>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomik Kriz

NEWSTURK - Ekonomik Kriz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Kriz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hacı Filik'ten Migros Açıklaması: İşçilerin Yanındayız Haber

Hacı Filik'ten Migros Açıklaması: İşçilerin Yanındayız

Hacı Filik'ten Migros Açıklaması: Çalışma Hayatında Derinleşen Yapısal Kriz ​Türkiye’nin lojistik ağının en kritik düğüm noktalarından biri olan Çayırova Şekerpınar’da, depo işçilerinin hak arama mücadelesi yeni bir evreye girdi. 2026 yılı için önerilen ücret artış oranlarını yetersiz bularak "insanca yaşam" talebiyle iş bırakan yüzlerce işçiye yönelik kitlesel işten çıkarma mesajları, siyasetin de gündemine oturdu. Zafer Partisi Çayırova İlçe Başkanı Hacı Filik'ten Migros Açıklaması gelmesiyle birlikte, yaşanan krizin sadece yerel bir işletme sorunu değil, ulusal çapta bir "çalışma hayatı krizi" olduğu tespiti yapıldı. Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, 28 Ocak 2026 itibarıyla 141 işçiye SMS yoluyla gönderilen fesih bildirimleri, bölgedeki tansiyonu zirveye taşıdı. ​Lojistik Hattında 7 İle Yayılan Direniş ve Tedarik Sorunları ​Bağımsız haber kaynaklarının ortak raporları, eylemlerin sadece Çayırova ile sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor. Şekerpınar’da yakılan ateş; İstanbul, İzmir, Adana, Bursa, Mersin, Antalya ve Diyarbakır’daki toplam 12 depoya sıçramış durumda. Raporların ortak görüşü gösteriyor ki, lojistik zincirinin en önemli halkasını oluşturan depo çalışanlarının iş bırakması, market raflarında da ürün eksikliği olarak hissedilmeye başlandı. Bazı büyükşehirlerde meyve-sebze reyonlarının boş kaldığı ve sevkiyat trafiğinin yüzde 80 oranında yavaşladığı teyit ediliyor. ​Bu süreçte Hacı Filik'ten Migros Açıklaması gelmesi, emekçilerin sesinin siyasi kanatta da karşılık bulduğunu gösteriyor. Filik, yaşananların Türkiye genelinde emeğin karşılığının korunması noktasında yaşanan tıkanıklığın açık bir tezahürü olduğunu belirtti. Sahadan gelen bilgiler, işçilerin sadece bir maaş zammı değil, aynı zamanda çalışma güvencesi ve taşeron sistemine karşı onurlu bir duruş sergilediklerini gösteriyor. ​Hacı Filik'ten Migros Açıklaması: Sosyal Devlet Vurgusu ​Zafer Partisi kanadından gelen tepkilerde, ekonomik kriz dönemlerinde bedelin her zaman işçiye kesilmesine yönelik sert eleştiriler öne çıkıyor. Hacı Filik'ten Migros Açıklaması, sosyal devlet anlayışının bu tür krizlerde dengeleyici bir rol oynaması gerektiğinin altını çiziyor. Filik’e göre, işçilerin net yüzde 50 ücret artışı talebi, bugünkü ekonomik gerçeklikler göz önüne alındığında "olağanüstü" bir beklenti değil, asgari bir insani gerekliliktir. ​Bağımsız gözlemcilerin sunduğu veriler, 2026 yılı asgari ücret artışının sadece yüzde 1 üzerinde bir teklifin sunulmasının işçiler arasında "sefalet zammı" olarak nitelendirilmesine neden olduğunu belgeliyor. Bu noktada Hacı Filik'ten Migros Açıklaması, işverenlerin ve karar vericilerin diyalog yerine "hukuk sopasını" göstererek işten çıkarmalara yönelmesinin toplumsal barışa zarar verdiğini hatırlatıyor. Haksız yere iş akdi feshedilen her bir vatandaşın yanında olduklarını beyan eden Filik, vicdan ve hukuk temelinde bir çözüm çağrısında bulundu. ​İşçilerin Talepleri: %50 Zam ve Gerçek Kadro ​Direnişin merkezindeki işçilerin talepleri, birkaç bağımsız haber kaynağında tutarlı bir şekilde raporlanmıştır. İşçiler, sadece yüzdelik bir artış değil, aynı zamanda vergi yükünün omuzlarından alınmasını istiyor. Mevcut sistemde yılın ikinci yarısından itibaren vergi dilimleri nedeniyle eriyen maaşlar, depo çalışanlarının en büyük şikayet konularından biri. Hacı Filik'ten Migros Açıklaması bu taleplerin haklılığına dikkat çekerek, vergi kesintilerinin işveren tarafından karşılanmasının bir lütuf değil, iş barışının temini için bir zorunluluk olduğunu savunuyor. ​İşçilerin dört ana talebi şu şekilde doğrulanmış durumdadır: ​Maaşlara net yüzde 50 oranında bir artışın uygulanması.​ Gelir vergisi kesintilerinin işçi maaşlarına yansıtılmaması ve işveren tarafından üstlenilmesi.​ Banka promosyonlarının herhangi bir kesinti olmadan doğrudan işçilere ödenmesi.​ Taşeron sisteminin sonlandırılarak, tüm çalışanların mevcut iş kollarında şartsız kadroya alınması. ​Bu maddeler arasında özellikle "taşeron kadro" meselesi, işçilerin sendikal haklarını korumak adına kritik bir önem taşıyor. Bazı raporlar, şirketin kadro vaadiyle işçileri farklı iş kollarına kaydırarak mevcut sendikal örgütlülüğü tasfiye etmeye çalıştığını öne sürüyor. Hacı Filik'ten Migros Açıklaması kapsamında bu tür girişimlerin emeğin birliğini bozmaya yönelik stratejiler olduğu ve yakından takip edildiği mesajı verildi. ​Ekonomik İstikrar ve Gelecek Projeksiyonu ​Lojistik sektöründeki bu büyük kriz, Türkiye’nin perakende ticaret hacmi üzerinde de doğrudan etkiler yaratma potansiyeline sahip. Uzmanlar, depoların 5 günden fazla kapalı kalmasının tedarik zincirinde kalıcı hasarlara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Hacı Filik'ten Migros Açıklaması, bu krizin çözümünün işçiyi kapı önüne koymak değil, masaya oturup gerçekçi çözümler üretmek olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Emeğin yok sayıldığı bir düzenin sürdürülebilir olmayacağı gerçeği, bugün Çayırova’dan Diyarbakır’a kadar uzanan tüm depolarda yüksek sesle yankılanıyor. ​Hacı Filik'in öncülüğünde yapılan bu çıkış, yerel siyasetin sadece belediye hizmetlerinden ibaret olmadığını, halkın temel geçim mücadelesinde de taraf olması gerektiğini gösteriyor. Hacı Filik'ten Migros Açıklaması ile ilgili kurumlar ve işveren temsilcileri, hukuka ve vicdana uygun hareket etmeye davet edilirken, kamuoyu da emekçilere destek vermeye çağrıldı. Sosyal barışın tesis edilmesi için işten çıkarılanların geri alınması ve taleplerin ciddiyetle değerlendirilmesi, 2026 yılı çalışma hayatının en önemli sınavı olarak tarihe not düşülüyor. ​Sonuç olarak, Migros depolarından yükselen ses, sadece bir şirketin iç meselesi olmaktan çıkmış, bir Türkiye meselesine dönüşmüştür. Hacı Filik'ten Migros Açıklaması, bu büyük hak arama mücadelesinde bir dönüm noktası olarak değerlendirilirken, önümüzdeki günlerde tarafların atacağı adımlar hem lojistik sektörünün geleceğini hem de çalışma hayatındaki standartları belirleyecektir. Emeğin onuru için direnenlerin yanında duran bu tavır, demokratik bir toplumun en temel gereksinimlerinden biri olarak önemini korumaktadır.

CHP'den iddianameye tepki: Bu dava hukuki değil, tamamen siyasi Haber

CHP'den iddianameye tepki: Bu dava hukuki değil, tamamen siyasi

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisine yönelik hazırlanan iddianameyi "hukuki değil, tamamen siyasi" olarak değerlendirerek, hedefin Cumhuriyet Halk Partisi’ni duraklatmak ve Cumhurbaşkanı adayının önünü kesmek olduğunu ifade etti. ANKARA (İGFA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, 19 Mart’ta gündeme gelen olayları "sivil darbe" şeklinde tanımladı. Bu darbenin tanklarla veya botlarla değil, yargı cübbeleri aracılığıyla gerçekleştirildiğini belirten Özel, "Seçimle gelen ancak seçimle gitmekten kaçınan bir grup, siyasi rakiplerini hapse atarak Türkiye’yi ciddi bir siyasi ve ekonomik kriz girdabına sokmuştur" şeklinde konuştu. Partisine açılan davayı eleştiren Özel, "Bu dava hukuki bir nitelik taşımamaktadır, bütünüyle siyasidir. Amacı ise seçimlerde birinci parti olan CHP’yi durdurmak ve Cumhurbaşkanı adayının önünü kesmektir" ifadelerine yer verdi. Özel ayrıca, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İBB’ye yönelik bir soruşturma olmadığını belirten bir bildirim yayımladığını da işaret etti. https://twitter.com/eczozgurozel/status/1988258785438101775 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, paylaşımında geçmişte 12 Eylül döneminde partinin kapatılmak istendiğini hatırlatarak, "Partimizi milletimizle beraber yeniden açtık. Bugün de millete güvenmeyi asla bırakmayacağız. Atatürk’ün partisi milletimizin emanetindedir" ifadesini kullandı.

Konkordato ve iflas başvuruları rekor kırdı Haber

Konkordato ve iflas başvuruları rekor kırdı

Türkiye'de Konkordato ve İflaslarda Tehlikeli Artış Son haftalarda Türkiye genelinde konkordato ve iflas başvurularında dikkat çeken bir artış yaşanıyor. Konkordato ve iflas süreçlerindeki bu hızlı yükseliş, reel sektörün içinden geçtiği zorlu ekonomik koşulları gözler önüne seriyor. 2025’in ilk beş ayında, ülke genelinde mahkemelere iletilen konkordato başvuru sayısı 2.000’i aştı. İlgili başvuruların büyük bölümü geçici ya da kesin mühlet alırken, onlarca şirket konkordato sürecinde iflasla karşı karşıya kaldı. Yargı süreçlerinde reddedilen başvuruların ardından doğrudan iflas kararlarının çıkması ise hem istihdamı hem de tedarik zincirlerini tehdit ediyor. Konkordato ve İflas Sayılarında Sert Yükseliş Verilere göre yalnızca son bir ayda konkordato başvurularında ciddi bir sıçrama yaşandı. Mayıs ayında iflas kararı verilen dosya sayısı, bir önceki aya göre %140 artarak iki katına çıktı. Bu durum, işletmelerin borç yapılarını çevirmekte zorlandığını ve mali dengesizliklerin yaygınlaştığını gösteriyor. Sektörel dağılıma bakıldığında, başvuruların çoğunluğunun sanayi, inşaat, tekstil ve gıda sektörlerinden geldiği görülüyor. En yoğun başvuru yapılan şehir ise İstanbul olurken, onu Kocaeli, Bursa ve İzmir gibi sanayinin güçlü olduğu merkezler izliyor. İflas kararı çıkan firmaların çoğu, başvuru öncesinde vergi ve SGK borçları ile kredi yükümlülüklerini yerine getiremez hale gelmişti. Bazı şirketlerin konkordato talebi, kötü niyetli olarak değerlendirildiği için mahkemece reddedildi. Zincirleme Ekonomik Etki Ekonomistler, bu artışın sadece bireysel şirket krizlerini değil, daha derin ve sistemik bir sorunu işaret ettiğini belirtiyor. Konkordato ilan eden firmaların birçoğunun onlarca tedarikçiye ve küçük ölçekli iş ortaklarına borçlu olduğu, bu durumun ise zincirleme bir ekonomik durgunluk yaratma potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin yüksek faiz, artan maliyetler ve daralan talep karşısında dayanıklılığını yitirdiği görülüyor. Uzmanlar, alınacak yapısal tedbirlerin gecikmeden devreye alınması gerektiğini vurguluyor. Devlet ve Yargı Sistemine Yük Artıyor Artan başvurular yargı sistemini de zorluyor. Mahkemelerdeki iş yükü, özellikle ticaret mahkemelerinde önemli ölçüde arttı. Süreçlerin uzaması, bazı firmaların faaliyetlerini durdurmasına ya da işçi çıkarımına gitmesine neden oluyor. Aynı zamanda kamunun da vergi ve sosyal güvenlik tahsilatlarında kayıplar yaşadığı, bu nedenle borç yapılandırma ve vergi affı beklentilerinin yeniden gündeme geldiği gözlemleniyor. Sonuç ve Beklentiler Ekonomik sıkılaşmanın devam ettiği bu süreçte konkordato ve iflas sayılarının önümüzdeki aylarda da artabileceği öngörülüyor. Mali yapısı zayıf firmaların yanı sıra dış finansmana erişimi azalan işletmelerin de risk altında olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bu dönemin yalnızca geçici bir türbülans olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, aksine reel sektörün dayanıklılığını artıracak kalıcı reformların gecikmeden uygulanması gerektiğini vurguluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.