>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ihracat

NEWSTURK - Ihracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ihracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akıllı Telefonda Yerli Üretim İçin Kritik Eşik Haber

Akıllı Telefonda Yerli Üretim İçin Kritik Eşik

Türkiye, yıllık 14,8 milyon adetlik akıllı telefon üretim kapasitesiyle bölgesinin önde gelen üretim merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Buna karşın 2025 yılında IMEI kaydı gerçekleştirilen yaklaşık 11,7 milyon akıllı telefonun sadece 5,27 milyon adedi yerli üretimle karşılanırken, sektördeki kapasite kullanım oranı yüzde 35,7 seviyesinde gerçekleşti. Son yıllarda küresel teknoloji devlerinin Türkiye'de üretim yatırımlarına yönelmesi, ülkenin üretim altyapısına duyulan güvenin somut bir göstergesi olarak görülüyor. Ancak bu yatırımların kalıcı ekonomik değere dönüşmesi için mevcut kapasitenin daha etkin kullanılması, yüksek katma değerli üretimin desteklenmesi ve yerli teknoloji ekosisteminin tahkim edilmesi kritik bir önem taşıyor. General Mobile İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlkay Cihaner, Türkiye'nin akıllı telefon üretiminde son yıllarda önemli bir yetkinlik kazandığını ancak mevcut potansiyelin henüz tam kapasiteyle değerlendirilemediğini belirterek şu açıklamalarda bulundu: “Türkiye son yıllarda akıllı telefon üretiminde ciddi bir altyapı ve bilgi birikimi inşa etti. General Mobile olarak yüzde 70'e ulaşan yerlilik oranımızla, yıllık 4,2 milyon adetlik kapasiteye sahip tesisimizde hem kendi markamız hem de farklı markalar adına üretim yapabiliyoruz. Ne var ki sektör genelinde kurulu kapasitenin büyük bir kısmı atıl kalmış durumda. Mevcut kapasitenin daha verimli kullanılması, yerli üretimi teşvik edecek politikaların devreye alınması ve teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesi durumunda Türkiye'de yaratılan katma değer belirgin şekilde artabilir. Bu sayede hem yatırımların sürdürülebilirliği sağlanabilir hem de elektronik üretimindeki bilgi birikimi daha geniş bir sanayi ağına yayılabilir.” 5G dönüşümü için finansmana erişimin ulaşılabilir olması gerekiyor Türkiye'nin 5G dönüşüm sürecine güçlü adımlarla hazırlandığını ifade eden Cihaner, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın verilerine göre 5G mobil abone sayısının yaklaşık 42 milyona ulaştığını belirtti. “Bu rakamlar, Türkiye'deki tüketicilerin yeni nesil haberleşme teknolojilerine adaptasyon hızının oldukça yüksek olduğunu kanıtlıyor. Gelecek dönemde 5G'nin yaygınlaşmasıyla birlikte, kullanıcıların bu teknolojiden maksimum düzeyde yararlanabilmesi için 5G uyumlu yeni nesil cihazlara erişimin kolaylaştırılması şart. Günümüzde 12 ay vadeli tüketici kredilerinde uygulanan 20 bin TL'lik üst sınır, ortalama 39 bin TL'yi bulan akıllı telefon fiyatlarının oldukça altında kalmış durumda. Mevcut düzenleme, tüketicilerin yeni teknolojilere ulaşımını zorlaştırırken iç pazardaki talebi de baskılıyor. Türkiye'nin 5G dönüşümünü hızlandırmak ve teknolojiye erişimi açmak adına, kredi üst limitlerinin güncel piyasa koşulları doğrultusunda en az 40 bin TL seviyesine çıkarılmasının değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber sürdürülebilirlik vizyonu çerçevesinde, yenilenmiş akıllı telefonlarda uygulanan 12 ay kredi kartı taksit imkanının, yerli üretim 5G akıllı telefonlar için de hayata geçirilmesi önemli bir itici güç olacaktır. Böyle bir adım, tüketicilerin yeni nesil cihazlara erişimini kolaylaştırırken, 5G cihazların geleneksel satış kanalları başta olmak üzere daha geniş kitlelerce tercih edilmesini sağlayacaktır. Bu sayede yerli üretim desteklenirken, 5G cihaz penetrasyonu ve Türkiye'nin dijital dönüşüm hızı ivme kazanacaktır.” Yerli üretime yönelik vergi teşvikleri kayıt dışılığı azaltabilir Akıllı telefonların artık lüks bir tüketim ürünü olmaktan çıkıp günlük yaşamın temel bir gereksinimi haline geldiğini vurgulayan Cihaner, mevcut vergi sisteminin hem tüketiciyi hem de yerli üreticiyi zorladığını dile getirdi. “Bugün akıllı telefonlar; eğitimden sağlığa, bankacılıktan kamu hizmetlerine, iş dünyasından sosyal hayata kadar her alanda kullanılan temel bir ihtiyaç ürünüdür. Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş İnsanları Derneği'nin (MOBİSAD) verilerine göre sektördeki kayıt dışılık oranı yüzde 35 seviyelerinde seyrediyor. Bu tabloya bakıldığında, her yıl yaklaşık 3 ila 3,5 milyon cihazın kayıt dışı yollarla ülkeye girdiği ve bunun ülke ekonomisine yaklaşık 2,6 milyar dolarlık kayıp yaşattığı hesaplanıyor. Yerli üretimi yapılan cihazlara yönelik vergi indirimleri veya belirli istisnaların uygulanması, hem teknolojiye erişimi kolaylaştıracak hem de talebi canlandıracaktır. Bu uygulamanın yalnızca yerli üretim cihazları kapsaması durumunda, hem yerli üretim teşvik edilecek hem de kayıt dışılıkla mücadele mümkün olacaktır. Neticede kapasite kullanım oranları yükselirken, sektörün ekonomiye sağladığı katkı da önemli ölçüde artacaktır.” Yüksek teknoloji üretimi için 200 dolar gözetim uygulaması güncellenmeli Akıllı telefon ithalatındaki 200 dolarlık gözetim uygulamasının güncel maliyetleri yansıtmadığını belirten Cihaner, özellikle yapay zeka yatırımlarının elektronik sektöründe ciddi maliyet değişimlerine yol açtığını söyledi. “Yapay zeka yatırımlarıyla birlikte yüksek bant genişlikli belleklerin küresel talebi hızla arttı. Veri merkezleri ve yapay zeka altyapı çalışmaları nedeniyle tüketici elektroniği belleklerinde arz sıkışıklığı oluşurken, bazı ürün gruplarında bellek maliyetleri geçen yıla oranla altı kata kadar yükseldi. Günümüzde pek çok akıllı telefonda bellek maliyetinin, toplam cihaz maliyetinin yaklaşık yüzde 50'sine ulaştığını görmekteyiz. Bu durum ürünlerin maliyet yapısını temelden değiştirmiştir. Mevcut 200 dolarlık gözetim uygulaması, üreticileri ağırlıklı olarak giriş ve alt-orta segment ürünlere yönlendirirken, yüksek teknoloji içeren cihazların Türkiye'de üretilmesini yeterince teşvik etmemektedir. Gözetim uygulamasının en az 300 dolar seviyesine yükseltilmesi, daha üst segment ürünlerin Türkiye'de üretilmesine, yüksek katma değerli yatırımların artmasına ve ülkemizin teknolojik rekabet gücünün pekişmesine katkı sağlayacaktır.” Türkiye, değişen küresel tedarik zincirlerinde önemli bir konuma sahip Küresel şirketlerin son dönemde üretim ve tedarik zincirlerini çeşitlendirme stratejisi izlediğini belirten Cihaner, Türkiye'nin bu değişimden en çok faydalanabilecek ülkeler arasında yer aldığını ifade etti. “Doğu ve Batı arasındaki jeopolitik dengelerin değişmesi ve küresel tedarik zincirlerindeki dönüşüm, Türkiye için büyük fırsatlar barındırıyor. Avrupa pazarına olan yakınlığımız, Gümrük Birliği avantajlarımız, güçlü lojistik ağımız, nitelikli iş gücümüz ve üretim kabiliyetimizle Türkiye, teknoloji yatırımları için stratejik bir merkezdir. Özellikle Avrupa, Orta Doğu ve Afrika pazarlarına erişim avantajlarımız, yeni teknoloji yatırımlarının ülkemize çekilmesinde belirleyici olabilir. Bugün mevcut olan üretim kapasitesinin daha verimli kullanılması, sadece iç pazarın karşılanması için değil, Türkiye'nin bölgesel bir teknoloji üretim ve ihracat üssüne dönüşmesi için kritik bir fırsattır.” Kritik haberleşme teknolojilerinde yerli üretim stratejik önem taşıyor Günümüzde telekom altyapılarının enerji ve savunma sistemleri kadar kritik hale geldiğini vurgulayan Cihaner, pek çok ülkenin haberleşme ekipmanlarını artık ticari bir ürünün ötesinde, stratejik bir milli güvenlik unsuru olarak gördüğüne dikkat çekti. “Hindistan başta olmak üzere birçok ülke, kritik haberleşme altyapılarında güvenilir tedarikçi modellerini destekleyerek yerli üretimi teşvik ediyor. Avrupa'da da telekom altyapıları artık sadece maliyet değil, siber güvenlik ve stratejik bağımsızlık ekseninde değerlendiriliyor. Türkiye'nin üretim altyapısını sadece akıllı telefonlarla sınırlı tutmaması gerekiyor. Modemler, fiber erişim cihazları, kurumsal ağ çözümleri ve IoT haberleşme ürünleri gibi kritik teknolojilerde yerli üretimin desteklenmesi, dışa bağımlılığı azaltacak ve ülkemizin siber güvenlik ile milli teknoloji hedeflerine hizmet edecektir. Akıllı telefon üretimindeki gözetim mekanizmasına benzer şekilde, kritik haberleşme ekipmanlarında da yerli üretimi destekleyecek gözetim uygulamalarının ve gümrük politikalarının değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu sayede Türkiye, sadece tüketici elektroniğinde değil, stratejik haberleşme teknolojilerinde de bölgesel bir merkez haline gelebilir.” Güçlü bir yan sanayi ekosistemi yeni yatırımların önünü açabilir Türkiye'de akıllı telefon üretimi sayesinde oluşan deneyimin elektronik sektörünün diğer dallarına da aktarılabileceğini belirten Cihaner, yerli tedarik zincirinin güçlendirilmesinin hayati önemde olduğunu söyledi. “Otomotiv sektöründe bugün oldukça güçlü bir yan sanayi yapısı mevcut. Benzer bir gelişimin elektronik sektöründe de yaşanması gerekiyor. Elektronik bileşenler, mekanik parçalar ve diğer kritik komponentlerde yerli üretimin artırılması; sadece akıllı telefon sektörüne değil, otomotiv elektroniğinden IoT cihazlarına kadar pek çok alana katkı sunacaktır. Türkiye'nin üretim altyapısı ve mühendislik kapasitesi doğru adımlarla desteklendiğinde; yalnızca tüketen değil, teknoloji geliştiren, üreten ve ihraç eden ülke konumunu daha da pekiştirecektir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BTSO Meclisi Bursa Business School’da Toplandı Haber

BTSO Meclisi Bursa Business School’da Toplandı

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ekonomideki değişim ve dönüşüme karşı geliştirdikleri stratejik hamleleri değerlendirerek, “İşletmelerimizin en büyük sermayesi artık fiziki varlıkları değil, bilgi birikimi ve adaptasyon kabiliyetleridir.” dedi. BURSA (İGFA) - BTSO’nun Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı, iş dünyasının referans eğitim merkezi Bursa Business School’da düzenlendi. Meclis üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleşen toplantıda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ölçekte dengelerin hızla değiştiğini, iş dünyasının bu dönüşüme uyum sağlamak zorunda olduğunu belirtti. Bir yandan teknolojinin üretim modellerini değiştirdiğini, diğer yandan tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğini vurgulayan Başkan Burkay, “Yapay zekâ, veri ekonomisi, yeşil mutabakat, savunma ve uzay teknolojilerindeki gelişmeler artık gündelik hayatın parçası haline geldi. Böyle bir çağda şirketlerimizi dünün alışkanlıklarıyla yönetemeyiz. Bilgiye yatırım yapmadığımız takdirde ciddi sonuçlarla karşılaşabiliriz. İşletmelerin en büyük sermayesi artık fiziki varlıkları değil, bilgi birikimi ve adaptasyon kabiliyetidir.” dedi. “MEKANLAR BETONLA DEĞİL İÇİNDEKİ FİKİRLERLE BÜYÜR” Bu süreçte kentin sanayi ve ticaret hafızasını geleceğin diliyle buluşturan projelerin önemine dikkat çeken İbrahim Burkay, BTSO çatısı altında ortak aklı harekete geçirerek gerçekleştirdikleri TEKNOSAB, GUHEM, BUTEKOM ve Model Fabrika gibi projelerin bu vizyonun birer parçası olduğunu söyledi. “Biz mekânları betonla değil, içindeki fikirlerle büyütmeyi amaçladık.” diyen İbrahim Burkay, özellikle Bursa Business School’un iş dünyasının strateji geliştirdiği, yöneticilerin küresel trendleri analiz ettiği ve şirketlerin dönüşüm programlarını kurguladığı bir merkez olarak tasarlandığını belirtti. Uludağ’ın dört mevsim yaşayan bir çekim merkezi haline gelmesinin de aynı vizyonun bir parçası olduğunu ifade eden İbrahim Burkay, eğitim, kongre ve sektör buluşmalarıyla bölgenin 12 ay boyunca aktif kalmaya başladığını dile getirdi. “TEKSTİLDEN VAZGEÇME LÜKSÜMÜZ YOK” Küresel ölçekte tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu kritik dönemde, kentin üretim kapasitesini bir üst lige taşıma kararlılığında olduklarını ifade eden Başkan Burkay, stratejik dönüşümün lokomotif sektörlerdeki etkisine değindi. Başta tekstil ve hazır giyim olmak üzere emek yoğun kolların zorlu bir dönemden geçtiğini ancak bu alanların ekonominin omurgası olmaya devam ettiğini hatırlatan Burkay, yıllık 30-35 milyar dolarlık ihracat katkısı ve 1 milyona yaklaşan istihdam gücüyle tekstilin ekonominin temel taşlarından biri olduğunu vurguladı. “‘Bitti, bitiyor’ denilen bu devasa sektör bugün hâlâ dünyanın en güçlü markalarının en güvenilir iş ortağı konumunda. Yüzyıllara dayanan bu birikimi kaybetme lüksümüz yok. Geleneksel üretim gücümüzü teknik ve fonksiyonel tekstillerle harmanlayarak sektörü daha üst bir lige taşımak zorundayız.” ifadelerini kullanan Başkan İbrahim Burkay, şöyle devam etti: “Türkiye ve özellikle Bursa, dünyanın en köklü üretim merkezleri arasında. Bizim bu kazanımlarımızı kaybetme lüksümüz yok. Yapmamız gereken; yeni iş modellerini hızla sistemimize entegre etmektir. Geleneksel üretim gücümüzü teknik ve fonksiyonel tekstillerle harmanlayarak sektörü çok daha nitelikli, dirençli ve vazgeçilmez bir küresel güce dönüştürmeliyiz. BUTEKOM bünyesindeki Türkiye’nin en büyük mükemmeliyet merkezleri, konvansiyonel üretim yapan firmalarımızın teknik alanlara geçişinde önemli bir itici güçtür. Bu stratejik dönüşümle tekstil başta olmak üzere tüm üretim değerlerimizi çok daha nitelikli, dirençli ve küresel ölçekte vazgeçilmez bir konuma taşıyacağımıza inanıyorum.” KFA FUARCILIK İLE SAVUNMA SANAYİNDE KÜRESEL ROL BTSO’nun iştirakleriyle birlikte Türkiye’nin en büyük ticaret platformlarında etkin rol üstlendiğini belirten Burkay, “IDEF, dünyanın en büyük savunma sanayi fuarlarından biri. 3-9 Mayıs 2027 tarihlerinde fuarımızı iştirakimiz KFA Fuarcılık organizasyonunda gerçekleştireceğiz. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı ile iş birliği protokolümüzü imzaladık. Savunma sanayi, ülkelerin stratejik gücünü belirleyen en kritik alanların başında geliyor. Yüksek teknoloji üretme kabiliyeti, mühendislik altyapısı ve ihracat potansiyeli ekonomik bağımsızlığın temel unsurlarıdır. KFA organizasyonuyla 2025’te elde ettiğimiz başarıyı 2027’de daha ileri taşımayı hedefliyoruz.” dedi. “ORTAK AKIL VE DAYANIŞMA EN BÜYÜK GÜCÜMÜZ” Ekonomide zorlu bir dönemden geçildiğini ancak Bursa iş dünyasının güçlü bir dayanışma kültürüne sahip olduğunu belirten Burkay, “Odamızın son yıllardaki en önemli kazanımlarından biri ortak akıl iradesidir. Farklı görüşleri aynı masada buluşturabilme olgunluğumuz var. Bursa iş dünyasının ortak menfaatini kişisel önceliklerin önüne koyabilme iradesine sahibiz. Bu meclis her zaman birlik ve beraberliğini en güçlü şekilde ortaya koydu. Bu duruşu koruduğumuz sürece Bursa’mızın potansiyelini daha ileri taşıyacağımıza yürekten inanıyorum. Dağınık duruşlar zayıflık üretir, ortak duruş ise güç üretir. BTSO’nun en büyük sermayesi işte bu birlik ve beraberlik ruhudur. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da 60 bini aşkın üyemizin yanında olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu. MECLİS BAŞKANI ALİ UĞUR’DAN İŞ DÜNYASINA YARDIM TEŞEKKÜRÜ Toplantıda ayrıca BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da Ramazan ayının birlik ve dayanışma duygularını pekiştirmesini temenni ederek, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayının manevi iklimini paylaşmanın sorumluluğuyla, ihtiyaç sahiplerine yönelik erzak kolisi desteklerimizi gerçekleştirdik. Katkı sunan, destek veren tüm meclis üyelerimize gönülden teşekkür ediyorum. BTSO olarak 70 meslek komitemizle birlikte ortak akıl, istişare ve iş birliği kültürüyle çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

KAYSO Uzay OSB onayı aldı Haber

KAYSO Uzay OSB onayı aldı

Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) öncülüğünde hayata geçirilmesi planlanan Uzay, Havacılık ve Savunma Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından resmen onaylandı. KAYSERİ (İGFA) - Kayseri sanayisi adına bu gelişmeyi tarihi bir adım olarak nitelendiren KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, “Bu gelişme, şehrimizin yüksek teknolojiye dayalı, katma değeri yüksek üretim hedefleri açısından oldukça önemli bir dönüm noktası anlamını taşımaktadır” dedi. Kayseri’nin köklü sanayi geçmişine, girişimci ruhuna ve üretim kapasitesine dikkat çeken Başkan Büyüksimitci, “Uzay, havacılık ve savunma sanayisi gibi stratejik bir alanda uzmanlaşacak bu OSB sayesinde, Kayseri sanayisi yeni bir seviyeye taşınmış olacak. Bu proje yalnızca yeni bir sanayi alanı değil, aynı zamanda teknoloji, Ar-Ge, nitelikli istihdam ve ihracat odaklı bir üretim ekosistemi oluşturacaktır” şeklinde konuştu. Bölgenin tam kapasiteye eriştiğinde Kayseri’nin ihracatına 1 milyar doların üzerinde katkı yapacağını belirten Büyüksimitci, “Yaklaşık 323 hektar üzerine inşa edilmesi planlanan İhtisas OSB'de; uzay, havacılık ve savunma sanayisi alanında faaliyet gösteren şirketler bir arada toplanacak, ortak altyapılar, Ar-Ge merkezleri, test ve modernizasyon sahaları ile güçlü bir sanayi kampüsü meydana getirilecektir. Bölge, tam kapasiteye ulaştığında 4 bine yakın kalifiye istihdamla birlikte şehrimizin ihracatına 1 milyar doların üzerinde katkı sağlayacak. Ayrıca yerli ve milli üretimin güçlenmesine, dışa bağımlılığın azalmasına ve savunma ile havacılık alanlarında ülkemizin teknolojik yeteneklerinin artırılmasına ciddi katkılar sunacaktır” ifadelerini kullandı. Kayseri’nin havacılık geçmişi, mevcut askeri ve sivil havacılık altyapısı, üniversiteleri, teknoparkları ve yetişmiş insan kaynağı ile bu projeyi hayata geçirecek kapasiteye sahip olduğuna vurgu yapan Büyüksimitci, Uzay, Havacılık ve Savunma Sanayinde OSB aracılığıyla, savunma ve havacılık sanayinde faaliyet gösteren firmalar daha rekabetçi olacak, tedarik zincirleri güçlenecek” dedi.

Serbest Bölgeler tarihi rekor kırdı! Ekim 2025’te ihracat 1,13 milyar dolar Haber

Serbest Bölgeler tarihi rekor kırdı! Ekim 2025’te ihracat 1,13 milyar dolar

Serbest Bölgeler, Ekim ayında ihracatını yüzde 10,7 oranında artırarak 1,13 milyar dolara ulaştı ve dış ticaret fazlası 352 milyon dolar ile tüm zamanların en yüksek Ekim ayı seviyesine çıktı. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanlığı tarafınca açıklanan verilere göre, Türkiye'nin serbest bölgeleri Ekim 2025'te rekor bir başarıya imza attı. İhracat, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 10,7 artışla 1,13 milyar dolara yükseldi ve dış ticaret fazlası 352 milyon dolar oldu. Toplam satışlardaki ihracat oranı yüzde 77,3 ile rekor düzeye ulaştı. Ekim ayında Ege Serbest Bölgesi, 305 milyon dolarlık ihracatla toplamın yüzde 26,9'unu karşılayarak başı çekti. Bursa Serbest Bölgesi 167 milyon dolar, Kocaeli 71 milyon dolar ve Adana–Yumurtalık 51 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Serbest bölgelerin toplam ticaret hacmi ise yüzde 2,3 artış göstererek 2,52 milyar dolara ulaştı. Ocak–Ekim 2025 döneminde 19 serbest bölgede ihracat, yüzde 4,7 artışla 10,4 milyar dolara ulaşarak tüm zamanların en yüksek değerini yakaladı. Dış ticaret fazlası 3,1 milyar dolar olurken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 142,7 seviyesine çıktı. Orta ve yüksek teknoloji ürünlerinin payı ise yüzde 56,7 olarak kaydedildi. Ege Serbest Bölgesi, dönemsel ihracatta 2,7 milyar dolarla liderliğini korurken, Adana–Yumurtalık 395 milyon dolar, Kocaeli 624 milyon dolar ve Gaziantep 110 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ticaret Bakanlığı, serbest bölgelerdeki bu artışı, Türkiye'nin teknoloji odaklı ve katma değer üreten üretim stratejisinin yanı sıra güçlü ihracat performansının bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Bursa siyah inciri ihracatında zor yıl Haber

Bursa siyah inciri ihracatında zor yıl

Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB), 2025 yılında Bursa siyah inciri nin ihracat hedeflerini değerlendirmek için ihracatçı firmaların temsilcileriyle bir araya geldi. BURSA (İGFA) - Uludağ İhracatçılar Birliği (UİB) Kahverengi Salon’da düzenlenen toplantıda, iklim faktörlerinin ihracata etkisi, incirlerdeki boyut sorunları ve erken olgunlaşma (Ethephon) konuları tartışıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren UYMSİB Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Senih Yazgan, “Bizim için oldukça zorlu bir yıl geride kaldı. İklimsel parametreler ihracatımız üzerinde olumsuz etki yarattı, kuraklık sebebiyle özellikle incir yetiştirme ve ihracat sezonunda yağışsızlık küçük boy incirler nedeniyle kalibrasyon sorunları oluşturdu. Ülke genelinde, incir başta olmak üzere, diğer meyve gruplarını da etkileyen don hadisesiyle karşılaştık. Bu durumlar, Bursa siyah incirinin bölgedeki miktarını maalesef düşürdü. Hem ürün miktarındaki azalma hem de boyutların standartlara uygun olmaması bizi zorlu bir ihracat sezonuna soktu. Ayrıca, baskılanmış döviz kurunun beklentimizin çok altında kalması, ihracatçılarımızın ciddi zorluklar yaşamasına neden oldu. İşçilik ve girdi maliyetlerimiz de oldukça yüksek. Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde pazarımızı diğer ülkelere kaptırma tehlikesiyle karşı karşıyayız” şeklinde konuştu. Ethephon konusunu da ele alan Yazgan, “Erken olgunlaşmayı teşvik etmiyoruz çünkü bu, üründe kalite sorunlarına yol açıyor. Tam olgunlaşmamış ve içi kırmızılaşmamış bir ürünü pazara sunduğunuzda tüketiciyi yanıltıyorsunuz. Ayrıca ürünün hızla olgunlaşması dolayısıyla raf ömrünün ciddi oranda kısalmasına ve kalite sorunlarına yol açılıyor. Bilindiği gibi, imzaladığımız ‘Yeşil Mutabakat’ kapsamında pestisit kullanmama taahhüdümüzde sadece Bursa siyah inciri kaldı. Bu nedenle, bu tip ürünlerde herhangi bir kimyasal kullanımının yanlış olduğuna inanıyor ve doğal olgunlaşmayı destekliyoruz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.