>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Milli Güvenlik

NEWSTURK - Milli Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zafer Partisi Tertemiz Türkiye Çalıştayı Ankara’da Yapıldı Haber

Zafer Partisi Tertemiz Türkiye Çalıştayı Ankara’da Yapıldı

Zafer Partisi'nden Kritik Adım: Tertemiz Türkiye Çalıştayı Başladı ​Zafer Partisi, Türkiye'nin son yıllarda derinleşen uyuşturucu, sanal kumar ve organize suç sorunlarına çözüm üretmek amacıyla kapsamlı bir adım attı. Başkent Ankara'da düzenlenen Tertemiz Türkiye Çalıştayı, Genel Başkan Ümit Özdağ'ın çarpıcı açıklamalarıyla kapılarını açtı. Bağımsız uzmanların ve partililerin katılımıyla gerçekleşen organizasyonda, toplumsal güvenliğin yeniden tesisi için hazırlanan stratejik yol haritası masaya yatırıldı. ​Ümit Özdağ: "Organize Suç Bir Milli Güvenlik Tehdididir" ​Çalıştayın açılış kürsüsüne çıkan Ümit Özdağ, Türkiye'nin organize suç endekslerinde Avrupa ve dünyada endişe verici sıralara yükseldiğini vurguladı. Türkiye’de kartelleşme sürecinin hızlandığını belirten Özdağ, yıllık 200 milyar doları bulan kara para varlığının siyaseti ve bürokrasiyi kirletecek düzeye ulaştığını ifade etti. Raporların ortak görüşü gösteriyor ki, bu durum bireysel bir asayiş meselesi olmaktan çıkıp topyekûn bir milli güvenlik tehdidine dönüşmüş durumdadır. ​Özdağ konuşmasında, "Ülkemiz sadece kara para ile değil, kara para sahiplerini de ağırlayan ve onlara vatandaşlık veren bir yapıya büründü" diyerek eleştirilerini sertleştirdi. Özellikle Interpol tarafından aranan suç örgütü liderlerinin İstanbul’da komşu rezidanslarda yaşamasına dikkat çeken Zafer Partisi lideri, bu sürecin kabul edilemez olduğunu dile getirdi. ​Bağımlılıkla Mücadelede Yeni Model: Zorunlu Tedavi ​NewsTurk haber merkezinin edindiği bilgilere göre, Tertemiz Türkiye Çalıştayı kapsamında sunulan en dikkat çekici önerilerden biri "Bağımlılıklarla Mücadele Kurumu"nun kurulması oldu. Doğrudan yürütmenin başına bağlı olması planlanan bu kurumun, dağınık haldeki yetkileri tek elde toplayarak koordinasyonu sağlaması hedefleniyor. ​Özdağ, ailelere verdiği sözü hatırlatarak, gençleri uyuşturucu pençesinden kurtarmak için tedavinin gönüllü değil zorunlu hale getirileceğini açıkladı. Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, proje kapsamında her il ve büyük ilçede yataklı zorla tedavi merkezlerinin açılması, uyuşturucu çetelerinin ise narko-terör örgütü statüsünde değerlendirilmesi planlanıyor. ​"Sokaklarda Çeteler Değil Devlet Hakim Olacak" ​Çalıştay boyunca vurgulanan bir diğer önemli başlık ise hukuki reformlar oldu. Ümit Özdağ, uyuşturucu ve sanal kumar suçlarında infaz indiriminin kaldırılacağını ve suç örgütü liderlerinin tüm mal varlıklarına el konulacağını duyurdu. Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı bu durumu, tarihteki "Afyon Savaşları"na benzeten Özdağ, devlet yapısının ve gençliğin korunması için etkin önlemlerin şart olduğunu belirtti. ​Tertemiz Türkiye Çalıştayı, gün boyu sürecek oturumlarla uyuşturucuyla mücadele kanunu taslağı ve idari yeniden yapılanma gibi teknik detayların tartışılmasıyla devam edecek. Zafer Partisi, bu projeyle hem iktidarın hem de muhalefetin dikkatini bu hayati meseleye çekmeyi hedefliyor.

Ahlaki Çöküş ve Devlet Düzenindeki Büyük Tehlike Haber

Ahlaki Çöküş ve Devlet Düzenindeki Büyük Tehlike

Türkiye bugün ekonomi, güvenlik, adalet ve demografi krizleriyle karşı karşıyadır ancak bu başlıkların hiçbiri asıl sebep değil; hepsi birer sonuçtur. Zafer Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Mahmut Kara, yaptığı kapsamlı açıklamalarda Türkiye'nin asıl meselesinin son 25 yılda sistemli biçimde derinleşen Ahlaki Çöküş süreci olduğunu vurguladı. Devleti ayakta tutan temel sütunların sadece kanunlar değil, aynı zamanda o kanunlara ruh veren ahlaki değerler olduğunu belirten Kara, ahlak çöktüğünde kurumların da kaçınılmaz olarak çökeceğini ifade etti. Kara’ya göre, bugün yaşanan toplumsal ve siyasal krizlerin her birinin kökeninde, kamu vicdanını yaralayan bu etik erozyon yatmaktadır. ​Ekonomik Krizin Altında Yatan Ahlaki Çöküş ​Ekonomik alanda yaşanan büyük çöküşün sadece yanlış faiz veya bütçe politikalarıyla açıklanamayacağını belirten Mahmut Kara, ekonomik yıkımın temelinde ahlaki bir çürüme olduğunu dile getirdi. Kamu kaynaklarının israf edilmesinin, liyakat yerine sadakatin ödüllendirilmesinin ve yandaş şirketlerin her koşulda korunmasının ekonomiyi içten içe kemirdiğini savunan Kara, "Fakirleşen milletin karşısında zenginleşen bir azınlık varsa, orada sadece ekonomik değil, derin bir ahlaki sorun vardır" ifadelerini kullandı. Bu süreçte emeğin değersizleştirilmesi ve alın terinin karşılığının verilmemesi, piyasanın işleyişinden ziyade adaletin ve ahlakın terazisinin bozulması olarak nitelendirildi. ​Siyasetin millete hizmet etme amacından koparılarak bir imtiyaz ve güç elde etme alanına dönüştürülmesi, Kara’nın en çok üzerinde durduğu noktalardan biri oldu. Kamu kaynaklarının belirli dar çevrelere aktarılmasına itiraz edenlerin susturulduğu veya "hain" ilan edildiği bir ortamda, yolsuzluk dosyalarının üzerinin örtülmesinin normalleştiğini vurgulayan Kara, "Bizden olan her zaman haklıdır" anlayışının devlet katına yerleşmiş bir yozlaşma hali olduğunu söyledi. Bu zihniyetin, devletin bir hukuk düzeni olmaktan çıkarılarak adeta bir ganimet alanı olarak görülmesine yol açtığı ve kamu malının kutsallığının yitirildiği belirtildi. ​Milli Güvenlik ve Gençliği Hedef Alan Ahlaki Çöküş ​Mahmut Kara, toplumsal yapıyı ve devletin geleceğini tehdit eden unsurlar arasında uyuşturucu sorununun çok kritik bir yer tuttuğunu belirtti. Uyuşturucunun sadece bir sağlık veya asayiş sorunu olmadığını, doğrudan bir milli güvenlik tehdidi olduğunu savunan Kara, bunun bir milleti silahla değil, gençliğini çürüterek teslim almanın en sinsi yolu olduğunu ifade etti. Okul önlerine ve mahalle aralarına kadar sızan uyuşturucu trafiğinin, terör ve organize suç örgütleriyle iç içe geçtiğini belirten Kara, bu durumun ancak bir devletin ahlaki ve güvenlik zafiyetiyle bu seviyeye gelebileceğini vurguladı. Gençliğini kaybeden bir milletin geleceğini de kaybedeceği uyarısında bulunan Kara, uyuşturucuyla mücadelenin tavizsiz bir milli politika haline getirilmesi gerektiğini söyledi. ​Bu güvenlik zafiyetinin bir diğer boyutunun ise geçmişte yaşanan "açılım" süreçleri olduğunu hatırlatan Kara, terörle mücadele edilmesi gereken yerde terör odaklarıyla müzakere edilmesinin devlet ciddiyetini ve milli vicdanı derin şekilde yaraladığını dile getirdi. Şehitlerin hatırasının yok sayıldığı, terör örgütünün siyasi bir muhatap haline getirildiği bu sürecin, devletin ahlaki omurgasına vurulmuş bir darbe olduğunu savundu. Zafer Partisi’nin duruşunun net olduğunu belirten Kara, terörle pazarlık yapılamayacağını, yalnızca mücadele edilebileceğini ve üniter devlet yapısının asla tartışmaya açılamayacağını yineledi. ​Adalet ve Kurumsal Kimliğin Erozyonu ​Devlet mekanizmalarının işleyişinde adaletin temel taş olması gerektiğini belirten Mahmut Kara, bugünkü tabloda hukukun yerine talimatların, utanma duygusunun yerine ise pervasızlığın hakim olduğunu belirtti. Yolsuzluğun "hizmet", kayırmacılığın "tecrübe", hukuksuzluğun ise "güçlü liderlik" adı altında topluma pazarlanmaya çalışıldığını ifade eden Kara, ahlakın yerini propagandanın, vicdanın yerini ise korkunun aldığını söyledi. Bir devletin hukuk düzeni olmaktan çıkıp keyfiyete teslim edilmesinin, o devletin varlık sebebini inkar etmek olduğunu vurgulayan Kara, ahlaki bir toparlanma olmadan ne ekonominin düzelebileceğini ne de milli güvenliğin tam anlamıyla sağlanabileceğini belirtti. ​Kara'ya göre, devletin yeniden bir hukuk düzeni haline gelmesi için ilk adım, liyakatin her alanda en üst değer olarak kabul edilmesidir. Sadakatin liyakatin önüne geçtiği her sistem, kendi çöküşünü de içinde taşır. Kurumlarda biriken bu nitelik kaybı, Türkiye'nin küresel rekabette geriye düşmesine ve toplumsal huzurun bozulmasına neden olmaktadır. Bu noktada Kara, adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, hayatın her alanında, özellikle de fırsat eşitliğinde tecelli etmesi gerektiğini savunmaktadır. ​Zafer Partisi'nin Milli Yeniden İnşa Vizyonu ​Mahmut Kara, Zafer Partisi'nin mücadelesinin basit bir koltuk kavgası değil, ahlaki ve milli bir yeniden inşa mücadelesi olduğunu belirtti. Temsil ettikleri çizginin; devleti tarikatlara, cemaatlere, uyuşturucu baronlarına ve küresel projelere teslim etmeyen, Türk milletini yeniden devletin sahibi yapan bir duruş olduğunu vurguladı. Hukukun üstün olduğu, emeğin korunduğu ve her türlü suç odağıyla tavizsiz mücadele edilen bir Türkiye'nin mümkün olduğunu söyleyen Kara, "Ahlak olmadan devlet olmaz, devlet olmadan millet yaşayamaz" dedi ve sözlerine şöyle devam etti; ​Bu yeniden inşa süreci, sadece siyasi bir değişim değil, aynı zamanda toplumsal bir uyanış olarak kurgulanmaktadır. Kara, Türk milletinin kendi değerlerine sahip çıkarak bu Ahlaki Çöküş sarmalından kurtulacağına olan inancını dile getirdi. Devletin her bir hücresine sızan bu yozlaşmanın temizlenmesi için kararlı, cesur ve milli bir iradenin şart olduğunu belirten Kara, bu iradenin temsilcisinin de Zafer Partisi olduğunu ifade etti. ​Sınır güvenliğinden finansal şeffaflığa kadar her alanda atılacak adımların, ahlaki bir temel üzerine oturtulması gerektiğini hatırlatan Mahmut Kara, Türkiye’nin bu karanlık dönemi ancak kendi köklerine ve cumhuriyetin kuruluş felsefesine dönerek aşabileceğini söyledi. Kara, özellikle gençlerin uyuşturucu ve umutsuzluk sarmalından kurtarılmasının, vatan savunmasının en öncelikli cephesi olduğunun bir kez daha altını çizdi.

Zafer Partisi’nden Sert İmralı Ziyareti Tepkisi Haber

Zafer Partisi’nden Sert İmralı Ziyareti Tepkisi

Zafer Partisi'nden Olaylı İmralı Ziyareti Açıklaması ​Bursa siyasetinin gündemi, Zafer Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından Mudanya'da gerçekleştirilen ve oldukça sert mesajların verildiği basın açıklamasıyla hareketlendi. İmralı Adası'na ulaşımın sağlandığı feribot iskelesinin önünde toplanan partililer, son günlerde kamuoyunda tartışılan yeni çözüm süreci iddiaları ve gündeme gelen imralı ziyareti haberlerine karşı net bir duruş sergiledi. Zafer Partisi Bursa İl Başkanı Cihat Gazi'nin liderliğinde düzenlenen bu kritik açıklamaya, Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Mahmut Kara, ilçe başkanları, il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda partili ve Mudanyalı vatandaş katılım sağladı. İskele önünde yapılan açıklama, hem seçilen mekanın sembolik önemi hem de içeriğindeki sert eleştirilerle dikkat çekti. ​İmralı Ziyareti ve Çözüm Süreci Tartışmaları ​Mudanya iskelesi önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında, Türkiye'nin milli yapısını hedef aldığı öne sürülen senaryolara dikkat çekildi. İl Başkanı Cihat Gazi, yaptığı konuşmada bugün gelinen noktayı bir "çözüm" değil, aksine bir "çözülme ve yıkım" süreci olarak nitelendirdi. Türkiye Cumhuriyeti'nin terörle mücadelede en kararlı olması gereken bir dönemde, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında terör örgütü ile görüşme amacı taşıyan girişimlerin bulunulması ve bu kapsamda gerçekleştirildiği iddia edilen imralı ziyareti gibi temasların milletten gizlenmesi, parti yetkilileri tarafından vicdanlarda derin bir yara olarak tanımlandı. ​Zafer Partisi heyeti, bu sürecin milli birliği tesis etmek bir yana, Türkiye'nin üniter yapısını bozmayı hedefleyen tehlikeli bir proje olduğunu savundu. Kamuoyunun önüne ısıtılarak getirildiği belirtilen bu planın nihai hedeflerinin ise oldukça açık olduğu vurgulandı. Parti kaynaklarına göre bu hedefler; binlerce şehidin kanını elinde bulunduran terörist başı Abdullah Öcalan'a af yolunun açılması, Türkçe'nin yanında başka dillerin "resmi dil" statüsüne sokularak dil birliğinin parçalanması ve Türkiye'nin eyaletlere bölünerek federasyonlaşmaya götürülmesi olarak sıralandı. ​Devlet Ciddiyeti ve İmralı Ziyareti Eleştirisi ​Basın açıklamasının odak noktasını, devletin terörle mücadeledeki geleneksel duruşundan taviz verildiği iddiası oluşturdu. NewsTurk gibi kaynakların da mercek altına aldığı açıklamada, Türk devletinin tarih boyunca hiç bu kadar aciz bir duruma düşürülmediği savunuldu. 27 yıldır hapishanede tutulan ve etkisi kalmadığı belirtilen bir teröristten medet umulmasının devlet aklının iflası olduğu ifade edilirken, devleti yönetenlerin terörü bitiremedikleri gerekçesiyle bir "bebek katilinin" ayağına giderek yardım dilenmesi sert bir dille eleştirildi. ​Yapıldığı öne sürülen imralı ziyareti, Zafer Partisi tarafından Türk devletinin gücünü inkar etmek ve terör örgütünü meşrulaştırmak olarak yorumlandı. "Terörle müzakere edilmez, mücadele edilir" sloganının öne çıktığı açıklamada, bu görüşmelerin devlet teamüllerine, milli güvenlik anlayışına ve milletin talep ettiği şeffaflığa aykırı şekilde gizli yürütülmesinin kabul edilemez olduğu belirtildi. Özellikle terörle mücadele eden güvenlik güçlerinin ve kamu görevlilerinin fedakarlıkları ortadayken, bu tür pazarlıkların masaya yatırılmasının Türk milletinin iradesiyle alay etmek anlamına geldiği vurgulandı. ​Siyasi iktidarın ve ortağının geçmişteki söylemleri ile bugünkü eylemleri arasındaki derin uçurum da eleştirilerin hedefindeydi. Dün "Terörle pazarlık olmaz" diyenlerin bugün teröristlerle pazarlık masasında olduğu, "İmralı'nın kapısını kapattık" diyenlerin ise bugün imralı ziyareti gerçekleştirmek için adeta sıraya girdiği ifade edildi. "Bölücü odaklarla masaya oturmayız" diyen siyasilerin bugün masayı bizzat kurduklarını belirten Gazi, bu tutarsızlığın sadece siyasi bir çelişki değil, devletin itibarı ve milletin güvenliğiyle oynanması anlamına geldiğini söyledi. ​Öğretmenler Günü'nde Gizli Görüşme İddiası ​Açıklamada vicdanları yaralayan en önemli detaylardan biri, söz konusu gizli görüşmelerin tarihine ilişkindi. İddialara göre bu görüşmelerin 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde yapılmış olması, tepkilerin dozunu artırdı. Zafer Partisi yetkilileri, bu topraklarda Aybike Yalçın, Necmettin Yılmaz, Fikret Can ve Neşe Alten gibi onlarca öğretmenin PKK tarafından şehit edildiğini hatırlattı. Onlarca gencecik öğretmenin vatanına hizmet ettiği için hedef alındığı bir coğrafyada, devletin şehit öğretmenlerine sahip çıkacağı bir günde onların katilleriyle pazarlık masasına oturmasının, milletin onuruna ve şehitlerin hatırasına ağır bir saygısızlık olduğu dile getirildi. ​Bilgi Kaynağı Olarak Terör Örgütü Ajansları ​Sürecin şeffaflıktan uzak yürütülmesi, basın açıklamasında bir diğer eleştiri konusu oldu. Zafer Partisi, aylardır "Kurdukları Terörsüz Türkiye Komisyonu'nda ne konuşulduğunu halktan saklıyorlar" uyarısında bulunduklarını hatırlattı. "Türk Milleti bilmiyor ama PKK her detayı biliyor" diyen parti yetkilileri, imralı ziyareti gerçekleştiren heyetin bilgisini devlet kurumlarından değil, terör örgütünün sözde haber ajanslarından öğrendiklerini belirtti. ​Ankara'daki yetkililerin görüşmeleri inkar ettiği bir ortamda, terör örgütünün ajansının görüşmeleri dakika dakika paylaştığına dikkat çekildi. Türk devletinin meclisinde kurulan bir komisyonun faaliyetlerini Türk milletinin bilmemesine rağmen Kandil'in biliyor olması, "Bu nasıl bir devlet ciddiyetidir?" sorusuyla eleştirildi. Ayrıca, görüşme tutanaklarının 10 yıl gizli kalacağı yönündeki açıklamalar da, "PKK'nın bildiğini Türk Milleti'nden gizlemek devlet sırrı değildir, ayıptır, ihanettir" sözleriyle protesto edildi. ​Zafer Partisi, Türk milletinin hiçbir ferdinin terörle yapılan gizli pazarlıkları kabul etmeyeceğini belirterek, TBMM'yi pazarlık masasının aracı haline getiren bu sürecin derhal durdurulması çağrısında bulundu. Açıklama, hiçbir siyasi çıkarın şehitlerin kanından değerli olmadığı ve ülkenin bir karış toprağının dahi pazarlık konusu yapılamayacağı vurgusuyla son buldu.

Bursa'daki Öcalan Komisyonu Paneli Gerçekleri Ortaya Koydu Haber

Bursa'daki Öcalan Komisyonu Paneli Gerçekleri Ortaya Koydu

Bursa'da düzenlenen Öcalan Komisyonu paneli, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde (AKKM) yüzlerce vatandaşın katılımıyla gerçekleştirildi. "Öcalan Komisyonu Ne Yapıyor?" başlığı altında düzenlenen etkinlik, milli güvenlik konularına dair önemli analizlerin ve daha önce kamuoyunda az bilinen detayların paylaşılmasına sahne oldu. Panele konuşmacı olarak Prof. Dr. Süheyl Batum, Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı ve Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ katıldı. Yaklaşık üç saat süren ve ara verilmeyen oturumda, konuşmacılar komisyonun faaliyetlerine ilişkin kapsamlı sunumlar yaparak, konunun farklı boyutlarını ele aldılar. ​Etkinlik, Bursalı vatandaşlar tarafından yoğun bir ilgiyle karşılandı. Bine yakın dinleyicinin takip ettiği panelde, katılımcıların milli güvenlik meselesine olan duyarlılığı dikkat çekti. Konuşmacılar, komisyonun çalışmaları, olası sonuçları ve Türkiye'nin geleceğine etkileri üzerine kendi uzmanlık alanlarından getirdikleri perspektifleri dinleyicilerle paylaştı. Sunumlar sırasında paylaşılan analizler ve veriler, salonda bulunanlar tarafından dikkatle dinlendi. Panelistlerin aktardığı bilgilerin, katılımcılar arasında önemli bir farkındalık yarattığı ve konunun daha önce bilinmeyen yönlerini aydınlattığı gözlemlendi. Özellikle, dinleyiciler arasında bulunan farklı siyasi partilerin il ve ilçe başkanlarının dahi yapılan sunumlar karşısında konuya dair "Biz bunları böyle bilmiyorduk, hayret ettik" dedikleri duyuldu, panelin en dikkat çekici anlarından biri olarak kaydedildi. ​​​​ Bursa'daki Öcalan Komisyonu Paneli Milli Duruşu Gündeme Taşıdı​ Panelin organizatörleri, etkinliğin Bursa'da yarattığı bu etkiyi bir başlangıç olarak gördüklerini ve benzer bilgilendirme toplantılarının Türkiye geneline yayılmasının hedeflendiğini belirtti. Katılımcıların gösterdiği yoğun ilgi ve milli duruşun önemine vurgu yapılırken, bu tür etkinliklerin toplumsal bilinçlenme açısından kritik bir rol oynadığı ifade edildi. Prof. Dr. Batum, Prof. Dr. Yaycı ve Prof. Dr. Özdağ’ın değerlendirmeleri, Türkiye'nin önemli milli güvenlik konularından birine dair kamuoyunda daha geniş bir tartışma platformu oluşturulmasına katkı sağladı. Panel, konuşmacıların sunumlarının ardından sona ererken, katılımcıların gösterdiği ilgi ve alaka için teşekkür edildi. Bu önemli Öcalan Komisyonu paneli, şehirde uzun süre konuşulacak bir gündem maddesi oluşturdu.

Erdoğan'dan Cumartesi Sabahı Tarihi Açıklama Geliyor Haber

Erdoğan'dan Cumartesi Sabahı Tarihi Açıklama Geliyor

Erdoğan'dan Cumartesi Sabahı Tarihi Açıklama geleceği, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in yaptığı açıklamayla kesinleşti. Çelik, katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 Temmuz Cumartesi sabahı kamuoyuna yönelik önemli ve tarihi bir açıklama yapacağını ifade etti. Ömer Çelik’in açıklamasına göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması, Türkiye’nin uzun yıllardır mücadele ettiği terörle ilgili yürütülen yeni süreci kapsayacak. PKK’nın silah bırakması yönündeki gelişmeler ve bu doğrultuda atılacak yeni adımların Erdoğan tarafından açıklanması bekleniyor. Ayrıca, Meclis’te oluşturulacak komisyonun yol haritası da bu açıklamanın ana gündem maddeleri arasında yer alacak. Erdoğan'dan Cumartesi Sabahı Tarihi Açıklama Sürecin Yeni Aşamasını İşaret Ediyor Erdoğan’ın açıklamasının, “Terörsüz Türkiye” vizyonu doğrultusunda atılacak adımların detaylarını içermesi bekleniyor. Ömer Çelik, bu sürecin kritik bir aşamaya geldiğini belirterek, "Eğer silah bırakma süreci 3 ila 5 ay içerisinde tamamlanmazsa, provokasyonlara açık hale gelebiliriz," ifadelerini kullandı. Bu açıklama, devletin sürece ne kadar önem verdiğini ve sürecin gecikmemesi gerektiğini ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajında ayrıca “tek vatan, tek bayrak, tek devlet, tek millet” ilkeleri çerçevesinde yürütülen terörle mücadele politikasının altının bir kez daha çizilmesi bekleniyor. Kaynaklara göre konuşmanın içeriğinde hem iç kamuoyuna hem de dış dünyaya güçlü mesajlar yer alacak. AK Parti kaynakları, Erdoğan’ın yapacağı konuşmanın, sadece terörle mücadelede değil, aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel politikaları açısından da belirleyici olacağını vurguluyor. Açıklamanın ardından ilgili bakanlıklar ve TBMM bünyesindeki komisyonlar aracılığıyla sürece dair adımlar hız kazanacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.