>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özgür Özel

NEWSTURK - Özgür Özel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özgür Özel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Keçiören Belediye Başkanı İstifa Etti: Siyasette Büyük Kriz Haber

Keçiören Belediye Başkanı İstifa Etti: Siyasette Büyük Kriz

Keçiören Belediye Başkanı istifa kararı alarak CHP 'den ayrıldığını duyurdu 8 Şubat 2026 tarihinde Türk siyaseti, Ankara’nın en büyük ilçelerinden birinde yaşanan sarsıcı bir gelişmeyle yankılandı. Keçiören Belediye Başkanı istifa kararı aldığını sosyal medya üzerinden kamuoyuna duyurarak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile yollarını resmen ayırdı. 2024 yerel seçimlerinde 40 yıl aradan sonra Keçiören’i CHP safına katan Mesut Özarslan’ın bu hamlesi, hem parti içerisinde hem de yerel yönetim dinamiklerinde büyük bir deprem etkisi yarattı. NewsTurk tarafından derlenen bilgilere göre, bu ayrılık yalnızca bir istifa değil, aynı zamanda karşılıklı ağır suçlamaların havada uçuştuğu karmaşık bir sürecin finali olarak görülüyor. ​Keçiören Belediye Başkanı İstifa Sürecinde WhatsApp Gerginliği ​Raporların ortak görüşü gösteriyor ki, istifanın fitilini ateşleyen en somut olay, 7 Şubat gecesi yaşandığı iddia edilen iletişim krizidir. Mesut Özarslan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine WhatsApp üzerinden hakaret ve tehdit içerikli mesajlar gönderdiğini ileri sürmüştür. Özarslan, bir genel başkanın bir belediye başkanının ailevi değerlerini hedef alacak şekilde ifadeler kullanmasının siyasi nezaketle bağdaşmadığını savunarak, mevcut yönetim anlayışının devlet ciddiyetinden uzaklaştığını dile getirmiştir. ​Öte yandan, birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, Özgür Özel bu mesajların varlığını reddetmemekle birlikte içeriğine dair farklı bir savunma yapmıştır. Özel, mesajların Özarslan’ın AK Parti’ye geçme hazırlığı içerisinde olduğu duyumları üzerine atıldığını, mesajlarda sert ifadeler ("defol" gibi) bulunsa da kutsal değerlere veya aileye yönelik bir saldırı olmadığını iddia etmiştir. Bu durum, Keçiören Belediye Başkanı istifa kararının arkasında derin bir kişisel ve kurumsal güven bunalımı olduğunu kanıtlamaktadır. ​Kentsel Dönüşüm Ziyaretinden İstifaya Uzanan Yol ​Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, krizin kökleri 2026 yılının Ocak ayına kadar uzanmaktadır. Özarslan’ın 6 Ocak tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile gerçekleştirdiği görüşme, parti içindeki gerilimi tırmandıran esas unsur olarak kaydedilmiştir. Keçiören’in kronikleşmiş heyelan ve kentsel dönüşüm sorunlarını çözmek amacıyla bu görüşmeyi yaptığını belirten Özarslan, bu adımın parti içindeki bazı kesimler tarafından "algı operasyonu" ve "ihanet" olarak yorumlandığını ifade etmiştir. ​İstifa eden başkan, Bakan Kurum ile olan geçmiş mesai arkadaşlığına ve dostluğuna vurgu yaparak, ilçeye hizmet götürme çabasının siyasi bir polemik malzemesi haline getirilmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirmiştir. Ancak CHP kanadından gelen iddialar, bu ziyaretin sadece bir hizmet arayışı değil, bir siyasi saf değiştirme hazırlığının ilk adımı olduğu yönündedir. ​Keçiören Belediye Başkanı İstifa Sonrası Mansur Yavaş’ın Tepkisi ​Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın bu sürece dair tutumu, olayın boyutlarını daha da netleştirmektedir. NewsTurk analizlerine göre Yavaş, Mesut Özarslan’ın CHP adayı olarak gösterilmesinde en önemli referans kaynaklarından biriydi. Ancak istifa haberinin ardından Yavaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada sert bir dil kullanarak halkın iradesinin hiçe sayıldığını savunmuştur. Yavaş, Keçiören halkının sandıkta net bir tercih yaparak yönetimi CHP’ye emanet ettiğini, bu emanetin şahsi kararlarla başka mecralara taşınmasının kabul edilemez olduğunu vurgulamıştır. ​Yavaş’ın bu çıkışı, Ankara siyasetindeki dengelerin de yeniden şekilleneceğine işaret etmektedir. Özellikle Özarslan’ın "Mansur Yavaş bana sahip çıkmadı, benimle görüşmekten kaçındı" şeklindeki ifadeleri, Ankara’daki yerel yönetim bloğunda ciddi çatlaklar oluştuğunu göstermektedir. ​PORTAŞ İddiaları ve Hukuki Boyut ​Siyasi tartışmaların ötesinde, olayın bir de ciddi bir hukuksal boyutu olduğu rapor edilmektedir. CHP lideri Özgür Özel, Özarslan’ın istifasının asıl nedeninin Özgür Özel ile yaşadığı polemik değil, geçmişte yöneticiliğini yaptığı PORTAŞ şirketiyle ilgili başlatılan soruşturmalar olduğunu iddia etmiştir. Özel’in iddiasına göre, AK Parti tarafından yapılmış beş ayrı suç duyurusu bulunmaktadır ve Özarslan, bu soruşturmalardan korunmak veya üzerini örtmek amacıyla AK Parti’ye geçiş hazırlığı yapmaktadır. ​Bu iddialar, Keçiören Belediye Başkanı istifa meselesinin sadece bir görüş ayrılığı değil, aynı zamanda bir beka savaşı haline geldiğini düşündürmektedir. Özarslan ise bu iddiaları reddederek, kendisinin her zaman şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim sergilediğini, asıl meselenin kendisine yönelik başlatılan "itibar suikastı" olduğunu savunmaktadır. ​Keçiören Meclis Üyelerinde Toplu Ayrılıklar ​İstifa süreci yalnızca belediye başkanı ile sınırlı kalmamıştır. Bağımsız kaynaklarca doğrulanan bilgilere göre, Mesut Özarslan ile birlikte Keçiören Belediyesi Meclis Üyesi Azra Ceylan Öztürk, Belediye Başkan Yardımcısı Serkan Bedirhanoğlu ve Meclis Üyesi Cihan Ayhan da CHP’den istifa ettiklerini açıklamışlardır. Bu toplu ayrılık, Keçiören Belediye Meclisi’ndeki güç dengelerini de altüst etmiştir. ​Bundan sonraki süreçte Mesut Özarslan’ın belediye başkanlığı görevine "bağımsız" olarak devam edip etmeyeceği veya önümüzdeki günlerde resmen AK Parti’ye katılıp katılmayacağı merak konusu olmaya devam etmektedir. Keçiören halkının emanetini parti ayrımı gözetmeksizin taşımaya devam edeceğini söyleyen Özarslan’ın, ilçedeki projeleri hangi siyasi destekle sürdüreceği NewsTurk tarafından yakından takip edilmektedir. ​Sonuç olarak, Keçiören Belediye Başkanı istifa hamlesi, Ankara siyasetinde uzun süre konuşulacak bir domino etkisini başlatmıştır. Hem CHP’nin başkentteki kalesi sarsılmış hem de kişisel dostluklar ile siyasi ittifaklar arasındaki ince çizgi bir kez daha belirginleşmiştir. Kamuoyu şimdi, 10 Şubat tarihindeki CHP grup toplantısında açıklanacağı söylenen belgeleri ve Özarslan’ın bu belgelere vereceği yanıtı beklemektedir.

İmamoğlu iddianamesine 'Özel' tepki: Haysiyet cellatlığı son bulmalı! Haber

İmamoğlu iddianamesine 'Özel' tepki: Haysiyet cellatlığı son bulmalı!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Grup Toplantısı'nda gerçekleştirilen konuşmasında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" iddianamesine yönelik sert eleştirilerini dile getirirken, ekonomi politikaları hakkında da çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Özel, duruşmaların TRT dahil olmak üzere tüm kanallarda canlı yayınlanmasını içeren kanun teklifini yeniden gündeme getirdi. ANKARA (İGFA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının büyük bölümünü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından oluşturulan "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" iddianamesine ayıran Özel, iddianamenin birçok kamuoyuna yansıyan iddiayı içermediğini ifade ederek bu duruma tepki gösterdi. “BU İDDİANAMEYLE HAYSİYET CELLATLIĞI YAPILIYOR” İddianameye ilişkin bir video izleterek konuşmasını zenginleştiren Özel, hazırlanan dosyanın siyasi amaçlı kullanıldığını savunarak, “Anketlere göre toplumun yüzde 65’i bu iddialara inanmıyor. Bizi bütün yaz bu iddialarla oyaladılar. O maaşla gazetecilik yapılır, yorumculuk yapılır ama bu yapılır mı? Bir özür duyacak mıyız?” şeklinde konuştu. https://twitter.com/eczozgurozel/status/1990749244584833162 İddianamenin kabulünün ardından tutuksuz yargılama yapılması gerektiğini belirten Özel, “Lafa, yalana, iftiraya pabuç bırakmayacağız. Herkes çıkıp kendisini savunmalıdır. Bu haysiyet cellatlığı son bulmalıdır.” sözlerini kullandı. Özgür Özel, İmamoğlu’nun tutuklanma süreci ve oğlu hakkında verilen bloke kararına da değinerek, bu gelişmeleri "siyasi operasyon" olarak değerlendirdi. Özel, “Allah ne bizi, ne de yaz boyunca ekranlarda bunları anlatanları mahcup etmedi" ifadelerini kullanarak, "Bir iddianame gelecek; biz yargılanan değil, yargılayan olacağız demiştim. Henüz başlıyoruz.” dedi. Ayrıca mayıs ayında sundukları, duruşmaların TRT dahil tüm kanallarda canlı verilmesi yönündeki yasa teklifini hatırlatarak, “Hodri meydan, bu kanunu bu hafta çıkaralım.” çağrısında bulundu. EKONOMİ ELEŞTİRİSİ: “TÜRKİYE’DE DANA KIYMA 21 DOLAR” Ekonomik duruma da vurgu yapan CHP Genel Başkanı Özel, emekli maaşları ve asgari ücretin yıllar içindeki değer kaybını örneklerle aktardı. Denizli'den sektör temsilcilerinin kendisine hediye ettiği pamuk dallarını gösteren Özel, “Bir kilo pamuk 2,5 litre mazot alıyordu. Bugün 2,5 kilo pamuk sadece 1 litre mazot alabiliyor” diye konuştu. Bu duruma buğday üreticilerinin de dikkat çekmesi gerektiğini vurgulayan Özel, Konya’da çiftçilerin geçmişte 1 kilo buğdayla 1 litre mazot alabilirken, artık 6 kilo buğdaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Et fiyatlarına da odaklanan Özel, “Dünyada dana kıyma ortalama 7 dolar. Bulgaristan’da 6,5 dolar; Yunanistan ve Almanya’da 7,5 dolar; Macaristan’da 9 dolar iken, Türkiye’de 21 dolar, yani 900 lira.” değerlendirmesini yaptı. Diğer ülkelerde emeklilerin gelirinin karşılaştırıldığında çok düşük kaldığını belirten CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Hans, Türkiye’deki emeklinin 15 katı maaş alıyor. O 7,5 dolara kıyma alırken, Türkiye’de emeklinin 900 liraya kıyma alması gerekiyor.” dedi. Özel ayrıca gelecek hafta CHP'nin kalkınma programının lansmanını yapacaklarını da duyurdu.

CHP'den iddianameye tepki: Bu dava hukuki değil, tamamen siyasi Haber

CHP'den iddianameye tepki: Bu dava hukuki değil, tamamen siyasi

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisine yönelik hazırlanan iddianameyi "hukuki değil, tamamen siyasi" olarak değerlendirerek, hedefin Cumhuriyet Halk Partisi’ni duraklatmak ve Cumhurbaşkanı adayının önünü kesmek olduğunu ifade etti. ANKARA (İGFA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, 19 Mart’ta gündeme gelen olayları "sivil darbe" şeklinde tanımladı. Bu darbenin tanklarla veya botlarla değil, yargı cübbeleri aracılığıyla gerçekleştirildiğini belirten Özel, "Seçimle gelen ancak seçimle gitmekten kaçınan bir grup, siyasi rakiplerini hapse atarak Türkiye’yi ciddi bir siyasi ve ekonomik kriz girdabına sokmuştur" şeklinde konuştu. Partisine açılan davayı eleştiren Özel, "Bu dava hukuki bir nitelik taşımamaktadır, bütünüyle siyasidir. Amacı ise seçimlerde birinci parti olan CHP’yi durdurmak ve Cumhurbaşkanı adayının önünü kesmektir" ifadelerine yer verdi. Özel ayrıca, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İBB’ye yönelik bir soruşturma olmadığını belirten bir bildirim yayımladığını da işaret etti. https://twitter.com/eczozgurozel/status/1988258785438101775 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, paylaşımında geçmişte 12 Eylül döneminde partinin kapatılmak istendiğini hatırlatarak, "Partimizi milletimizle beraber yeniden açtık. Bugün de millete güvenmeyi asla bırakmayacağız. Atatürk’ün partisi milletimizin emanetindedir" ifadesini kullandı.

Baba ve Oğul İmamoğlu İfade Verdi, Yurt Dışı Yasağı Geldi Haber

Baba ve Oğul İmamoğlu İfade Verdi, Yurt Dışı Yasağı Geldi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı'na yönelik devam eden yolsuzluk soruşturması, aile üyelerini de kapsayacak şekilde kritik bir aşamaya ulaştı. Başkan İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu, 'rüşvet ve suç gelirlerini aklama' iddialarıyla başlatılan soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla emniyette ifade verdi. İfade süreçleri tamamlanmadan hemen önce, İstanbul Sulh Ceza Hakimliği tarafından her iki isim hakkında da yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi. ​Bu gelişmelerin yanı sıra, CHP lideri Özgür Özel'in yaptığı açıklama ile Başkan İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu'nun diplomatik pasaportunun iptal edildiği de kamuoyuna duyuruldu. Aile üyelerine yönelik alınan bu tedbirler, siyaset ve hukuk gündemini yakından meşgul ediyor ve soruşturmanın kapsamının Başkan İmamoğlu'nun yakın çevresine doğru derinleştiğini gösteriyor. ​Aile Üyelerine Yönelik Yurt Dışı Yasağı Uygulaması ​İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla emniyete çağrılan Hasan ve Selim İmamoğlu, kendilerine yöneltilen suçlamalarla ilgili savunmalarını sundular. Ancak, ifadeleri alınmadan hemen önce, dosya üzerinden verilen bir kararla yurt dışına çıkış yasağı getirilmesi dikkat çekti. ​Raporların ortak görüşü gösteriyor ki, bu adli kontrol tedbiri, soruşturmanın sağlıklı ilerlemesi ve şüphelilerin yurt dışına çıkışının engellenmesi amacıyla alınmıştır. Selim İmamoğlu'nun ifadesinde, yurt dışına yapılan para transferlerinin aile birikimi olduğunu ve Hırvatistan'da kurulan bir şirkete yatırım amaçlı gönderildiğini savunduğu biliniyor. ​Dilek İmamoğlu'nun Diplomatik Pasaportu Neden İptal Edildi? ​Başkan İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu'nun diplomatik pasaportunun iptali kararı, soruşturma kapsamındaki bir diğer önemli gelişme oldu. CHP lideri Özel, bu kararın, Dilek İmamoğlu'nun yurt dışına bir ödül törenine katılmak üzere çıkmaya hazırlandığı sırada kendisine bildirildiğini ifade etti. ​Büyükşehir Belediye Başkanlarının eş ve çocuklarına yasa gereği verilen diplomatik pasaportun iptal edilmesi, hukuki sürecin sadece iddia edilen suçlarla sınırlı kalmadığı, aynı zamanda siyasi boyutunun da olduğu yönünde yorumlara neden oldu. Avukatlar, hakkında herhangi bir soruşturma bulunmayan bir kişinin diplomatik pasaportunun iptal edilmesinin hukuki temeli hakkında itiraz ve inceleme başlatılacağını belirtti. Başkan İmamoğlu'na yönelik iddialar ve ailesine uygulanan bu tedbirler, kamuoyundaki tartışmaları derinleştirmeye devam etmektedir. ​MASAK Bulguları ve Savunma Arasındaki Çelişki ​Soruşturmanın temel dayanağı olan Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporu, yurt dışına gönderilen para miktarında şüpheli bir durum olduğunu işaret etmişti. Raporda belirtilen tutar ile Selim İmamoğlu'nun ifadesindeki tutar arasındaki fark, soruşturmanın parasal olgularında bir çelişki yaratmaktadır. Selim İmamoğlu, raporun mükerrer işlemleri içerdiğini ve gerçek miktarın daha düşük olduğunu ileri sürmüştür. Bu durum, mahkemenin ilerleyen aşamalarında detaylı bir inceleme ve delil karşılaştırması gerektirecektir. ​Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, bu gelişmeler, Türkiye'deki siyasi atmosferin gerginliğini artırmakta ve Başkan İmamoğlu'nun siyasi kariyeri üzerindeki etkileri yakından takip edilmektedir. İmamoğlu ailesi hakkındaki hukuki süreç, önümüzdeki dönemde de gündemin ana maddelerinden biri olmayı sürdürecektir.

Demirtaş'tan Bahçeli'ye teşekkür ve Cesaret Övgüsü Haber

Demirtaş'tan Bahçeli'ye teşekkür ve Cesaret Övgüsü

Demirtaş'tan Bahçeli'ye teşekkür: Siyasette Tabu Yıkan Açıklama ve Barış Çağrısı ​Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik dikkat çekici bir teşekkür mesajı yayımladı. Bahçeli’nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararı sonrası Demirtaş’ın tahliyesine ilişkin "Tahliyesi, Türkiye için hayırlı olacaktır" şeklindeki sözlerine yanıt olarak gelen Demirtaş'tan Bahçeli'ye teşekkür, siyasi gündemin en üst sırasına yerleşti. Demirtaş, 4 Kasım 2025 tarihinde yayımladığı el yazılı mektubunda, MHP liderinin bu açıklamasını "cesurca tabuları yıkmış" ve "korkulara teslim olarak barışın inşa edilemeyeceğini göstermiştir" sözleriyle takdir ettiğini belirtti. Bu gelişme, farklı siyasi kutuplar arasındaki diyalog ihtimalini güçlendiren, nadir görülen bir uzlaşma anı olarak değerlendiriliyor. ​Cesur Adımlar ve Demokratik Siyaset Vurgusu ​Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, Demirtaş mesajında sadece Bahçeli'yi kutlamakla kalmadı, aynı zamanda CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e de yer verdi. Özel’in, geçmişteki dokunulmazlık oyları konusundaki "erdemli ve özeleştirel" tavrını da bir cesaret örneği olarak nitelendirdi ve kendisine de içtenlikle teşekkür etti. Bu durum, siyaset kurumunun, ülkenin temel meselelerine çözüm odaklı ve uzlaşmacı bir yaklaşımla yönelmesi gerektiğini gösteren önemli bir dönemeç olarak görülüyor. Demirtaş'tan Bahçeli'ye teşekkür ve Özel'e yönelik takdir, siyasetçilerin geçmişin hatalarına takılıp kalmaması ve geleceği inşa etmeye odaklanması gerektiği mesajını taşıyor. ​Barış ve Çözüm Sürecine Tereddütsüz Destek ​Mesajın en kritik bölümü ise barış ve çözüm sürecine dair yapılan net ve kararlı açıklamalardır. Demirtaş, tüm sorunların çözümü için öncelikli şartın silahların kesin ve kalıcı olarak gündemden çıkması olduğunu vurguladı. Bu konudaki pozisyonun net olduğunu belirtirken, bu yaklaşımın Abdullah Öcalan tarafından da desteklendiğini ve Sayın Cumhurbaşkanı'nın da sürecin arkasında olduğunu aktardı. Demirtaş'a göre, siyasetçilere düşen en önemli görev, "feraset ve cesaretle yeni şeyler söylemek" ve "bu sürecin başarısı için tereddütsüz destek olmaktır". Geri kalan tüm konuların demokratik siyasetin imkan ve koşullarında çözüleceği ifade edilirken, en güçlü vurgu önce barış ilkesine yapıldı. Bu, Demirtaş'tan Bahçeli'ye teşekkür mesajının siyasi içerik derinliğini ortaya koymaktadır. ​Yeni Bir Sayfa Açma İhtimali ve Siyasi Gündem ​Bu karşılıklı pozitif adımlar, Türkiye siyasetinde uzun süredir devam eden kutuplaşmanın aşılması için bir fırsat olarak görülüyor. Demirtaş, kimseye özel bir kırgınlığı ya da küskünlüğü olmadığını belirterek, "yepyeni bir sayfa açmaya çalışırken geçmişin hatalarına takılıp kalmanın geleceği ipotek altına almak" anlamına geleceğini ifade etti. MHP lideri Bahçeli’nin AİHM kararına yönelik sözleri ve ardından gelen Demirtaş'tan Bahçeli'ye teşekkür mesajı, siyasetteki donukluğu çözerek çözüm odaklı bir atmosfere geçişin sinyallerini verebilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.