>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tbmm

NEWSTURK - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Göller için eylem planı hazır... Su Kanunu'nun 2026'da yasalaşması bekleniyor Haber

Göller için eylem planı hazır... Su Kanunu'nun 2026'da yasalaşması bekleniyor

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Su Kanunu Taslağı'nın teknik çalışmalarının tamamlandığını bildirdi. 2026'da yasalaşması öngörülen kanun, iklim değişikliğiyle mücadelede uzun vadeli politikalara katkı sunacak. Göller için eylem planları oluşturuldu. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Su Kanunu Taslağı'na ilişkin teknik çalışmaların bitirildiğini ifade ederek, "Taslak şu anda nihai şeklini aldı, iç ve dış görüşlere açılacak, bu süreç kanunun temelini oluşturacak. Arzumuz, ülkemiz için son derece önemli olan Su Kanunu'nun 2026 yılı içinde TBMM'de yasalaşarak uygulanmasıdır." dedi. Bakan Yumaklı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen Ulusal Su Kurulunun 5. toplantısına katılım sağladı. İklim değişikliğinin getirdiği riskleri göz önüne alarak su kıtlığını ve fazlalığını bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmek durumunda olduklarını belirten Bakan Yumaklı, suyla ilişkili sektör temsilcilerinden oluşan Ulusal Su Kurulumuz ile bu strateji ve politikaları en üst düzeyde ele aldıklarını ve iki yıllık süre zarfında yapılan 4 toplantıda 35 karar aldıklarını açıkladı. “ARZUMUZ SU KANUNU'NUN 2026 YILINDA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ" Bakanlığın resmi internet sayfasında yer alan habere göre Bakan Yumaklı, kararların ülke için önemli sonuçlar yaratacağını vurguladı. Su Kanunu ile ilgili başlatılan çalışmaların Temmuz 2024'teki toplantıda sunulduğunu hatırlatan Bakan Yumaklı, "Teknik çalışmalar tamamlandı. Taslak, iç ve dış görüşlere açılmak üzere nihai şeklinedir, bu süreç kanunun temelini oluşturacak. Arzumuz, ülkemiz için büyük öneme sahip Su Kanunu'nun 2026 yılı içerisinde TBMM'de yasalaşarak yürürlüğe girmesidir" diye konuştu. https://twitter.com/ibrahimyumakli/status/2004178775412765153 Toplantıda, iklim değişikliğinin giderek artan etkileri ve bu etkilere karşı geliştirdikleri uzun vadeli strateji ve uygulamaların ele alınacağından bahseden Yumaklı, Türkiye'nin konumu itibarıyla iklim değişikliğine karşı hassas bir bölgede olduğunu, bu durumun kamuoyunca kabul edilip harekete geçilmesi gerektiğini söyledi. Yumaklı, sıcaklık ve yağış düzeninde yaşanan değişimler nedeniyle su kaynakları üzerindeki artan baskının bu etkenler arasında yer aldığını vurgulayarak, bu yıl temmuz ayının son 55 yılın en sıcak temmuzu olarak kaydedildiğini ve ülkedeki yağışların 2025'te ortalamanın yüzde 27 altında ve son 52 yılın en düşük seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Bilimsel çalışmaların, daha uzun kurak dönemlerin, yoğun sıcak hava dalgalarının ve kısa süreli etkili aşırı yağışların, önümüzdeki yıllarda daha sık yaşanacağını gösterdiğini ifade eden Yumaklı, havza ölçeğinde yaptıkları tüm çalışmalarda içme-kullanma suyu, ekosistem gereklilikleri, tarım, sanayi ve diğer kullanımlar arasındaki dengeyi gözetmeye çalıştıklarını anlattı. "SIRADAKİ DİĞER GÖLLER VAR" Risk altındaki göllere yönelik alınan kararlara dair açıklamada bulunan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Eğirdir ve Burdur gölleri için eylem planlarını açıkladık, şimdi sırada diğer göllerimiz var. Her bir gölün hidrolojik ve ekolojik özelliklerini, kullanım amaçlarını, koruma statülerini göz önüne alarak belirlenen risklere göre tedbirlerimizi aldık. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın bu planların oluşumunda ciddi katkıları oldu, katkı sunan tüm taraflara ve özellikle hocalarımıza teşekkür ediyorum. Şebeke kayıplarının azaltılması, sulama sistemlerinin modernizasyonu, arıtılmış atık suların yeniden kullanımı, alt havzalardan su transferleri gibi tedbirler bu eylem planlarına dahil edildi. Eber, Akşehir, Bafa, Beyşehir, İznik, Seyfe ve Sapanca gölleri için hazırladığımız eylem planlarını yakında kamuoyuyla paylaşacağız." diye konuştu.

UNESCO'da Türkiye'nin varlık sayısı artıyor! Haber

UNESCO'da Türkiye'nin varlık sayısı artıyor!

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, TBMM'de Bakanlığın 2026 bütçe sunumu sırasında Türkiye'nin arkeoloji, restorasyon ve kültürel miras konularında dünya genelinde önde gelen bir konum elde ettiğini belirtti. Türkiye'nin UNESCO Dünya Mirası'ndaki varlıklarının sayısı artış gösterirken, Zerzevan Kalesi ve Mithraeum'un adaylık dosyasının 2026'da değerlendirileceği vurgulandı. ANKARA (İGFA) - Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, TBMM Genel Kurulu'nda Bakanlığının 2026 yılı bütçesine yönelik yaptığı sunumda, Türkiye’nin arkeolojik çalışmalarda ve kültürel mirasın korunmasında önemli başarılara ulaştığını bildirdi. Ersoy, Türkiye'nin yıllık 780 kazı ve araştırma çalışmasıyla dünyadaki lider konumunu koruduğunu ifade ederek, 2025 itibarıyla 65 ilde 255 kazı alanında çalışmaların devam ettiğini belirtti. Ayrıca, yabancı ekiplerce yürütülen 29 kazının da 12 aylık programa dahil edildiğini ve bu kazıların her birine bir Türk Koordinatör Kazı Başkanı atandığını söyledi. "Yerli ve milli Türk arkeolojisi bugün tüm insanlık tarihini aydınlatacak projelere ev sahipliği yapıyor" ifadelerini kullanan Ersoy, 2025 yılında 15 binden fazla envanterlik eserin ortaya çıkarıldığını ve bu çalışmalara 3,5 milyar lira bütçe ayrıldığını açıkladı. Proje çerçevesinde ilk 11 ayda 1200'den fazla uzman ile 3 bini aşkın kişinin istihdam edildiğine dikkat çekti. UNESCO’DA TÜRKİYE’NİN VARLIK SAYISI ARTIYOR Ersoy, Türkiye'ye ait UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki varlık sayısının 22'ye çıktığını belirterek, Zerzevan Kalesi ve Mithraeum'un adaylık dosyasının 2026'da değerlendirilmek üzere Dünya Mirası Merkezi'ne sunulduğunu duyurdu. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ndeki varlık sayısının ise 79’a ulaştığını aktardı. AYASOFYA’DA EN KAPSAMLI RESTORASYON Bu yılın ilk 9 ayında 101 adet eserin onarım ve restorasyonunun tamamlandığını, yıl sonuna kadar bu sayının 121’e ulaşacağını dile getiren Ersoy, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ndeki çalışmaların Mimar Sinan’dan beri yapılan en kapsamlı restorasyon olduğunu kaydetti. Ayasofya'daki tüm işlemlerin bilimsel metotlarla yürütüldüğünü belirten Ersoy, "Bir yıllık hazırlık sürecinde 50’den fazla toplantı yapıldı. Statik hesaplar, zemin testleri ve jeoradar taramaları ile alınan kararlar laboratuvar araştırmalarıyla belirlenmiştir" dedi. Hatay’da Eski Meclis ve Gastronomi binalarındaki restorasyonlarla birlikte Kurtuluş Caddesi’ndeki kentsel tasarım uygulamalarının ikinci etap çalışmalarının gelecek yıl başında tamamlanacağını belirten Ersoy, tarihi Meclis binasının Devlet Tiyatroları’na bağlı yerleşik bir sahne olarak yeniden işlevlendirileceğini açıkladı. KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE VE ZİYARETÇİ SAYILARI Kültür varlığı kaçakçılığına karşı mücadele kapsamında 2025 yılında yurtdışından 180 eserin iadesinin sağlandığını ifade eden Ersoy, 2002-2025 yılları arasında yurda kazandırılan eser sayısının 13 bin 448'e ulaştığını ve bunların 9 bin 133'ünün 2018 sonrasında geri getirildiğini belirtti. Ersoy, Türkiye genelinde 217 müze ve 146 düzenlenmiş ören yerinin hizmette olduğunu belirterek, 2025 yılı kasım ayı sonu itibarıyla müze ve ören yerlerini yaklaşık 31 milyon 750 bin kişinin ziyaret ettiğini sözlerine ekledi.

Cizre Olayı Büyüyor: Barzani Koruma Protokolü Soruşturuluyor Haber

Cizre Olayı Büyüyor: Barzani Koruma Protokolü Soruşturuluyor

Meclis Gündemine Taşındı: Barzani Koruma Protokolü'nün Gerekçesi Ne? Türkiye'nin Şırnak/Cizre ziyareti sırasında Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) eski Başkanı Mesrur Barzani'ye eşlik eden silahlı korumalarla ilgili patlak veren tartışma, muhalefetin hamlesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşındı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), ziyaret sırasında uygulandığı iddia edilen ve "devlet başkanı düzeyi"nde olduğu öne sürülen Barzani koruma protokolünün detaylarını ve gerekçesini sordu. Kritik sorular, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a yöneltildi. Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, CHP, üç farklı bakanlığın alanına giren bu konunun ulusal egemenlik ve güvenlik açısından taşıdığı riskleri anlamayı hedefliyor. Bu durum, Barzani'nin ziyareti sonrası başlayan siyasi gerginliği daha da derinleştirdi. CHP'den Üç Bakana Eş Zamanlı Kritik Sorular CHP'nin üç kritik bakanlığa eş zamanlı olarak yönelttiği sorular, uygulanan koruma statüsünün hukuki dayanağını sorguluyor. Muhalefet, herhangi bir resmi devlet görevi bulunmayan Mesrur Barzani'ye neden bir devlet başkanı düzeyinde koruma protokolü uygulandığının gerekçesinin açıklanmasını talep etti. Edinilen bilgilere göre, Meclis'e sunulan soru önergelerinde şu kritik noktalar yer alıyor: Protokolün Dayanağı: Uygulanan koruma protokolü hangi uluslararası anlaşmaya veya ulusal mutabakata dayanmaktadır? Koruma Düzeyi: Mesrur Barzani'nin "Devlet Başkanı" statüsünde korunmasını gerektiren özel bir risk durumu ya da resmi bir sıfatı mevcut mudur? Eğer değilse, bu düzeyde bir korumanın gerekçesi nedir? Güvenlik Sorumluluğu: Barzani'ye eşlik eden ve uzun namlulu silahlara sahip olduğu görülen koruma personelinin Türkiye topraklarında görev yapmasına kim, hangi yetkiyle izin vermiştir? Bu sorular, yaşanan olayın basit bir diplomatik nezaket hatası mı, yoksa ulusal egemenlik haklarının ihlali anlamına mı geldiğini netleştirmeyi amaçlıyor. Tartışmanın Fitilini Ateşleyen Olay ve Karşı Açıklamalar Tartışmanın fitili, Mesrur Barzani'nin Şırnak'ın Cizre ilçesindeki bir sempozyuma katılımı sırasında, yanında uzun namlulu silahlar taşıyan üniformalı koruma personelinin görüntülerinin kamuoyuna yansımasıyla ateşlendi. Bu görüntülere MHP lideri Devlet Bahçeli'den sert tepki gelirken, Bahçeli yaşananları "rezalet" ve "egemenlik haklarının çiğnenmesi" olarak nitelendirdi. Tartışmaların büyümesi üzerine Barzani'nin ofisinden bir açıklama yapıldı. Barzani'nin ofisi, ziyare sırasındaki tüm güvenlik tedbirlerinin, IKBY ile Türkiye'nin ilgili kurumları arasındaki protokol mutabakatına göre uygulandığını iddia etti. Bu açıklama, protokolün varlığını teyit ederken, içeriği hakkındaki şüpheleri artırdı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in ise olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurması, hükümetin de konunun hassasiyetini kabul ettiğini gösteriyor. Soruşturmanın ve CHP'nin sorularının cevabının, gelecekte benzer ziyaretlerde hangi kuralların uygulanacağını belirlemesi bekleniyor.

Zafer Partisi’nden Sert İmralı Ziyareti Tepkisi Haber

Zafer Partisi’nden Sert İmralı Ziyareti Tepkisi

Zafer Partisi'nden Olaylı İmralı Ziyareti Açıklaması ​Bursa siyasetinin gündemi, Zafer Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından Mudanya'da gerçekleştirilen ve oldukça sert mesajların verildiği basın açıklamasıyla hareketlendi. İmralı Adası'na ulaşımın sağlandığı feribot iskelesinin önünde toplanan partililer, son günlerde kamuoyunda tartışılan yeni çözüm süreci iddiaları ve gündeme gelen imralı ziyareti haberlerine karşı net bir duruş sergiledi. Zafer Partisi Bursa İl Başkanı Cihat Gazi'nin liderliğinde düzenlenen bu kritik açıklamaya, Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Mahmut Kara, ilçe başkanları, il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda partili ve Mudanyalı vatandaş katılım sağladı. İskele önünde yapılan açıklama, hem seçilen mekanın sembolik önemi hem de içeriğindeki sert eleştirilerle dikkat çekti. ​İmralı Ziyareti ve Çözüm Süreci Tartışmaları ​Mudanya iskelesi önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında, Türkiye'nin milli yapısını hedef aldığı öne sürülen senaryolara dikkat çekildi. İl Başkanı Cihat Gazi, yaptığı konuşmada bugün gelinen noktayı bir "çözüm" değil, aksine bir "çözülme ve yıkım" süreci olarak nitelendirdi. Türkiye Cumhuriyeti'nin terörle mücadelede en kararlı olması gereken bir dönemde, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında terör örgütü ile görüşme amacı taşıyan girişimlerin bulunulması ve bu kapsamda gerçekleştirildiği iddia edilen imralı ziyareti gibi temasların milletten gizlenmesi, parti yetkilileri tarafından vicdanlarda derin bir yara olarak tanımlandı. ​Zafer Partisi heyeti, bu sürecin milli birliği tesis etmek bir yana, Türkiye'nin üniter yapısını bozmayı hedefleyen tehlikeli bir proje olduğunu savundu. Kamuoyunun önüne ısıtılarak getirildiği belirtilen bu planın nihai hedeflerinin ise oldukça açık olduğu vurgulandı. Parti kaynaklarına göre bu hedefler; binlerce şehidin kanını elinde bulunduran terörist başı Abdullah Öcalan'a af yolunun açılması, Türkçe'nin yanında başka dillerin "resmi dil" statüsüne sokularak dil birliğinin parçalanması ve Türkiye'nin eyaletlere bölünerek federasyonlaşmaya götürülmesi olarak sıralandı. ​Devlet Ciddiyeti ve İmralı Ziyareti Eleştirisi ​Basın açıklamasının odak noktasını, devletin terörle mücadeledeki geleneksel duruşundan taviz verildiği iddiası oluşturdu. NewsTurk gibi kaynakların da mercek altına aldığı açıklamada, Türk devletinin tarih boyunca hiç bu kadar aciz bir duruma düşürülmediği savunuldu. 27 yıldır hapishanede tutulan ve etkisi kalmadığı belirtilen bir teröristten medet umulmasının devlet aklının iflası olduğu ifade edilirken, devleti yönetenlerin terörü bitiremedikleri gerekçesiyle bir "bebek katilinin" ayağına giderek yardım dilenmesi sert bir dille eleştirildi. ​Yapıldığı öne sürülen imralı ziyareti, Zafer Partisi tarafından Türk devletinin gücünü inkar etmek ve terör örgütünü meşrulaştırmak olarak yorumlandı. "Terörle müzakere edilmez, mücadele edilir" sloganının öne çıktığı açıklamada, bu görüşmelerin devlet teamüllerine, milli güvenlik anlayışına ve milletin talep ettiği şeffaflığa aykırı şekilde gizli yürütülmesinin kabul edilemez olduğu belirtildi. Özellikle terörle mücadele eden güvenlik güçlerinin ve kamu görevlilerinin fedakarlıkları ortadayken, bu tür pazarlıkların masaya yatırılmasının Türk milletinin iradesiyle alay etmek anlamına geldiği vurgulandı. ​Siyasi iktidarın ve ortağının geçmişteki söylemleri ile bugünkü eylemleri arasındaki derin uçurum da eleştirilerin hedefindeydi. Dün "Terörle pazarlık olmaz" diyenlerin bugün teröristlerle pazarlık masasında olduğu, "İmralı'nın kapısını kapattık" diyenlerin ise bugün imralı ziyareti gerçekleştirmek için adeta sıraya girdiği ifade edildi. "Bölücü odaklarla masaya oturmayız" diyen siyasilerin bugün masayı bizzat kurduklarını belirten Gazi, bu tutarsızlığın sadece siyasi bir çelişki değil, devletin itibarı ve milletin güvenliğiyle oynanması anlamına geldiğini söyledi. ​Öğretmenler Günü'nde Gizli Görüşme İddiası ​Açıklamada vicdanları yaralayan en önemli detaylardan biri, söz konusu gizli görüşmelerin tarihine ilişkindi. İddialara göre bu görüşmelerin 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde yapılmış olması, tepkilerin dozunu artırdı. Zafer Partisi yetkilileri, bu topraklarda Aybike Yalçın, Necmettin Yılmaz, Fikret Can ve Neşe Alten gibi onlarca öğretmenin PKK tarafından şehit edildiğini hatırlattı. Onlarca gencecik öğretmenin vatanına hizmet ettiği için hedef alındığı bir coğrafyada, devletin şehit öğretmenlerine sahip çıkacağı bir günde onların katilleriyle pazarlık masasına oturmasının, milletin onuruna ve şehitlerin hatırasına ağır bir saygısızlık olduğu dile getirildi. ​Bilgi Kaynağı Olarak Terör Örgütü Ajansları ​Sürecin şeffaflıktan uzak yürütülmesi, basın açıklamasında bir diğer eleştiri konusu oldu. Zafer Partisi, aylardır "Kurdukları Terörsüz Türkiye Komisyonu'nda ne konuşulduğunu halktan saklıyorlar" uyarısında bulunduklarını hatırlattı. "Türk Milleti bilmiyor ama PKK her detayı biliyor" diyen parti yetkilileri, imralı ziyareti gerçekleştiren heyetin bilgisini devlet kurumlarından değil, terör örgütünün sözde haber ajanslarından öğrendiklerini belirtti. ​Ankara'daki yetkililerin görüşmeleri inkar ettiği bir ortamda, terör örgütünün ajansının görüşmeleri dakika dakika paylaştığına dikkat çekildi. Türk devletinin meclisinde kurulan bir komisyonun faaliyetlerini Türk milletinin bilmemesine rağmen Kandil'in biliyor olması, "Bu nasıl bir devlet ciddiyetidir?" sorusuyla eleştirildi. Ayrıca, görüşme tutanaklarının 10 yıl gizli kalacağı yönündeki açıklamalar da, "PKK'nın bildiğini Türk Milleti'nden gizlemek devlet sırrı değildir, ayıptır, ihanettir" sözleriyle protesto edildi. ​Zafer Partisi, Türk milletinin hiçbir ferdinin terörle yapılan gizli pazarlıkları kabul etmeyeceğini belirterek, TBMM'yi pazarlık masasının aracı haline getiren bu sürecin derhal durdurulması çağrısında bulundu. Açıklama, hiçbir siyasi çıkarın şehitlerin kanından değerli olmadığı ve ülkenin bir karış toprağının dahi pazarlık konusu yapılamayacağı vurgusuyla son buldu.

TBMM'den İmralı açıklaması... Komisyon Öcalan'la görüştü Haber

TBMM'den İmralı açıklaması... Komisyon Öcalan'la görüştü

TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun bugün (24 Kasım) İmralı'ya ziyarette bulunduğunu açıkladı. Yapılan resmi açıklamada, İmralı Cezaevi’nde gerçekleştirilen görüşmede silah bırakma çağrıları ve bölgesel gelişmelerin ele alındığı ve sürecin olumlu seyrettiği belirtildi. ANKARA (İGFA) - Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Abdullah Öcalan ile gerçekleştirilen görüşmeye dair yazılı bir açıklama yaptı. Komisyon, 5 Ağustos 2025’teki ilk toplantısından bu yana 18 kez toplandığını ve çeşitli gruplarla dinleme faaliyetleri yürüttüğünü ifade ederken, 21 Kasım’daki 18’inci toplantısında, İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda Abdullah Öcalan’ın dinlenmesine yönelik kararın oy çokluğuyla alındığını vurguladı. Bu karar doğrultusunda komisyon heyetinin 24 Kasım 2025 Pazartesi günü İmralı’ya giderek görüşmeyi yaptığı duyuruldu. Açıklamada, Öcalan’a 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, örgütün dağıtılması ve silahsızlanma konularındaki açıklamaları ile Suriye’de 10 Mart mutabakatının hayata geçirilmesine dair sorular sorulduğu ve bu konularda detaylı açıklamaların alındığı ifade edildi. Komisyon, görüşmenin ardından toplumsal bütünleşme, kardeşliğin pekiştirilmesi ve bölgesel sürecin ilerletilmesi bakımından olumlu sonuçlar elde edildiğini belirtti. Açıklama, komisyonun hedeflerine ulaşma konusundaki kararlılığını sürdüreceğine dair vurguyla sona erdi.

Komisyonda Çekimser Kalan Yeni Yol Grubu İmralı'ya Gitmiyor Haber

Komisyonda Çekimser Kalan Yeni Yol Grubu İmralı'ya Gitmiyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun gerçekleştirdiği kritik toplantı sonrasında Yeni Yol Grubu İmralı kararı ile siyasi gündemin merkezine oturdu. Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi milletvekillerinin oluşturduğu ortak meclis grubu, komisyondaki oylamada çekimser bir tutum sergilemesine rağmen, İmralı Adası'na gidecek heyete temsilci vermeme kararı aldı. ​Komisyonda Kritik Oylama ve Yeni Yol'un Tavrı ​TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı'ya bir heyet gönderilmesi gündemiyle 18. kez toplandı. Komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş yönetiminde gerçekleşen ve kapalı oturum olarak yapılan toplantıda, İmralı ziyareti için yapılan oylama sonuçları siyasi kulislerde geniş yankı uyandırdı. ​Elde edilen bilgilere göre, oylamada AK Parti, MHP, DEM Parti, TİP ve EMEP'in "evet" oylarıyla ziyaret kararı kabul edildi. Toplam 32 kabul oyunun çıktığı oylamada, Demokrat Parti, DSP ve HÜDA-PAR temsilcileri "hayır" oyu kullandı. Bu süreçte en dikkat çekici hamle ise Yeni Yol Grubu'ndan geldi. Grubun komisyondaki iki üyesi, oylama sırasında ne kabul ne de ret oyu vererek "çekimser" kalmayı tercih etti. ​Çekimser Oy Sonrası "Heyete Katılmama" Kararı ​Oylamadaki çekimser tutumun ardından, Yeni Yol Grubu'nun İmralı'ya gidecek heyette yer alıp almayacağı merak konusuydu. Siyasi kaynaklardan doğrulanan bilgilere göre grup yönetimi, süreçle ilgili yaptığı değerlendirme toplantısının ardından nihai kararını verdi. Yeni Yol Grubu, komisyonun İmralı'ya gitmesine prensipte kesin bir dille karşı çıkmayıp çekimser kalsa da, oluşturulacak parlamento heyetine kendi milletvekillerinden bir üye vermeyeceğini açıkladı. ​Siyasi analistler, Saadet, Gelecek ve DEVA partilerinin ortaklığıyla kurulan Yeni Yol Grubu'nun bu hamlesini, sürecin şeffaflığı konusundaki çekinceler ve taban hassasiyetleri ile ilişkilendiriyor. Grubun, sürecin sorumluluğunu doğrudan üstlenmekten kaçındığı ancak diyalog kapısını tamamen kapatan bir "hayır" bloğunda da yer almak istemediği yorumları yapılıyor. ​Diğer Partilerin Pozisyonları ve Heyet Detayları ​Komisyondaki oylama sırasında siyasi partiler arasında keskin görüş ayrılıkları yaşandı. CHP milletvekilleri, toplantının kapalı oturumla yapılmasına ve sürecin şeffaf yürütülmediği gerekçesine itiraz ederek salonu terk etti ve oylamaya katılmadı. Yeniden Refah Partisi temsilcisinin de toplantıya katılmadığı rapor edildi. ​Öte yandan, komisyondan çıkan karar neticesinde İmralı heyetinin önümüzdeki günlerde Adalet Bakanlığı'nın izniyle adaya gitmesi bekleniyor. Heyette MHP adına Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız'ın, AK Parti adına Hüseyin Yayman'ın ve DEM Parti adına Gülistan Kılıç Koçyiğit'in yer alacağı kesinleşti. Yeni Yol Grubu'nun ve CHP'nin üye vermemesiyle birlikte heyetin, süreci destekleyen partilerin temsilcileriyle sınırlı kalacağı netleşmiş oldu.

TBMM Komisyonu 'nitelikli çoğunluk' oyuyla İmralı'ya gidiyor Haber

TBMM Komisyonu 'nitelikli çoğunluk' oyuyla İmralı'ya gidiyor

TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, üye tam sayısının 5’te 3 nitelikli çoğunluğu ile İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na gitme kararı aldı. Son rapor için öneri ve görüşler, 28 Kasım Cuma akşamına kadar TBMM Başkanlığı'na iletilmiş olacak. ANKARA (İGFA) - Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un liderliğinde TBMM Tören Salonu’nda bir araya geldi. Toplantının ilk bölümünde komisyon üyeleri bugüne kadar gerçekleşen ve gelecekte yapılması öngörülen çalışmalar üzerinde değerlendirmeler yaparken, toplantının ikinci kısmının kapalı oturumla sürdürülmesi kararlaştırıldı. Komisyon toplantısı sonrası yapılan yazılı açıklamada, şu düşüncelere yer verildi: "Bu oturumda, hazırlanacak nihai rapor öncelikli olmak üzere, sonraki adımlar değerlendirildi, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, üye tam sayısının 5’te 3 nitelikli çoğunluğunun oyuyla İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na gitmeye karar vermiştir. Ayrıca, İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'na gidecek temsilcilerin parti gruplarınca belirlenip 22 Kasım 2025 Cumartesi gününe kadar bildirilmesi ve Komisyonun son raporunun hazırlanması için öneri ve görüşlerin 28 Kasım Cuma akşamına kadar TBMM Başkanlığı'na ulaştırılması talep edilmiştir." ifadelerine yer verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.