>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İyi̇ Parti

NEWSTURK - İyi̇ Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İyi̇ Parti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tokyo’dan Silivri’ye Ümit Özdağ ’ın Bilinmeyenleri Haber

Tokyo’dan Silivri’ye Ümit Özdağ ’ın Bilinmeyenleri

Ümit Özdağ Belgeseli: Türk Siyasetinde Ezber Bozan Yaşam Öyküsü Türkiye’de siyaset, çoğu zaman benzer söylemlerin tekrarından ibaret bir döngü içinde ilerlerken, bazı figürler sadece bu döngüyü kırmakla kalmıyor, gündemin rotasını tek başlarına belirleme gücüne erişiyor. Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın hayatını, akademik geçmişini ve aksiyon dolu siyasi yürüyüşünü ele alan "Sessizliği Bozan Adam" adlı Ümit Özdağ belgeseli, yakın siyasal tarihin en dikkat çekici portrelerinden birini kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor. Çocukluk yıllarından Silivri Cezaevi günlerine, sınır ötesi operasyon hatlarından İçişleri Bakanlığı kapısına uzanan bu sıra dışı öykü, bir siyasetçinin ötesinde, bir stratejistin anatomisini sunuyor. Tokyo'dan Başlayan Sürgün ve Cumhuriyet felsefesi Yapım, karakteri şekillendiren en önemli unsura, yani aile köklerine ve çocukluk yıllarına ışık tutarak başlıyor. 3 Mart 1961’de Tokyo’da dünyaya gelen siyasetçi, adeta devlet meselelerinin merkezinde büyüdü. Babası Muzaffer Özdağ, 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesini gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi’nin en genç kurmay subaylarındandı. Komite içinde yaşanan güç mücadelesi ve tasfiye neticesinde, "14'ler" olarak bilinen grupla birlikte Japonya’ya gönderildi. Böylece cumhuriyet tarihinin resmi sürgününde doğan ilk ve tek yurttaşı unvanını aldı. Binlerce kitabın bulunduğu bir evde, jeopolitik, tarih, strateji ve cumhuriyet felsefesi dinleyerek büyümek, ilerideki tavizsiz ve entelektüel duruşunun temellerini attı. Evde her akşam yemek masası bir devlet ve millet meselesi münazara alanına dönüşüyordu. İlk Kırılma Noktası ve Felsefe Seçimi Ankara TED Koleji’nde okuduğu lise yıllarında milliyetçi hareket içinde yer alan genç öğrenci, daha o yaşlarda geri adım atmayan karakterini gösterdi. Siyasi duruşu ve eylemleri sebebiyle lise son sınıfın son gününde, Ankara Valisi’nin özel emriyle okuldan uzaklaştırıldı. Eğitimine Almanya Münih Maximilian Üniversitesi’nde siyaset bilimi ve felsefe okuyarak devam etti. Babası Muzaffer Özdağ’ın mektubunda yazdığı "Felsefeyle karın doymaz, daha gerçekçi bir iş yap" uyarısına, bilimsel bir makale derinliğinde cevap yazarak karşılık verdi: "Felsefe tüm bilimlerin temelidir. İçinde yaşadığımız coğrafya uzun süredir felsefe üretmediği için bir kısır döngüye girmiştir." Bu entelektüel özgüven, Almancayı bir yılda öğrenip lisans ve yüksek lisansı üç ayrı dalda dereceyle bitirmesini sağladı. Sahadan Gelen Terör ve Güvenlik Uzmanlığı 1986'da Türkiye’ye dönerek Gazi Üniversitesi'nde akademik kariyerine başladı. Doktora ve doçentlik tezlerini; Atatürk, İnönü ve Menderes dönemlerindeki ordu-siyaset ilişkileri üzerine yazdı. Ancak onu diğer akademisyenlerden ayıran temel özellik, odasında oturup sadece teorik bilgi üretmemesiydi. Terörü ve Ortadoğu’yu masa başında çalışmadı. Beyrut’un tehlikeli sokaklarında, Şam’da, Bağdat’ta, Kafkaslar’da ve en riskli sınır karakollarında sahada araştırma yaptı. 1999 yılında Türkiye’nin ilk modern stratejik düşünce kuruluşu olan ASAM’ı (Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi) kurarak güvenlik bürokrasisine yön veren raporlar hazırladı. Canlı Yayında Diplomasi Düellosu 2000'li yılların başında katıldığı bir televizyon programında, daha sonra İsrail Başbakanı olacak olan dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Ehud Olmert ile karşı karşıya geldi. Olmert’in üstenci ve suçlayıcı tavırlarına karşı, Ortadoğu’nun sinir uçlarını çok iyi bilen akademisyen öyle stratejik sorular sordu ve belgeler sundu ki, Olmert canlı yayında laf savaşını kaybederek "Bu sorulara cevap vermek istemiyorum, dinlemek zorunda değilim" diyerek yayını terk etme noktasına geldi. Bu an, geniş kitleler arasında kendisine yönelik büyük bir liderlik beklentisi doğurdu. Kumpaslar, İhraçlar ve Gaziantep Seçimleri Siyaset sahnesine tam anlamıyla adım atarak, 2006 yılında MHP Genel Başkanlığına adaylığını Şehit Bingöl Belediye Başkanı Hikmet Tekin’in mezarı başında açıkladı. Ancak mevcut yönetim tarafından kongreye günler kala partiden ihraç edildi. Ardından gelen süreçte FETÖ’cü savcılar, Ergenekon kumpas davasının 1. ve 2. iddianamelerine kendisini tam 64 sayfalık bir iftira dosyasıyla dahil etti. Amaç, milliyetçi tabandaki yükselişini durdurmaktı. 4 yıl boyunca her gün tutuklanma tehdidiyle yaşadı ancak geri adım atmadı; ekran ekran dolaşarak yaşananların Türk ordusuna kurulan bir FETÖ kumpası olduğunu haykırdı. 2011'de partisine geri döndü ve Haziran 2015 seçimlerinde Gaziantep’ten milletvekili adayı oldu. Siyasi tarihte ilk kez, Suriyeli sığınmacılar meselesini ana seçim argümanı haline getirdi. "300 bin Suriyeli gitsin, 300 bin turist gelsin" sloganıyla yürütülen kampanya meyvesini verdi ve ilgili bölgede oylar ciddi oranda artış gösterdi. Tek Başına Muhalefet ve Dikkat Çeken Eylemler MHP’nin sistem değişikliğine destek verme kararı üzerine "Başkanlık sistemine karşı durmak Türk milliyetçisi bir tavırdır" diyerek genel başkan yardımcılığından istifa etti ve partiden ikinci kez ihraç edildi. YSK Çıkışı: 16 Nisan 2017 Referandumu gecesi, YSK’nın mühürsüz oyları geçerli sayması üzerine, birçok siyasi figür sessiz kalırken YSK binasına tek başına gidip karara karşı duran tek lider oldu. İçişleri Bakanlığı Önündeki Düello: Dönemin İçişleri Bakanı ile yaşanan sert televizyon tartışmalarının ardından, "Saat 11.00'de bakanlığın önündeyim" diyerek tek başına İçişleri Bakanlığı kapısına dayandı. Bu hamle, baskılardan bunalmış seçmende büyük bir karşılık buldu. Zafer Partisi ve Gençliğin Oluşturduğu Dip Dalga Kurucusu olduğu İYİ Parti’den de yönetimdeki eksen kaymaları ve sığınmacı politikasındaki gevşeklik nedeniyle koparak, büyük maddi imkansızlıklar içinde, şahsi koleksiyonlarını ve aracını satarak 26 Ağustos 2021’de Zafer Partisi’ni kurdu. Siyaset analistlerinin "Sadece sığınmacı konuşarak parti mi kurulur?" eleştirilerine kulak asmadı. Türkiye’nin demografik yapısının değiştirilmek istendiğini, bunun bir hibrit savaş yöntemi olduğunu bıkmadan anlattı. Zamanla, diğer tüm partiler de sığınmacıları gönderme vaadinde birleşmek zorunda kaldı. Zafer Partisi, özellikle ana akım siyaset tarafından fikirleri önemsenmeyen Türk gençliği arasında muazzam bir dip dalgası yarattı. Hazırlanan Ümit Özdağ belgeseli de bu toplumsal kırılmayı net şekilde gözler önüne seriyor. Erken Uyarılar ve Silivri Süreci Çalışmanın son bölümü, yakın tarihteki en büyük vizyoner çıkışlara ve ardından gelen hukuki sürece odaklanıyor. Erzincan İliç’teki maden faciasından çok önce siyanür havuzlarının önünde durup, "Burada bir doğa katliamı var, Fırat’a siyanür karışıyor. Burası Türkiye'nin Çernobil'idir" uyarısını yapan oydu. Haklılığı, yaşanan faciada işçilerin toprak altında kalmasıyla acı bir şekilde tescillendi. 2024 sonlarında mecliste başlayan yeni açılım ve Öcalan çağrılarına karşı "Mehmetçik Katillerine Af Yok" mitingleriyle Anadolu'yu ayağa kaldırdı. Bu sert muhalefetin ardından, Ocak 2025'te cumhurbaşkanına hakaret ve Kayseri olaylarını tahrik iddiyasıyla gözaltına alınarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Zafer Partililer, ocak ayının dondurucu soğuğunda Silivri önünde 5 ay boyunca nöbet tuttular. Nihayet 148 günlük esaretin ardından 17 Haziran’da tahliye olan siyasetçi, cezaevi kapısından çıkar çıkmaz kameralara o meşhur soruyu sordu: "Nerede kalmıştık?" Geleceğin Liderliği ve Stratejik Hafıza Yapım, Türk tarihçiliğinin kutbu kabul edilen Prof. Dr. Halil İnalcık’ın 2007 yılında kendisine imzalayıp gönderdiği kitabın üzerindeki o tarihi notla bitiyor: "Geleceğin lideri Profesör Doktor Ümit Özdağ'a en iyi dileklerimle..." Ümit Özdağ, kimileri için sivri dilli bir siyasetçi, kimileri için devletin derin hafızasını taşıyan bir stratejist, gençlik içinse hakikati eğip bükmeden konuşan bir akademisyen. Ancak çalışmanın da net bir şekilde ortaya koyduğu üzere; Türkiye’yi çevreleyen riskleri, küresel göç stratejilerini ve güvenlik politikalarını onun kadar sahada ve teoride tecrübe etmiş ikinci bir figür bulmak kolay değil. Bu Ümit Özdağ belgeseli, ucu açık bırakılmış bir tarihi kayıt niteliğinde. Önümüzdeki süreçte nasıl bir rol oynayacağını ise tamamen zaman ve seçimler belirleyecek.

Zafer Partisi Bursa Mitingi 17 Mayıs’ta Haber

Zafer Partisi Bursa Mitingi 17 Mayıs’ta

Zafer Partisi Bursa Mitingi 17 Mayıs’ta: Osmangazi Kent Meydanı’nda Kritik Buluşma ​Siyaset koridorlarında bir süredir merakla beklenen hamle somutlaştı. Milliyetçi tabanın nabzını tutan Zafer Partisi, gövde gösterisi yapmaya hazırlandığı Bursa buluşması için resmi takvimi belirledi. Sosyal medya mecralarında özellikle 3 Mayıs Türkçülük Günü’nde yapılması yönünde güçlü bir arzu dile getirilmiş olsa da, Genel Merkez ve yerel teşkilatların koordinasyonu neticesinde büyük buluşma 17 Mayıs tarihine kararlaştırıldı. Zafer Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın Osmangazi Kent Meydanı için Valiliğe yaptığı resmi başvuruyla birlikte siyasi atmosfer şimdiden ısınmaya başladı. ​Takvimin 17 Mayıs Olmasının Perde Arkası: Ankara’dan Bursa’ya Uzanan Program ​Miting tarihinin belirlenme sürecinde Genel Başkan Ümit Özdağ’ın yoğun mesaisi belirleyici oldu. Sosyal medyada 3 Mayıs tarihine yönelik oluşan beklentiye rağmen, Özdağ’ın aynı gün Ankara İl Kongresi’nde bulunacak olması ve hemen akabinde bir haftalık yurt dışı programının takvime eklenmesi, Bursa buluşmasını 17 Mayıs’a taşıdı. Çeşitli sebeplerle yapılan bu tarih güncellemesi, partinin Bursa’da daha geniş kapsamlı bir hazırlık yapmasına da zemin hazırladı. ​Bursa’nın, Zafer Partisi’nin siyasi rotasında "kale" niteliğinde görülmesi, organizasyonun sıradan bir halk buluşmasından öteye geçeceğinin sinyallerini veriyor. Ümit Özdağ’ın Silivri’den tahliye edilmesinin ardından gerçekleştireceği bu ilk büyük çaplı miting, milliyetçi camiada uzun süredir beklenen bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. ​Zafer Partisi Bursa Mitingi ve Masadaki Kritik Başlıklar: "Terörsüz Türkiye" ​17 Mayıs’ta Osmangazi Kent Meydanı’nda yankılanacak mesajların çerçevesi netleşmiş durumda. Mitingin ana eksenini, kamuoyunda "terörsüz Türkiye" söylemi altında yürütülen tartışmalara karşı bir duruş oluşturuyor. Özellikle terör örgütü elebaşına yönelik af iddiaları ve anayasanın ilk dört maddesi ile Türklük tanımının anayasadan çıkartılmasına dair hazırlıklar, mitingin en sert çıkış noktaları olacak. ​Bursa’daki kürsüden sadece eleştiri değil, Zafer Partisi’nin çözüm önerileri de sunulacak. Parti programının temel taşı olan ve yolsuzluktan liyakata, ekonomiden kamu yönetimine kadar köklü bir revizyonu hedefleyen "Tertemiz Türkiye Projesi" ilk kez bu kadar geniş bir kitleye detaylandırılacak. Adalet sistemindeki aksaklıklar ve ekonomik dar boğaz karşısında partinin önerdiği milliyetçi ekonomik modelin, Bursalı seçmen nezdinde nasıl karşılık bulacağı ise merak konusu. ​Siyasi İttifaklar ve İYİ Parti Bilmecesi ​Mitingin bir diğer önemli boyutu ise siyasi iş birlikleri. Bağımsız Türkiye Partisi’nin (BTP) Bursa’daki bu buluşmaya destek vereceği kesinlik kazanırken, gözler bir dönem Zafer Partisi ile yakın temas halinde olan İYİ Parti’ye çevrildi. Geçtiğimiz haftalarda İyi Parti'nin Bursa'da düzenlediği mitingde Zafer Partisi'nin 3-4bin kişiyle desteğini alan İYİ Parti’nin, Bursa’da bu sefer Zafer Partisi'nin düzenleyeceği mitingde nasıl bir pozisyon alacağı siyasi kulislerde tartışılmaya devam ediyor. ​İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun son dönemde DEVA, Gelecek ve Saadet Partisi ile bir ittifak içerisinde gibi gözükmesi, milliyetçi seçmen tabanında soru işaretlerine neden olmuş durumda. Dervişoğlu’nun, Zafer Partisi’nin bu büyük buluşmasına kurumsal bir destek verip vermeyeceği ya da İYİ Parti tabanının bireysel katılım sağlayıp sağlamayacağı, 17 Mayıs günü Osmangazi Meydanı’ndaki kalabalığın rengini belirleyecek. ​Milli Birlik ve Derneklerin Desteği ​Bursa, tarihsel olarak milliyetçi hareketlerin ve derneklerin en güçlü olduğu illerin başında geliyor. Mitinge birçok milliyetçi sivil toplum kuruluşunun ve derneğin destek vereceği haberleri, organizasyonun partiler üstü bir "milli refleks" haline dönüştüğünü gösteriyor. Ümit Özdağ’ın hukuki süreçlerini yakından takip eden bu kitleler, Bursa mitingini bir iade-i itibar ve güç tazeleme alanı olarak görüyor. ​17 Mayıs günü gerçekleşecek olan Zafer Partisi Bursa Mitingi, sadece bir şehir buluşması değil, Türkiye genelindeki milliyetçi blokların yeniden şekilleneceği bir arena olmaya aday. Osmangazi Kent Meydanı’ndaki bu randevu, hem iktidara hem de muhalefet bloklarına Bursa’dan verilecek güçlü bir yanıt niteliği taşıyacak. Sosyal medyadan yükselen talebin sahaya nasıl yansıyacağı ve "Tertemiz Türkiye" vizyonunun toplumdaki karşılığı, o gün meydandaki coşkuyla ölçülecek.

İYİ Partili Türkoğlu’ndan Tanju Özcan açıklaması: Tutuklama siyasi Haber

İYİ Partili Türkoğlu’ndan Tanju Özcan açıklaması: Tutuklama siyasi

İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Sincan Cezaevi’nde ziyaret ettiği Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın “açılım sürecine karşı olduğu için susturulmak istendiğini” öne sürdü. İSTANBUL (İGFA) - İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı ziyaret ettiğini açıkladı. Ziyaretin ardından sosyal medya hesabı üzerinden video paylaşımı yapan Milletvekili Türkoğlu, Özcan’ın tutukluluğuyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. İYİ Partili Türkoğlu, tutuklamanın bir tedbir olmaktan öteye geçtiğini savunarak, sürecin siyasi motivasyonlarla yönlendirildiğini iddia etti. Özcan’ın 2 Mart’tan bu yana cezaevinde bulunduğunu belirten Türkoğlu, ziyarette İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun selamlarını ilettiğini ifade etti. Açıklamasında “açılım süreci”ni vurgulayan Milletvekili Türkoğlu, hükümete yönelik eleştirilerde bulunarak, muhalif seslerin yargısal yollarla susturulmaya çalışıldığını kaydetti. Türkoğlu, Tanju Özcan’ın kendi ifadelerine dayanarak tutukluluğunun siyasi olduğunu savunurken, Özcan’ın bir an önce serbest bırakılması gerektiğini vurguladı. ????SİNCAN’DAN BİLDİRİYORUM! TANJU ÖZCAN ‘AÇILIM SÜRECİ’NE KARŞI OLDUĞU İÇİN “SUSTURULMAK” AMACIYLA TUTUKLANMIŞTIR! ????Tanju Başkan olayında da tutuklama bir tedbir olmaktan çıkmış, “açılım sürecine” karşı olduğu için cezalandırılmıştır. Kendi beyanı da budur ve aslında derhal… pic.twitter.com/6q6NDGr48a — Selçuk Türkoğlu (@YS_Turkoglu) March 24, 2026

İYİ Partili Milletvekili Türkoğlu’ndan proje okullarında mülakat tepkisi Haber

İYİ Partili Milletvekili Türkoğlu’ndan proje okullarında mülakat tepkisi

İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, proje okullarında uygulanacak olan mülakat sisteminin eğitimde fırsat eşitliğini zedeleyeceğini dile getirerek, LGS’de başarılı olan öğrencilerin yeni engellerle karşılaşmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. BURSA (İGFA) - İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, liselere geçiş sürecinde proje okullarında mülakat sisteminin kullanılmasına tepki gösterdi. Türkoğlu, bu uygulamanın "çocukların emeğini göz ardı etmek, torpil ve kayırmacılık yolunu açmak" anlamına geldiğini belirtti. Öğrencilerin aylarca LGS’ye hazırlandığını ve ailelerin sınava göre düzenleme yaptığını hatırlatan Türkoğlu, “Bu ülkenin çocukları sınav stresini yoğun bir şekilde yaşarken, şimdi de 'torpil olacak mı' endişesiyle mi karşı karşıya kalacak?” diye sordu. Mülakat masalarında hangi kriterlerin temel alınacağının net olmadığını söyleyen Türkoğlu, “Ne sorulacağı, kime nasıl davranılacağı, hangi kriterlerle karar verileceği belirsiz. Bu, ölçme-değerlendirme değil; keyfiyet” dedi. Öğretmen atamalarında uzun zamandır tartışılan mülakat sistemine de dikkat çeken Türkoğlu, “Yazılı sınavdan yüksek puan alanlar eleniyor, düşük puan alanlar 'uygun' görülüyor. Mahkemelere taşınan ve yıllar süren mağduriyetler yaşandı. Şimdi aynı sistem 13-14 yaşlarındaki çocuklar için mi uygulanacak?” ifadelerini kullandı. Sosyoekonomik eşitsizlikleri derinleştireceğini savunan Türkoğlu, “Kendini ifade etmek için özel derslere alıştırılmış çocuklarla, kırsal bölgelerde ve dar gelirli ailelerin çocukları aynı mülakat masasına oturduğunda eşit mi olacaklar? Devletin görevi bu farkı gidermek değil mi?” diyerek konuştu. Türkoğlu, “Bu, çocukların alın terine saygı meselesidir. LGS’de başarılı olmuş bir öğrencinin önüne yeni engeller koymak, ‘çalışmanın anlamı yok’ anlamına gelir. Türkiye, çocuklarına adalet, şeffaflık ve güven borçludur. Eğitimde torpil değil, çaba kazanmalıdır” sözleriyle açıklamalarını noktaladı.

BESOB'a bağlı odalarda seçim süreci başladı Haber

BESOB'a bağlı odalarda seçim süreci başladı

Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’ne (BESOB) bağlı odalarda seçim süreci start aldı. Birliğe dahil 100 odada düzenlenecek genel kurulların ilki, Bursa Fırıncılar Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nda gerçekleştirildi. BURSA (İGFA) - BESOB Hizmet Binası Çok Amaçlı Salonu’nda düzenlenen genel kurulda 123 üye oy kullandı. İki adayın bulunduğu seçimde mevcut Başkan Osman Çırakoğlu ve Şenol Gürcüoğlu yarıştı. Seçimin sonucunda Osman Çırakoğlu 76, Şenol Gürcüoğlu ise 47 oy aldı. Bu sonuçla mevcut Başkan Osman Çırakoğlu, yeniden başkan seçilmiş oldu. Genel kurula BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, oda başkanları ve çok sayıda fırıncı esnafı katılım gösterdi. Toplantıda Divan Başkanlığı görevini yürüten Fahrettin Bilgit, Bursa Fırıncılar Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nda gerçekleştirilen bu seçimle birlikte BESOB’a bağlı odalarda seçim maratonunun resmen başladığını ifade etti. Bilgit, seçimlerin birlik ve beraberlik içinde, sağduyu ve nezaket çerçevesinde geçmesini dileyerek, bunun Bursa’ya ve Bursalılara yakışır bir örnek olduğunu belirtti. BESOB’a bağlı odalardaki seçimlerin 8 Ocak 2026 Perşembe günü Bursa Hırdavatçılar Odası, Bursa Hurdacılar Odası, Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odası ile İnegöl Terziler Odası’nda yapılacak seçimler ile süreceği bilgisi verildi.

Dervişoğlu: İmralı süreci Cumhuriyet’in temel anlayışını zedeliyor Haber

Dervişoğlu: İmralı süreci Cumhuriyet’in temel anlayışını zedeliyor

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada İmralı ile ilgili sürece eleştirilerini dile getirdi ve Kürt vatandaşlarla PKK arasında devlet aracılığıyla kurulan ilişkilerin Cumhuriyet'in temellerini sarstığını belirtti. ANKARA (İGFA) - İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin çarpıcı değerlendirmeler yaptı. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'na gönderdiği heyete dikkat çeken Dervişoğlu, sürecin Cumhuriyet'in Kürtler ile PKK arasına koyduğu "kalın duvarları" aşındırdığını savundu. Dervişoğlu, "İmralı süreci ve Abdullah Öcalan'ın muhatap alınması, Kürtlerin Öcalan'ın etkisi altına girmesine neden olmuştur. Şimdi ise devlet, Kürtler ile PKK'yı ayırmak yerine Öcalan'ı Kürtlerin lideri yapma eğilimine girmiştir" şeklinde konuştu. #İhanetinZamanAşımıYok pic.twitter.com/xyjXfdZnzP — Müsavat Dervişoğlu (@MDervisogluTR) November 26, 2025 Vatandaşların devletle doğrudan ilişki kurabilmesi gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, sürecin devamı hâlinde devlet ile vatandaş arasındaki ilişkinin zarar görebileceğini belirterek, farklı kimlik gruplarının liderleri üzerinden güçle pazarlığa girişebileceğini öne sürdü. "Kürt vatandaşlarımızla ilişki kurmak için ne Öcalan’a, ne de PKK’ya gerek yoktur" diyen İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, sürecin devam ettirilmesinin Cumhuriyet’e ve Anayasa’ya açıkça zarar verdiğini, savcıların bu durumu dikkate alması gerektiğini ifade etti.

İYİ Partili Türkoğlu, Bursa'daki bilet skandalını TBMM'ye taşıdı Haber

İYİ Partili Türkoğlu, Bursa'daki bilet skandalını TBMM'ye taşıdı

İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Türkiye-Bulgaristan maçında yaşanan bilet ve protokol krizini TBMM gündemine taşıdı. Milletvekili Türkoğlu, "Bursa stadın çilesini çekiyor, keyfini ise başkaları sürüyor!" diye konuştu. BURSA (İGFA) - Bursa’da oynanan Türkiye-Bulgaristan hazırlık maçındaki organizasyon karmaşası gündemde geniş yankı uyandırdı. İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, 45 bin kapasiteli Timsah Arena'nın yükünü yıllardır çeken Bursalıların maça bilet bulamadığını, biletlerin büyük kısmının TFF ve milli takım sponsorları aracılığıyla Bursa haricindeki şehirlere dağıtılmasına sert tepki gösterdi. Türkoğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak'a yanıtlanması talebiyle verdiği detaylı soru önergesinde şu dikkat çekici iddiaları dile getirdi: Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren’in stadyuma alınmaması için özel çaba sarf edildiğini, bizzat kendisinin devreye girerek bu engeli aştığını, Bursaspor’un localarına el konulduğunu, Kulüp Başkanı Enes Çelik’e yalnızca 200 davetiye verildiğini, TFF yöneticilerinin eşleri, çocukları ve yakınlarının ise sınırsız şekilde giriş yapabildiğini, daha önce protokolde ağırlanan gaziler ve şehit yakınlarının bu kez Teksas tribününe gönderildiğini ve bunun "kabul edilemez bir saygısızlık" olduğunu belirtti. “Bursalılar bu stadın parasını ödüyor ama milli maç geldiğinde dışarıda kalıyor. Organizasyon adeta partizanca bir özel etkinlik haline getirildi” diyen Türkoğlu, Bakan Bak'a şu soruları yöneltti: Bilet kotası kimlere, ne kadar verildi? Protokol listesi nasıl belirlendi? Belediye başkanlarının stada girişini engellemeye çalışanlar kimlerdir? Gaziler neden tribüne sevk edildi? Bursa’ya yapılan bu haksızlık nasıl giderilecek?

Bahçeli'den İmralı açıklaması: "Gerekirse Ben Giderim" Haber

Bahçeli'den İmralı açıklaması: "Gerekirse Ben Giderim"

Ankara'da siyasi gündem, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin grup toplantısında yaptığı tarihi çıkışla sarsıldı. "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda Abdullah Öcalan ile görüşme tartışmalarına son noktayı koyan Bahçeli, sürecin tıkanması durumunda inisiyatif alarak bizzat İmralı'ya gidebileceğini duyurdu. Bahçeli'den İmralı açıklaması, İYİ Parti'nin ardından Zafer Partisi ve Yeniden Refah Partisi liderlerinden de sert ve manidar tepkiler aldı. ​"Gerekirse Yanıma Üç Arkadaşımı Alır Giderim" ​MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, çözüm süreci tartışmalarında geri adım atmayacağının sinyalini verdi. İmralı ziyaretleri konusundaki "ayak sürüme" iddialarına tepki gösteren Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: ​"İmralı'ya gidilmesine ayak sürmenin manası yok. Açık açık söylüyorum. Gerekirse alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı'ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem." ​MHP grubuna dönerek "İmralı'ya gitmeme izin veriyor musunuz?" diye soran ve ayakta alkışlarla onay alan Bahçeli, bu hamlesiyle sürecin ciddiyetini ve kararlılığını ortaya koydu. ​Liderlerden Yaylım Ateşi: Özdağ ve Erbakan'dan Sert Çıkışlar ​Bahçeli'nin bu beklenmedik "Ben giderim" çıkışı, milliyetçi ve muhafazakar muhalefet kanadında geniş yankı buldu. İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu'nun "Salın gitsin" çıkışının ardından, Ümit Özdağ ve Fatih Erbakan da tartışmaya dahil oldu. ​Ümit Özdağ: "Tarihi Bir Kırılma Noktası" ​Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Bahçeli'den İmralı açıklaması sonrası yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin tehlikeli bir sürece girdiğini savundu. Özdağ, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: ​"Türkiye Cumhuriyeti bir tarihi kırılma noktasına sürükleniyor. Tüm vatansever yurttaşları Zafer Partisi'ne davet ediyorum. Korkma! Zafer Partisi'ne üye ol, aileni ve vatanını savun." ​Özdağ'ın bu sözleri, sürecin milliyetçi tabanda yarattığı endişeyi ve tepkiyi organize etme çabası olarak yorumlandı. ​Fatih Erbakan: "Kendisine ve Heyetine Hayırlı Yolculuklar" ​Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ise Bahçeli'nin açıklamalarına ironik bir dille yanıt verdi. Daha önce "Meclis'e gelemiyorsa teklif sahibi Bahçeli gitsin" diyen Erbakan, Bahçeli'nin bugünkü "Giderim" sözleri üzerine şu değerlendirmeyi yaptı: ​"TBMM Abdullah Öcalan'ın ayağına gitmemelidir dedik. Gidilecekse de teklif sahibi Sayın Bahçeli gitsin dedik. Sayın Bahçeli bugün İmralı'ya gitmeye hazır olduğunu açıkladı. Kendisine ve heyetine hayırlı yolculuklar diliyoruz!" ​Müsavat Dervişoğlu: "Salın Gitsin!" ​Tartışmanın fitilini ateşleyen ilk tepkilerden biri İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'ndan gelmişti. Dervişoğlu, Bahçeli'nin gitme isteğine atıfta bulunarak sosyal medyadan sadece "Salın gitsin!" ifadesini paylaşmıştı. ​Hükümet Kanadından İlk Ses: Yetki Komisyonda ​Siyasi liderlerin bu sert polemiği sürerken, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç sürecin resmi prosedürlerine dikkat çekti. Bakan Tunç, İmralı ziyaretleri konusundaki takdir yetkisinin TBMM'deki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'na ait olduğunu belirterek, "Ziyaret konusu komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir" açıklamasını yaptı. ​Raporların ortak görüşü gösteriyor ki, Bahçeli'nin bu hamlesi sadece bir niyet beyanı olmanın ötesinde, muhalefet partilerini pozisyon almaya zorlayan stratejik bir adım olarak siyasi tarihe geçti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.