>G-T1PWPZ8J68
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Abd

NEWSTURK - Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Son Dakika: İran ve ABD Arasında 15 Günlük Ateşkes Kararı Haber

Son Dakika: İran ve ABD Arasında 15 Günlük Ateşkes Kararı

İran İsrail Savaşı Son Durum: Trump ve Tahran 15 Günlük Ateşkes İçin Anlaştı ​Orta Doğu’da 28 Şubat 2026’da başlayan ve küresel sistemin temellerini sarsan çatışmalarda bugün tarihi bir kırılma yaşanıyor. İran İsrail savaşı son durum verilerine göre, 39 gündür devam eden yoğun bombardıman ve karşılıklı füze saldırılarının ardından taraflar, Pakistan’ın arabuluculuğunda 15 günlük geçici bir ateşkes için el sıkıştı. ABD Başkanı Donald Trump’ın "Hürmüz Boğazı'nın tamamen trafiğe açılması" şartıyla kabul ettiği bu duraklama, bölgede topyekûn bir imha savaşının eşiğinden dönülüp dönülmeyeceğine dair ilk somut umut ışığını yaktı. Tahran kanadı, yeni liderlik yapısı altında müzakere masasına oturmayı kabul ederken, İsrail’in bu sürece dair mesafeli tutumu diplomatik kulislerdeki gerginliği koruyor. ​Hürmüz Boğazı Şartı ve Trump'ın Diplomatik Manevrası ​Savaşın seyrini değiştiren en kritik hamle, ABD Başkanı Donald Trump’ın gece yarısı Truth Social üzerinden yaptığı açıklama oldu. Trump, İran’a yönelik operasyonların devam edeceği yönündeki sert retoriğini esneterek, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in yürüttüğü mekik diplomasisinin sonuç verdiğini duyurdu. Ateşkesin en temel ön koşulu, İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından kontrol altında tutulan ve küresel enerji arzının şah damarı olan Hürmüz Boğazı’nın derhal uluslararası seyrüsefere açılması olarak belirlendi. ​Trump, paylaşımında "İran’a tanıdığım sürenin dolmasına saatler kala, Pakistan'ın sunduğu ve Hürmüz’ün açılmasını kapsayan öneriyi kabul ettim. Bombardımanlar 15 gün boyunca ertelenmiştir," ifadelerini kullanarak sahadaki askeri operasyonların askıya alındığını resmen teyit etti. Bu hamle, varil fiyatı 107 doları aşan petrol piyasalarında kısa süreli bir nefes alma alanı yaratsa da, Washington’ın bu süreci bir "teslimiyet protokolü" olarak gördüğü açıkça hissediliyor. ​Pakistan'ın Kritik Rolü ve İslamabad Zirvesi ​Bu süreçte İslamabad, krizin başından bu yana üstlendiği "dengeleyici" rolü bir üst seviyeye taşıdı. İran ve ABD arasındaki köprülerin tamamen atıldığı bir dönemde Pakistan ordusunun garantörlüğü, her iki tarafın da kabul edebileceği tek formül olarak öne çıktı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ateşkes süreci boyunca Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin İran ordusuyla koordineli bir şekilde sağlanacağını ve güvenlik protokollerinin yeniden düzenleneceğini açıkladı. ​İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, müzakerelerin en geç 15 gün içinde İslamabad’da neticelendirilmesini hedefliyor. Tahran’dan gelen açıklamalar, "sahadaki askeri kazanımların siyasi bir tescile dönüştürülmesi" vurgusuyla dikkat çekiyor. Ancak bu söylem, özellikle Tel Aviv cephesinde kuşkuyla karşılanıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Trump’a "savaşın bu aşamasında bir anlaşma yapılmaması" yönünde baskı kurduğu iddiaları, ateşkesin ne kadar kırılgan bir zeminde olduğunu kanıtlar nitelikte. ​İran İsrail Savaşı Son Durum: Sahadaki Kayıplar ve Enerji Krizi ​Savaşın 39. gününe girilirken bilanço her geçen saat ağırlaşıyor. Pentagon kaynakları ve bağımsız gözlemciler, İran’ın askeri altyapısının ciddi oranda hasar aldığını belirtiyor. Bugüne kadar 6 binin üzerinde İranlı askeri personelin hayatını kaybettiği, 190’dan fazla balistik füze rampasının ve 150’ye yakın deniz aracının imha edildiği tahmin ediliyor. Ancak İran’ın misilleme kapasitesi de küçümsenmeyecek boyutta; ABD’nin 23 yıl sonra ilk kez bir çatışmada F-15E savaş uçağı kaybetmesi ve İsrail savunma bakanlığı kompleksinin yakınına düşen çok başlıklı füzeler, Tahran'ın savunma direncini simgeliyor. ​İnsani boyutta ise durum bir felakete evrilmiş vaziyette. 90 milyonu aşkın sivil, hem ekonomik yaptırımların getirdiği gıda ve ilaç kıtlığıyla hem de enerji altyapısına yönelik saldırılarla mücadele ediyor. Buşehr Nükleer Enerji Santrali çevresindeki askeri hareketlilik, bölgede olası bir radyoaktif serpinti riskini de gündemde tutuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’nin yaptığı uyarılar, nükleer tesislerin hedef alınmasının sadece İran’ı değil, tüm Basra Körfezi ülkelerini yaşanamaz hale getirebileceği yönünde. ​Liderlik Değişimi ve Tahran'ın Yeni Stratejisi ​Ateşkesin kabul edilmesindeki en önemli faktörlerden biri de İran’ın iç siyasetindeki dramatik değişim. Savaşın ilk haftalarında gerçekleşen saldırılarda Ali Hamaney ve Ali Laricani gibi isimlerin devre dışı kalmasının ardından, yönetimi Mücteba Hamaney’in devraldığı resmen doğrulanmış durumda. Yeni liderliğin, savaşın yıkıcı etkilerini sınırlamak ve rejimin bekasını korumak adına diplomasiye kapı araladığı görülüyor. Mücteba Hamaney’in onayıyla yürütülen müzakereler, İran’ın "stratejik sabır" politikasından "stratejik realizm"e geçtiğinin bir işareti olarak okunabilir. ​Küresel Petrol Piyasalarında Ateşkes Yankısı ​Ateşkes haberinin duyulmasıyla birlikte, haftalardır panik alımlarıyla rekor kıran ham petrol fiyatlarında %8’lik bir geri çekilme yaşandı. Ancak analistler, 15 günlük sürenin kalıcı bir barışa dönüşmemesi durumunda Hürmüz Boğazı’ndaki risklerin fiyatlanmaya devam edeceğini vurguluyor. Küresel enerji arzının %20’sinin geçtiği bu darboğazın kapalı kalması, Avrupa ve Asya ekonomileri için geri dönüşü olmayan bir enflasyonist süreci tetikleyebilir. ​İngiltere’nin ABD’ye "savunma operasyonları" için üs kullanım izni vermesi ve Rusya ile Çin’in BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto hamleleri, krizin sadece bölgesel değil, çok kutuplu bir dünya düzeninin hesaplaşma alanı olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki 15 gün, Orta Doğu’nun önümüzdeki yirmi yılını şekillendirecek olan diplomasi trafiğine sahne olacak.

Kırmızı bültenle aranan 40 suçlu Türkiye'ye getirildi Haber

Kırmızı bültenle aranan 40 suçlu Türkiye'ye getirildi

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, kırmızı bülten ile ulusal düzeyde aranan toplam 40 suçlunun, 9 farklı ülkeden Türkiye’ye getirildiğini duyurdu. ANKARA (İGFA) - İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, uluslararası ve ulusal düzeyde aranan suçlulara yönelik operasyonların önemine dikkat çekti. Yerlikaya'nın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamaya göre, kırmızı bülten ve ulusal düzeyde aranan 40 kişi başarılı bir şekilde yakalanarak Türkiye'ye getirildi. Suçluların; Gürcistan, Almanya, Bulgaristan, ABD, Hırvatistan, İsviçre, Karadağ, Rusya ve Yunanistan'da yakalandığı açıklandı. Aralarında "kasten öldürme", "uyuşturucu madde ticareti", "suç örgütüne üyelik", "yağma", "çocuğun cinsel istismarı" ve "bilişim yoluyla dolandırıcılık" gibi ağır suçlar bulunan şahıslar kırmızı bülten ile aranıyordu. https://twitter.com/AliYerlikaya/status/2006952524306092291 Ulusal düzeyde aranan şahısların ise terör propagandası, dolandırıcılık, hırsızlık, zimmet, sahtecilik ve ruhsatsız silah bulundurma gibi suçlarla suçlandığı bildirildi. Yakalanan suçluların büyük kısmının Gürcistan’da tespit edilerek Türkiye'ye iade sürecinin tamamlandığı belirtildi. Bakan Yerlikaya, başarılı operasyon dolayısıyla Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı yetkilileri ile istihbarat, KOM, Narkotik, Asayiş, Siber Suçlarla Mücadele ve Terörle Mücadele birimlerine teşekkürlerini iletti.

Play-off Rakiplerimiz belli oldu... Türkiye, Romanya ile eşleşti Haber

Play-off Rakiplerimiz belli oldu... Türkiye, Romanya ile eşleşti

2026 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off turunda A Milli Takımımız, yarı finalde Romanya ile karşılaşacak. Karşılaşma, 26 Mart 2026 tarihinde Türkiye'de yapılacak. İSTANBUL (İGFA) -ABD, Meksika ve Kanada’nın ortaklaşa düzenleyeceği 2026 FIFA Dünya Kupası’na Avrupa’dan gidecek son takımların belirleneceği play-off etabının kuraları, İsviçre'nin Zürih kentindeki FIFA merkezinde çekildi. Törende ilk olarak kıtalararası play-off kuraları çekildi; ardından A Milli Takımımızın da yer aldığı Avrupa Elemeleri play-off eşleşmeleri açıklandı. https://twitter.com/MilliTakimlar/status/1991522186880864624 Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri arasında Genel Sekreter Abdullah Ayaz, A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella, Dış İlişkiler ve Milli Takımlar İdari Direktörü Buğra İmamoğulları ve A–U21 Milli Takım İdari Müdürü Mert Tuncay hazır bulundu. Eski futbol yıldızları Christian Karembeu, Marco Materazzi ve Martin Dahlin tarafından çekilen kuralar, FIFA Başkanı Gianni Infantino'nun konuşmasının ardından yapıldı. Birinci torbada yer alan A Milli Takımımız, play-off yarı finalinde Romanya ile eşleşti. Türkiye-Romanya karşılaşması 26 Mart 2026'da Türkiye’de oynanacak. A Milli Takımımız, eğer Romanya'yı geçebilirse, Slovakya-Kosova maçının galibi ile 31 Mart 2026 Salı günü deplasmanda final oynayacak. Play-off turuna dahil olan toplam 16 takım, 4 ayrı güzergâhta 4’erli gruplar şeklinde mücadele edecek. Yarı final ve final maçları, tek maç formatında 26 ve 31 Mart 2026 tarihlerinde yapılacak. Dört güzergâhın sonunda başarılı olan ekipler, Avrupa’nın 2026 Dünya Kupası’na göndereceği son dört takım olarak belirlenecek.

Prof.Dr. Ümit Özdağ'dan Basın Açıklaması. Sert Mesajlar Haber

Prof.Dr. Ümit Özdağ'dan Basın Açıklaması. Sert Mesajlar

Zafer Partisi Genel Merkezi'nde düzenlenen haftalık toplantıda konuşan Prof. Dr. Ümit Özdağ, ülke gündemine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Ümit Özdağ basın açıklaması kapsamında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kuruluş yıl dönümünden toplumsal asayiş olaylarına, anayasa tartışmalarından terörle mücadele stratejilerine kadar geniş bir yelpazede eleştirilerini dile getirdi. Özdağ, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu "güvenlik ve asayişin kalmadığı bir dönem" olarak nitelendirirken, hükümetin dış politika hamlelerini de sert bir dille eleştirdi. ​Kıbrıs'ta "İki Devletli Çözüm" Israrı ve Mavi Vatan Uyarısı ​Toplantının ilk gündem maddesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) 42. kuruluş yıl dönümüydü. Özdağ, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık mücadelesini ve kurucu liderler Dr. Fazıl Küçük ile Rauf Denktaş'ı anarak başladığı konuşmasında, adadaki siyasi çözüm süreçlerine değindi. Raporların ortak görüşü, Özdağ'ın federasyon temelli çözüm önerilerini kesin bir dille reddettiğini ve "tek yolun iki ayrı bağımsız devlet" olduğunu vurguladığını gösteriyor. ​Özdağ, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) silahlanma faaliyetlerine ve bölgedeki askeri hareketliliğe dikkat çekti. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Rum kesimine yönelik silah ambargosunu kaldırması ve İsrail ile yapılan askeri tatbikatların Türkiye için bir tehdit unsuru olduğunu belirtti. Açıklamada, Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki adalar üzerindeki egemenlik iddialarına karşı hükümetin sessiz kaldığı savunulurken, "Mavi Vatan'ın unutulduğu" eleştirisi öne çıktı. ​Toplumsal Travmalar: İstanbul ve Şanlıurfa'daki Ölümler ​Basın toplantısının en dikkat çeken bölümlerinden biri, son günlerde Türkiye'yi sarsan iki ayrı trajediye ayrıldı. Özdağ, İstanbul'da yaşanan ve "Böcek ailesi" olarak bilinen dört kişilik bir ailenin şüpheli ölümüne değindi. İstanbul Fatih'te meydana gelen olayda, anne, baba ve iki çocuğun hayatını kaybetmesi, kamuoyunda derin bir üzüntü yaratmıştı. Adli Tıp Kurumu raporlarına da yansıyan olayda, kimyasal zehirlenme şüpheleri üzerinde durulurken, Özdağ bu durumu ekonomik ve sosyal çöküşün bir yansıması olarak değerlendirdi. ​Bir diğer vahim olay ise Şanlıurfa'da yaşandı. Bir marangoz atölyesinde çalışan 15 yaşındaki çırak Muhammed Kendirci'nin, ustası tarafından maruz kaldığı şiddet sonucu hayatını kaybetmesi, toplantıda "toplumsal vicdanın kanadığı" bir örnek olarak sunuldu. Basına yansıyan bilgilere göre, çocuğun kompresörle hava verilerek işkenceye uğraması ve hastanede yaşamını yitirmesi, çocuk işçiliği ve şiddet sarmalı tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Özdağ, bu olayları "Türkiye'de artık güven ve asayişin kalmadığının kanıtı" olarak sundu. ​"Yeni Süreç" ve Anayasa Tartışmalarına Sert Tepki ​Ümit Özdağ basın açıklamasının siyasi ayağında ise, son dönemde alevlenen "yeni çözüm süreci" ve anayasa değişikliği tartışmaları vardı. Özdağ, iktidar kanadından ve MHP lideri Devlet Bahçeli'den gelen, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın mecliste konuşma yapmasına yönelik çağrıları "tarihi bir hata" olarak nitelendirdi. Özdağ, bu tür girişimlerin "devletin terör örgütü karşısında diz çökmesi" anlamına geleceğini savundu. ​Özdağ, mecliste kurulması planlanan komisyonlara üye verecek milletvekillerine de seslendi. NewsTurk tarafından takip edilen süreçte, Özdağ'ın "Tarihe teröristin ayağına giden vekil olarak geçmeyin" çağrısı, siyasi kulislerde yankı uyandırdı. Ayrıca, hükümetin "İkinci Cumhuriyet" veya "Yeni Devlet" adı altında anayasal düzeni değiştirmeyi hedeflediğini iddia eden Özdağ, Zafer Partisi'nin bu süreçte üniter devlet yapısını ve anayasanın ilk dört maddesini savunmaya devam edeceğini belirtti. ​Bölgesel Tehditler ve "Teröristan" İddiası ​Konuşmanın dış politika bölümünde, Suriye ve Irak'ın kuzeyindeki gelişmeler ele alındı. Özdağ, bölgede bir "Teröristan" kurulmaya çalışıldığını ve bunun Türkiye'nin toprak bütünlüğünü tehdit ettiğini öne sürdü. ABD ve İsrail'in bölgedeki stratejik hamlelerinin, Türkiye'nin güney sınırlarında fiili bir durum yarattığını belirten Özdağ, hükümetin bu gelişmelere karşı daha kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini ifade etti. Golan Tepeleri örneğini vererek sınır güvenliğindeki zafiyetlere dikkat çekti. ​Zafer Partisi lideri, konuşmasını Türk milletine birlik çağrısı yaparak sonlandırdı. Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve siyasi krizden çıkışın ancak ulusal egemenliğe sahip çıkılarak mümkün olacağını vurguladı.

"Rus gazı kesiliyor, enerji krizi kapıda" iddialarına yalanlama Haber

"Rus gazı kesiliyor, enerji krizi kapıda" iddialarına yalanlama

İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bazı basın organlarında yer alan “Türkiye’nin ABD ile LNG anlaşması nedeniyle Rus gazı alımını durduracağı” yönündeki iddiaların asılsız olduğunu belirtti. ANKARA (İGFA) - İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Türkiye’nin ABD’den LNG alması nedeniyle Rus gazı alımının kesileceği ve enerji krizi yaşanacağı iddialarının doğru olmadığını açıkladı. Açıklamada Türkiye’nin mevcut boru hattı, LNG terminali ve doğal gaz depolama altyapısı ile bölgenin en güçlü arz güvenliği kapasitesine sahip ülkeler arasında yer aldığı belirtildi. “GAZ TEDARİĞİ RUSYA'DAN KESİNTİSİZ DEVAM EDİYOR” DMM, Rusya Federasyonu ile doğal gaz tedarikinin, ilgili kurumlar arasında imzalanan uzun vadeli sözleşmeler kapsamında planlandığı şekilde sürdüğünü bildirdi. Açıklamada, şu an veya yakında bir arz güvenliği sorunu veya enerji krizi riski olmadığı aktarıldı. Türkiye’nin ABD, Azerbaycan, İran, Cezayir, Katar, Umman gibi ülkelerden boru gazı ve LNG tedarik etmesinin, arz güvenliğini çeşitlendirme ve tedarik esnekliğini artırma amaçlı teknik bir tercih olduğu, bu yaklaşımın rekabeti arttırdığı ve Türkiye’nin enerji güvenliğini güçlendirdiği ifade edildi. “ENERJİ KRİZİ İDDİALARI ASILSIZDIR” DMM, gündeme getirilen enerji krizi iddialarının gerçeği yansıtmadığını, enerji arzının çeşitli kaynaklarla güvence altına alındığını vurguladı. Kamuoyunun yanıltıcı haberler ve sosyal medya söylentileri yerine kurumların resmi açıklamalarına itibar etmesi gerektiği uyarısında bulunuldu.

Beyin göçü durmadı! Her 50 üniversite mezunundan biri yurt dışında! Haber

Beyin göçü durmadı! Her 50 üniversite mezunundan biri yurt dışında!

TÜİK'in yayımladığı verilere göre, 2024 yılında üniversite mezunlarının beyin göçü oranı %2,0 olarak sabit kaldı. Beyin göçünün en yoğun yaşandığı alan bilişim ve iletişim teknolojileri oldu. Yurt dışında Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya en çok tercih edilen ülkeler arasında yer aldı. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2024'te yükseköğrenim mezunlarının beyin göçü oranı %2,0 ile bir önceki yıl ile aynı seviyede kaldı. Kadın mezunların oranı %1,6 iken, erkeklerde bu oran %2,4 olarak ölçüldü. Vakıf üniversitesi mezunlarının beyin göçü oranı 2024 yılında %4,3, devlet üniversitesi mezunlarının ise %1,7 olarak açıklandı. Tam burslu vakıf üniversitesi mezunlarında bu oran %8,3, kısmi burslu mezunlarda %3,7, ücretli okuyanlarda ise %3,6 seviyesinde gerçekleşti. EN YÜKSEK BEYİN GÖÇÜ BİLİŞİM ALANINDA Farklı eğitim alanlarında incelendiğinde, bilişim ve iletişim teknolojileri mezunları %6,7 oranıyla en fazla yurtdışına göç edenler arasında yer aldı. Bunu, mühendislik, imalat ve inşaat (%4,4) ile doğa bilimleri, matematik ve istatistik (%2,7) izledi. MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİK ZİRVEDE Programlar arasında en yüksek beyin göçüne sahip lisans dalı moleküler biyoloji ve genetik oldu. Ardından işletme mühendisliği (%10,8), elektronik mühendisliği (%9,6), matematik mühendisliği (%9,5) ve biyomühendislik (%9,4) geldi. Öğrenim dili bazında bakıldığında, Fransızca eğitimi alan mezunların beyin göçü oranı %9,9 ile en yüksekti. Onları, İngilizce (%6,2), Almanca (%5,9) ve Rusça (%4,7) eğitim alan mezunlar takip etti. EN ÇOK TERCİH EDİLEN ÜLKE: ABD Yurt dışına göç eden mezunların en fazla tercih ettiği ülke %19,6 oranıyla ABD oldu. ABD'yi, Almanya (%19,4), Birleşik Krallık (%11,3), Hollanda (%7,0) ve Kanada (%5,2) izledi. ABD'ye göç edenler arasında elektrik-elektronik mühendisliği mezunları öne çıkarken, Almanya, Birleşik Krallık ve Hollanda'ya yönelenler arasında bilgisayar mühendisliği mezunları ağır bastı. Kanada'ya göç edenler arasında ise işletme mezunları dikkat çekti.

Gazze'de Ateşkes Kapıda. HAMAS ve ABD Anlaştı Haber

Gazze'de Ateşkes Kapıda. HAMAS ve ABD Anlaştı

Hamas: Kalıcı Ateşkes İçin Çerçeve Üzerinde Anlaşıldı, Nihai Yanıt Bekleniyor Hamas, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden saldırıları karşısında ateşkes sağlanması yönünde yürütülen diplomatik temaslara ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesi için yoğun çaba sarf edildiği belirtilirken, son girişimin ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yapılan görüşmeler kapsamında gerçekleştiği ifade edildi. Hamas, söz konusu görüşmelerde, kalıcı bir ateşkesin sağlanması, İsrail güçlerinin Gazze’den tamamen çekilmesi, insani yardımın engelsiz biçimde bölgeye ulaştırılması ve mutabakatın ardından Gazze’nin yönetiminin profesyonel bir komiteye devredilmesini içeren genel bir çerçeve üzerinde anlaşmaya varıldığını duyurdu. Ayrıca, anlaşmanın bir parçası olarak Gazze’de tutulan 10 İsrailli esirin ve bazı İsrailli cenazelerin teslim edilmesinin, karşılığında ise belirlenen sayıda Filistinli mahkumun serbest bırakılmasının öngörüldüğü aktarıldı. Bu süreçte arabulucuların teminat verdiği de vurgulandı. Hamas, bu çerçeveye ilişkin nihai yanıtını henüz vermediğini ve süreçte ilerleme sağlanması için bekleyişin sürdüğünü bildirdi. Öte yandan, İsrail ve ABD cephesinden konuyla ilgili resmi bir açıklama yapılmış değil. Hamas’a yakın kaynaklar, hareketin Witkoff’un sunduğu ateşkes önerisini kabul ettiğini öne sürerken, Axios haber sitesinden Barak Ravid’in aktardığına göre, Witkoff bu iddiaları yalanladı ve Hamas’ın tutumunu “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Gelişmeler, bölgede tansiyonun düşürülmesine yönelik diplomatik girişimlerin seyrine dair belirsizliği koruyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.