>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hukuki Süreç

NEWSTURK - Hukuki Süreç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuki Süreç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İstanbul’da ambulansa yol vermeyen sürücüye yasal işlem Haber

İstanbul’da ambulansa yol vermeyen sürücüye yasal işlem

İstanbul Esenyurt’ta bir sürücünün sinirle ambulansın yolunu kapatması sonrası yakalanması üzerine İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, yeni Trafik Kanunu yönetmeliği çerçevesinde getirilecek yaptırımları ilan etti. İSTANBUL (İGFA) - İstanbul Esenyurt’ta geçen hafta, bir sürücünün sinirle aracını durdurarak, arkadan gelen ambulansın geçişini engellemesi olayında, Y.T. adlı sürücü yakalandı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, olay sonrası sosyal medya aracılığıyla konuyla ilgili hukuki süreç ve yeni düzenlemeleri duyurdu. Bakan Yerlikaya, ilk kez Yeni Trafik Kanunu Teklifi’nde yer alacak maddeye göre, geçiş hakkı olan ambulans ve itfaiye araçlarına yol vermeyen sürücülere uygulanacak yaptırımların; sürücü belgesinin 30 gün süreyle askıya alınması, araçlarının 30 gün süreyle trafikten men edilmesi ve ilaveten, son 5 yılda aynı suçu iki kez işleyen sürücülerin sürücü belgelerinin kalıcı olarak iptal edileceği bilgisini paylaştı. https://twitter.com/AliYerlikaya/status/1996597787958407229 Bakan Yerlikaya paylaşımında, sürücülere ani sinirlerine hakim olmaları gerektiğini ve trafik kurallarının güvenlik için düzenlendiğini vurguladı. “Amacımız her şoföre bir kural kitabı ezberletmek değil; halkın içinde bir vicdan rehberi oluşturmaktır” diyen Bakan Yerlikaya, aynı zamanda saygısızca araç kullananların ve ambulansa yol vermeyenlerin 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi gerektiğini belirtip, "Biz Gereğini Yaparız" mesajını iletti.

Eski  Futbolcu ve İllüzyonist  gözaltında Haber

Eski Futbolcu ve İllüzyonist gözaltında

Borsa Manipülasyonu Operasyonu: Eski Futbolcu ve Ünlü İllüzyonist Gözaltında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı kapsamlı bir soruşturma, Borsa İstanbul (BİST) pay piyasasında işlem gören Avrupa Yatırım Holding A.Ş. hisselerinde iddia edilen manipülatif faaliyetlere odaklanıyor. Soruşturma çerçevesinde, aralarında eski milli futbolcu Gökhan Gönül ve illüzyonist Aref Ghafouri'nin de yer aldığı 12 kişi, “Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma” ve “Piyasa Dolandırıcılığı” suçlamalarıyla gözaltına alındı. İstanbul merkezli olup Ankara, Antalya, Samsun ve Kahramanmaraş illerinde eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonlar, sermaye piyasalarında meydana gelen yapay fiyat hareketleri ve spekülasyonların önlenmesi konusundaki kararlılığı sergiliyor. Alışılagelmiş piyasa düzenine aykırı bir biçimde gerçekleşen işlem hacmi ve hisse fiyatlarındaki ani değişikliklerin, özellikle küçük yatırımcıları mağdur ettiği belirlendi. Bu müdahale, piyasa güvenliğini sağlama amacını taşırken, borsa manipülasyonuna ilişkin gözaltı detayları daha da genişletiliyor. Soruşturmada Hedeflenen Avrupa Yatırım Holding Hisseleri Ana odak, BİST’te işlem gören Avrupa Yatırım Holding A.Ş. hisselerindeki olağandışı aktiviteler üzerine kurulmuştur. Bağımsız haber kaynaklarının teyit ettiği bilgilere göre, Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) raporlarına dayanarak teknik ve fiziki izlemeler gerçekleştirdi. Yapılan değerlendirmeler, hisse fiyatlarında yapay yükselişler yaparak küçük yatırımcıları yanıltan toplam 25 kişinin manipülatif girişimlerde bulunduğunu ortaya çıkardı. Bu saptamaların ardından, 25 şahıs hakkında soruşturma başlatıldı. Bu tarz piyasa dolandırıcılıkları, sermaye piyasalarının şeffaflığı ve güvenilirliği için ciddi bir tehlike arz etmektedir. Gözaltına Alınanların Ünlü İsimler ve Soruşturma Soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan 12 kişi arasında spor dünyasından tanınan eski futbolcu Gökhan Gönül ve illüzyonist Aref Ghafouri'nin bulunması, olayın kamuoyunda geniş yankı bulmasına neden oldu. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre, bu 12 kişiye ek olarak, soruşturmayla bağlantılı olarak öncesinde 7 kişinin tutuklu olduğu ve 6 kişi hakkında yakalama ve arama çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Suçlamalar, piyasalarda yasadışı kazanç elde etme amacı taşıyan "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma" ve "Bilgi Tabanlı Piyasa Dolandırıcılığı" etrafında toplanıyor. Raporlar, Sermaye Piyasası Kurulu’nun daha önce de bu tür manipülatif işlemlere karşı yasaklar getirip suç duyurusunda bulunduğunu gösteriyor. Bu gerçek, Borsa manipülasyonu operasyonlarının, bir süredir devam eden soruşturmaların sonucu olduğunu ortaya koyuyor. Hukuki Süreç ve Yargılama Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki sorguları sürmektedir. "Piyasa dolandırıcılığı" ve "suç örgütü kurma" gibi ağır suçlamalarla yürütülen bu soruşturmalar, Türk Ceza Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca ciddi yaptırımlarla yüzleşebilir. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında şüphelilerin eylemleri ve örgüt içindeki rolleri daha da netleşecektir. Hukuki süreç, özellikle Borsa İstanbul’un güvenilirliği ve küçük yatırımcıyı koruma adına büyük önem taşımaktadır. Olayla ilgili tüm dijital doküman ve içeriklere el konarak incelemeler devam etmektedir.

Futbolda Bahis Operasyonu Büyüyor: 18 Kişi Gözaltına Alındı Haber

Futbolda Bahis Operasyonu Büyüyor: 18 Kişi Gözaltına Alındı

Türkiye futbolu, emniyet birimleri tarafından yürütülen geniş çaplı bir soruşturmayla sarsıldı. Gündeme bomba gibi düşen gelişmelerde, yasa dışı bahis iddialarıyla ilgili büyük bir Futbolda Bahis Operasyonu düzenlendi. İstanbul merkezli yürütülen operasyon kapsamında, iki önemli spor kulübünün başkanlarının da aralarında bulunduğu toplam 18 kişi gözaltına alındı. Bu durum, Türk futbol camiasında şok etkisi yaratırken, soruşturmanın temelinde yasa dışı bahis ve şüpheli para transferleri iddialarının yer aldığı gelen bilgiler arasında. ​Soruşturmanın Merkezindeki İsimler ve İddialar: Futbolda Bahis Operasyonu ​İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla başlatılan operasyon, profesyonel futbol liglerini yakından ilgilendiriyor. Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, soruşturmanın odağında yasa dışı bahis organizasyonları ve bu organizasyonlarla bağlantılı olduğu iddia edilen kulüp yöneticileri bulunuyor. Gözaltına alınan 18 kişinin arasında yer alan Eyüpspor ve Kasımpaşa Spor Kulübü başkanlarının, söz konusu yasa dışı faaliyetlere karıştığı yönündeki iddialar, emniyet birimleri tarafından titizlikle araştırılmaktadır. Raporların ortak görüşü gösteriyor ki, bu Futbolda Bahis Operasyonu dalgası, yasa dışı bahisin futbolun üst yönetim kademelerine kadar sızdığı şüphesini güçlendiriyor. ​Kulüplerden TFF'ye Etkiler: Hukuki Süreç Nasıl İşleyecek? ​Bu büyük Futbolda Bahis Operasyonu sürecinin ardından gözler, Türkiye Futbol Federasyonu'na (TFF) çevrildi. Kulüp başkanları düzeyinde gerçekleşen gözaltılar, TFF'nin idari ve hukuki olarak nasıl bir yol izleyeceği sorusunu gündeme getirdi. Geçmişte TFF'nin benzer sebeplerle hakemleri PFDK'ya sevk ettiği bilindiğinden, mevcut durumda kulüp başkanlarına yönelik de etik ve disiplin soruşturmalarının başlatılması beklenmektedir. Hukuki süreç ilerlerken, savcılığın yapacağı açıklamalar ve alınacak ilk ifadeler, olayın boyutunu ve futbola olan potansiyel etkisini daha net ortaya koyacaktır.

Baba ve Oğul İmamoğlu İfade Verdi, Yurt Dışı Yasağı Geldi Haber

Baba ve Oğul İmamoğlu İfade Verdi, Yurt Dışı Yasağı Geldi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı'na yönelik devam eden yolsuzluk soruşturması, aile üyelerini de kapsayacak şekilde kritik bir aşamaya ulaştı. Başkan İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu, 'rüşvet ve suç gelirlerini aklama' iddialarıyla başlatılan soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla emniyette ifade verdi. İfade süreçleri tamamlanmadan hemen önce, İstanbul Sulh Ceza Hakimliği tarafından her iki isim hakkında da yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi. ​Bu gelişmelerin yanı sıra, CHP lideri Özgür Özel'in yaptığı açıklama ile Başkan İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu'nun diplomatik pasaportunun iptal edildiği de kamuoyuna duyuruldu. Aile üyelerine yönelik alınan bu tedbirler, siyaset ve hukuk gündemini yakından meşgul ediyor ve soruşturmanın kapsamının Başkan İmamoğlu'nun yakın çevresine doğru derinleştiğini gösteriyor. ​Aile Üyelerine Yönelik Yurt Dışı Yasağı Uygulaması ​İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla emniyete çağrılan Hasan ve Selim İmamoğlu, kendilerine yöneltilen suçlamalarla ilgili savunmalarını sundular. Ancak, ifadeleri alınmadan hemen önce, dosya üzerinden verilen bir kararla yurt dışına çıkış yasağı getirilmesi dikkat çekti. ​Raporların ortak görüşü gösteriyor ki, bu adli kontrol tedbiri, soruşturmanın sağlıklı ilerlemesi ve şüphelilerin yurt dışına çıkışının engellenmesi amacıyla alınmıştır. Selim İmamoğlu'nun ifadesinde, yurt dışına yapılan para transferlerinin aile birikimi olduğunu ve Hırvatistan'da kurulan bir şirkete yatırım amaçlı gönderildiğini savunduğu biliniyor. ​Dilek İmamoğlu'nun Diplomatik Pasaportu Neden İptal Edildi? ​Başkan İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu'nun diplomatik pasaportunun iptali kararı, soruşturma kapsamındaki bir diğer önemli gelişme oldu. CHP lideri Özel, bu kararın, Dilek İmamoğlu'nun yurt dışına bir ödül törenine katılmak üzere çıkmaya hazırlandığı sırada kendisine bildirildiğini ifade etti. ​Büyükşehir Belediye Başkanlarının eş ve çocuklarına yasa gereği verilen diplomatik pasaportun iptal edilmesi, hukuki sürecin sadece iddia edilen suçlarla sınırlı kalmadığı, aynı zamanda siyasi boyutunun da olduğu yönünde yorumlara neden oldu. Avukatlar, hakkında herhangi bir soruşturma bulunmayan bir kişinin diplomatik pasaportunun iptal edilmesinin hukuki temeli hakkında itiraz ve inceleme başlatılacağını belirtti. Başkan İmamoğlu'na yönelik iddialar ve ailesine uygulanan bu tedbirler, kamuoyundaki tartışmaları derinleştirmeye devam etmektedir. ​MASAK Bulguları ve Savunma Arasındaki Çelişki ​Soruşturmanın temel dayanağı olan Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporu, yurt dışına gönderilen para miktarında şüpheli bir durum olduğunu işaret etmişti. Raporda belirtilen tutar ile Selim İmamoğlu'nun ifadesindeki tutar arasındaki fark, soruşturmanın parasal olgularında bir çelişki yaratmaktadır. Selim İmamoğlu, raporun mükerrer işlemleri içerdiğini ve gerçek miktarın daha düşük olduğunu ileri sürmüştür. Bu durum, mahkemenin ilerleyen aşamalarında detaylı bir inceleme ve delil karşılaştırması gerektirecektir. ​Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, bu gelişmeler, Türkiye'deki siyasi atmosferin gerginliğini artırmakta ve Başkan İmamoğlu'nun siyasi kariyeri üzerindeki etkileri yakından takip edilmektedir. İmamoğlu ailesi hakkındaki hukuki süreç, önümüzdeki dönemde de gündemin ana maddelerinden biri olmayı sürdürecektir.

İçişleri Bakanı Açıkladı: Mahkemenin CHP Kararı Uygulanacak Haber

İçişleri Bakanı Açıkladı: Mahkemenin CHP Kararı Uygulanacak

İstanbul'da siyasi tansiyonu zirveye taşıyan mahkemenin CHP kararı, 2 Eylül 2025 gecesi kentte büyük bir hareketliliğe neden oldu. İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı ile birlikte il ve ilçe yönetim kurullarının görevden tedbiren uzaklaştırılmasına ve yerlerine bir geçici kurul atanmasına yönelik ara kararı, siyasi gündemin ilk sırasına oturdu. Kararın duyulmasının hemen ardından, çok sayıda parti üyesi, milletvekili ve vatandaş, CHP'nin Sütlüce'deki il başkanlığı binası önünde toplanarak tepkilerini dile getirdi. ​Gece saatlerinde il başkanlığı binası ve çevresinde toplanan kalabalık, alınan kararı "siyasi" ve "hukuk dışı" olarak nitelendirdi. Atanan geçici kurulu tanımayacaklarını ve il başkanlığını teslim etmeyeceklerini ifade eden partililer, sloganlarla protestolarını sürdürdü. Görevden uzaklaştırılan il başkanı ve parti yöneticilerinin de bina içerisinde olduğu ve hukuki süreci buradan yönettikleri bildirildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, olası bir taşkınlığı önlemek amacıyla il başkanlığı çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı, ancak gece boyunca herhangi bir fiziki müdahale yaşanmadı. CHP'li yöneticiler, sık sık bina önüne çıkarak toplanan kalabalığa sükunet çağrısında bulundu ve mücadelenin hukuki zeminde devam edeceğini belirtti. Siyasilerden Mahkemenin CHP Kararı Sonrası Art Arda Açıklamalar ​Gecenin ilerleyen saatlerinde konuya ilişkin ilk resmi açıklama İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'dan geldi. Sosyal medya hesabı üzerinden bir paylaşım yapan Bakan Yerlikaya, mahkemenin CHP kararı sonrası yapılan eylemleri eleştirdi. Yerlikaya, "Mahkeme kararlarını yok saymak, halkı sokağa dökmeye çalışmak açıkça hukuka meydan okumaktır. Hiç kimse kanunların üstünde değildir. Devlet, hukuka aykırı her girişime karşı kararlılıkla gereğini yapacaktır. Sokak çağrıları yaparak, kamu düzeninin ve milletimizin huzurunun bozulmasına, sokakların provoke edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz," ifadelerini kullandı. CHP kanadı ise hem mahkemenin kararını hem de Bakan Yerlikaya'nın açıklamasını sert bir dille eleştirdi. Parti yetkilileri, hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını ve verilen bu ara karara en kısa sürede itiraz edeceklerini açıkladı. Yaşanan bu gelişmeler, mahkemenin CHP kararı ekseninde siyasi tansiyonun önümüzdeki günlerde daha da artacağına işaret ediyor.

Vefat Eden Nihat Genç'in Akıllı İlaç Parasını Geri İstediler Haber

Vefat Eden Nihat Genç'in Akıllı İlaç Parasını Geri İstediler

Türk edebiyat ve düşünce dünyasının önemli isimlerinden yazar Nihat Genç'in akciğer kanseriyle mücadelesinde kullanılan "akıllı ilaç" bedelinin, vefatının ardından Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından geri istenmesiyle ilgili mahkeme kararı büyük yankı uyandırdı. Bu durum, sağlık hakkı ve bürokratik süreçlerin yarattığı mağduriyetler konusunu yeniden gündeme taşıdı. Nihat Genç, yaşamının son dönemlerinde akciğer kanseri teşhisiyle mücadele etmişti. Tedavisi sürecinde doktorların önerisiyle yüksek maliyetli "akıllı ilaç" kullanmaya başlamıştı. İlacın bedeli, ilk aşamada mahkeme kararıyla SGK tarafından karşılanmış, bu durum Genç'in tedavi sürecinde bir nebze rahatlama sağlamıştı. Ancak Sözcü gazetesinin haberine göre, Genç'in vefat etmesinin ardından SGK, daha önce ödenen bu akıllı ilaç bedelinin geri iadesi için mahkemeye başvurdu ve bu talep mahkeme tarafından oybirliğiyle kabul edildi. Nihat Genç Akıllı İlaç Davasında Yargı Süreci ve Tepkiler Yazarın avukatı Ersan Barkın'ın aktardığına göre, mahkeme başlangıçta ihtiyati tedbir talebini kabul ederek ilacın bedelinin SGK tarafından karşılanmasına hükmetmişti. Ancak SGK'nın bu karara istinaf başvurusu yapması üzerine üst mahkeme, "davacı yanın haklılığı ve zararı hakkında yaklaşık ispatın sağlanamadığı" gerekçesiyle daha önceki kararı kaldırdı. Bu kararla birlikte, vefat eden Nihat Genç'in ailesinden ödenen ilaç bedelinin geri istenmesi yolu açıldı. Bu olay, toplumda geniş bir kesimin tepkisini çekti. Özellikle sosyal medya platformu X (Twitter) üzerinden yapılan paylaşımlarda, devletin bir vatandaşının yaşam hakkı mücadelesindeki maliyetleri geri istemesinin vicdana sığmadığı ifade edildi. Nihat Genç'in hayatını millete ve devlete adadığı vurgulanarak, vefatının ardından dahi böyle bir durumla karşılaşmasının üzüntü verici olduğu belirtildi. Bazı yorumlarda ise bu kararın, kanser hastalarının tedaviye erişiminde yaşadığı zorlukları bir kez daha gözler önüne serdiği ve sağlık sistemindeki eksiklikleri işaret ettiği dile getirildi. Türkiye'de kanser gibi ağır hastalıkların tedavisinde kullanılan "akıllı ilaçlar"ın yüksek maliyetleri, hastalar ve aileleri için önemli bir yük oluşturuyor. SGK'nın geri ödeme listesinde yer almayan veya belirli kriterlere tabi olan bu ilaçlara erişim, genellikle hukuki mücadeleler sonucunda mümkün olabiliyor. Ancak Nihat Genç davasında olduğu gibi, lehte çıkan kararların dahi sonradan aleyhte bozulabilmesi, benzer durumdaki hastalar ve aileleri için büyük bir belirsizlik ve mağduriyet yaratıyor. Bu karar, sağlık hakkının temel bir insan hakkı olduğu ilkesiyle çeliştiği yönünde tartışmaları da beraberinde getirdi.

Mattia Ahmet Minguzzi Davasında Adalet Arayışı Sürüyor Haber

Mattia Ahmet Minguzzi Davasında Adalet Arayışı Sürüyor

İstanbul Kadıköy'de 24 Ocak 2025 tarihinde yaşanan bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin annesi Yasemin Minguzzi, oğlunun katillerinin hak ettikleri cezayı alması için adalet mücadelesine devam ediyor. Mattia Ahmet Minguzzi'nin acılı ailesi, olayın ardından başlayan hukuk sürecinde adaletin tam olarak tecelli etmesi için çaba gösteriyor. Bu elim olay, kamuoyunda gençlik şiddeti ve cezasızlık algısı üzerine yoğun tartışmaları da beraberinde getirdi. 24 Ocak'ta Kadıköy'deki bir bit pazarında yaşanan olayda, kaykay malzemesi almak için arkadaşlarıyla dışarı çıkan Mattia Ahmet Minguzzi, çıkan bir tartışma sonucu B.B. (15) ve U.B. (16) isimli şüpheliler tarafından bıçaklanarak ağır yaralanmış ve kaldırıldığı hastanede 9 Şubat'ta yaşamını yitirmişti. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında iki şüpheli tutuklanırken, devam eden süreçte iki şüphelinin daha cinayetle bağlantısı olduğu tespit edilerek gözaltına alındı. Mahkeme sürecinde sanıkların telefon incelemelerinde, cinayetin ardından kaçarken metroda gülerek fotoğraf çektirdikleri gibi kan dondurucu detaylar da ortaya çıktı. Mattia Ahmet Minguzzi Davasında Yeni Gelişmeler Mattia Ahmet Minguzzi cinayeti davası, Kartal'daki Anadolu Adalet Sarayı'nda devam ediyor. Son duruşmada Minguzzi ailesinin avukatlarının "reddi hakim" talebi üzerine mahkeme heyeti davadan çekilme kararı aldı. Bu durum, dava sürecinde yeni bir ertelemeye neden oldu ve bir sonraki duruşmanın 17 Temmuz'a ertelenmesine karar verildi. Aile ve avukatları, davanın organize suç kapsamında değerlendirilmesini ve olayın tüm detaylarıyla aydınlatılmasını talep ediyor. Ayrıca, Mattia Ahmet Minguzzi'nin mezarına yapılan saldırı ve aileye yönelik tehditler de davanın seyrini etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç de Mattia Ahmet Minguzzi'nin adının Akyazı'daki Çocuk Trafik Eğitim Parkı'na verileceğini ve parkta kaykay pisti ile heykeli yapılacağını belirterek aileye destek vermişti. Yasemin Minguzzi, her fırsatta oğlunun katillerinin "çocuk" olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ve en ağır cezayı almalarını istediğini dile getiriyor. Duruşmalar öncesinde adliye önünde toplanan çok sayıda vatandaş ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi de "Mattia Ahmet için adalet" ve "Çocuk değil, katil" sloganları atarak aileye destek oluyor. Hukuki sürecin şeffaf bir şekilde ilerlemesi ve adaletin yerini bulması için kamuoyu baskısı devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.