>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Chp

NEWSTURK - Chp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Keçiören Belediye Başkanı İstifa Etti: Siyasette Büyük Kriz Haber

Keçiören Belediye Başkanı İstifa Etti: Siyasette Büyük Kriz

Keçiören Belediye Başkanı istifa kararı alarak CHP 'den ayrıldığını duyurdu 8 Şubat 2026 tarihinde Türk siyaseti, Ankara’nın en büyük ilçelerinden birinde yaşanan sarsıcı bir gelişmeyle yankılandı. Keçiören Belediye Başkanı istifa kararı aldığını sosyal medya üzerinden kamuoyuna duyurarak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile yollarını resmen ayırdı. 2024 yerel seçimlerinde 40 yıl aradan sonra Keçiören’i CHP safına katan Mesut Özarslan’ın bu hamlesi, hem parti içerisinde hem de yerel yönetim dinamiklerinde büyük bir deprem etkisi yarattı. NewsTurk tarafından derlenen bilgilere göre, bu ayrılık yalnızca bir istifa değil, aynı zamanda karşılıklı ağır suçlamaların havada uçuştuğu karmaşık bir sürecin finali olarak görülüyor. ​Keçiören Belediye Başkanı İstifa Sürecinde WhatsApp Gerginliği ​Raporların ortak görüşü gösteriyor ki, istifanın fitilini ateşleyen en somut olay, 7 Şubat gecesi yaşandığı iddia edilen iletişim krizidir. Mesut Özarslan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine WhatsApp üzerinden hakaret ve tehdit içerikli mesajlar gönderdiğini ileri sürmüştür. Özarslan, bir genel başkanın bir belediye başkanının ailevi değerlerini hedef alacak şekilde ifadeler kullanmasının siyasi nezaketle bağdaşmadığını savunarak, mevcut yönetim anlayışının devlet ciddiyetinden uzaklaştığını dile getirmiştir. ​Öte yandan, birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, Özgür Özel bu mesajların varlığını reddetmemekle birlikte içeriğine dair farklı bir savunma yapmıştır. Özel, mesajların Özarslan’ın AK Parti’ye geçme hazırlığı içerisinde olduğu duyumları üzerine atıldığını, mesajlarda sert ifadeler ("defol" gibi) bulunsa da kutsal değerlere veya aileye yönelik bir saldırı olmadığını iddia etmiştir. Bu durum, Keçiören Belediye Başkanı istifa kararının arkasında derin bir kişisel ve kurumsal güven bunalımı olduğunu kanıtlamaktadır. ​Kentsel Dönüşüm Ziyaretinden İstifaya Uzanan Yol ​Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, krizin kökleri 2026 yılının Ocak ayına kadar uzanmaktadır. Özarslan’ın 6 Ocak tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile gerçekleştirdiği görüşme, parti içindeki gerilimi tırmandıran esas unsur olarak kaydedilmiştir. Keçiören’in kronikleşmiş heyelan ve kentsel dönüşüm sorunlarını çözmek amacıyla bu görüşmeyi yaptığını belirten Özarslan, bu adımın parti içindeki bazı kesimler tarafından "algı operasyonu" ve "ihanet" olarak yorumlandığını ifade etmiştir. ​İstifa eden başkan, Bakan Kurum ile olan geçmiş mesai arkadaşlığına ve dostluğuna vurgu yaparak, ilçeye hizmet götürme çabasının siyasi bir polemik malzemesi haline getirilmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirmiştir. Ancak CHP kanadından gelen iddialar, bu ziyaretin sadece bir hizmet arayışı değil, bir siyasi saf değiştirme hazırlığının ilk adımı olduğu yönündedir. ​Keçiören Belediye Başkanı İstifa Sonrası Mansur Yavaş’ın Tepkisi ​Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın bu sürece dair tutumu, olayın boyutlarını daha da netleştirmektedir. NewsTurk analizlerine göre Yavaş, Mesut Özarslan’ın CHP adayı olarak gösterilmesinde en önemli referans kaynaklarından biriydi. Ancak istifa haberinin ardından Yavaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada sert bir dil kullanarak halkın iradesinin hiçe sayıldığını savunmuştur. Yavaş, Keçiören halkının sandıkta net bir tercih yaparak yönetimi CHP’ye emanet ettiğini, bu emanetin şahsi kararlarla başka mecralara taşınmasının kabul edilemez olduğunu vurgulamıştır. ​Yavaş’ın bu çıkışı, Ankara siyasetindeki dengelerin de yeniden şekilleneceğine işaret etmektedir. Özellikle Özarslan’ın "Mansur Yavaş bana sahip çıkmadı, benimle görüşmekten kaçındı" şeklindeki ifadeleri, Ankara’daki yerel yönetim bloğunda ciddi çatlaklar oluştuğunu göstermektedir. ​PORTAŞ İddiaları ve Hukuki Boyut ​Siyasi tartışmaların ötesinde, olayın bir de ciddi bir hukuksal boyutu olduğu rapor edilmektedir. CHP lideri Özgür Özel, Özarslan’ın istifasının asıl nedeninin Özgür Özel ile yaşadığı polemik değil, geçmişte yöneticiliğini yaptığı PORTAŞ şirketiyle ilgili başlatılan soruşturmalar olduğunu iddia etmiştir. Özel’in iddiasına göre, AK Parti tarafından yapılmış beş ayrı suç duyurusu bulunmaktadır ve Özarslan, bu soruşturmalardan korunmak veya üzerini örtmek amacıyla AK Parti’ye geçiş hazırlığı yapmaktadır. ​Bu iddialar, Keçiören Belediye Başkanı istifa meselesinin sadece bir görüş ayrılığı değil, aynı zamanda bir beka savaşı haline geldiğini düşündürmektedir. Özarslan ise bu iddiaları reddederek, kendisinin her zaman şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim sergilediğini, asıl meselenin kendisine yönelik başlatılan "itibar suikastı" olduğunu savunmaktadır. ​Keçiören Meclis Üyelerinde Toplu Ayrılıklar ​İstifa süreci yalnızca belediye başkanı ile sınırlı kalmamıştır. Bağımsız kaynaklarca doğrulanan bilgilere göre, Mesut Özarslan ile birlikte Keçiören Belediyesi Meclis Üyesi Azra Ceylan Öztürk, Belediye Başkan Yardımcısı Serkan Bedirhanoğlu ve Meclis Üyesi Cihan Ayhan da CHP’den istifa ettiklerini açıklamışlardır. Bu toplu ayrılık, Keçiören Belediye Meclisi’ndeki güç dengelerini de altüst etmiştir. ​Bundan sonraki süreçte Mesut Özarslan’ın belediye başkanlığı görevine "bağımsız" olarak devam edip etmeyeceği veya önümüzdeki günlerde resmen AK Parti’ye katılıp katılmayacağı merak konusu olmaya devam etmektedir. Keçiören halkının emanetini parti ayrımı gözetmeksizin taşımaya devam edeceğini söyleyen Özarslan’ın, ilçedeki projeleri hangi siyasi destekle sürdüreceği NewsTurk tarafından yakından takip edilmektedir. ​Sonuç olarak, Keçiören Belediye Başkanı istifa hamlesi, Ankara siyasetinde uzun süre konuşulacak bir domino etkisini başlatmıştır. Hem CHP’nin başkentteki kalesi sarsılmış hem de kişisel dostluklar ile siyasi ittifaklar arasındaki ince çizgi bir kez daha belirginleşmiştir. Kamuoyu şimdi, 10 Şubat tarihindeki CHP grup toplantısında açıklanacağı söylenen belgeleri ve Özarslan’ın bu belgelere vereceği yanıtı beklemektedir.

Şile Belediyesi'nin tutuklu CHP'li meclis üyeleri istifa etti! Haber

Şile Belediyesi'nin tutuklu CHP'li meclis üyeleri istifa etti!

CHP’li Şile Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk iddiaları çerçevesinde sürdürülen soruşturmanın ikinci dalga operasyonunda gözaltına alınan 22 şüpheliden 15’i tutuklandı. Tutuklanan iki CHP’li meclis üyesi görevlerinden ayrıldı. Nurcan KIRCALI / İSTANBUL (İGFA) - CHP’li Şile Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk iddiaları çerçevesinde yürütülen soruşturma, ikinci dalga operasyonla devam etti. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde gerçekleştirilen operasyonlarda toplam 22 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma sürecinde suç örgütü bağlantılarını saptamak için HTS kayıtları ve MASAK raporları detaylı bir şekilde incelendi. Şile Belediyesine yönelik sürdürülen ‘rüşvet’ soruşturmasının ikinci dalgasında gözaltına alınan 22 şüpheliden, Meclis Üyeleri Ali Çetin Arslanalp ve Halis Kökbalık ve Şile Belediyesi İmar Müdürü Aslı Kotan’ın da dahil olduğu 15’i tutuklandı. Doktor raporları doğrultusunda iki kişi serbest bırakılmıştı. 10 Temmuz’da düzenlenen ilk operasyonda, Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı, Oğuz Kaçmaz, Tuncay Tolga Özçakmak, Ali Şafak ve Evren Buçhan tutuklanmıştı. Aynı operasyonda Aslı Kotan ise adli kontrolle serbest bırakılmıştı. 2024 YEREL SEÇİMLERİNDE CHP MECLİS ÜYESİ SEÇİLEN 2 KİŞİ İSTİFA ETTİ İlçede yaşanan gelişmelerin ardından tutuklanan CHP’li 2 Meclis Üyesinin görevlerinden istifa ettiği duyuruldu. Edinilen bilgilere göre; (CHP) Şile Belediye Meclisi’nde görev alan meclis üyeleri Halis Kökbalık ve Ali Çetin Arslanalp, meclis üyeliğinden ayrıldı. İstifaların ardından CHP’nin yedek listesinde bulunan Yeliz Gökçe Binici ve Abdullah Gedik’in Şile Belediye Meclisi üyeliğine getirildiği bildirildi.

Cizre Olayı Büyüyor: Barzani Koruma Protokolü Soruşturuluyor Haber

Cizre Olayı Büyüyor: Barzani Koruma Protokolü Soruşturuluyor

Meclis Gündemine Taşındı: Barzani Koruma Protokolü'nün Gerekçesi Ne? Türkiye'nin Şırnak/Cizre ziyareti sırasında Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) eski Başkanı Mesrur Barzani'ye eşlik eden silahlı korumalarla ilgili patlak veren tartışma, muhalefetin hamlesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşındı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), ziyaret sırasında uygulandığı iddia edilen ve "devlet başkanı düzeyi"nde olduğu öne sürülen Barzani koruma protokolünün detaylarını ve gerekçesini sordu. Kritik sorular, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a yöneltildi. Birkaç bağımsız haber kaynağında doğrulanan bilgilere göre, CHP, üç farklı bakanlığın alanına giren bu konunun ulusal egemenlik ve güvenlik açısından taşıdığı riskleri anlamayı hedefliyor. Bu durum, Barzani'nin ziyareti sonrası başlayan siyasi gerginliği daha da derinleştirdi. CHP'den Üç Bakana Eş Zamanlı Kritik Sorular CHP'nin üç kritik bakanlığa eş zamanlı olarak yönelttiği sorular, uygulanan koruma statüsünün hukuki dayanağını sorguluyor. Muhalefet, herhangi bir resmi devlet görevi bulunmayan Mesrur Barzani'ye neden bir devlet başkanı düzeyinde koruma protokolü uygulandığının gerekçesinin açıklanmasını talep etti. Edinilen bilgilere göre, Meclis'e sunulan soru önergelerinde şu kritik noktalar yer alıyor: Protokolün Dayanağı: Uygulanan koruma protokolü hangi uluslararası anlaşmaya veya ulusal mutabakata dayanmaktadır? Koruma Düzeyi: Mesrur Barzani'nin "Devlet Başkanı" statüsünde korunmasını gerektiren özel bir risk durumu ya da resmi bir sıfatı mevcut mudur? Eğer değilse, bu düzeyde bir korumanın gerekçesi nedir? Güvenlik Sorumluluğu: Barzani'ye eşlik eden ve uzun namlulu silahlara sahip olduğu görülen koruma personelinin Türkiye topraklarında görev yapmasına kim, hangi yetkiyle izin vermiştir? Bu sorular, yaşanan olayın basit bir diplomatik nezaket hatası mı, yoksa ulusal egemenlik haklarının ihlali anlamına mı geldiğini netleştirmeyi amaçlıyor. Tartışmanın Fitilini Ateşleyen Olay ve Karşı Açıklamalar Tartışmanın fitili, Mesrur Barzani'nin Şırnak'ın Cizre ilçesindeki bir sempozyuma katılımı sırasında, yanında uzun namlulu silahlar taşıyan üniformalı koruma personelinin görüntülerinin kamuoyuna yansımasıyla ateşlendi. Bu görüntülere MHP lideri Devlet Bahçeli'den sert tepki gelirken, Bahçeli yaşananları "rezalet" ve "egemenlik haklarının çiğnenmesi" olarak nitelendirdi. Tartışmaların büyümesi üzerine Barzani'nin ofisinden bir açıklama yapıldı. Barzani'nin ofisi, ziyare sırasındaki tüm güvenlik tedbirlerinin, IKBY ile Türkiye'nin ilgili kurumları arasındaki protokol mutabakatına göre uygulandığını iddia etti. Bu açıklama, protokolün varlığını teyit ederken, içeriği hakkındaki şüpheleri artırdı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in ise olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurması, hükümetin de konunun hassasiyetini kabul ettiğini gösteriyor. Soruşturmanın ve CHP'nin sorularının cevabının, gelecekte benzer ziyaretlerde hangi kuralların uygulanacağını belirlemesi bekleniyor.

Kılıçdaroğlu'ndan Video Mesaj: İtiraf mı Yoksa Manifesto mu? Haber

Kılıçdaroğlu'ndan Video Mesaj: İtiraf mı Yoksa Manifesto mu?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin kurumsal kimliği, siyasi etik anlayışı ve dış politika vizyonuna dair çok konuşulan bir açıklama yaptı. Sosyal medya platformlarında Kılıçdaroğlu'ndan video mesaj başlığıyla hızla yayılan ve kısa sürede "Trend Topic" (TT) listesine giren görüntüler, hem içeriğiyle hem de yarattığı tartışmalarla siyaset gündemine oturdu. Partililere "cefakar yol arkadaşlarım" diye seslenen Kılıçdaroğlu, CHP'nin sıradan bir parti olmadığını vurgularken, sosyal medyada videonun zamanlaması ve içeriğine dair farklı kutuplardan yoğun tepkiler geldi. ​Temiz Siyaset Çağrısı ve "İtiraf mı, Uyarı mı?" Tartışması ​Kılıçdaroğlu'nun yayınladığı mesajın merkezinde "siyaseti temiz tutmak ve hesap sormak" ilkesi yer aldı. Hesap vermenin her bir CHP'linin namus borcu olduğunu belirten tecrübeli siyasetçi, hiçbir parti yöneticisinin rüşvet ve yolsuzluk sarmalına bulaşmaması gerektiğinin altını çizdi. Ancak videonun en çok ses getiren kısmı, Kılıçdaroğlu'nun "rüşvet çarkının müteahhitleriyle anılamaz" ve "derhal arınmalı" şeklindeki sert ifadeleri oldu. ​Bu ifadeler, dijital medyada iki farklı yorumun çatışmasına neden oldu. Hükümete yakın çevreler ve bazı sosyal medya kullanıcıları, Kılıçdaroğlu'ndan video mesaj içeriğindeki bu sözleri, parti içindeki yolsuzluk iddialarının birinci ağızdan doğrulanması ve zımni bir "itiraf" olarak değerlendirdi. Buna karşın, parti içi muhalefet ve Kılıçdaroğlu destekçileri, bu çıkışı kirlenmeye karşı bir "temiz eller manifestosu" ve geç kalınmış ancak hayati bir "neşter" olarak yorumlayarak destekledi. ​Kılıçdaroğlu'ndan Video Mesaj ve Zamanlama Eleştirileri ​Videonun yayınlanmasının ardından internette en çok tartışılan bir diğer başlık ise "zamanlama" oldu. Kılıçdaroğlu'nun, "ihanet zincirine tutunabilirler" ve "rüşvet çarkı" gibi ağır ithamları içeren bu videoyu, partinin mevcut yönetim süreçlerinin ve yerel seçim sonrası dengelerinin tartışıldığı bir dönemde yayınlaması eleştiri oklarını üzerine çekti. ​Sosyal medyadaki bir grup kullanıcı, videoyu mevcut yönetimi zor durumda bırakmaya yönelik bir hamle olarak nitelendirirken, "Neden genel başkanlığın döneminde bu kadar sert konuşmadın?" sorusuyla eleştirilerini dile getirdi. Öte yandan, Kılıçdaroğlu'na yakın kaynaklar ve destekçileri, sosyal medyada organize bir linç kampanyasının yürütüldüğünü, kimliksiz hesapların Kılıçdaroğlu'nun "devleti ve partiyi koruma" uyarısını manipüle ederek bir sabotaj algısı yaratmaya çalıştığını savundu. ​Devlet Aklı Vurgusu ve İdeolojik Yankılar ​Videonun ikinci yarısında Kılıçdaroğlu, CHP'yi "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu partisi" olarak tanımlayarak dış politikada "devlet aklı" vurgusu yaptı. Türkiye'nin Ortadoğu, Kafkaslar ve Avrupa ekseninde sıkışıp kalamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, özellikle "İsrail ve Amerika belasının bertaraf edilmesi" gerektiğini söyledi. ​Bu "devletçi" retorik, Kılıçdaroğlu'ndan video mesaj analizlerinde ideolojik bir ayrışmayı da beraberinde getirdi. Sol ve sosyal demokrat tabandan bazı kullanıcılar, partinin "devlet"ten ziyade "halk" vurgusuyla öne çıkması gerektiğini belirterek söylemi eleştirdi. Buna karşılık, ulusalcı ve milliyetçi hassasiyeti yüksek çevreler, Kılıçdaroğlu'nun "Mavi Vatan" ve coğrafi strateji vurgusunu, devletin ali menfaatlerinin siyaset üstü tutulması gerektiği yönündeki yaklaşımını olumlu karşıladı. ​Video, Kılıçdaroğlu'nun arkasında yer alan Atatürk portresi ve Birinci Meclis tablosu önünde, "Hak, hukuk ve adalet yürüyüşümüze devam edeceğiz" sözleriyle son buldu. Bu kapanış, Kılıçdaroğlu'nun aktif siyasetten çekilmediği ve "denetleyici/uyarıcı" bir lider figürü olarak pozisyon aldığı şeklinde yorumlandı.

Komisyonda Çekimser Kalan Yeni Yol Grubu İmralı'ya Gitmiyor Haber

Komisyonda Çekimser Kalan Yeni Yol Grubu İmralı'ya Gitmiyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun gerçekleştirdiği kritik toplantı sonrasında Yeni Yol Grubu İmralı kararı ile siyasi gündemin merkezine oturdu. Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi milletvekillerinin oluşturduğu ortak meclis grubu, komisyondaki oylamada çekimser bir tutum sergilemesine rağmen, İmralı Adası'na gidecek heyete temsilci vermeme kararı aldı. ​Komisyonda Kritik Oylama ve Yeni Yol'un Tavrı ​TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı'ya bir heyet gönderilmesi gündemiyle 18. kez toplandı. Komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş yönetiminde gerçekleşen ve kapalı oturum olarak yapılan toplantıda, İmralı ziyareti için yapılan oylama sonuçları siyasi kulislerde geniş yankı uyandırdı. ​Elde edilen bilgilere göre, oylamada AK Parti, MHP, DEM Parti, TİP ve EMEP'in "evet" oylarıyla ziyaret kararı kabul edildi. Toplam 32 kabul oyunun çıktığı oylamada, Demokrat Parti, DSP ve HÜDA-PAR temsilcileri "hayır" oyu kullandı. Bu süreçte en dikkat çekici hamle ise Yeni Yol Grubu'ndan geldi. Grubun komisyondaki iki üyesi, oylama sırasında ne kabul ne de ret oyu vererek "çekimser" kalmayı tercih etti. ​Çekimser Oy Sonrası "Heyete Katılmama" Kararı ​Oylamadaki çekimser tutumun ardından, Yeni Yol Grubu'nun İmralı'ya gidecek heyette yer alıp almayacağı merak konusuydu. Siyasi kaynaklardan doğrulanan bilgilere göre grup yönetimi, süreçle ilgili yaptığı değerlendirme toplantısının ardından nihai kararını verdi. Yeni Yol Grubu, komisyonun İmralı'ya gitmesine prensipte kesin bir dille karşı çıkmayıp çekimser kalsa da, oluşturulacak parlamento heyetine kendi milletvekillerinden bir üye vermeyeceğini açıkladı. ​Siyasi analistler, Saadet, Gelecek ve DEVA partilerinin ortaklığıyla kurulan Yeni Yol Grubu'nun bu hamlesini, sürecin şeffaflığı konusundaki çekinceler ve taban hassasiyetleri ile ilişkilendiriyor. Grubun, sürecin sorumluluğunu doğrudan üstlenmekten kaçındığı ancak diyalog kapısını tamamen kapatan bir "hayır" bloğunda da yer almak istemediği yorumları yapılıyor. ​Diğer Partilerin Pozisyonları ve Heyet Detayları ​Komisyondaki oylama sırasında siyasi partiler arasında keskin görüş ayrılıkları yaşandı. CHP milletvekilleri, toplantının kapalı oturumla yapılmasına ve sürecin şeffaf yürütülmediği gerekçesine itiraz ederek salonu terk etti ve oylamaya katılmadı. Yeniden Refah Partisi temsilcisinin de toplantıya katılmadığı rapor edildi. ​Öte yandan, komisyondan çıkan karar neticesinde İmralı heyetinin önümüzdeki günlerde Adalet Bakanlığı'nın izniyle adaya gitmesi bekleniyor. Heyette MHP adına Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız'ın, AK Parti adına Hüseyin Yayman'ın ve DEM Parti adına Gülistan Kılıç Koçyiğit'in yer alacağı kesinleşti. Yeni Yol Grubu'nun ve CHP'nin üye vermemesiyle birlikte heyetin, süreci destekleyen partilerin temsilcileriyle sınırlı kalacağı netleşmiş oldu.

İmamoğlu iddianamesine 'Özel' tepki: Haysiyet cellatlığı son bulmalı! Haber

İmamoğlu iddianamesine 'Özel' tepki: Haysiyet cellatlığı son bulmalı!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Grup Toplantısı'nda gerçekleştirilen konuşmasında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" iddianamesine yönelik sert eleştirilerini dile getirirken, ekonomi politikaları hakkında da çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Özel, duruşmaların TRT dahil olmak üzere tüm kanallarda canlı yayınlanmasını içeren kanun teklifini yeniden gündeme getirdi. ANKARA (İGFA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının büyük bölümünü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından oluşturulan "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" iddianamesine ayıran Özel, iddianamenin birçok kamuoyuna yansıyan iddiayı içermediğini ifade ederek bu duruma tepki gösterdi. “BU İDDİANAMEYLE HAYSİYET CELLATLIĞI YAPILIYOR” İddianameye ilişkin bir video izleterek konuşmasını zenginleştiren Özel, hazırlanan dosyanın siyasi amaçlı kullanıldığını savunarak, “Anketlere göre toplumun yüzde 65’i bu iddialara inanmıyor. Bizi bütün yaz bu iddialarla oyaladılar. O maaşla gazetecilik yapılır, yorumculuk yapılır ama bu yapılır mı? Bir özür duyacak mıyız?” şeklinde konuştu. https://twitter.com/eczozgurozel/status/1990749244584833162 İddianamenin kabulünün ardından tutuksuz yargılama yapılması gerektiğini belirten Özel, “Lafa, yalana, iftiraya pabuç bırakmayacağız. Herkes çıkıp kendisini savunmalıdır. Bu haysiyet cellatlığı son bulmalıdır.” sözlerini kullandı. Özgür Özel, İmamoğlu’nun tutuklanma süreci ve oğlu hakkında verilen bloke kararına da değinerek, bu gelişmeleri "siyasi operasyon" olarak değerlendirdi. Özel, “Allah ne bizi, ne de yaz boyunca ekranlarda bunları anlatanları mahcup etmedi" ifadelerini kullanarak, "Bir iddianame gelecek; biz yargılanan değil, yargılayan olacağız demiştim. Henüz başlıyoruz.” dedi. Ayrıca mayıs ayında sundukları, duruşmaların TRT dahil tüm kanallarda canlı verilmesi yönündeki yasa teklifini hatırlatarak, “Hodri meydan, bu kanunu bu hafta çıkaralım.” çağrısında bulundu. EKONOMİ ELEŞTİRİSİ: “TÜRKİYE’DE DANA KIYMA 21 DOLAR” Ekonomik duruma da vurgu yapan CHP Genel Başkanı Özel, emekli maaşları ve asgari ücretin yıllar içindeki değer kaybını örneklerle aktardı. Denizli'den sektör temsilcilerinin kendisine hediye ettiği pamuk dallarını gösteren Özel, “Bir kilo pamuk 2,5 litre mazot alıyordu. Bugün 2,5 kilo pamuk sadece 1 litre mazot alabiliyor” diye konuştu. Bu duruma buğday üreticilerinin de dikkat çekmesi gerektiğini vurgulayan Özel, Konya’da çiftçilerin geçmişte 1 kilo buğdayla 1 litre mazot alabilirken, artık 6 kilo buğdaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Et fiyatlarına da odaklanan Özel, “Dünyada dana kıyma ortalama 7 dolar. Bulgaristan’da 6,5 dolar; Yunanistan ve Almanya’da 7,5 dolar; Macaristan’da 9 dolar iken, Türkiye’de 21 dolar, yani 900 lira.” değerlendirmesini yaptı. Diğer ülkelerde emeklilerin gelirinin karşılaştırıldığında çok düşük kaldığını belirten CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Hans, Türkiye’deki emeklinin 15 katı maaş alıyor. O 7,5 dolara kıyma alırken, Türkiye’de emeklinin 900 liraya kıyma alması gerekiyor.” dedi. Özel ayrıca gelecek hafta CHP'nin kalkınma programının lansmanını yapacaklarını da duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.