>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ateşkes

NEWSTURK - Ateşkes haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ateşkes haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Son Dakika: İran ve ABD Arasında 15 Günlük Ateşkes Kararı Haber

Son Dakika: İran ve ABD Arasında 15 Günlük Ateşkes Kararı

İran İsrail Savaşı Son Durum: Trump ve Tahran 15 Günlük Ateşkes İçin Anlaştı ​Orta Doğu’da 28 Şubat 2026’da başlayan ve küresel sistemin temellerini sarsan çatışmalarda bugün tarihi bir kırılma yaşanıyor. İran İsrail savaşı son durum verilerine göre, 39 gündür devam eden yoğun bombardıman ve karşılıklı füze saldırılarının ardından taraflar, Pakistan’ın arabuluculuğunda 15 günlük geçici bir ateşkes için el sıkıştı. ABD Başkanı Donald Trump’ın "Hürmüz Boğazı'nın tamamen trafiğe açılması" şartıyla kabul ettiği bu duraklama, bölgede topyekûn bir imha savaşının eşiğinden dönülüp dönülmeyeceğine dair ilk somut umut ışığını yaktı. Tahran kanadı, yeni liderlik yapısı altında müzakere masasına oturmayı kabul ederken, İsrail’in bu sürece dair mesafeli tutumu diplomatik kulislerdeki gerginliği koruyor. ​Hürmüz Boğazı Şartı ve Trump'ın Diplomatik Manevrası ​Savaşın seyrini değiştiren en kritik hamle, ABD Başkanı Donald Trump’ın gece yarısı Truth Social üzerinden yaptığı açıklama oldu. Trump, İran’a yönelik operasyonların devam edeceği yönündeki sert retoriğini esneterek, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in yürüttüğü mekik diplomasisinin sonuç verdiğini duyurdu. Ateşkesin en temel ön koşulu, İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından kontrol altında tutulan ve küresel enerji arzının şah damarı olan Hürmüz Boğazı’nın derhal uluslararası seyrüsefere açılması olarak belirlendi. ​Trump, paylaşımında "İran’a tanıdığım sürenin dolmasına saatler kala, Pakistan'ın sunduğu ve Hürmüz’ün açılmasını kapsayan öneriyi kabul ettim. Bombardımanlar 15 gün boyunca ertelenmiştir," ifadelerini kullanarak sahadaki askeri operasyonların askıya alındığını resmen teyit etti. Bu hamle, varil fiyatı 107 doları aşan petrol piyasalarında kısa süreli bir nefes alma alanı yaratsa da, Washington’ın bu süreci bir "teslimiyet protokolü" olarak gördüğü açıkça hissediliyor. ​Pakistan'ın Kritik Rolü ve İslamabad Zirvesi ​Bu süreçte İslamabad, krizin başından bu yana üstlendiği "dengeleyici" rolü bir üst seviyeye taşıdı. İran ve ABD arasındaki köprülerin tamamen atıldığı bir dönemde Pakistan ordusunun garantörlüğü, her iki tarafın da kabul edebileceği tek formül olarak öne çıktı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ateşkes süreci boyunca Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin İran ordusuyla koordineli bir şekilde sağlanacağını ve güvenlik protokollerinin yeniden düzenleneceğini açıkladı. ​İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, müzakerelerin en geç 15 gün içinde İslamabad’da neticelendirilmesini hedefliyor. Tahran’dan gelen açıklamalar, "sahadaki askeri kazanımların siyasi bir tescile dönüştürülmesi" vurgusuyla dikkat çekiyor. Ancak bu söylem, özellikle Tel Aviv cephesinde kuşkuyla karşılanıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Trump’a "savaşın bu aşamasında bir anlaşma yapılmaması" yönünde baskı kurduğu iddiaları, ateşkesin ne kadar kırılgan bir zeminde olduğunu kanıtlar nitelikte. ​İran İsrail Savaşı Son Durum: Sahadaki Kayıplar ve Enerji Krizi ​Savaşın 39. gününe girilirken bilanço her geçen saat ağırlaşıyor. Pentagon kaynakları ve bağımsız gözlemciler, İran’ın askeri altyapısının ciddi oranda hasar aldığını belirtiyor. Bugüne kadar 6 binin üzerinde İranlı askeri personelin hayatını kaybettiği, 190’dan fazla balistik füze rampasının ve 150’ye yakın deniz aracının imha edildiği tahmin ediliyor. Ancak İran’ın misilleme kapasitesi de küçümsenmeyecek boyutta; ABD’nin 23 yıl sonra ilk kez bir çatışmada F-15E savaş uçağı kaybetmesi ve İsrail savunma bakanlığı kompleksinin yakınına düşen çok başlıklı füzeler, Tahran'ın savunma direncini simgeliyor. ​İnsani boyutta ise durum bir felakete evrilmiş vaziyette. 90 milyonu aşkın sivil, hem ekonomik yaptırımların getirdiği gıda ve ilaç kıtlığıyla hem de enerji altyapısına yönelik saldırılarla mücadele ediyor. Buşehr Nükleer Enerji Santrali çevresindeki askeri hareketlilik, bölgede olası bir radyoaktif serpinti riskini de gündemde tutuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’nin yaptığı uyarılar, nükleer tesislerin hedef alınmasının sadece İran’ı değil, tüm Basra Körfezi ülkelerini yaşanamaz hale getirebileceği yönünde. ​Liderlik Değişimi ve Tahran'ın Yeni Stratejisi ​Ateşkesin kabul edilmesindeki en önemli faktörlerden biri de İran’ın iç siyasetindeki dramatik değişim. Savaşın ilk haftalarında gerçekleşen saldırılarda Ali Hamaney ve Ali Laricani gibi isimlerin devre dışı kalmasının ardından, yönetimi Mücteba Hamaney’in devraldığı resmen doğrulanmış durumda. Yeni liderliğin, savaşın yıkıcı etkilerini sınırlamak ve rejimin bekasını korumak adına diplomasiye kapı araladığı görülüyor. Mücteba Hamaney’in onayıyla yürütülen müzakereler, İran’ın "stratejik sabır" politikasından "stratejik realizm"e geçtiğinin bir işareti olarak okunabilir. ​Küresel Petrol Piyasalarında Ateşkes Yankısı ​Ateşkes haberinin duyulmasıyla birlikte, haftalardır panik alımlarıyla rekor kıran ham petrol fiyatlarında %8’lik bir geri çekilme yaşandı. Ancak analistler, 15 günlük sürenin kalıcı bir barışa dönüşmemesi durumunda Hürmüz Boğazı’ndaki risklerin fiyatlanmaya devam edeceğini vurguluyor. Küresel enerji arzının %20’sinin geçtiği bu darboğazın kapalı kalması, Avrupa ve Asya ekonomileri için geri dönüşü olmayan bir enflasyonist süreci tetikleyebilir. ​İngiltere’nin ABD’ye "savunma operasyonları" için üs kullanım izni vermesi ve Rusya ile Çin’in BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto hamleleri, krizin sadece bölgesel değil, çok kutuplu bir dünya düzeninin hesaplaşma alanı olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki 15 gün, Orta Doğu’nun önümüzdeki yirmi yılını şekillendirecek olan diplomasi trafiğine sahne olacak.

Yüz Binler Yollarda: Gazze'nin kuzeyine dönüş Başladı Haber

Yüz Binler Yollarda: Gazze'nin kuzeyine dönüş Başladı

Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girmesiyle birlikte, merakla beklenen Gazze'nin kuzeyine dönüş süreci başladı. İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle Gazze Şeridi'nin güneyine göç etmek zorunda kalan yüz binlerce Filistinli, ateşkesin ilk anlarından itibaren kuzeydeki evlerinin bulunduğu bölgelere doğru yola çıktı. Özellikle Gazze Şeridi'ni kuzeyden güneye bağlayan ana arter olan Salah al-Din Caddesi üzerinde yoğun bir insan hareketi gözlemlendi. Yanlarına alabildikleri az sayıdaki eşyalarıyla yayan olarak yola çıkan ailelerin, yıkım ve enkaz yığınları arasında ilerlediği anlar, yaşanan insani dramın boyutunu ortaya koydu. ​İsrail ordusu, saldırıların ilk dönemlerinde Gazze kentinde ve kuzey bölgelerinde yaşayan sivillerden, bölgeyi güneye doğru tahliye etmelerini istemişti. Bu zorunlu göçün ardından evlerini ve yaşam alanlarını terk eden Filistinliler, ateşkesin sağlanmasını bir fırsat bilerek geri dönme kararı aldı. Ancak döndükleri bölgeler, yoğun bombardımanlar sonucunda büyük ölçüde yıkıma uğramış ve yaşanmaz hale gelmiş durumdadır. Buna rağmen, Filistinliler enkaz haline gelen evlerini ve mahallelerini görmek ve kalan eşyalarını kurtarmak için bu zorlu yolculuğu göze almaktadır. Dönüş yolundaki kalabalık, her yaştan insanın bulunmasıyla dikkat çekerken, sürecin ne kadar zorlu şartlar altında gerçekleştiği uluslararası ajanslar tarafından belgelenmektedir. Enkazlar Arasındaki Zorlu Gazze'nin kuzeyine dönüş Yolculuğu Dönüş yolculuğu, tamamen yıkılmış altyapı ve enkazlarla dolu yollar nedeniyle büyük zorluklar içermektedir. Araç trafiğine kapalı olan yollarda insanlar, kilometrelerce yolu yürüyerek katetmek zorunda kalıyor. Ateşkes süresince devam etmesi beklenen Gazze'nin kuzeyine dönüş hareketliliğinin, bölgedeki insani durumu daha da karmaşık hale getirebileceği belirtiliyor. Geri dönenlerin barınma, gıda ve temiz su gibi temel ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı, önümüzdeki günlerin en önemli sorunları arasında yer alıyor. Filistinlilerin bu kitlesel geri dönüşü, evlerine ve topraklarına olan bağlılıklarının bir göstergesi olarak kabul edilmektedir.

Ahmed Şara'dan Süveyda Açıklaması: Birlik Vurgusu Haber

Ahmed Şara'dan Süveyda Açıklaması: Birlik Vurgusu

Ahmed Şara'dan Süveyda Açıklaması: Bölgede Güvenlik Sağlanıyor Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ülkenin güneybatısında yer alan ve çoğunlukla Dürzi nüfusunun yaşadığı Süveyda vilayetinde yaşanan son olaylara ilişkin kapsamlı bir Süveyda açıklaması gerçekleştirdi. Televizyon aracılığıyla ulusa seslenen Şara, bölgedeki güvenlik durumunun yeniden tesis edilmesi ve toplumsal birliğin korunması adına atılan adımları detaylandırdı. Açıklamada, yerel gruplar arasındaki şiddetli çatışmaların devletin müdahalesiyle kontrol altına alındığı ve durumun tamamen kontrolden çıkmasının engellendiği vurgulandı. Şara, konuşmasının başında Dürzi halkına doğrudan hitap ederek, toplumsal birliği hedef alan her türlü girişime karşı devletin kararlılıkla duracağını belirtti. "Dış güçlere bel bağlamak ve Süveyda'yı uluslararası çatışmalarda bir araç olarak kullanmak, Suriye halkının çıkarlarına hizmet etmez; tam tersine, krizi derinleştirir ve ülkenin birliğini tehlikeye atar" ifadelerini kullandı. Bu söylem, bölgedeki dış müdahale girişimlerine karşı net bir duruş sergilendiğini ortaya koydu. Süveyda açıklaması : Ateşkes ve Toplumsal Birlik Çağrısı Ahmed Şara, konuşmasında aşiret liderlerine ve yerel gruplara çağrıda bulunarak ateşkese tam anlamıyla uymalarını ve devletin talimatlarına itaat etmelerini talep etti. Şara, "Tarih boyunca Arap aşiretleri ülkenin birliğini ve istikrarını koruma konusunda önemli bir rol oynamıştır. Ancak bazı gruplar, yalnızca kendi çıkarlarını korumak için bu tehditlerle tek başlarına mücadele etmeye çalıştı. Bu tür yaklaşımlar, devletin yerini alamaz ve Suriye'nin güvenliğini sağlayabilecek yegane otorite devlettir" dedi. Bu açıklamalar, Suriye hükümetinin merkezi otoritesini pekiştirme ve bölgedeki yerel unsurları ulusal çatının altında toplama niyetini gösteriyor. Suriye Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan ek bir açıklamada ise, hassas koşullar nedeniyle sivillerin korunması, toprak bütünlüğü ve kamu güvenliği için derhal ve kapsamlı bir ateşkes ilan edildiği belirtildi. Ayrıca güvenlik güçlerinin yeniden konuşlanmaya başladığı bilgisi de paylaşıldı. Bu adımların, Süveyda'da yaşanan insani krizin hafifletilmesi ve istikrarın sağlanması açısından kritik öneme sahip olduğu değerlendiriliyor. Yüzlerce ailenin çatışma bölgelerinden güvenli alanlara tahliye edildiği ve Dera Valiliği'nin Dürzi silahlı gruplar tarafından yerinden edilen Bedevi aşiretlerine mensup aileleri tespit ettiği bilgisi de açıklamalar arasında yer aldı. Şara, uluslararası aktörlerin rolüne de değinerek, bu süreçte verdikleri destek için ABD'ye teşekkür etti. Ayrıca Türkiye, Arap ülkeleri, Avrupa Birliği, Rusya ve Çin'in de kararlı bir duruş sergilediğini ifade etti. Bu durum, Suriye'deki gelişmelerin bölgesel ve uluslararası düzeyde yakından takip edildiğini ve çeşitli ülkelerin çözüm arayışlarına katkıda bulunduğunu gösteriyor. Süveyda'daki gelişmeler, Suriye'nin geleceği ve bölgesel dengeler açısından yakından izlenmeye devam edecek.

Hamas’tan Ateşkes Yanıtı: 10 Esir Serbest Haber

Hamas’tan Ateşkes Yanıtı: 10 Esir Serbest

Hamas'tan ABD'nin Ateşkes Önerisine Şartlı Yanıt: 10 Esir Serbest Bırakılacak 31 Mayıs 2025 tarihinde Hamas, ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından sunulan ateşkes önerisine yanıt verdi. Hamas, arabuluculara teslim ettiği cevabında, Gazze Şeridi'nde tutulan 10 hayatta olan İsrailli esirin serbest bırakılacağını ve 18 esirin cenazesinin teslim edileceğini açıkladı. Bu adımın karşılığında, İsrail'in belirli sayıda Filistinli mahkumu serbest bırakması bekleniyor. Hamas'ın açıklamasında, teklifin kalıcı bir ateşkesin sağlanması, Gazze Şeridi'nden kapsamlı bir İsrail çekilmesi ve bölgeye insani yardımın kesintisiz ulaşmasının temin edilmesini amaçladığı belirtildi. Hamas, yanıtlarının "bir dizi ulusal istişarenin ardından" geldiğini ifade etti. ABD Orta Doğu Temsilcisi Steve Witkoff, Hamas'ın cevabını "hiçbir şekilde kabul edilemez" olarak nitelendirdi ve bu yanıtın süreci geriye götürdüğünü belirtti. Witkoff, Hamas'a sundukları çerçeve önerisini kabul etmesi çağrısında bulundu ve 60 günlük bir ateşkesin sağlanmasının tek yolunun bu önerinin kabulünden geçtiğini vurguladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Hamas'ın yanıtını bir "ret" olarak değerlendirdiği bildirildi. İsrail, Hamas'ın tamamen silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi'nde tutulan tüm esirlerin iadesini savaşın sona ermesi için ön koşul olarak öne sürüyor. Hamas ise, İsrail'in Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesini ve savaşı sona erdirme taahhüdünde bulunmasını talep ediyor. Bu gelişmeler, taraflar arasındaki derin güvensizliği ve çatışmanın sona erdirilmesine yönelik zorlukları bir kez daha gözler önüne seriyor.

Gazze'de Ateşkes Kapıda. HAMAS ve ABD Anlaştı Haber

Gazze'de Ateşkes Kapıda. HAMAS ve ABD Anlaştı

Hamas: Kalıcı Ateşkes İçin Çerçeve Üzerinde Anlaşıldı, Nihai Yanıt Bekleniyor Hamas, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden saldırıları karşısında ateşkes sağlanması yönünde yürütülen diplomatik temaslara ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesi için yoğun çaba sarf edildiği belirtilirken, son girişimin ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yapılan görüşmeler kapsamında gerçekleştiği ifade edildi. Hamas, söz konusu görüşmelerde, kalıcı bir ateşkesin sağlanması, İsrail güçlerinin Gazze’den tamamen çekilmesi, insani yardımın engelsiz biçimde bölgeye ulaştırılması ve mutabakatın ardından Gazze’nin yönetiminin profesyonel bir komiteye devredilmesini içeren genel bir çerçeve üzerinde anlaşmaya varıldığını duyurdu. Ayrıca, anlaşmanın bir parçası olarak Gazze’de tutulan 10 İsrailli esirin ve bazı İsrailli cenazelerin teslim edilmesinin, karşılığında ise belirlenen sayıda Filistinli mahkumun serbest bırakılmasının öngörüldüğü aktarıldı. Bu süreçte arabulucuların teminat verdiği de vurgulandı. Hamas, bu çerçeveye ilişkin nihai yanıtını henüz vermediğini ve süreçte ilerleme sağlanması için bekleyişin sürdüğünü bildirdi. Öte yandan, İsrail ve ABD cephesinden konuyla ilgili resmi bir açıklama yapılmış değil. Hamas’a yakın kaynaklar, hareketin Witkoff’un sunduğu ateşkes önerisini kabul ettiğini öne sürerken, Axios haber sitesinden Barak Ravid’in aktardığına göre, Witkoff bu iddiaları yalanladı ve Hamas’ın tutumunu “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Gelişmeler, bölgede tansiyonun düşürülmesine yönelik diplomatik girişimlerin seyrine dair belirsizliği koruyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.