>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iddianame

NEWSTURK - Iddianame haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iddianame haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mansur Yavaş'tan iddianameye tepki: 'Adalet yerini bulacak' Haber

Mansur Yavaş'tan iddianameye tepki: 'Adalet yerini bulacak'

Mansur Yavaş'tan İddianameye Tepki: 'Duruşmalar Canlı Yayınlansın' ​Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) personeline yönelik hazırlandığı belirtilen iddianame hakkında sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yaptı. Mansur Yavaş'tan iddianameye tepki olarak gelen paylaşımda, sürecin şeffaf yürütülmesi için çağrı yapıldı. Yavaş, "bazı belediyecilik faaliyetlerinin suç unsuru sayıldığı" bir iddianameyle ilk kez karşılaştığını belirtti. ​'Belediyecilik Faaliyetlerinin Suç Sayıldığına İlk Kez Rastlıyorum' ​Mansur Yavaş, paylaşımında kişisel tecrübelerine atıfta bulunarak, "Şahsen pek çok dava dosyası gördüm ama bazı belediyecilik faaliyetlerinin suç unsuru sayıldığı bir iddianameye ilk kez rastlıyorum" ifadelerini kullandı. Bu sözler, iddianamenin içeriğine yönelik doğrudan bir eleştiri olarak dikkat çekti. ​Mansur Yavaş'tan İddianameye Tepki ve Canlı Yayın Talebi ​Yavaş, yargılama sürecinde şeffaflığın esas olması gerektiğini belirterek, "Bence en kestirme cevabı halk versin ve duruşmalar canlı yayınlansın" dedi. Bu çağrı, kamuoyunun süreci doğrudan takip edebilmesi talebini içeriyor. Mansur Yavaş'tan iddianameye tepki olarak öne çıkan bu talep, yargılamanın aleniyeti ilkesine vurgu yaptı. ​'Hukukun Görevi Siyasi Rekabetin Aracı Olmak Değil' ​Açıklamasında hukukun işlevine de değinen Yavaş, adaletin siyasi tartışmalardan bağımsız olması gerektiğini belirtti. "Hukukun görevi, siyasi rekabetin aracı olmak değil, adaleti sağlamaktır" diyen Yavaş, yargının tarafsızlığına dikkat çekti. ​'Adalet Yerini Bulacaktır' ​Mansur Yavaş, sürecin sonunda adaletin tecelli edeceğine olan inancını da paylaştı. "İnanıyoruz ki er ya da geç gerçek ortaya çıkacak, adalet yerini bulacaktır" sözleriyle, hukuki sürece olan nihai beklentisini dile getirdi. ​İBB Personeline Destek Mesajı ​Paylaşımının son bölümünde ise Yavaş, yargı süreciyle karşı karşıya olan İBB personeline destek mesajı gönderdi. "Arkadaşlarımızın, adil bir yargılama sürecinin ardından, başları dik bir şekilde görevlerine döneceklerine yürekten inanıyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.

İBB iddianamesi: Ekrem İmamoğlu hapis istemi 2352 yıl Haber

İBB iddianamesi: Ekrem İmamoğlu hapis istemi 2352 yıl

İBB iddianamesi: Ekrem İmamoğlu hapis istemi 2352 yıl ​İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen kapsamlı soruşturma sonucunda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönetimine yönelik binlerce sayfalık bir iddianame hazırlandı. Birden fazla bağımsız ve yüksek otoriteli haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, iddianamenin merkezinde yer alan Ekrem İmamoğlu hapis istemi ile karşı karşıya. Savcılık, İmamoğlu'nun "suç örgütü yöneticisi" olduğu iddiasıyla 2 bin 352 yıla kadar hapsini talep ediyor. Bu gelişme, mevcut hukuki süreçlerin en ciddi aşamalarından birini temsil ediyor. ​İddianamenin Detayları: 400'den Fazla Şüpheli ​Raporların ortak görüşüne göre, hazırlanan iddianame yaklaşık 4 bin sayfadan oluşuyor ve dosyada toplam 402 şüpheli bulunuyor. Soruşturmanın, İBB bünyesinde sistematik bir suç yapılanmasını incelediği anlaşılıyor. ​Savcılık kaynakları, yapılanmanın "bir ahtapot gibi" çalıştığını ve belediye kaynaklarını usulsüz yönettiğini iddia ediyor. Ekrem İmamoğlu'nun bu yapılanmanın lideri (örgüt yöneticisi) olarak konumlandırıldığı ve bu nedenle diğer şüphelilerin işlediği iddia edilen suçlardan da sorumlu tutulduğu belirtiliyor. ​Talep Edilen Rekor Ceza: Ekrem İmamoğlu Hapis İsteminin Gerekçeleri ​İddianamede yer alan suçlamalar, talep edilen cezanın yüksekliğini açıklıyor. Ekrem İmamoğlu hapis istemi, tek bir suçlamaya değil, bir dizi ağır ithama dayandırılıyor. ​Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, İmamoğlu'na ve diğer şüphelilere yöneltilen başlıca suçlamalar şunlardır: ​Suç Örgütü Kurma ve Yönetme: Soruşturmanın temel taşı olan bu iddia, diğer tüm suçlamaların organize bir yapı altında işlendiğini öne sürüyor.​ İhaleye Fesat Karıştırma: Belediye ihalelerinin belirli firmalara yönlendirildiği ve rekabetin engellendiği iddia ediliyor. ​Rüşvet Almak ve Vermek: Kamu projeleri ve izinler karşılığında maddi menfaat sağlandığı öne sürülüyor. ​Suç Gelirlerini Aklama: Yasa dışı yollardan elde edildiği iddia edilen gelirlerin, çeşitli yöntemlerle yasal sisteme sokulmaya çalışıldığı belirtiliyor.​ Dolandırıcılık ve Kişisel Verileri Yayma: Kamu kaynaklarının kötüye kullanılması ve özel bilgilerin usulsüz paylaşımı da suçlamalar arasında yer alıyor. ​İmamoğlu'nun "örgüt yöneticisi" sıfatıyla bu suçların tamamından sorumlu tutulması, 2 bin 352 yıla varan rekor hapis talebinin hukuki dayanağı olarak gösteriliyor. ​Soruşturmanın Merkezindeki Diğer İddialar ​İddianame, sadece belediye içi faaliyetlere odaklanmıyor. Soruşturmanın önemli bir ayağını da Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınma süreci oluşturuyor. ​Doğrulanan raporlara göre savcılık, binanın alımı için kullanılan paranın tamamının "bağış" olmadığını, bir kısmının "rüşvet" ve "suç geliri" olduğunu iddia ediyor. Bu iddiaya dayanarak, iddianamede CHP İstanbul il binasına el konulması (müsadere) talebinin de yer aldığı bildiriliyor. ​Ayrıca, soruşturma kapsamında tespit edildiği iddia edilen toplam kamu zararının, 10 yıllık bir süreci kapsayacak şekilde 160 milyar Türk Lirası ve 24 milyon dolar olduğu ifade ediliyor. ​Sürecin Geçmişi ve Ekrem İmamoğlu Hapis İstemi Olayının Arka Planı ​Bu iddianame, Ekrem İmamoğlu'nun karşı karşıya kaldığı ilk hukuki süreç değil. Ancak, bu son Ekrem İmamoğlu hapis istemi, niteliği ve talep edilen ceza miktarı bakımından önceki davalardan ayrılıyor. ​Uluslararası haber kaynakları, İmamoğlu'nun 19 Mart 2025 tarihinde farklı bir soruşturma kapsamında tutuklandığını ve "görevden alınan belediye başkanı" veya "hapisteki belediye başkanı" olarak anıldığını rapor etmişti. Salı günü (11 Kasım 2025) tamamlanan bu yeni ve kapsamlı iddianame, mevcut hukuki durumu daha da karmaşık bir boyuta taşıyor. ​İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahkemeye sunulan iddianamenin kabul edilmesi halinde, Türkiye gündemini uzun süre meşgul edecek bir yargılama sürecinin başlaması bekleniyor.

Fatih Altaylı hakkında iddianame hazırlandı Haber

Fatih Altaylı hakkında iddianame hazırlandı

Fatih Altaylı hakkında iddianame hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Altaylı’nın YouTube kanalındaki 20 Haziran tarihli yayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik kullandığı ifadeler nedeniyle harekete geçti. Cumhurbaşkanını tehdit suçlamasıyla hazırlanan iddianamede, 5 yıldan az olmamak üzere hapis cezası talep edildi. Soruşturma, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatlarının yaptığı suç duyurusunun ardından başlatıldı. Altaylı’nın yayında kullandığı “padişahını boğmuş bir milletten geliyoruz” şeklindeki sözlerinin, ima yoluyla Cumhurbaşkanı’nı tehdit ettiği öne sürüldü. Başsavcılık bu sözleri TCK 310 ve 106. maddelere dayandırarak cezalandırılmasını istedi. Fatih Altaylı hakkında iddianame süreci ve suçlamalar İddianamede, Altaylı’nın söz konusu ifadeleri “tarihsel referansla açık tehdit” olarak kullandığı, hedefin açıkça Cumhurbaşkanı olduğu ve bu sözlerin kamuya açık platformda söylendiği belirtildi. Ayrıca Altaylı’nın ifadesine de yer verildi. Kendisinin bu sözleri siyasi bir analiz çerçevesinde söylediğini belirttiği aktarıldı. Savcılık, bu savunmayı yeterli görmeyerek iddianameyi tamamladı ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle birlikte Altaylı hakkında resmi dava süreci başlamış oldu. Yargılama önümüzdeki aylarda başlayacak. Fatih Altaylı şu anda Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunuyor. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran dava süreci, basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü tartışmalarını da beraberinde getirdi.

TÜSİAD Başkanları Hakkında Hapis Talebiyle Dava Açıldı Haber

TÜSİAD Başkanları Hakkında Hapis Talebiyle Dava Açıldı

TÜSİAD Başkanları Hakkında Açılan Davada Yargılama Başladı Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Orhan Turan ve Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras, haklarında hazırlanan iki ayrı iddianame kapsamında, toplamda 5 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor. İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasına, tutuksuz yargılanan sanıklar Orhan Turan ve Mehmet Ömer Arif Aras ile avukatları katıldı. “Suçlamalar düşünce özgürlüğü kapsamında” Duruşmada ilk savunmayı yapan Mehmet Ömer Arif Aras, kimlik tespiti sırasında aylık gelirinin 900 bin TL olduğunu beyan etti. Mahkeme huzuruna ilk kez çıktığını belirten Aras, “Bahsedilen suçlama delilsiz ve dayanaksızdır. 38 yıldır aynı kurumda çalışmama, adresim sabit olmasına rağmen polis eşliğinde zorla getirildim. Üzerine atılı suçlamalar düşünce özgürlüğü kapsamındadır,” dedi. Dernek tüzüğünün hukuka uygun şekilde hazırlandığını belirten Aras, “Yılda üç kez konuşma hakkım var. Yargılamaya konu edilen konuşmayı 12 Şubat’ta, başkanlık sıfatıyla gerçekleştirdim. Konuşmam, TÜSİAD tarafından hazırlanan öneriler kitapçıklarının bir özetidir. Liyakat ile hukuka duyulan güvenin artırılması gerektiğini vurguladım,” ifadelerini kullandı. “Ekonomi, hukuk ve politika birbiriyle ilişkilidir” Savunmasına devam eden Aras, “Rakamların oluş şekli, rakamlardan daha değerlidir. Hukuktan kastım vergi, gümrük, ticaret ve bankacılık tanımından ibaret değildir. Hukukun tanımına, kişilerin tanımına etki eden gerek sosyal, gerek yazılı kuralların öngörülebilir şekilde uygulandığı da dahildir,” dedi. “Ekonomi hukuk ile şekillenmektedir,” diyen Aras, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bu nedenle ekonomi alanında yapmış olduğum dava konusu konuşmada, hukuk ve politikadan ayrı düşünülemeyeceğini vurguladım. Bu yüzden bana, ‘Neden bu şekilde konuşma yaptın?’ sorusunun yöneltilmesi doğru değildir. İddianamede, konuşmalarımın önü ve arkası kesilerek suç işlendiği iddia ediliyor. Hukukun üstünlüğü ile ilgili konuşmalar, yabancı yatırımcılar nezdinde de önemlidir.” “Konuşmalarım, TÜSİAD’ın tavsiye ve tespitlerinden ibarettir” Aras’ın ardından savunmasını yapan TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ise, “Makine Mühendisliği’nden mezun oldum. Eğitim hayatım boyunca devlet okullarında okudum ve hayatım boyunca faydalı olmaya çalıştım. Son üç yılda ihracat lideri oldum, yüzde 100 sermayeli, ülkenin en yüksek sermayeli bir şirketini kurdum,” ifadelerini kullandı. Görevinden ötürü gerçekleştirdiği konuşmalar nedeniyle yargılandığını ifade eden Turan, “Hiçbir şekilde gerçeğe aykırı bilgi vermedim. Toplumun bildiği bazı hususları objektif şekilde ve etkileriyle anlattım. Konuşmalarım, hukukun üstünlüğü ve ekonomik gelişmeye yönelik tavsiyeler içermektedir. Konuşmalarım suç unsuru taşımaz. TÜSİAD’ın tespit ve tavsiyelerinden ibarettir,” dedi. “Hukukun üstünlüğü ekonomik refah için gereklidir” Sanık Turan savunmasının devamında, “Halkın nezdinde önemli mevkilerde bulunan kişiler hakkında açılan bu tür soruşturmalar, ekonomi üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır. Konuşmamda teknik hukuk söylemi yoktur. Derneğin tüzüğüne uygun olarak önerilerimi ve tecrübelerimi paylaştım,” dedi. “Konuşmamın amacı hukukun üstünlüğünün sağlanması ve ülke ekonomisinin bu yolla gelişmesidir. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Hakkımda verilen yurt dışı çıkış yasağı iş hayatımı ve şirketimi olumsuz etkiliyor. Bu yasağın kaldırılmasını talep ediyorum,” şeklinde konuştu. Savcı mütalaasını sundu Duruşmada savcı, her iki sanığın “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” ve “zincirleme şekilde halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlarından cezalandırılmalarını talep etti. Mahkeme, her iki sanık hakkındaki yurt dışı çıkış yasaklarını kaldırarak duruşmayı 23 Eylül’e erteledi. Ne olmuştu? TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ve Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras hakkında hazırlanan iddianamede, “şüphelilerin içeriğini bilmedikleri siyasi, hukuki, adli ve idari olaylar hakkında değerlendirme yaparak, ülkede hukuki güvenliğin bulunmadığı, halkın devlete güven duymadığı, bu nedenle toplumsal huzursuzluğun arttığı yönünde yanıltıcı ve dezenformasyon içeren bilgiler yaydıkları” öne sürülmüştü. İddianamede, her iki sanığın TÜSİAD’daki görevlerini ve konumlarını kullanarak bu açıklamaları yaptığı belirtilmişti. Savcılık, “zincirleme şekilde halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçundan her bir sanık için 1 yıl 10 aydan 5 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep etti. Ayrı bir iddianamede ise her iki isim hakkında “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlaması yöneltilmiş, bu suçtan da 50 günden az olmamak üzere adli para cezası istenmişti. Her iki dosya, içerik bağlantısı nedeniyle birleştirilerek tek dosyada birleştirilmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.