önemli bir programı hayata geçirdiklerini ifade eden Kurtlar, “MEXT iş birliğiyle ilk pilot uygulamayı BUTEKOM’da gerçekleştirdik. Veriyle çalışıp çalışmadığımızı, veriyi ne kadar etkin kullandığımızı ve veriyle neler yapabileceğimizi değerlendirmek için bir yol haritasına ihtiyacımız vardı. Bu program, işletmelerimizin bu sorulara yanıt bulmasına ve verimlilik odaklı bir dönüşüm gerçekleştirmesine katkı sağlayacak. Programın faydalı sonuçlar getireceğine inanıyorum.” diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından MEXT Teknoloji Merkezi uzmanları tarafından programın detayları paylaşıldı. Programda yer alan firmalar, yapay zekâ hazırlık seviyelerini keşfederken, sektörel kıyaslama konumlarını belirleme fırsatı bulacak. Somut yol haritaları ve öncelikli adımlar tespit edilecek. Ayrıca firmalar MEXT tarafından hazırlanan 100’den fazla senaryo arasından özel fırsatlar elde edecek.

Google Gemini 3.0 sadece bir Yapay Zeka Değil Haber

Google Gemini 3.0 sadece bir Yapay Zeka Değil

Teknoloji Dünyası Bu Sızıntıyı Konuşuyor: Google Gemini 3.0 'ın Çıkış Tarihi ve Özellikleri Ortaya Çıktı! Google'ın bir sonraki büyük yapay zeka hamlesi olan Gemini 3.0 hakkındaki sızıntılar, teknoloji gündemine bomba gibi düştü. Henüz resmi bir doğrulama gelmese de, sızdırılan iç belgeler ve sektörden gelen fısıltılar, yapay zekanın sınırlarını zorlayacak yeteneklere ve merakla beklenen çıkış tarihine işaret ediyor. Google'ın yapay zeka alanındaki sessizliği, internete düşen yeni bilgilerle bozuldu. Teknoloji devinin üzerinde çalıştığı yeni nesil yapay zeka modeli Gemini 3.0 ile ilgili olduğu iddia edilen bir dizi sızıntı, modelin lansman tarihinden devrim niteliğindeki özelliklerine kadar pek çok detayı gözler önüne serdi. Lansman İçin Tarih Verildi: 22 Ekim 2025 Sızıntıların en dikkat çekici olanı, Google'a ait olduğu öne sürülen ve Gemini 3.0 için planlanan pazarlama takvimini gösteren bir belge. Belgeye göre Google, yeni yapay zeka modelini 22 Ekim 2025 tarihinde düzenlenecek büyük bir etkinlikle dünyaya duyurmaya hazırlanıyor. Sektör analistleri, bu tarihin bir ilk duyuru olabileceğini, modelin genel kullanıma sunulmasının ise 2025 sonu ve 2026 başını bulacak şekilde aşamalı olarak yapılabileceğini öngörüyor. Sadece Zeki Değil, "Akıl Yürüten" Bir Yapay Zeka Gemini 3.0'ı önceki modellerden ayıracak en temel özelliğin, gelişmiş akıl yürütme kapasitesi olacağı belirtiliyor. Söylentilere göre yeni model, karmaşık problemleri adımlara bölerek çözebilen, farklı senaryoları analiz edip en mantıklı olanı seçebilen ve çok daha az "halüsinasyon" (yanlış bilgi üretme) gören bir yapıya sahip olacak. Bu yetenek, Gemini 3.0'ın sadece bilgi veren bir araç olmaktan çıkıp, yaratıcı ve analitik bir "düşünce ortağı" haline gelebileceğini gösteriyor. Beklenen diğer devrimsel özellikler ise şunlar: Gerçek Çok Modluluk (Multimodality): Metin, görsel, ses ve videoyu aynı anda ve akıcı bir şekilde anlama ve işleme yeteneği. Kullanıcıların bir video izlerken yapay zeka ile video hakkında konuşabilmesi bekleniyor. Üst Düzey Kodlama Yeteneği: Kod yazma, hata ayıklama ve farklı yazılım araçlarını bir arada kullanma konusunda mevcut en yetenekli modelleri bile geride bırakacağı iddia ediliyor. Milyonlarca Token'lık Hafıza: Devasa bir bağlam penceresi sayesinde Gemini 3.0'ın, tek bir sohbette bütün bir kitabı veya binlerce sayfalık teknik dokümanı hafızasında tutarak tutarlı cevaplar üretebileceği konuşuluyor. Kaputun Altında Ne Var? Teknik sızıntılar, Gemini 3.0 Pro modelinin trilyonlarca parametreye sahip olacağını ve verimliliği artıran bir "Mixture-of-Experts" (MoE) mimarisi kullanacağını işaret ediyor. Bu mimari, modelin her sorgu için devasa yapısının tamamını çalıştırmak yerine, sadece ilgili "uzman" kısımlarını devreye sokarak hızı ve performansı önemli ölçüde artırıyor. Google'ın kod havuzlarında tespit edilen "gemini-beta-3.0-pro" ve "gemini-beta-3.0-flash" gibi referanslar da şirketin farklı ihtiyaçlara yönelik birden fazla model versiyonu üzerinde çalıştığını doğruluyor. Google cephesinden henüz konuyla ilgili resmi bir açıklama gelmedi. Ancak bu sızıntılar, şirketin yapay zeka yarışında liderliği ele geçirmek için ne denli iddialı bir hazırlık içinde olduğunu açıkça gösteriyor. Teknoloji dünyası, iddiaların doğrulanacağı 22 Ekim tarihini şimdiden sabırsızlıkla bekliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.