Ahlaki Çöküş ve Devlet Düzenindeki Büyük Tehlike

Ahlaki Çöküş üzerine kritik açıklamalarda bulunan Mahmut Kara, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik ve güvenlik krizlerinin temelinde etik değerlerin kaybı olduğunu söyledi.

Haber Giriş Tarihi: 11.02.2026 21:21
Haber Güncellenme Tarihi: 11.02.2026 21:21

Türkiye bugün ekonomi, güvenlik, adalet ve demografi krizleriyle karşı karşıyadır ancak bu başlıkların hiçbiri asıl sebep değil; hepsi birer sonuçtur. Zafer Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Mahmut Kara, yaptığı kapsamlı açıklamalarda Türkiye'nin asıl meselesinin son 25 yılda sistemli biçimde derinleşen Ahlaki Çöküş süreci olduğunu vurguladı. Devleti ayakta tutan temel sütunların sadece kanunlar değil, aynı zamanda o kanunlara ruh veren ahlaki değerler olduğunu belirten Kara, ahlak çöktüğünde kurumların da kaçınılmaz olarak çökeceğini ifade etti. Kara’ya göre, bugün yaşanan toplumsal ve siyasal krizlerin her birinin kökeninde, kamu vicdanını yaralayan bu etik erozyon yatmaktadır.

​Ekonomik Krizin Altında Yatan Ahlaki Çöküş

​Ekonomik alanda yaşanan büyük çöküşün sadece yanlış faiz veya bütçe politikalarıyla açıklanamayacağını belirten Mahmut Kara, ekonomik yıkımın temelinde ahlaki bir çürüme olduğunu dile getirdi. Kamu kaynaklarının israf edilmesinin, liyakat yerine sadakatin ödüllendirilmesinin ve yandaş şirketlerin her koşulda korunmasının ekonomiyi içten içe kemirdiğini savunan Kara, "Fakirleşen milletin karşısında zenginleşen bir azınlık varsa, orada sadece ekonomik değil, derin bir ahlaki sorun vardır" ifadelerini kullandı. Bu süreçte emeğin değersizleştirilmesi ve alın terinin karşılığının verilmemesi, piyasanın işleyişinden ziyade adaletin ve ahlakın terazisinin bozulması olarak nitelendirildi.

​Siyasetin millete hizmet etme amacından koparılarak bir imtiyaz ve güç elde etme alanına dönüştürülmesi, Kara’nın en çok üzerinde durduğu noktalardan biri oldu. Kamu kaynaklarının belirli dar çevrelere aktarılmasına itiraz edenlerin susturulduğu veya "hain" ilan edildiği bir ortamda, yolsuzluk dosyalarının üzerinin örtülmesinin normalleştiğini vurgulayan Kara, "Bizden olan her zaman haklıdır" anlayışının devlet katına yerleşmiş bir yozlaşma hali olduğunu söyledi. Bu zihniyetin, devletin bir hukuk düzeni olmaktan çıkarılarak adeta bir ganimet alanı olarak görülmesine yol açtığı ve kamu malının kutsallığının yitirildiği belirtildi.

Milli Güvenlik ve Gençliği Hedef Alan Ahlaki Çöküş

​Mahmut Kara, toplumsal yapıyı ve devletin geleceğini tehdit eden unsurlar arasında uyuşturucu sorununun çok kritik bir yer tuttuğunu belirtti. Uyuşturucunun sadece bir sağlık veya asayiş sorunu olmadığını, doğrudan bir milli güvenlik tehdidi olduğunu savunan Kara, bunun bir milleti silahla değil, gençliğini çürüterek teslim almanın en sinsi yolu olduğunu ifade etti. Okul önlerine ve mahalle aralarına kadar sızan uyuşturucu trafiğinin, terör ve organize suç örgütleriyle iç içe geçtiğini belirten Kara, bu durumun ancak bir devletin ahlaki ve güvenlik zafiyetiyle bu seviyeye gelebileceğini vurguladı. Gençliğini kaybeden bir milletin geleceğini de kaybedeceği uyarısında bulunan Kara, uyuşturucuyla mücadelenin tavizsiz bir milli politika haline getirilmesi gerektiğini söyledi.

​Bu güvenlik zafiyetinin bir diğer boyutunun ise geçmişte yaşanan "açılım" süreçleri olduğunu hatırlatan Kara, terörle mücadele edilmesi gereken yerde terör odaklarıyla müzakere edilmesinin devlet ciddiyetini ve milli vicdanı derin şekilde yaraladığını dile getirdi. Şehitlerin hatırasının yok sayıldığı, terör örgütünün siyasi bir muhatap haline getirildiği bu sürecin, devletin ahlaki omurgasına vurulmuş bir darbe olduğunu savundu. Zafer Partisi’nin duruşunun net olduğunu belirten Kara, terörle pazarlık yapılamayacağını, yalnızca mücadele edilebileceğini ve üniter devlet yapısının asla tartışmaya açılamayacağını yineledi.

Adalet ve Kurumsal Kimliğin Erozyonu

​Devlet mekanizmalarının işleyişinde adaletin temel taş olması gerektiğini belirten Mahmut Kara, bugünkü tabloda hukukun yerine talimatların, utanma duygusunun yerine ise pervasızlığın hakim olduğunu belirtti. Yolsuzluğun "hizmet", kayırmacılığın "tecrübe", hukuksuzluğun ise "güçlü liderlik" adı altında topluma pazarlanmaya çalışıldığını ifade eden Kara, ahlakın yerini propagandanın, vicdanın yerini ise korkunun aldığını söyledi. Bir devletin hukuk düzeni olmaktan çıkıp keyfiyete teslim edilmesinin, o devletin varlık sebebini inkar etmek olduğunu vurgulayan Kara, ahlaki bir toparlanma olmadan ne ekonominin düzelebileceğini ne de milli güvenliğin tam anlamıyla sağlanabileceğini belirtti.

​Kara'ya göre, devletin yeniden bir hukuk düzeni haline gelmesi için ilk adım, liyakatin her alanda en üst değer olarak kabul edilmesidir. Sadakatin liyakatin önüne geçtiği her sistem, kendi çöküşünü de içinde taşır. Kurumlarda biriken bu nitelik kaybı, Türkiye'nin küresel rekabette geriye düşmesine ve toplumsal huzurun bozulmasına neden olmaktadır. Bu noktada Kara, adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, hayatın her alanında, özellikle de fırsat eşitliğinde tecelli etmesi gerektiğini savunmaktadır.

Zafer Partisi'nin Milli Yeniden İnşa Vizyonu

​Mahmut Kara, Zafer Partisi'nin mücadelesinin basit bir koltuk kavgası değil, ahlaki ve milli bir yeniden inşa mücadelesi olduğunu belirtti. Temsil ettikleri çizginin; devleti tarikatlara, cemaatlere, uyuşturucu baronlarına ve küresel projelere teslim etmeyen, Türk milletini yeniden devletin sahibi yapan bir duruş olduğunu vurguladı. Hukukun üstün olduğu, emeğin korunduğu ve her türlü suç odağıyla tavizsiz mücadele edilen bir Türkiye'nin mümkün olduğunu söyleyen Kara, "Ahlak olmadan devlet olmaz, devlet olmadan millet yaşayamaz" dedi ve sözlerine şöyle devam etti;

​Bu yeniden inşa süreci, sadece siyasi bir değişim değil, aynı zamanda toplumsal bir uyanış olarak kurgulanmaktadır. Kara, Türk milletinin kendi değerlerine sahip çıkarak bu Ahlaki Çöküş sarmalından kurtulacağına olan inancını dile getirdi. Devletin her bir hücresine sızan bu yozlaşmanın temizlenmesi için kararlı, cesur ve milli bir iradenin şart olduğunu belirten Kara, bu iradenin temsilcisinin de Zafer Partisi olduğunu ifade etti.

​Sınır güvenliğinden finansal şeffaflığa kadar her alanda atılacak adımların, ahlaki bir temel üzerine oturtulması gerektiğini hatırlatan Mahmut Kara, Türkiye’nin bu karanlık dönemi ancak kendi köklerine ve cumhuriyetin kuruluş felsefesine dönerek aşabileceğini söyledi. Kara, özellikle gençlerin uyuşturucu ve umutsuzluk sarmalından kurtarılmasının, vatan savunmasının en öncelikli cephesi olduğunun bir kez daha altını çizdi.