
Orta Doğu’da 28 Şubat 2026’da başlayan ve küresel sistemin temellerini sarsan çatışmalarda bugün tarihi bir kırılma yaşanıyor. İran İsrail savaşı son durum verilerine göre, 39 gündür devam eden yoğun bombardıman ve karşılıklı füze saldırılarının ardından taraflar, Pakistan’ın arabuluculuğunda 15 günlük geçici bir ateşkes için el sıkıştı. ABD Başkanı Donald Trump’ın "Hürmüz Boğazı'nın tamamen trafiğe açılması" şartıyla kabul ettiği bu duraklama, bölgede topyekûn bir imha savaşının eşiğinden dönülüp dönülmeyeceğine dair ilk somut umut ışığını yaktı. Tahran kanadı, yeni liderlik yapısı altında müzakere masasına oturmayı kabul ederken, İsrail’in bu sürece dair mesafeli tutumu diplomatik kulislerdeki gerginliği koruyor.
Hürmüz Boğazı Şartı ve Trump'ın Diplomatik ManevrasıSavaşın seyrini değiştiren en kritik hamle, ABD Başkanı Donald Trump’ın gece yarısı Truth Social üzerinden yaptığı açıklama oldu. Trump, İran’a yönelik operasyonların devam edeceği yönündeki sert retoriğini esneterek, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in yürüttüğü mekik diplomasisinin sonuç verdiğini duyurdu. Ateşkesin en temel ön koşulu, İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından kontrol altında tutulan ve küresel enerji arzının şah damarı olan Hürmüz Boğazı’nın derhal uluslararası seyrüsefere açılması olarak belirlendi.
Trump, paylaşımında "İran’a tanıdığım sürenin dolmasına saatler kala, Pakistan'ın sunduğu ve Hürmüz’ün açılmasını kapsayan öneriyi kabul ettim. Bombardımanlar 15 gün boyunca ertelenmiştir," ifadelerini kullanarak sahadaki askeri operasyonların askıya alındığını resmen teyit etti. Bu hamle, varil fiyatı 107 doları aşan petrol piyasalarında kısa süreli bir nefes alma alanı yaratsa da, Washington’ın bu süreci bir "teslimiyet protokolü" olarak gördüğü açıkça hissediliyor.
Pakistan'ın Kritik Rolü ve İslamabad ZirvesiBu süreçte İslamabad, krizin başından bu yana üstlendiği "dengeleyici" rolü bir üst seviyeye taşıdı. İran ve ABD arasındaki köprülerin tamamen atıldığı bir dönemde Pakistan ordusunun garantörlüğü, her iki tarafın da kabul edebileceği tek formül olarak öne çıktı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ateşkes süreci boyunca Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin İran ordusuyla koordineli bir şekilde sağlanacağını ve güvenlik protokollerinin yeniden düzenleneceğini açıkladı.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, müzakerelerin en geç 15 gün içinde İslamabad’da neticelendirilmesini hedefliyor. Tahran’dan gelen açıklamalar, "sahadaki askeri kazanımların siyasi bir tescile dönüştürülmesi" vurgusuyla dikkat çekiyor. Ancak bu söylem, özellikle Tel Aviv cephesinde kuşkuyla karşılanıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Trump’a "savaşın bu aşamasında bir anlaşma yapılmaması" yönünde baskı kurduğu iddiaları, ateşkesin ne kadar kırılgan bir zeminde olduğunu kanıtlar nitelikte.
İran İsrail Savaşı Son Durum: Sahadaki Kayıplar ve Enerji KriziSavaşın 39. gününe girilirken bilanço her geçen saat ağırlaşıyor. Pentagon kaynakları ve bağımsız gözlemciler, İran’ın askeri altyapısının ciddi oranda hasar aldığını belirtiyor. Bugüne kadar 6 binin üzerinde İranlı askeri personelin hayatını kaybettiği, 190’dan fazla balistik füze rampasının ve 150’ye yakın deniz aracının imha edildiği tahmin ediliyor. Ancak İran’ın misilleme kapasitesi de küçümsenmeyecek boyutta; ABD’nin 23 yıl sonra ilk kez bir çatışmada F-15E savaş uçağı kaybetmesi ve İsrail savunma bakanlığı kompleksinin yakınına düşen çok başlıklı füzeler, Tahran'ın savunma direncini simgeliyor.
İnsani boyutta ise durum bir felakete evrilmiş vaziyette. 90 milyonu aşkın sivil, hem ekonomik yaptırımların getirdiği gıda ve ilaç kıtlığıyla hem de enerji altyapısına yönelik saldırılarla mücadele ediyor. Buşehr Nükleer Enerji Santrali çevresindeki askeri hareketlilik, bölgede olası bir radyoaktif serpinti riskini de gündemde tutuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’nin yaptığı uyarılar, nükleer tesislerin hedef alınmasının sadece İran’ı değil, tüm Basra Körfezi ülkelerini yaşanamaz hale getirebileceği yönünde.
Liderlik Değişimi ve Tahran'ın Yeni StratejisiAteşkesin kabul edilmesindeki en önemli faktörlerden biri de İran’ın iç siyasetindeki dramatik değişim. Savaşın ilk haftalarında gerçekleşen saldırılarda Ali Hamaney ve Ali Laricani gibi isimlerin devre dışı kalmasının ardından, yönetimi Mücteba Hamaney’in devraldığı resmen doğrulanmış durumda. Yeni liderliğin, savaşın yıkıcı etkilerini sınırlamak ve rejimin bekasını korumak adına diplomasiye kapı araladığı görülüyor. Mücteba Hamaney’in onayıyla yürütülen müzakereler, İran’ın "stratejik sabır" politikasından "stratejik realizm"e geçtiğinin bir işareti olarak okunabilir.
Küresel Petrol Piyasalarında Ateşkes YankısıAteşkes haberinin duyulmasıyla birlikte, haftalardır panik alımlarıyla rekor kıran ham petrol fiyatlarında %8’lik bir geri çekilme yaşandı. Ancak analistler, 15 günlük sürenin kalıcı bir barışa dönüşmemesi durumunda Hürmüz Boğazı’ndaki risklerin fiyatlanmaya devam edeceğini vurguluyor. Küresel enerji arzının %20’sinin geçtiği bu darboğazın kapalı kalması, Avrupa ve Asya ekonomileri için geri dönüşü olmayan bir enflasyonist süreci tetikleyebilir.
İngiltere’nin ABD’ye "savunma operasyonları" için üs kullanım izni vermesi ve Rusya ile Çin’in BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto hamleleri, krizin sadece bölgesel değil, çok kutuplu bir dünya düzeninin hesaplaşma alanı olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki 15 gün, Orta Doğu’nun önümüzdeki yirmi yılını şekillendirecek olan diplomasi trafiğine sahne olacak.